Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/531 E. 2026/1911 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/531
Karar No
2026/1911
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/531 KARAR NO : 2026/1911

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/02/2022 NUMARASI : 2020/274 Esas 2022/102 Karar DAVA : MENFİ TESPİT-İSTİRDAT KARAR TARİHİ : 15/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 16/09/2026

Davalılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı ...ve ...'ın babası mütevefa .. . arasında 250.000,00 TL'lik muhtelif yedek parça alımına ilişkin bir ticari ilişki sağlandığını ve müvekkilinin, ...'ın yetkilisi olduğu diğer davalı ....Şti'den aldığı mal karşılığı 76.000,00 TL peşin verip, kalan 174.000,00 TL için de senet imzaladığını, davacıların müvekkiline fatura kesmediğini, müvekkilinin peşinatı vermeye ve senetleri imzalamaya yanında bir arkadaşı ile gittiğini, davalı...'in 174.000,00 TL için düzenlendiğini söylediği senetleri müvekkilinin önüne koyduğunu, müvekkilinin senetleri imzaladıktan sonra ödemeleri ve tarihleri not almak istediğinde, davalı ...'in kendisine fazladan 2 senet imzalattığını fark ettiğini, müvekkilinin davalı ...'e bunları iptal etmesini söylediğini, davalının ise senetleri vermek istemediğini ve bulundukları yerden uzaklaştığını, daha sonra müvekkilinin davalıların babası ...'ı aradığını, konuyu anlattığını ve mütevefa ...'in son iki senedin iptal edildiğini herhangi bir sorun olmadığı beyanına güvendiğini, daha sonra 15.11.2019 tarihinde ... .'ın vefat ettiğini, bankaca senet dökümlerinin gönderildiğini, müvekkilinin tüm borcu ödediğini ancak 7.000 TL 'lik bir kısmın eksik kaldığını, bu kısmın da davacılar ... ve ...'in başlattığı Kemalpaşa İcra Müdürlüğü 2020/111 E. Sayılı takip dosyasına ödeme yapıldığını ancak yine de bedelsiz kalan senetler yönünden müvekkili hakkında Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2020/632 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin borçlu olmadığını, bu nedenle müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ve Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2020/632 E. Sayılı dosyasındaki takibin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesi ile özetle; Davacı tarafın sunmuş olduğu dava dilekçesinde, iddia etmiş olduğu hususların, yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen soyut iddialardan ibaret olduğunu, bu beyanlara itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın, iddia etmiş olduğu hususları ispat yükü altında olduğunu, dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilsgi ve belgelerin hiç birinin, usul kuralları çerçevesinde, iddia edilen vakıcayı ispata elverişli araçlar olmadığını, davacı tarafından dava dilekçesinde açıkça davaya konu edilen senetlerin kendisi tarafından imzalanarak almış olduğu mallar karşılığı verilmiş olduğunu ifade ettiğini, davacının, borçlu olmadığını belirtmekle birlikte bunu ispatlayacak herhangi bir belge, delil sunamadığını, borçlunun dava dilekçesi ekinde ve delil listesinde İİK Madde 169 uyarınca bir belge bulunmadığından borçlunun itirazının yerinde olmadığını, davacının dilekçesinde davaya konu senet bedellerinin peşinen ödendiğini bu nedenle senetlerin bedelsiz kaldığını belirttiğini, ancak bunu ispatlayacak herhangi bir yazılı delil sunmadığını, kambiyo senedinin bedelsizliğine dayalı menfi tespit davasında davacının, senet temel borç ilişkisindeki bir nedenden dolayı bedelsiz kaldığı için kambiyo borcunu ödemek zorunda olmadığını ileri sürdüğünü, bu durumda bir kambiyo ilişkisinin varlığının esasen davacı tarafından kabul edildiğini, davalının kambiyo alacağını ayrıca başka delillerle ispat etmesine gerek olmadığını, örnek Yargıtay Kararlarında defaten belirtildiği üzere; bonoya dayalı icra takibine ilişkin yapılan menfi tespit istemlerinde bedelsizlik iddiasının ispat yükünün davacı borçluda kaldığını, davacının dava dilekçesinde bedelsizlik iddiasını ispatlayacak herhangi bir delil sunmadığını bu nedenle hukuki dayanaktan yoksun olarak açılmış iş bu davanın reddi gerektiğini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2020/632 sayılı takip dosyası ile davalılar tarafından davacı aleyhine borcun tahsili amacıyla 26.632,94 TL asıl alacak için borçlu aleyhine icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliği ile itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Mahkememiz dosyası, toplanan tüm delillerle birlikte, davacının davalılara borcu olup olmadığının tespiti ile davalıların davacı aleyhine icra takibi yapmakta haklı olup olmadığının tespiti ile davacının davalı aleyhine icra takibi yapmakta haklı olup olmadığı hususlarında rapor tanzim edilmek üzere bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi raporunu mahkememize ibraz etmiş, raporun usul ve yasaya uygun, hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır. Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkememizin 07/07/2020 tarihli ara kararı ile Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin İİK'nun 72/3.maddesi gereğince kabulü ile; takip değeri (25.000,00-TL) üzerinden %15 oranında (3.750,00-TL) teminat yatırılması ya da kesin ve süresiz banka teminat mektubu sunulması halinde; Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2020/632 Esas sayılı dosyasında icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiği, davacı tarafça teminatın yatırıldığı ve icra dairesine yazı yazıldığı anlaşılmıştır. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; delillerin toplandığı, dosyanın bilirkişiye tevdii edildiği, bilirkişinin yapmış olduğu inceleme sonucu düzenlediği raporunda; Davalı ... Şti. vekilince bilirkişiliğimize yazılı olarak beyanda bulunularak “davacı yanın davasında borcu kabul etmekte olduğunu, ancak ödediğini iddia ettiğini, yazılı olarak ispat yükünün davacı yanda olduğunu, ilişkiyi inkar etmediklerini, bu nedenle defterlerin incelenmesine gerek duymadıklarını, zaten delil olarak dayanmadıklarını” bildirdikleri, Davacı ....'ın 2019-2020 yılına ait ticari defterlerinin yapılan incelemesinde, yasal defterlerin tasdiklerini TTK.'nun 64/3 maddesinde yer aldığı şekli ile süresi içerisinde yapılmış olduğu, bu nedenle delil teşkil eder vaziyette olduğu, Davalı ....Şti. tarafından davacıya 15.01.2020 tarihinde 619014 no.lu muhtelif yedek parça açıklamasıyla KEDV dahil 25.000,00 TL/'lik fatura kesildiği, bu faturanın davacı ... tarafından muhasebe hesaplarına işlendiği ve BA formuyla beyan edildiği, Davalı ... Şti'ye davacı tarafından toplamda 174.000,00 TL tutarında borç senedi verildiği ve bu senetlerin davacı hesaplarına usulüne uygun olarak işlendiği, bunun yanında 15.12.2019 tarihli 25.000,00 TL tutarlı senedin davalı .... Şti. tarafından Kemalpaşa İcra Müdürlüğü 2020/112 E sayılı dosyası ile takibe konulduğu ve dosya borcu olarak 32.000,00 TL'nin davalı vekiline 17.03.2020 tarihinde ödendiği, bu senedin davacı hesaplarında kaydının olmadığı, yine davalı tarafından 15.01.2020 tarihli, 25.000,00 TL tutarlı senedin Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2020/632 E. Sayılı dosyası ile takibe konulduğu, dosya içeriğinde, davaya konu Ticari ilişkiye dayalı mal ve hizmet alımına ilişkin fatura, irsaliye vb. belgeye rastlanılmadığı, senet alışverişine konu edilen mal ve/veya hizmetin yapıldığının ispata muhtaç olduğu, iş bu davaya konu, 15/12/2019 tarihli 25.000,00 TL'lik çek (İcra marifetiyle 32.000,00 TL olarak tahsil edilmiştir) ve 15/01/2020 tarihli 25.000,00 TL'lik çek olmak üzere toplam 57.000,00 TL'nin mal ve hizmet karşılığı olduğu yönünde kesin kanaat oluşmadığı, 174.000,00 TL tutarlı toplam 8 adet senedin davacı ... .. hesaplarına intikal ettirildiği, bu senetlerin dışında 15.12.2019 tarih 25.000,00 TL tutarlı senet davalı ...Şti tarafından Kemalpaşa İcra Müdürlüğü 2020/112 E. sayılı dosyası ile takibe konulmuş, takibe konulan bu senedin de davalı tarafından haricen tahsil edildiği, bu hususun Kemalpaşa İcra Dairesinin 04.10.2021 tarihli yazısıyla da teyid edildiği, davacı tarafça davaya konu edilen senetlerin peşin ödendiği değil herhangi bir mal alım-satımına dayanmadığı husununun beyan edildiğini, davalıların mal alım satımına ilişkin senetler olduğunu ispat edemedikleri, bedelsiz olan senetlerin muris .... tarafından iptal edildiğinin söylenmesi üzerine davacı ile muris arasında olan güven ilişkisi nedeniyle davacının senetleri teslim almadığı ve davalılar tarafından senetlerin muris ... vefat ettikten sonra işleme konulduğu anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile 32.000 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2020/632 E. Sayılı dosyasında davacının borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafından kötü niyet tazminatı talebi yönünden ise; İİK.'nun 67/2 maddesi gereğince Mahkeme alacaklının haksız ve kötü niyetle icra takibinde bulunduğu kanısına varırsa, alacaklıyı borçluya red olunan alacağın, %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edebileceği, somut olayda borçlu olduğu iddia olunan davacının davalıların murisi .... ile aralarında olan güven ilişkisi nedeniyle iptal edildiği söylenen senetlere ilişkin borcunun bulunmadığının mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile sabit olduğu" şeklindeki gerekçe ile; davacının davasının KABULÜ İLE 32.000 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2020/632 E. Sayılı dosyasında davacının borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafın kötü niyet tazminat talebinin KABULÜ İLE Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2020/632 E. Sayılı dosyasında asıl alacak olan 25.000 TL'nin %20'i oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafından 250.000 TL bedelli mal alındığının kabul edildiğini, malların bedelinin bir kısmının peşin geriye kalanın senetle ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacı yanın beyanıyla 76.000 TL ödediğini iddia ederek takibe konu senetlerden dolayı borçlu olmadığını ileriye sürsede ödemeye dair herhangi bir kanıtın bulunmadığını, davacı tarafından dava dilekçesinde açıkça davaya konu edilen senetlerin kendisi tarafından imzalanarak almış olduğu mallar karşılığı verilmiş olduğunu ifade ettiğini, davacının dilekçesinde davaya konu senet bedellerinin peşinen ödendiğini bu nedenle senetlerin bedelsiz kaldığını belirttiğini, ancak bunu ispatlayacak herhangi bir yazılı delil sunmadığını, kambiyo senedinin bedelsizliğine dayalı menfi tespit davasında davacının, senet temel borç ilişkisindeki bir nedenden dolayı bedelsiz kaldığı için kambiyo borcunu ödemek zorunda olmadığını ileri sürdüğünü, bu durumda bir kambiyo ilişkisinin varlığını esasen davacının kabul ettiğini, davalının kambiyo alacağını ayrıca başka delillerle ispat etmesine gerek olmadığını, bedelsizliğin davacının öne sürdüğü bir vakıa olduğuna göre bunu ispat yükünün davacıya ait olduğunu, kambiyo senedinin bir temel alacağın varlığına karine oluşturmasının da aynı sonuca varılmasını zorunlu kıldığını, bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası açan borçlunun temel alacağın mevcut olmadığını, karinenin aksini öne sürdüğünü, bedelsizlik iddiasının senede karşı olduğundan kural olarak ancak bir kesin delille ispat edilebileceğini, yargıtay yerleşik içtihatlarınında bu yönde olduğunu, bilirkişi tarafından görevi dışına çıkılarak mahkemenin bir kararı olmamasına rağmen müvekkilerinin defter ve belgelerinin istenildiğini, bu hususta taraflarına bilirkişi tarafından mail atıldığını ve birkaç kez aranması üzerine mailine cevap olarak davacı yanın davasında borcu kabul etmekte olduğunu, ancak ödediğini iddia ettiğini, yazılı olarak ispat yükünün davacı yanda olduğunu, ilişkiyi inkar etmediklerini, bu nedenle defterlerin incelenmesine gerek duymadıklarını, zaten delil olarak dayandıklarını bilirkişiye mail olarak bildirdiklerini, ancak gerekçeli kararda dosyanın bilirkişiye tevdii edildiği, bilirkişinin yapmış olduğu inceleme sonucu düzenlediği raporunda Davalı ... Şti. vekilince bilirkişiliğimize yazılı olarak beyanda bulunularak “davacı yanın davasında borcu kabul etmekte olduğunu, ancak ödediğini iddia ettiğini, yazılı olarak ispat yükünün davacı yanda olduğunu, ilişkiyi inkar etmediklerini, bu nedenle defterlerin incelenmesine gerek duymadıklarını, zaten delil olarak dayanmadıklarını” bildirdikleri şeklinde geçmesinin hatalı olduğunu, taraflarınca beyanda bulunmuş gibi bir sonuç çıkmakta olup bilirkişinin görevi dışına çıkarak mahkemenin izni olmadan tarafları ile irtibat kurmasına karşı bu cevabın verildiğini, bu cevaba rağmen bilirkişinin incelemesini ve kanaatini yanlış yönde yaptığını, yerel mahkemece rapora yapmış oldukları itirazların değerlendirilmemesinin yerinde olmadığını, mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğinin diğer bir kanıtınında davacı yanın dilekçesinde müvekkilinin tüm borcunu ödediğini, ancak 7.000 TL'lik bir kısmın eksik kaldığını beyan etmesine rağmen hiçbir borcunun olmadığı yönünde hüküm tesis edilmiş olmasının kararın hatalı olduğunu gösterdiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; Kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; " Davacının davasının KABULÜ İLE 32.000 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2020/632 E. Sayılı dosyasında davacının borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafın kötü niyet tazminat talebinin KABULÜ İLE Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2020/632 E. Sayılı dosyasında asıl alacak olan 25.000 TL'nin %20'i oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine" karar verilmiştir. İş bu karar davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dava konusu menfi tespit istemine ilişkin Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2020/632 Esas sayılı dosyanın incelenmesinden; ...Şti tarafından borçlu ... hakkında 15.01.2019 vade tarihli ve 25.000 TL bedelli bir adet senede dayalı olarak 25.000 TL asıl alacak, 176 TL protesto gideri ve 1.456 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 26.632,94 TL üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinin başlatılmış olduğu görülmüştür. İş bu icra takibine konu senedin incelenmesinden keşideci ... tarafından .. Şti lehine düzenlenmiş 24.01. 2019 düzenleme, 15.01. 2019 vade ve 25.000 TL bedelli senet olduğu görülmüştür. Senette "bedeli nakden alınmıştır" ibaresinin bulunduğu görülmüştür. Yine davacının istirdat istemine konu Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2020/112 E. sayılı dosyasının incelenmesinden; Müteveffa ... mirasçıları ... ve ... tarafından borçlu ... hakkında 15.12.2019 vade tarihli ve 25.000 TL bedelli bir adet senede dayalı olarak 25.000 TL asıl alacak, 181, 92 TL protesto gideri ve 379, 08 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 25.561,00 TL üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinin başlatılmış olduğu görülmüştür. İş bu icra takibine konu senedin incelenmesinden keşideci ... tarafından ... lehine düzenlenmiş, 24.01.2019 düzenleme, 15.12. 2019 vade ve 25.000 TL bedelli senet olduğu görülmüştür.Senette "bedeli nakden alınmıştır" ibaresinin bulunduğu görülmüştür. Davacı tarafça davaya konu Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2020/632 Esas sayılı dosyası ile 2020/112 E. Sayılı dosyasına konu her iki senedin bedelsiz olduğu iddiası ile davacının takibi başlatan davalılara borçlu olmadığının tespitine, davaya konu 2020/112 Esas sayılı dosyada icra baskısı nedeni ile icra dosyasına ödenen toplam 32.000,00 TL'nin istirdadı ile davaya konu 2020/632 Esas sayılı icra takip dosyasına konu senet nedeni ile davanın davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılarca, davacının senetlerin bedelsiz olduğu yönündeki iddianın yerinde olmadığı, bu yöndeki ıspat yükünün davacıda olduğu savunma olarak ileri sürülmüştür. Dava konusu her iki senette bedeli nakden alınmıştır ibaresinin bulunduğu görülmüştür. Davacı bu senetlerin bedelsiz olduğunu iddia ettiğine göre ıspat yükü davacı üzerindedir. Bu nedenle mahkemece davalı tarafın davaya konu senetler karşılığı mal ve hizmet verdiğini kanıtlayamadığı yönündeki yanılgılı gerekçe ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, davacı tarafın dava konusu senetlerin bedelsiz olduğu ve istirdat istemi yönünden de icra baskısı nedeni ile ödeme yapıldığı yönündeki iddiası açısından, davacının tüm delilleri usulünce değerlendirilip tartışılarak incelenmek ve yine davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği ceza soruşturma dosyası getirtilerek sonucuna göre eldeki dava açısından etkisi değerlendirmek ve yine gerektiğinde ıspat yükü üzerinde olan davacıya yemin delili de hatırlatılmak kaydıyla oluşacak duruma göre karar vermekten ibaret olmalıdır. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesi karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/02/2022 tarih, 2020/274 Esas ve 2022/102 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davalılar yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran davalılardan alınan istinaf nispi karar harcının istek halinde İADESİNE, 6-İstinaf yoluna başvuran davalılardan alınan istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 15/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/531, K. 2026/1911, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-531-e-2026-1911-k-1a75894e1fc4