Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/482 E. 2026/888 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/482
- Karar No
- 2026/888
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/482 - 2026/888 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/482 KARAR NO : 2026/888
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KONYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08.01.2026 NUMARASI : 2022/492 Esas 2026/15 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 14.05.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 14.05.2026
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21.01.2016 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, davalı ... idaresindeki ... plakalı kamyonet ile seyir halinde iken yaya davacı ...'a çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, olayın oluşumunda davalı sürücü ...'in tam kusurlu olduğunu belirterek, ileride arttırılmak kaydıyla 1.500,00 TL geçici iş göremezlik, 3.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL belgelendirilmeyen tedavi gideri, 100,00 TL bakıcı gideri, 100,00 TL belgelendirilmiş tedavi gideri ve 200,00 TL diş tedavisi gideri olmak üzere toplam 5.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, bu taleplerini 12.04.2017 havale tarihli ıslah dilekçesi ile 3.531,60 TL geçici iş göremezlik, 40.087,35 TL iş gücü kaybı nedeniyle karşılanmayan maddi zarar, 4.000,00 TL tedavi giderleri nedeniyle maddi zarar, 4.941,00 TL bakıma muhtaçlık nedeniyle maddi zarar olmak üzere toplam 52.559,95 TL olacak şekilde artırmış, yargılama aşamasında davacı ...'ın vefatı üzerine dava mirasçıları tarafından takip edilmiştir. Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; ... plakalı aracın davalı şirket tarafından sigortalandığını, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa işletene düşen bir sorumluluk olmadığını, öncelikle kaza ile ilgili kusur oranı ve davacının geçici ve sürekli iş göremezlik süresinin belirlenmesini, davacının bakıma muhtaç olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davalı şirket temerrüde düşmediğinden dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesi vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece verilen karara karşı davalı ... Sigorta AŞ tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine Ankara BAM. 26 HD.'nin 2022/1407 Esas 2022/1606 Karar sayılı 16.06.2022 tarihli karar ilamı ile Somut olaya, her ne kadar önceki hükme esas alınan bilirkişi raporunun yok hükmünde olduğu kaldırma kararında belirtilmişse de, önceki raporu tanzim eden bilirkişinin hükme esas raporu düzenleyen bilirkişi kurulunda da görev aldığı ve ilk raporda sürekli iş göremezlik oranı belirlenmişken ikinci raporda sürekli iş göremezlik bulunmadığının belirtildiği ve açık çelişki bulunduğu anlaşılmakla, mahkemece dosyada mevcut raporlar arasındaki açıkça çelişki olduğundan, davacılar murisinin meydana gelen kaza nedeniyle tüm tedavi evrakları dosyaya kazandırılarak, Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan, kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri çerçevesinde; davacılar murisinin kaza neticesi maluliyeti meydana gelip gelmediği, maluliyeti meydana gelmiş ise hangi oranda olduğu hususunda rapor alınarak ve raporlar arasındaki çelişki giderilerek sonucuna göre davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği belirtilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı gereğince yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kaldırma ilamı sonrası aldırılan ve hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi'nin 03.04.2024 tarihli raporunda 21.01.2016 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonrası ...’ın geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik dikkate alındığında kişinin tüm vücut engellilik oranının %14 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren üç aya kadar uzayabileceği belirtildiği, 04.10.2024 tarihli hesap bilirkişi ek raporu ile davacı ...'ın hesaplanan geçici ve sürekli iş gücü kaybı ile tedavi ve bakım giderlerinden kaynaklı toplamda 10.187,49 TL maddi tazminat belirlendiği, N.E.Ü. Tıp Fakültesi Hastanesi'nden maluliyete ilişkin olarak 28.03.2025 tarihli raporda mağdur ...'ın 21.01.2016 tarihinde uğradığı trafik kazası neticesinde yaralandığı, deplase nazal fraktürü, sol orbita alt duvar, medial duvar ve posterior duvarda kemik fraktürü geliştiği, mevcut arızasının iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceği, bu süre zarfında kişinin herhangi bir gelir getirecek işte çalışamayacağı, bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu süre zarfında kişinin malul olduğunun kabulünün gerekeceği, 26.01.2026 tarihinde ve 24.08.2016 tarihinde iki defa cerrahi geçirdiğinden dolayı iyileşme her cerrahi sonrası birer ay olmak üzere toplamda 2 aylık bir süre zarfında bir başkasının bakım ve yardımına ihtiyaç duyacağı, fatura edilmeyen masrafların 1.500 TL olarak değerlendirildiğinin belirtildiği, Adli Tıp Uzmanın 19.12.2025 tarihli raporunda ...'ın iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceği, bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilebileceği, fatura edilmeyen ve belgeye bağlanamayan kaçınılmaz tedavi masraflarının bulunacağı bu tür giderlerin olay tarihi itibariyle 2.000,00 TL olarak değerlendirildiği, bu tutarın 1.000,00 TL'sinin ulaşım gideri olarak değerlendirildiği, SGK tarafından karşılanmayacağı, giderlerin sigorta şirketi veya kusurlu tarafça kusur oranında paylaştırılmasının uygun olacağının bildirildiği, davacının 21.01.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle maddi tazminat talebinde bulunduğu, dosya kapsamında bozma ilamından sonra İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi'nden rapor alındığı, 03.04.2024 tarihli raporu, tedavi ve ulaşım giderine ilişkin 19.12.2025 tarihli adlı tıp uzmanı raporu ve dosyada bulunan tüm bilgi ve belgeler ile davacı vekilinin 11.04.2017 havale tarihli ıslah dilekçesi dikkate alınarak, her ne kadar hüküm kısımda davanın kabulüne karar verilmiş ise de davanın kısmen kabulü ile fazlaya dair talebin reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek, davanın kabulü ile; davacıların dava konusu trafik kazasından dolayı murisinin uğramış olduğu zarara ilişkin sürekli iş göremezlik tazminatı 3.508,89 TL, geçici iş göremezlik nedeniyle uğramış olduğu maddi zararı olan 3.531,60 TL, tedavi giderinden kaynaklanan 2.000,00 TL ve bakıcı gideri 1.647,00 TL olmak üzere toplam 10.687,49 TL'nin, davalı sigorta şirketinden (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) dava tarihi olan 22.02.2016 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 21.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tekerrüre esas olmamak kaydıyla müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalılardan alınarak davacılara miras hisseleri oranında verilmesine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/390 E. 2017/333 K. sayılı ilk kararında müteveffa ... lehine toplamda 52.259,95 TL maddi tazminata hükmedildiğini, davalı sigortanın istinafı üzerine Ankara BAM 22. Hukuk Dairesinin 2017/2140 E. 2019/337 K. Sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı, Ankara BAM 22. Hukuk Dairesinin 2017/2140 E. 2019/337 K. sayılı kaldırma kararı davanın esasına yönelik olmayıp, münhasıran maluliyet raporunun alınış usulüne ilişkin olduğunu, akabinde yapılan yeniden yargılamada Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/66 E. 2022/206 K. Sayılı dosyada alınan raporlarda 1500,00 TL tedavi gideri, 1647,00 TL bakıcı gideri ve 3531,60 TL geçici iş göremezlik tazminatı hesaplandığını, mahkemece bu miktar üzerinden karar verildiğini, ilk bilirkişi raporu yok hükmendeyken bu rapora göre yapılan ıslahın geçerli kılınıp, bunun üzerinden kısmi red - kısmi kabul kararı verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 2022/1407 E. 2022/1606 K. sayılı ilamı ile dosyadaki maluliyet raporları arasında bulunan çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, ATK İlgili İhtisas Kurulu'ndan kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun yeni bir rapor alınarak çelişkinin giderilmesi gerektiği vurgulanarak ilk derece mahkemesi kararı kaldırıldığını, kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada istinafa konu kararın verildiğini, dosyada mevcut bütün kaldırma gerekçeleri teknik bir usul hatasıyken yeniden yargılamada tazminatın 10.687,49 TL'ye indirilmesi, davacı yanın davasını ispatladığı ve ilk aşamada kabul gören haklarının aleyhe dönüştürülmesi anlamına geldiğini, diğer davalı ...'in 14.08.2017 tarihli dilekçesi ile istinaf yoluna başvurma hakkından feragat ettiğini, Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/390 E. 2017/333 K. sayılı kararı istinaf edilmediğinden anılan kararın davalı ... yönünden kesinleştiğini, sadece davalı sigortanın istinafı ile gerçekleşen kaldırma süreci sonunda tazminat miktarının 10.687,49 TL’ye düşürülmesinin davacı lehine oluşan usuli müktesep hakları ağır biçimde zedelediğini, mahkemece kaldırma ilamının kapsamını aşarak tazminatı fahiş oranda düşürmesi ve istinaf etmeyen davalı ... yönünden de karar verilmiş olmasının yerinde olmadığını, vekalet ücretinde hata yapıldığını, hüküm fıkrasının 5. bendinde, reddedilen dava değerinin 41.872,46 TL olduğu kabul edilmesine rağmen bu miktar üzerinden davalı vekili lehine 45.000,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini reddedilen miktar 41.872,46 TL iken, vekalet ücretinin bu miktarı aşacak şekilde 45.000,00 TL olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, istinaf incelemesi sonucu yok hükmünde sayılmışken yok hükmünde sayılan rapora dayanılarak yapılan ıslahın da yok hükmünde olması gerektiğini, davacı tarafa tekrar ıslah için süre verilerek yeni ıslah dilekçesine göre karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan 03.04.2024 tarihli ATK raporunda engellilik oranı %14 olarak belirlendiğini, ancak davanın başlangıcında alınan ve fiziksel muayeneye dayanan ilk raporda bu oran %18 olduğunu, murisin vefatından sonra sadece evrak üzerinden yapılan inceleme ile maluliyet oranının düşürülmesi ve mahkemenin bu çelişkiyi davacı aleyhine yorumlamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece bakıcı giderinin 1.647,00 TL olarak hüküm altına alındığını, 19.12.2025 tarihli raporla fatura edilemeyen giderlerin sadece 1.500 TL olarak takdir edilmesi, günün ekonomik koşulları ve murisin geçirdiği ağır ameliyatlar dikkate alındığında fahiş derecede düşük olduğunu, bakıcı giderinin asgari ücretin brüt tutarı üzerinden hesaplanması gerekirken eksik inceleme ile düşük meblağa hükmedildiğini, kök raporda 40.087,35 TL olarak belirlenen iş gücü kaybı tazminatının davacı murisin 2017 yılındaki vefatı bahane edilerek son raporda fahiş bir düşüşle 3.508,89 TL’ye indirilmesinin usul hukukunun temel ilkelerine ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hiç kimsenin, bir kimsenin vefat tarihini önceden öngörmesi ve ıslahını buna göre yapmasının beklenemeyeceğini belirterek; kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Davanın trafik kazası nedeniyle yaralanarak cismani zarara uğradığını ileri süren davacının sürücü ve işletenin hukuki sorumluluğu ile zorunlu mali mesuliyet sigorta (ZMMS) poliçesi kapsamında sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı ve diğer tedavi giderleri istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davacının maddi tazminata davasının kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. 1. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden,haksız fiilin gerçekleştiği tarih esas alınarak 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerekir. ( Yargıtay 4.HD'nin 29.06.2022 tarih ve 2022/1706 E. 2022/9633 K. ) Mahkemece davacının dava konusu kaza sonucu yaralanması nedeniyle maluliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi'nden alınan raporda müteveffa davacının 21.01.2016 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alındığında kişinin tüm vücut engellilik oranının %14 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin kaza tarihinden itibaren üç aya kadar uzayabileceği, N.E.Ü. Tıp Fakültesi Hastanesi'nden 28.03.2025 tarihli raporda da 2 aylık bir süre zarfında bir başkasının bakım ve yardımına ihtiyaç duyacağının belirlendiği, söz konusu raporların kaza tarihinde uygulanan yönetmelik hükümlerine göre davacının tüm tedavi evrakları incelenerek düzenlendiği, anılan ilke, esaslara uygun, tedavi evrakları ile uyumlu ve maluliyetin tespiti hususunda yeterli olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 2. Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali 6098 TBK'nın 54. maddesinde özel olarak hükme bağlanarak tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar, bedensel zararlar kapsamında sayılmış, ZMSS Genel Şartlarında da sakatlık nedeniyle ayrı, tedavi giderleri nedeniyle ayrı teminatlar verilmiştir. Bakıcı giderleri de tedavi giderleri kapsamındadır. Limitler dahilinde davalı trafik sigortacısı tedavi giderlerinden de sorumludur. Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Zarar görenin malvarlığında eksilen değer yerine aynı nitelikte bir değer konulması mümkün olduğu takdirde bu değer; bu mümkün olmadığı takdirde, nicelik yönünden, yani para ile ona denk bir değer konulur ve zarar verenin yerine getirmek zorunda olduğu bu yükümlülüğe tazminat yükümlülüğü adı verilir. Tazminat yükümlülüğünün, bir diğer ifadeyle zarar verenin ödeyeceği tazminat miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle zararın hesaplanması gerekmektedir. Bu kapsamda dosyaya kazandırılan hesap bilirkişi raporları ile davacının yargılama sırasında 06.09.2017 tarihinde vefat etmiş olması nedeniyle somut gerçekliğin bulunduğu durumda varsayımlara göre hesaplama yapılamayacağından, bilinen durum gözetilerek prograsif rant formülü esas alınarak, asgari ücret üzerinden geçici iş göremezlik süresince geçici iş göremezlik, bu sürenin bitiminden ölüm tarihine kadar ise bilinen dönem için sürekli iş göremezlik tazminatı ve brüt asgari ücret üzerinden bakıcı gideri ile davacı müteveffanın mevcut yarlanmasına uygun düşecek şekilde SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderine ilişkin yapılan hesaplama doğrultusunda tespit edilen tazminat kalemlerinin tazminatın hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Açıklanan bu hukuki ve maddi vakıalar ile toplanan tüm deliller karşısında; hükme esas alınan kusur, maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı araç sürücüsünün kusurlu davranışı nedeniyle yaralanarak cismani zarara uğrayan müteveffa davacının uğradığı cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile tedavi ve bakıcı giderinin hesaplanmış olmasına, maluliyetin olay tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilmesine, davacının gelirinin soysal ve ekonomik durumuna uygun düşecek şekilde belirlenmesine, iş görmezlik tazminatının bilinen gerçek durum gözetilerek progresif rant yöntemi esas alınarak uygulamada benimsen ilkelere uygun düşecek ve yerleşik ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, trafik kazasından kaynaklı geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile tedavi ve bakıcı gideri zararı bakımından işleten sıfatına haiz araç maliki sürücü ile ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketinin sürücünün kusuru oranında sorumluluğunun bulunmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, aşağıda belirtilen hususlar dışındaki sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 4. Bir davada, mahkemenin veya tarafların yaptıkları bir usul işlemi sebebiyle taraflardan biri lehine doğan ve göz önüne alınması zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denir. Bu müessese Yargıtay uygulamaları ile benimsenmiş ve akademik çalışmalarla da kabul görmüş bir ilkedir. Usulü kazanılmış hak; usul ve esasa yani hukuka uygun karar verilmesinin, yargı kararlarında istikrarın, yargılamanın hızlı sonuçlandırılmasının ve kamu düzeninin sağlanması amaçlarına hizmet eden müessesedir.(Yargıtay İBKnın 04.02.1959 tarih ve 1957/13 E. 1959/5 K.,09.05.1960 tarih ve 1960/21 E. 1960/9 K.) Somut olayda da, Ankara BAM 22. HD'nin 22.02.2019 tarih ve 2017/2140 E. 2019/337 K. Sayılı kararı Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı öncesinde verilen Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11.05.2017 tarih ve 2016/390 E. 2017/333 K. sayılı ilk kararına karşı davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığından ilk kararda hükmedilen tazminat miktarı davalı ... aleyhine, davacı lehine usulü kazanılmış hak oluşturacak olup davacı ve davalı leh ve aleyhine oluşan usulü kazanılmış haklar gözetilerek karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra verilen kararda bu hususlar gözetilmeden hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir. Bu itibarla, belirtilen hususlar yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusu yerindedir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/11-67 Esas 2022/964 Karar sayılı içtihadında açıklandığı üzere ihtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsız olduğundan ihtiyari dava arkadaşlarından her biri yalnız kendisi yönünden verilen karar için kanun yoluna başvurabilir. Süresinde kanun yoluna başvurmamış olan ihtiyari dava arkadaşları hakkında hüküm kesinleşir ve şekli anlamda kesin hüküm ortaya çıkar. Diğer dava arkadaşlarının kanun yoluna başvurması üzerine karar bozulursa, bu bozmadan kanun yoluna başvurmamış, bu nedenle hakkında verilen hüküm kesinleşmiş olan ihtiyari dava arkadaşları yararlanamaz. Eldeki dava dosyasına konu somut olayda da davacı ihtiyari dava arkadaşı olarak davalılar hakkında dava açmış, ilk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen karar davalı ... tarafından istinaf edilmemiştir. Dolayısıyla bu davalı aleyhine verilen karar şekli anlamda kesinleşmiştir. İlk derece mahkemesinin söz konusu kararı, ihtiyari dava arkadaşı olan, diğer davalının istinaf başvurusu üzerine, eksik inceleme nedeniyle kaldırılmıştır. Bu durumda, davacının, davalı ... hakkındaki davası şekli anlamda kesinleştiğinden, söz konusu ilk karardaki hak ve borçları çerçevesinde sorumlulukları belirlenmesi gerekirken, ilk kararda kesinleşen hak ve borçları değiştirilerek karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. 5. 6100 sayılı HMK'nın 323/1-ğ. maddesi gereğince vekille takip edilen davalarda hükmedilecek vekalet ücreti yargılama giderleri kapsamında kaldığı aynı kanunun 326. maddesi gereğince de yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı ve davalı ... Sigorta AŞ yargılama sırasında kendilerini vekil ile temsil ettirmiş olup, mahkemece davacının davasının kısmen kabulü ile toplam 10.687,49 TL'nin davalıdan tahsiline fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş olmasına rağmen, 6100 sayılı HMK'nın 323, 326 ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/3. maddesi gereğince davacı lehine hükmedilen vekalet ücret miktarı geçemeyecek şekilde davalı lehine 10.687,9 TL vekalet ücreti takdir edilmek suretiyle vekalet ücretinin belirlenmesi, bunun ötesinde de davacı müteveffanın ıslah dilekçesinin sunulmasından sonra yargılama sırasında vefat etmesi üzerine bilinen gerçek durum göz önüne alınıp yapılan hesaplama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında davacı tarafa yükletilebilecek bir kusur bulunmadığından davalı sigorta şirketi lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir ve tayin edilmemesi gerekirken yazılı şekilde verilen kararda isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince davacı yararına oluşan kazanılmış haklar gözetilerek davalı ... yönünden şekli olarak kesinleşen hususlar korunarak ve yargılama giderleri düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, I-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalı ... yönünden 52.259,95 TL, diğer davalı ... Sigorta AŞ sürekli iş göremezlik tazminatı 3.508,89 TL, geçici iş göremezlik nedeniyle uğramış olduğu maddi zararı olan 3.531,60 TL, tedavi giderinden kaynaklanan 2.000,00 TL ve bakıcı gideri 1.647,00 TL olmak üzere toplam 10.687,49 TL ile sorumlu olmak üzere dava tarihi olan 22.02.2016 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 21.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara miras hisseleri oranında ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu hükümlerince alınması gereken 3.569,87 TL nispi karar ve ilam harcından, ıslah harcı dahil peşin alınan 1.153,39 TL harcın mahsubu ile kalan 2416,48 TL harcın davalı ... Sigorta AŞ yönünden 494,18 TL ile sınırlı olmak üzere davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan peşin harç ve ıslah harcı dahil 730,06 TL yargılama giderinin davalı davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 29,20 TL başvuru harcı gideri, 4.100 TL sağlık kurulu raporu gideri, 10.950 TL bilirkişi ücreti gideri, 3.384,90 TL posta ve tebligat gideri, 3.770,05 TL Adli Tıp Kurumu fatura gideri olmak üzere toplam 22.234,15 TL yargılama giderinin davalı ... yönünden 1.487,85 TL sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 10.687,49 TL vekalet ücretinin davalı ... yönünden 6.095,00 TL sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmının 6100 s. HMK'nın 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde re'sen davacı tarafa iadesine, II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN: 1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 1.314,50 TL yargılama gideri ile 2.002,00 TL istinaf başvuru harcı olmak üzere toplam 3.316,50 TL'nın davalılardan tahsil edilerek davacıya verilmesine, 3-Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 14.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.