Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/274 E. 2026/876 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/274
Karar No
2026/876
Karar Tarihi

T.C.

ERZURUM

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/274

KARAR NO : 2026/876

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 28/02/2024 (Karar)

NUMARASI : 2024/49 Esas, 2024/130 Karar

DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 10/06/2026

KARAR YAZIM TARİHİ : 10/06/2026

Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmiş olup, söz konusu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09/02/2016 tarihinde ...'noın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılıyabancı uyruklu tırın yakınları ...'nın kullanmakta olduğu Erzurum ...Belediyesine ait ... plaka sayılı araca çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında ...'nın vefat ettiği, olayda maddi tazminat taleplerinin davalı taraftan talep edilmesine rağmen uzlaşma sağlanamadığını, davacılardan ... için 200.000,00-TL, ... için 200.000,00-TL, ... için 50.000,00-TL, ... için 150.000,00-TL, ... için 150.000,00-TL, ... için 50.00,00-TL, ... için 150.000,00-TL, ... için 150.000,00-TL, ... için 50.000,00-TL, ... için 50.000,00-TL, ... için 50.000,00TL, ... için 50.000,00-TL olmak üzere toplam 1.200.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, maddi tazminat haklarını ıslah etmek üzere karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP :

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, karşı tarafın başvuru şartı gerçekleşmediğini, zarar görene vekaleten kurumlarına başvuru yaptıklarını, kurumlarının ... için 106.977,00-TL, ... için 24.763,00-TL ödenmesine karar verdiklerini, makbuz ve ibraname gönderdikleri hak sahiplerinin işbu tazminatı almak yerine tahkim yoluna başvurduklarını, başvurunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili kurumun manevi tazminat taleplerinden sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece yapılan yargılama sonunda;" TTK'nun 5/A maddesinin 1. fıkrası uyarınca, TTK'nun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.

Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince, "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğu uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmü bulunmaktadır.

Mahkememizce . nolu celse, ... nolu ara kararı ile, davacı taraflara TTK'nın 5/A ve Arabuluculuk Kanunun 18/A maddeleri kapsamında arabuluculuk son tutanağının mahkememize sunmaları için bir haftalık kesin süre verildiği, bu süre içerisinde eksiklik giderilmediği takdirde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verileceğinin ihtar edildiği anlaşılmış ancak davacılar vekilince arabuluculuk görüşmelerine ilişkin son tutanağın sunulmadığı görülmüştür.

Tüm dosya kapsamı ve Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi 2021... Esas, 2023/.... Karar ve 19/06/2023 tarihli ilamı birlikte değerlendirildiğinde; davacılar tarafından davalı ...'na karşı açılan davanın zorunlu arabulucuya tabi ticari dava olduğu, ticari davalarda Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince arabuluculuk yoluna başvurmanın dava şartı olduğu, davacılar vekilinin arabulucuya başvurmadan davayı açtığının duruşmadaki beyanı ile sabit olduğu anlaşılmakla dava şartı yokluğu sebebiyle HMK'nun 138.maddesi uyarınca davanın usulden reddine" gerekçesiyle davanın usulden reddine

karar vermiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın açıldığı ve yargılamanın yapıldığı süreçte dava şartı olarak arabuluculuk başvurusu zorunluluğu bulunmadığını, bu eksikliğin giderilmesi için süre verilmediğini, hüküm kurulurken davacı sayısına göre vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:

Dava, ZMSS poliçesi bulunmayan aracın karıştığı trafik kazası dolayısıyla destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama da zorunlu arabuluculuğa başvurulmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

Dava şartları, davanın esası hakkındaki yargılamanın devamı için gerekli olan şartlar olup, davanın açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. Bu nitelikleri gereği de eksiklik bulunması halinde tamamlanabilir olup olmadıklarına göre ve 6100 sayılı Kanun'un 114 ile 115 inci maddelerindeki düzenlemeler kapsamında ele alınmaları gerekir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun(2918 sayılı Kanun) 97 nci maddesi ile, zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiştir. Buna göre zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamı dahilinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması bir dava şartı olarak öngörülmüştür.

2918 sayılı Kanun'un 97 nci madde değişikliği ile sigorta şirketine başvurunun dava şartı haline getirilmesinin amacı zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında dava yoluna gitmeden önce rizikonun gerçekleştiği konusunda bilgisi olmayan ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulmasının sağlanması suretiyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargıya taşınmadan çözülmesi böylece hem talepte bulunanın tazminat alacağına bir an önce kavuşmasının temini hem de yargının iş yükünün azaltılmasıdır.

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun(6325 sayılı Kanun) “Dava şartı olarak arabuluculuk” başlıklı 18/A maddesinin (18) numaralı fıkrasında “Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz.” hükmü yer almıştır.

Somut olayda; her ne kadar İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi davalar arasında yer aldığı, davacıların arabuluculuğa başvurmadan dava açtığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş ise de, davalı .... 17 Nisan 2020 tarih, ... sayılı yazısına göre ...'nın vefatı nedeniyle hak sahipleri tarafından 17/01/2017 tarihinde kuruma başvuru yapıldığı ve hasar dosyasının oluşturulduğunun bildirildiği, bu şekilde davalı Kurumun rizikonun gerçekleştiği ve kapsamı konusunda bilgi sahibi olduğu dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 97 nci maddesi ile amaçlanan durumun gerçekleştiği anlaşılmaktadır.

Şu durumda İlk Derece Mahkemesince; 2918 sayılı Kanun'un 97 nci maddesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği dava şartı olarak düzenlenmiş olup, 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin (18) numaralı fıkrası gereğince ayrıca arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu gözetilerek işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Bknz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2022/6627 E.-2025/8872 K., 2026/3130 E.-2026/4439 K. sayılı ilamları bu yöndedir.)

Açıklanan bu nedenlerle davacılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile mahkemece verilen kararın HMK'nın 355, 353/(1)-a-6. maddeleri uyarınca kaldırılmasına dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine,

4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,

5-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,

6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 362-(1)/g maddesi gereğince kesin olmak üzere 10/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/274, K. 2026/876, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-274-e-2026-876-k-6a71fee74510