Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/55 E. 2026/1351 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/55
- Karar No
- 2026/1351
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
37. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/55
KARAR NO: 2026/1351
KARAR TARİHİ: 08/06/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/09/2025
NUMARASI: 2025/388 2025/839
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
Taraflar arasındaki davada Bakırköy3. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesince, "...inşaat işlerinin yapımı nedeniyle davalı yükleniciye verildiği iddia edilen çek ve bonoların edimin ifa edilmemesi nedeniyle iadesi yada iptalinin talep edildiği, davacıların cirosundan sonraki ciroların iptalinin istendiği, bu nedenle davaya bakma görevinin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerine ait olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, "... Dava konusunun bono ya da çek gibi bir kambiyo senedine dayalı olması tek başına davanın ticari dava olduğunu göstermez. Mahkemenin görevini tayin için tarafların her ikisinin de tacir olup olmadığı, uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili olup olmadığı ve aralarındaki temel hukuki ilişkinin niteliğine bakılması gerekmektedir. Davalı şirket tacir ise de mahkemece yapılan araştırmada davacıların tacir olmadığı anlaşıldığından, davaya bakma görevi asliye hukuk mahkemesine aittir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın TTK m.4/1'de belirtilen mutfak ticari dava niteliğinde olmadığı ticari olmayan davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup..." gerekçesiyle görevsizlik yönünde karar vermiştir.
Dava, kentsel dönüşüm amacıyla davacılara ait parselde bulunan binanın yıkılarak yeniden inşa edilmesi konusunda davalı müteahhit ile sözleşme yapılarak verilen çek ve senetlerin, davalının edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle, karşılıksız kaldığının tespitine, çek ve senetlerin iptaline, sonraki ciroların geçersiz sayılmasına karar verilmesine ilişkindir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin konusu, davacılara ait taşınmazdaki binanın kentsel dönüşüm kapsamında yıkılarak yeniden inşa edilmesine ilişkindir.
Dava konusu meseleye dair Yargıtay 6 HD 2026/23 Esas 2026/496 6502 Karar sayılı uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin kararda ikili ayrıma gidilmek suretiyle aynen "...Yasa'nın 3/l bendi ile tüketici işlemi kapsamına eser sözleşmeleri de alınmıştır.
Hemen ifade etmek gerekir ki, arsasına karşılık birden çok konut niteliğinde bağımsız bölüm veya işyeri alacak olan arsa sahibi, salt kişisel ve ailevi tüketim amacından çıkmaktadır. Bu durumdaki arsa sahibinin sözleşme yapmaktaki asıl amacı, bizzat oturmak amacıyla arsasına bina yaptırmak olmayıp, taşınmazını değerlendirmektir. Salt kişisel ihtiyaçlar için kullanma amacını aşan saikler ön plandadır.
Öncelikli amaç mülkiyet hakkından doğan getirilerin daha rantabl hale getirilmesidir. Bu sözleşme bedeli karşılığı hizmet alınmasından ibaret dar kapsamlı bir sözleşme değildir. Arsa sahibi yüklenicinin yaptığı binanın bir kısmına sahip olabilmek için, arsa üzerindeki mülkiyet hakkının bir kısmını yükleniciye devretmektedir. Nitekim Dairemizin yerleşik içtihatlarında da bu durumda olan arsa sahipleri ile yükleniciler arasındaki uyuşmazlıkların genel görevli asliye hukuk mahkemesince çözülmesi gerektiği içtihat edilmiştir (Yargıtay (kapatılan) 23. Hukuk Dairesi, 21.04.2016 tarih ve 2015/1823 Esas – 2016/2550 Karar; Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, 18.03.2018 tarih ve 2018/934 Esas – 2018/1219 Karar). Riskli yapı statüsüne alınan taşınmazda konut niteliğinde bağımsız bölümü bulunan kat maliki ise amaçsal olarak az yukarıda yer verilen durumdan tamamen ayrı değerlendirilmelidir. Riskli yapı statüsüne alınan binada konut amaçlı kullanıma tahsis edilen bağımsız bölümü bulunan kat maliki, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri gereği inşaa edilecek yeni taşınmazda, yaklaşık olarak kendi konutuna denk yeni bir konut niteliğini haiz bağımsız bölüm elde etmektedir. Hiç şüphesiz, bu durumda olan bir taşınmaz malikinin ticarî veya meslekî amaçlarla hareket ettiğinden söz edilemez. Nitekim bu durumdaki arsa malikinin yüklenici ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapmasının tek amacı, kullanmak için konut ihtiyacını gidermektir. Diğer bir anlatımla, her iki arsa sahibi arasında amaçsal olarak temel fark, ilkinde, arsasına değer katacak yapının inşaa edilmesi; diğerinde ise riskli yapı statüsüne alınmış taşınmazındaki meskenin yeniden inşaa edilerek konut edinme isteğidir.
Bu itibarla, 6306 sayılı Yasa gereği, riskli yapı statüsündeki ana taşınmazda konut niteliğinde bağımsız bölümü bulunan taşınmaz maliki, kentsel dönüşüm mevzuatı ve buna dayalı olarak yüklenici ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca tüketici konumunda olup, uyuşmazlığın çözümünde tüketici mahkemeleri görevlidir..." şeklinde içtihatta bulunmuştur.
Somut olayda ise, dava konusu binada kat irtifakı veyahut kat mülkiyetinin bulunmadığı, 5 adet daire bulunduğu ancak her bir arsa malikinin arsa payına bir adet dair düşmediği, zira 5 adet hissedar bulunduğu, bir hissedarın 67/87 oranında hissesinin bulunduğu, diğerlerinin de eşit olarak 5/87 oranında hissenin bulunduğu, sözleşmede de yarı yarıya paylaşımdan bahsedildiği ve dosya kapsamında davacıların oturmakta oldukları meskenin bulunduğu binanın yıkılarak yeniden yapılması amacıyla hareket ettiklerine yönelik bir bilgi ve belge bulunmadığı nazara alınıdğında, davacıların arsalarını değerlendirmek amacıyla hareket eden kişi olarak kabul edilmesinin dosya kapsamına uygun düştüğü anlaşılmakla dava konusu sözleşmenin tüketici sözleşmesi niteliğinde olmadığı görülmektedir.
Bununla birlikte, arsa sahibi gerçek kişilerin inşaat sözleşmesi kapsamında ifa namına kambiyo senedi vermiş olmaları davayı mutlak ticari dava niteliğine büründürmez. Zira, uyuşmazlık, kambiyo senetlerinden kaynaklanmamakta, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bu sözleşmenin ticari davaya sebebiyet verebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve ticari işletmelerini ilgilendirmesi gerekmektedir. Ne var ki, davacı arsa maliklerinin tacir olduklarına veyahut var olan bir ticari işletmelerinin faaliyeti kapsamında bu sözleşmeyi akdettiklerine dair dosya kapsamında bir bilgi ve belge bulunmamaktadır.
Bu durumda, davaya bakmak görevi HMK 2. madde uyarınca asliye hukuk mahkemesine ait bulunmaktadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 08/06/2026 gününde oy birliğiyle karar verildi.
KANUN YOLU: Kesin olmak üzere