Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1399 E. 2026/1136 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1399
Karar No
2026/1136
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1399 Esas

KARAR NO: 2026/1136

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : (Kapatılan)İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 17/05/2022

NUMARASI: 2020/335 Esas, 2022/360 Karar

DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ

KARAR TARİHİ: 10/09/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...in inşaat tüm riskler sigorta poliçesi ile müvekkili nezdinde sigortalı olduğunu, 22/03/2018 tarihinde saat 06:45 sıralarında davalı şirketçe güvenliği sağlanan sigortalıya ait inşaat şantiyesinde hırsızlık olaya meydana geldiğini, hırsızların şantiye kapısından girerek depo içerisinde bulunan muhtelif malzemeleri çalarak kaçtığını, olayın meydana gelmesinde güvenlik zafiyetinin bulunduğunu, müvekkilinin hasar tazminatı olarak 19/07/2018 tarihinde sigortalısına 53,056,63 TL ödediğini, ödenen bedelin rücuen tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin adresi itibariyle Gebze İcra Müdürlüğü ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkili şirket ile dava dışı ...Group arasında yapılan sözleşme danışmanlık ve yönlendirme hizmetlerine ilişkin olduğundan müvekkilinin güvenlik hizmeti vermediğini, sözleşmeye göre işyeri güvenliğinden dava dışı şirketin sorumlu olduğunu, müvekkilinin özel güvenlik hizmeti veren bir şirket olmadığının resmi kayıtlar ile sabit olduğunu belirterek davanın öncelikle yetkisizlik sebebiyle usulden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:

İlk derece mahkemesince; dava dışı sigortalının özel güvenlik faaliyet belgesi olmayan davalının karşılama personelleri ile şantiyenin güvenliğini sağlamasının mümkün olmadığı, bu durumu sözleşmeyi imzalayan tarafların bilmesi gerekeceği, ayrıca davacının özel güvenlik izni, davalı şirketin de özel güvenlik faaliyet izninin bulunmadığı hususları da nazara alındığında hırsızlık olayının meydana gelmesinde davalının %70, sigortalının ise %30 kusurlu olduğu, davacının ödediği miktardan kusur indirimi yapıldıktan sonra kalan 39.650,41 TL yönünden itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine dair karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:

Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dinlenilen davalı tanığı ve aynı zamanda davalı çalışanı olan ...'nun beyanları ve bilirkişi heyeti raporu ile, davalının sigortalı işyerinde güvenlik faaliyeti sunduğunun açıkça ortaya konduğunu, sigortalıya özel güvenlik hizmet sözleşmesi yapmadığı yönüyle özensiz davrandığından bahisle %30 kusur atfedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, gerekli önlemleri alan sigortalısının bir kusurunun bulunmadığını, davalının sözleşme kapsamında uygun hizmet vermeyerek sorumluluğunu yerine getirmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili şirketin sözleşme gereği dava dışı ...ya yalnızca danışmanlık ve yönlendirme amaçlı resepsiyonda çalışacak işçi istihdamı sağladığını, müvekkili tarafından güvenlik hizmeti verilmediğini, bu yönde somut bir delilin olmadığını, kaldı ki bu hususta müvekkilinin özel izni bulunmadığı gibi izin talebinin de bulunmadığını, bu nedenle sorumluluğuna gidilmesinin açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkiline atfedilen kusur oranının fahiş ve haksız olduğunu, zira kusur oranlarının tespitine ilişkin rapor aldırılmadan afaki oranlar üzerinden müvekkilinin sorumluluğuna gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:

Dava, sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia edilen davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.

Davanın ilk olarak açıldığı İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/11/2019 tarih ve 2018/1168 Esas 2019/1086 Karar sayılı kararı ile verilen yetkisizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği yetkili mahkemece işbu istinaf başvurusuna konu kararın verildiği anlaşılmıştır.

Davacının, davalı hakkında .... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında 53.056,63 TL asıl alacak ve 1.242,83 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 54.299,46 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.

Davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı ...A.Ş.-...A.Ş. adi ortaklığı arasında 18/07/2017-18/07/2020 tarihleri arasında geçerli İnşaat Tüm Riskler Sigorta Poliçesi akdedildiği, 22/03/2018 tarihinde hırsızlık olayı gerçekleştiğinden bahisle sigortalısının oluşan zararına karşılık davacı tarafından 19/07/2018 tarihinde 53.056,63 TL ödendiği, ödenen bedelin rücuen tahsiline yönelik yapılan takibe itiraz üzerine ise işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 16/06/2021 tarihli raporda; davalının, sigortalının şantiyesinde güvenlik hizmeti sunduğu, personellerin dikkatsizliği, duyarsızlığı, tecrübesizliği, kusur ve ihmalleri nedeniyle, beyaz renkli ... marka aracın durdurulup niçin geldiği sorgulanmadan ve kayıt altına alınmadan şantiye alanına girmesi nedeniyle şantiyede meydana gelen hırsızlık olayının önlenemediği, bu nedenle meydana gelen hırsızlık olayından davalının sorumlu olduğu, sigortalının ise şantiyesindeki varlıkların korunması yönünde, yeterli sayıda personeller ile teknik ve fiziki yönden önlemleri almış olduğu, ancak işveren olarak, özel güvenlik hizmetinin yasal prosedürlerin tamamlanmasından sonra, özel güvenlik hizmetlerine ilişkin mevzuat doğrultusunda özel güvenlik hizmet sözleşmesi yapmayarak özensiz davrandığı bildirilmiştir.

Farklı bilirkişi heyeti tarafından sunulan 31/12/2021 tarihli raporda; hırsızlığın meydana geldiği tarih itibariyle, çalınan malzemelerin piyasa rayiç bedelinin 56.643,45 TL olduğu bildirilmiştir.

6102 sayılı TTK'nun 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur.

TTK'nun 1472. maddesinden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir.

Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür.

Uyuşmazlık, dava dışı sigortalının şantiyesinde gerçekleşen hırsızlık olayı sebebiyle davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve sorumluluğu varsa bu halde mahkemece taraflara atfedilen kusur oranlarının yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Somut olayda, dava dışı sigortalı ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşme uyarınca, davalı şirket tarafından danışmanlık ve yönlendirme hizmeti verileceği kararlaştırılmıştır. Davalı taraf da, sözleşmenin güvenlik hizmetini kapsamaması sebebiyle sorumluluğunun bulunmadığını iddia etmektedir. Oysa tanık olarak dinlenen davalı şirket personeli olarak şantiyede çalışan ...'nun beyanlarından, şantiyenin güvenliğini sağlama görevlerinin bulunduğunun da anlaşıldığı, ayrıca sözleşmede, sigortalı tarafından yapılmış ve halen kurulu düzen çalışan güvenlik devriye hizmetinde kullanılan TOM sisteminin her yarım saatte bir okutulacağının da kararlaştırıldığı dikkate alındığında davalı şirketin şantiyede fiilen güvenlik hizmeti verdiği sabittir.

Yapılan yazışmaların cevabına göre, davalı şirket adına düzenlenmiş özel güvenlik şirketi faaliyet izin belgesinin bulunmamasının özel güvenlik mevzuatına ilişkin sonuçları olsa da, bu durum davalının güvenlik hizmeti vermesine engel bir durum değildir. Buna göre etrafı alüminyum levhalar ve dikenli teller ile çevrili ve kamera sisteminin bulunduğu, ayrıca giriş çıkışın tek nizamiyeden gerçekleştiği şantiyeden araçla girilerek kilitli haldeki depodan malzemelerin çalınması sebebiyle davalı şirketin kusurlu olduğu sabittir.

Kaldı ki durdurulup niçin geldiği sorgulanmayan aracın şantiyeye alınması "güvenlik hizmeti" dışında davalının sözleşme ile kararlaştırılan danışma ve yönlendirme hizmetini de gereği gibi yerine getirmediğini, bu anlamda bir zafiyet bulunduğunu da gösterir. Öte yandan, özel güvenlik şirketi faaliyet izin belgesi bulunan ve profesyonel olarak özel güvenlik hizmeti sağlayan bir şirket ile inşaat şantiyesi gibi bir alanının güvenliğinin sağlanmasına yönelik sözleşme yapmaması sebebiyle dava dışı sigortalının da kusurlu olduğunu kabul etmek gerekir.

Sonuç olarak, dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, hükme esas alınan bilirkişi raporunun ve diğer delillerin dosya kapsamına uygun olmasına, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirme ile kusur oranları takdirinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nun 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre mahkemece tesis edilen karar isabetli olup taraf vekillerinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-(Kapatılan)İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/... Esas, 2022/... Karar sayılı ve .../05/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 677,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 55,00 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.10/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1399, K. 2026/1136, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1399-e-2026-1136-k-fc8ca0595895