Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/899 E. 2026/1377 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/899
- Karar No
- 2026/1377
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/899 KARAR NO : 2026/1377
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/02/2026 NUMARASI : 2026/118 Esas 2026/119 Karar DAVA : TAZMİNAT BAM KARAR TARİHİ : 09/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/06/2026
Davalı ....Şirketi vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle ; müvekkilinin görevli gümrük memuru olarak 20.09.2023 tarihi, saat 18.50 de Aliağa Su İskelesi açıklarında akaryakıt transferi yapan davalılardan ....Şti'ne ait ..... isimli gemiye geldiğini, müvekkilinin görevinin bitmesinden ve geminin yakıt ikmali yapmasından sonra saat 22.00 sıralarında gemiden ayrılmak üzere filikaya binerken, filikayı denize indiren vincin dava dışı.....isimli gemi personeli tarafından manuel olarak çalıştırılması sebebiyle Müvekkilinin eli, makara ve çelik halat arasında kaldığını ve sol elinin dört parmağının koptuğunu, Uzuv kopmasıyla sonuçlanan olayın meydana gelmesinden sonra Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığı'nda yürütülen soruşturma kapsamında aldırılan 16.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilinin .....'ün kusurunun olmadığı, davalılardan .....'nin Müvekkilin gemiye intikali ve gemiden tahliyesindeki sorumluluğunu, Gümrük Yönetmeliği hükümleri gereğince tanımlanmış hükümlerini ihmal etmesi sebebiyle sorumlu olduğu, ve davalılardan .... çalışanları gemi kaptanı ....'in "cankurtarma botunun kullanılmasına izin vermesi, talimatlara uygun davranılmasındaki gözetim ve denetim sorumluluğunu ihmal etmesi ve tehlikeli ortam oluştuğunu bildiği halde bu uygulamada inisiyatif kullanması sebebiyle kusurlu olduğu", ve .... ..'in bir diğer çalışanı gemi personeli ......'nun ".... adlı gemi için hazırlanmış olan 'Acil Durumlarda Kullanılması Gereken Hızlı Bot Kullanım Talimatı'na aykırı davranması, acil botun denize indirilmesi sonrasında tahliye edilecek personelin bota uygun ortamda transferi yapılması talimatına aykırı davranarak bot ile kıyıya taşınacak olan personelin geminin küpeşte hizasına getirdikten sonra gümrük memuru, survey ve diğer gemi personelinin bota binmesine izin vermesi ve talimata uygun davranmaması nedeniyle kusurlu olduğu hususunda rapor alındığını, ceza soruşturması sonunda kamu davası açıldığını ve Aliağa 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2024/332 Esas numarası ile derdest olduğunu, davalıların her birinin meydana gelen olayda kasta yakın ağır ihmal ve kusurları olduğunu, davalılardan ....., kendisine ait gemide kendisi için çalışan gemi kaptanının aldığı hatalı inisiyatif ile can kurtarma botunun kullanılmasına izin verdiği, aynı zamanda diğer personel üzerindeki gözetim - denetim yükümlülüğünü ihmal etmesinin yanında bir diğer gemi çalışanının talimatlara aykırı hareketle uygun olmayan ortamda personel tahliyesine girişmesi yüzünden adam çalıştıran sıfatıyla meydana gelen olayda tam ve asli sorumlu olduğunu, diğer davalı ...... de müvekkilinin gemiye intikali ve gemiden tahliyesinde uyulması gereken Gümrük Yönetmeliği hükümlerini ihmal etmesi sebebiyle tam ve asli sorumlu olduğunu, kaza sebebi ile Müvekkilinin ekonomik geleceği ağır şekilde sarsıldığını, 2023 yılı Eylül ayında geçirdiği kazadan sonra 2024 yılı Şubat ayına kadar uzun süre geçici olarak iş göremediğini, müvekkilinin birçok parmağının kopması ile yaşadığı fiziki acının ve yaşadığı korkuların yanında bir de iş hayatının büyük oranda bitmesi, maluliyeti, efor kaybı, kazadan sonra perişan olması ile yaşadığı manevi kayıpların çok fazla olduğunu, davalıların müvekkiline ne maddi ne de manevi destek olmadıklarını belirterek ; 29.09.2023 tarihinde meydana gelen olay nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla; müvekkilinin uğradığı maddi zararlara karşılık gelmek ve zarar miktarının tam ve kesin olarak belirlenebilir olduğu anda arttırılmak üzere; şimdilik 1.000.-TL geçici iş görememezlik tazminatının, şimdilik 1.000.-TL sürekli iş görememezlik tazminatının, müvekkilin bedensel zarar nedeni ile çalışma ve iş gücü kaybı/maluliyeti sebebi ile kazanamadığı ücretler için şimdilik, 100,00.-TL maddi tazminatın tedavi, ulaşım vs. giderleri nedeni ile şimdilik, 100,00.-TL maddi tazminatın, müvekkilin uğradığı manevi zararlara karşılık gelmek üzere 1.000.000.-TL manevi zararın olay tarihinden itibaren avans faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı.... vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacının hiçbir zaman müvekkili şirket bünyesinde çalışmadığını 04.06.2025 tarihli bilirkişi heyet raporu uyarınca sabit olduğu üzere yaşanan kazada müvekkili şirketin hiçbir kusurunun bulunmadığını bu nedenle husumet itirazlarının bulunduğunu, davacının müvekkili Şirket aleyhine haksız fiil sebebiyle tazminat talebiyle iş bu davayı açtığını fakat davacı tarafından ileri sürülen taleplerinin zamanaşımına uğradığını, esasa ilişkin olarak da, müvekkili şirkete yöneltilen davada, dava konusu olayın müvekkili şirketin olumlu ya da olumsuz herhangi bir davranışı neticesinde meydana gelmediğini, meydana gelen kazada müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığının sabit olduğunu, meydana gelen kazadan davalı Müvekkili Şirketin kendisinin gemiye intikali ve gemiden tahliyesinde uyulması gereken Gümrük Yönetmeliği hükümlerini ihmal etmesi sebebiyle tam ve asli sorumluluğunun bulunduğu, ceza soruşturması sonunda hazırlanan iddianame ile kamu davası açılmış olduğu, Aliağa 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2024/332 Esas numarası ile derdest olan ceza yargılaması kapsamında alınan 04.06.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunun, soruşturma aşamasında alınan rapordaki kusur durumunda herhangi bir değişiklik yaratmadığı iddia edilmişse de işbu iddialar tamamen haksız ve gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkili Şirket yönünden kusur değerlendirmesinin tamamen soruşturma dosyasında tutulmuş olan ifade tutanakları esas alınmak suretiyle gerçekleştirilmiş olmakla beraber, davalı müvekkil Şirketin muhtemel kusuru yönünden gerçekleştirilen incelemede tanık ifadeleri dışında kazanın gelişimine etki edebilecek herhangi bir somut olay/olgu değerlendirmeye alınmadığını, müvekkili şirketin kusur tespiti yönünden ifadeleri esas alınan kişiler kazazedenin kendisi ile kazanın yaşanmasında asli sorumlulardan ....'nun bizzat kendisi olduğunu, ifadelerin tarafsızlıktan uzak olmasına rağmen bu ifadeler esas alınmak suretiyle Müvekkil Şirkete kusur atfedilmiş olmasının tamamen hatalı olduğunu, 5 Asliye Ceza Mahkemesince alınan raporda,.....'in yaşanan bu iş kazasında teknik yönden etken eylemi ve ihmali olduğu, ....'nun yaşanan bu iş kazasında teknik yönden etken eylemi ve ihmali olduğu ve söz konusu iş kazasına ait başkaca kişi ve kuruluşların olayın kök sebebi itibariyle ihmali olmadığının kanaatine varıldığını belirterek; Müvekkili şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... vekili cevap dilekçesi ile; söz konusu davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin olay tarihinde davaya konu geminin yöneticiliğini üstle nitekim tüm gemiler için bilgi havuzu olan herkesin erişebildiği ve uluslararası geçerliliğe sahip equasis sisteminde de görüleceği üzere davaya konu ... ımo numaralı ..... (eski adıyla)/... (yeni adı) isimli geminin olay tarihindeki donatanı müvekkili şirketin olmadığını, adam çalıştıranın sorumluluğu ileri sürülerek geminin donatanı olmayan müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinin yerinde olmadığını, mahkememizin söz konusu davaya bakmaya görevli mahkeme olmadığını, davacının söz konusu gemide uzuv kopması şeklinde yaralanması ile sonuçlanan bu elim hadisede davacı, gemi mürettebatının kusurlu olduğunu ve dolayısıyla müvekkilinin de adam çalıştıran sıfatı ile sorumlu olduğunu iddia ederek müvekkil aleyhine maddi ve manevi tazminat davası ikame edildiğini fakat davacının iddia ve taleplerini hiçbir kabul anlamına gelmemekle birlikte söz konusu olayda kanunen gemi yöneticisi sıfatını haiz müvekkiline herhangi bir talep yöneltilebilmesi için öncelikle ihtilafın hangi hükümlerden kaynaklandığının çözümlenmesi gerektiğini, ihtilafın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca donatan ve kaptanın sorumluluğuna ilişkin hükümlerden kaynaklandığının açık olduğunu, davaya konu olay mürettebatın kusuru ile değil, davacının kusurlu davranışları sonucunda meydana geldiğini, davacı iş sağlığı ve güvenliği açısından gerekli eğitimleri almadığını ve gemiye çıkabilmesi için yeterliliğinin de bulunmadığını, Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2023/9337 soruşturma numaralı dosyası kapsamında düzenlenmiş olan 16.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda somut olayda diğer davalı .... A.Ş. ile Aliağa Gümrük Müdürlüğünün de ciddi düzeyde kusurlu olduklarının sabit olduğunu, müvekkili şirketin TBK nun md.66 gereği adam çalıştıran sıfatıyla üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, müvekkile herhangi bir sorumluluk atfedilemez olduğunu belirterek; davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; haksız fiilden kaynaklı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Somut olayda HSYK'nın 10.07.2012 tarihli ve 1888 sayılı kararına göre; "6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5'inci maddesinin 2'nci bendi gereğince İzmir 6'ncı Asliye Ticarete Mahkemesinin Türk Ticaret Kanunundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmak üzere münhasıran görevlendirilmesine, İzmir Asliye Ticaret Mahkemelerinde Deniz İhtisas Mahkemesi sıfatıyla görülmekte olan dava ve işler ile arşiv dosyalarının İzmir 6'ncı Asliye Ticaret Mahkemesine devrine, İzmir 6'ncı Asliye Ticaret Mahkemesinde derdest bulunan dosyalara bakılmaya devam edilmesine, bundan sonra 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5'inci maddesinin 2'nci bendi kapsamında açılan davalar dışında bu mahkemeye tevziden iş verilmemesine" şeklinde karar verildiği görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. Maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4. Madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı, bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebileceği hüküm altına alınmıştır. HSK'nın Birinci Dairesinin 10.07.2012 tarihli ve 1888 sayılı kararı ile daha sonrasında alınan 08.09.2014 tarihli ve 1945 sayılı kararlarıyla, asliye ticaret mahkemelerinin Türk Ticaret Kanunu'ndan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmak üzere İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi ve İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevlendirilmelerine karar verilmiştir. Yukarıda belirtilen nedenlerle eldeki somut dava dosyası açısından, Aliağa 1. Asliye Hukuk Mahkemesince, görevli mahkemenin Deniz İhtisas Mahkemesi olarak İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi olarak belirlenmesi gerekirken dosyanın yetkili ve görevli Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'ne (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) gönderilmesine karar verilmesinin yerinde olmadığı..." gerekçesi ile; Görevli mahkemenin Deniz İhtisas Mahkemesi olduğuna, Dosyanın Deniz İhtisas Mahkemesi olarak görevli bulunan İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmek üzere İzmir Hukuk Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı ..... A.Ş vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı .... A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece görevsizlik kararı verildiğini, yerleşik içtihatlar uyarınca Deniz İhtisas Mahkemeleri'nin görev alanının tespitinde uyuşmazlığın deniz ticaretinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının esas alındığını, anılan davanın haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat alacağı taleplerine ilişkin olduğunun sabit olmakla beraber dava konusu taleplerinin deniz ticaretinden kaynaklanmadığı hususlarının da göz önünde bulundurulduğunda Deniz İhtisas Mahkemesinin görevli olduğuna yönelik verilen kararın hatalı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır. Dava; haksız fiilden kaynaklı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 5/2. maddesi "Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir" şeklinde düzenlenmiştir. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararının 18. maddesi ile İzmir'de kurulup faaliyete geçirilen Deniz İhtisas Mahkemeleri'nin yargı alanı, İzmir il mülki hudutları olarak belirlendiğinden, İzmir ili mülki hudutları içerisinde bulunan mahkemeler bakımından da Deniz Ticaret ve Deniz Sigortaları'ndan kaynaklanan uyuşmazlıklarda HSK tarafından görevlendirilen Ticaret Mahkemeleri ihtisas mahkemesi olarak görevlidir. Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK.nun 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı .....Şirketi vekilinin istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 23/02/2026 tarih ve 2026/118 Esas 2026/119 Karar sayılı kararına karşı, davalı ..... Şirketi vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ....Şirketi tarafından alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı alındığından ve yeterli olduğundan, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı ....Şirketi tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 7-Kararın resen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/06/2026