Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/49 E. 2026/1347 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/49
Karar No
2026/1347
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

37. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/49

KARAR NO: 2026/1347

KARAR TARİHİ: 08/06/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 04/12/2025

NUMARASI: 2025/865 2025/817

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

Taraflar arasındaki davada İstanbul2. Asliye Hukuk Mahkemesi ile İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesince, "...davacının ticaret şirketi olduğu ve tacir olduğu, kaçak elektrik tutanağı incelendiğinde tutanağın ticarethane adına düzenlenmiş olduğu ve davalının tacir olduğu, tacirler arasındaki ihtilaf kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, tacirler açısından ise ticari işletmeyle ilgili olup Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğu..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, "...kaçak elektrik tüketim bedelinden kaynaklanan asıl ve birleşen davanın mutlak ticari dava olmaması, ayrıca davalının kaçak tüketim tespit tarihleri itibariyle tacir sıfatının bulunmadığından nispi ticari davanın da söz konusu olmadığı, bu nedenle somut uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı, kaçak elektrik tüketiminin haksız fiil olarak değerlendirilmesi, haksız fiilden doğan uyuşmazlığın ise genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği..." gerekçesiyle görevsizlik yönünde karar vermiştir.

Türk Ticaret Kanununun 11/1.maddesinde, "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.(2)Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." hükmünü amirdir.

Cumhurbaşkanı kararı yayınlanmadığından ötürü halen geçerli olan, Bakanlar Kurulu'nun Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin 21/07/2007 tarihli kararı ile esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup dekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.

Buna göre, bir kişinin ticaret siciline kaydının olmaması tacir olmadığını, esnaf olduğunu göstermediği gibi işletme hesabına göre defter tutuyor olması da esnaf olduğunu göstermemektedir. Tarafların esnaf sayılabilmesi için iktirasdi faaliyetinin sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayanması ile esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olması gerekmekte ve ayrıca işletme hesabına göre defter tutamakla birlikte bunlardan Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmaması gerekmektedir.

Dava ve birleşen dava, kaçak elektrik tüketim bedelinden kaynaklanan takibe yönelik itirazın iptali davasına ilişkindir. Kaçak elektrik tespitinin 1 adeti 2019 yılında yapılmış iken diğer tespitler 2020 yılında yapılmıştır.

Vergi dairesinden gelen yazı cevabına göre, davalının 03.01.2019 tarihinde "et perakende ticareti" iş kolunda faaliyetinin bulunduğu, 12.10.2022 tarihinde işini terk ettiği, 2019, 2020 vergilendirme döneminde işletme hesabına göre defter tuttuğu, 2021, 2022 vergilendirme döneminde bilanço hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiştir.

Sözü geçen yazı cevabı ekindeki 2020 yılına ilişkin gelir vergisi beyannamesinde, 2020 yılı alış tutarının 214.166,04 TL olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalının, faaliyette bulunduğu 2020 yılında satın aldığı mal tutarı, 2021 yılında VUK 177/1. madde 1. bendi uyarınca "satın aldığı malları olduğu gibi satanlar veyahut işledikten sonra satanlar bakımından" belirlenen alış tutarı olan 300.000 TLnin yarısını aşan bir miktar olup ilgili dönemde iktisadi faaliyetinin, esnaflık faaliyetini aşar nitelikte olduğu görülmektedir.

O halde her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren trafik kazası nedeniyle davaya bakmak görevi asliye ticaret mahkemesine ait olmaktadır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 08/06/2026 gününde oy birliğiyle karar verildi.

KANUN YOLU: Kesin olmak üzere

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/49, K. 2026/1347, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-49-e-2026-1347-k-7b8452409699