Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/730 E. 2026/1258 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/730
Karar No
2026/1258
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/730 - 2026/1258 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/730 KARAR NO : 2026/1258

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/06/2022 NUMARASI : 2019/602 E. 2022/473 K.

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN :DAVALI VEKİLİ KARAR TARİHİ :23/09/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH :21/10/2026

Dairemizin 26/06/2025 tarih, 2023/1864 E., 2025/1246 K. sayılı kararı Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20/04/2026 tarih, 2025/4015 E., 2026/2315 K. sayılı ilamı ile bozularak Dairemize gönderilmiş, dosya yukarıda yazılı esasa kaydedilerek, duruşmalı olarak yeniden incelenerek, aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının, davalı şirket ile ... (...) ihalesine girmeyi planladıklarını, Türkiye' deki diğer sismik gemi ... sismik yönetimini yapmakta olan davalı şirket ile davacı şirketin ihaleye ... iş ortaklığı olarak girmeyi önerdiğini, ihale günü tüm evraklarının ...'ya teslim edildiği, özellikle davalı şirket ...'ya SGK ve vergi borcu olmaması gerektiği, olması halinde yaşanabilecek mağduriyetlerin anlatıldığı, ancak davalı şirketin SGK borcu çıktığını, ihale tarihi itibarıyla borcu çıkması nedeniyle ...'nın sözleşmeyi imzalamadığını, davalı şirketin ihale sonrası SGK borcunu kapatsa da ihale tarihinde borçlu olduğundan geçici teminat mektubunu bankaya göndererek paraya çevirdiğini, davalının zararın kendisi tarafından karşılanacağını belirttiğini ancak 31.07.2019 tarihinde 230.000,00 TL EFT yaptığını, oluşan zararın tamamının davalı şirketin kusurlu davranması ve özen yükümlülüğünü ihlal etmesi sonucu oluştuğunu, davalı hakkında Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2019/11681 E. sayılı dosyasından toplam 299.000,00 TL üzerinden icra takibi başlattıklarını, davalı şirketin icra takibine itiraz ettiğini belirterek; itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde, icra dosyasına yetki itirazında bulunduklarını, itirazın incelenip sonuçlandırılmadığını, davalı şirketin bu işlemden doğan zararlardan haklarına düşen kısmı ödediklerini belirterek, davanın reddini savunmuştur. MAHKEME KARARI: Mahkemece, davalı tarafın sigorta ve prim borcunun bulunması nedeniyle iş ortaklığı ihale sözleşmesi imzalayamadığından, davacının zararının tamamını davalıdan talep edebileceği, bilirkişilerin buna ilişkin görüşü kabul edilerek, bu kapsamda dosyaya sunulan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu ve bilirkişi raporunda hesaplanan itiraza konu alacak toplamının 291.559,70 TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalının, icra dosyasına yöneltilmiş olan itirazının kısmen iptali ile 291.559,70 TL alacak üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak likit olup davalı taraf haksız olduğundan alacağın %20'si olan 58.311,94 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf talebinde, ihalenin fesih edilmesi olayında kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, mahkemece eksik incelemeye dayalı hukuka aykırı karar verildiğini, tüm şartlar hazır olsa da ihaleyi kazanamayacaklarının ortada olduğunu, adi ortaklıkta zararın ve karın % 50, %50 oranında paylaşılması gerektiğini, kusur oranının önemli olmadığını, aksi düşüncelerle kusur durumu gözetilmeden tüm zarardan sorumlu tutulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, tüm edimlerini yerine getirmesine rağmen zarardan sorumlu tutulmasının haksız olduğunu, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda açık bir şekilde davalı taraf olarak hiçbir şekilde kusur ve maddi külfet yüklenilmemesine dair rapor hazırlanıldığı halde aksi yönde karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, davacının, davalı şirketin kusurlu davranışından dolayı teminat mektubunun irat kaydedilmesi nedeniyle uğradığı zararın tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Uyuşmazlık, iptal edilen ihale masraflarının kusurlu olduğu iddia edilen iş ortağı davalı şirketten talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Görüşüne başvurulan E. Sayıştay Uzman Denetçisi ile Nitelikli Hesaplamalar bilirkişileri 07.06.2022 tarihli raporlarında; tarafların oluşturduğu iş ortaklığı, dava dışı ...’nün açtığı ... nolu “... Sismik Operasyon ve İşbaşı Eğitim Hizmet Alımı işi” ihalesini kazanmış ise de davalı ... ... Hiz. San ve Tic. A.Ş. firmasının verdiği belgede sigorta ve prim borcunun bulunması nedeniyle sözleşme imzalanamadığı ve davacının verdiği teminat mektubunun ihale bedelinin %3’lük kısmına denk gelen kısmının irad kaydedildiği, bu kapsamda İdarece davacıdan 12.07.2019 tarihinde 509.985,00.TL (irad kaydedilen kısım), 17.07.2019 tarihinde 11.574,70 TL (teminat mektubu kur farkı ve faiz) olmak üzere toplam 521.559,70.TL tahsilat yapıldığı, davalı şirket tarafından ‘2019/230976 nolu ihale teminat bedeli hissemize düşen bedel ödemesi’ açıklamasıyla davacı şirket hesabına 31.07.2019 tarihinde 230.000,00.TL ödeme yapıldığı, Mahkemece davacının zararının tamamını davalıdan talep edebileceğinin kabul edilmesi halinde; davacının Ankara 3. İcra Dairesi’nin 2019/11681 E. sayılı dosyası çerçevesinde 31.08.2019 takip tarihi itibarıyla; 291.559,70 TL alacağının (karşılanmamış zararı) söz konusu olacağı, davalının savunmasına nazaran adi ortaklıkta zarara eşit katlanılacağının kabul edilmesi halinde ise; davacının Ankara 3. İcra Dairesi’nin 2019/11681 E. sayılı dosyası çerçevesinde 31.08.2019 takip tarihi itibarıyla bir alacağının söz konusu olmayacağı belirtilmiştir. Mahkemece, davalı tarafın sigorta ve prim borcunun bulunması nedeniyle iş ortaklığının ihale sözleşme imzalayamadığından, davacının zararının tamamını davalıdan talep edebileceği kanaatine ulaşılarak, bilirkişilerin buna ilişkin görüşü kabul edilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Dairemizce, taraflar arasında yapılan anlaşma gereği ortaya çıkacak zararlardan tarafların ( %50- %50 ) eşit oranda sorumlu olacağının düzenlendiği, bu zararlarda kusur izafesine dair bir belirleme yapılmamış olup hangi tarafın kusurlu olduğuna bakılmaksızın bu oranın belirlendiği, tarafların kar ve zararlarının ortak olduğu, davalı şirketin kendi üzerine düşen zararın ödemesini yaptığı anlaşılmış olmakla mahkemece; davanın kısmen kabulüne ilişkin karar verilmesi doğru görülmemiştir. Belirtilen nedenlerle ve dosya kapsamına göre yapılan inceleme sonucunda davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nun 353/1-b.3. maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin "davanın kısmen kabulüne," ilişkin kararının kaldırılarak, "davanın reddine" ilişkin HMK.'nun 353/1-b,3 maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmiş, bu kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20/04/2026 tarih, 2025/4015 E., 2026/2315 K. sayılı ilamı ile “ Somut olayda; tarafların iş ortaklığı beyannamesi ile ... tarafından ihaleye çıkarılan operasyon ve hizmet alımı işi ihalesine katılmak amacıyla ortaklık kurdukları, sözleşmeden doğan yükümlülükler kapsamında müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ifade ettikleri, ortaklığın %50 hisseli olmasının kararlaştırıldığı, ihale sonucunda ortaklığın sözleşme yapmaya davet edildiği, ancak 23.07.2019 tarihli Kurum yazısı ile 4734 sayılı Kanun ve şartname gereği davalının sigorta prim borcu bulunması nedeniyle sözleşme imzalanmadığından %3'lük geçici teminatın gelir kaydedildiği görülmektedir. Ortaklığa konu sözleşmenin imzalanmaması nedeniyle oluşan zararın, davalının sigorta prim borcundan kaynaklanması nedeniyle özen borcu yükümlüğünü yerine getirmeyen davalı davacının zararını karşılamakla yükümlüdür. Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince; davalının özen yükümlülüğünü yerine getirmediği gözetilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle bozulduğu anlaşılmaktadır. Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmuştur. Tüm dosya kapsamından, olayda; tarafların iş ortaklığı beyannamesi ile ... tarafından ihaleye çıkarılan operasyon ve hizmet alımı işi ihalesine katılmak amacıyla ortaklık kurdukları, sözleşmeden doğan yükümlülükler kapsamında müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ifade ettikleri, ortaklığın %50 hisseli olmasının kararlaştırıldığı, ihale sonucunda ortaklığın sözleşme yapmaya davet edildiği, ancak 23.07.2019 tarihli Kurum yazısı ile 4734 sayılı Kanun ve şartname gereği davalının sigorta prim borcu bulunması nedeniyle sözleşme imzalanmadığından %3'lük geçici teminatın gelir kaydedildiği görülmektedir. Ortaklığa konu sözleşmenin imzalanmaması nedeniyle oluşan zararın, davalının sigorta prim borcundan kaynaklanması nedeniyle özen borcu yükümlüğünü yerine getirmeyen davalı davacının zararını karşılamakla yükümlü olduğundan davalının özen yükümlülüğünü yerine getirmediği gözetilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1/b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04/03/2021 tarih ve 2021/2-96 E.-2021/205K. sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemelerinin Yargıtay bozma ilamına yönelik karar vermek üzere alt derece hüküm mahkemesi olarak hukuki dinlenilme hakkı kapsamında aynen ilk derece mahkemesi gibi duruşma açmak zorunda olduğu, açılan bu duruşmada istinaf kanun yolu incelemesi yapılmadığı ve bu sebeple taraflar lehine duruşma vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği belirtilmiş ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun anılan kararının geçerli olduğu dönemde yürürlükte bulunan AAÜT 'de bu hükmün bulunmadığı, karar tarihinde yürürlükte bulunan 04/11/2025 tarihli RG'de yayımlanarak yürürlüğe giren AAÜT'nin "Avukatlık ücretinin kapsadığı işler" başlıklı 2. maddesinin 2. fıkrasındaki "Buna karşılık, icra takipleriyle Yargıtay, Danıştay ve Sayıştayda temyizen ve bölge idare ve bölge adliye mahkemelerinde istinaf başvurusu üzerine görülen işlerin duruşmaları ayrı ücreti gerektirir." şeklindeki düzenleme karşısında, davalı lehine duruşma vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmiştir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin konuya ilişkin son içtihatları da bu yöndedir.) HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20/04/2026 tarih, 2025/4015 E., 2026/2315 K. sayılı bozma ilamı doğrultusunda, duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Esastan Reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 19.916,44 TL harçtan davalı tarafça yatırılan 4.980,00 TL nin mahsubu ile bakiye 14.936,40 TL nisbi karar ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açıldığı ve davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği hesaplanan 22.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılıp kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne davalı vekilinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde HMK.'nın 361/1.maddesi gereğince temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. 23/09/2026

Başkan e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Katip e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/730, K. 2026/1258, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-730-e-2026-1258-k-505d69f66c7f