Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/341 E. 2026/559 K. – İstirdat

Konu: İstirdat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/341
Karar No
2026/559
Karar Tarihi
Konu
İstirdat

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/341

KARAR NO: 2026/559

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 10/10/2025

NUMARASI: 2024/408 Esas 2025/626 Karar

DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın dava şartı yokluğundan reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;

Müvekkiline ticari ilişki sebebiyle dava dışı .... AŞ tarafından ... / İstanbul Şubesi 89.322,64 TL bedelli 07.06.2024 tarihli ...nolu çekin keşide edildiğini, ancak işbu çekin müvekkili yetkili hamil konumundayken bilgisi ve rızası dışında kaybolduğunu, bu sebeple de Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/287 E. sayılı dosyası ile çek zayi iptal davası açılıp teminat karşılığında ödeme yasağı konulduğunu, kaybolan çekin müvekkili şirket yetkilisinin imzası ve kaşesi taklit edilerek ...'a cirolandığını, müvekkilinin bu şirket ile herhangi bir bağlantısının olmadığı gibi ticari ilişkisinin de bulunmadığını, söz konusu olayda sahtecilik söz konusu olduğunu, bu kapsamda Antalya C. Başsavcılığı nezdinde girişimde bulunulduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, davalı tarafından müvekkili ve keşideci aleyhine .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasından takip başlatıldığını ve tüm mal varlığına haciz konulduğunu ve mağduriyet yaşadıklarını belirterek, açıklanan nedenlerle; ... / İstanbul Şubesi 89.322,64 TL bedelli 07.06.2024 tarihli ...nolu çekin davalıdan istirdatına, müvekkili şirketin haklı hamil olduğunun tespitine ve çekin müvekkili şirkete teslimine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; usul yönünden davacının, dava şartı olan arabululuculuk kurumuna başvuru yapmadığını, bu nedenle dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiş, esasa ilişkin olarak da; davacının iddiaları doğru ise müvekkilinin yaşanan hırsızlık olayında birlikte hareket etmek sureti ile fail değil, olsa olsa bu işte davacı ile birlikte mağdur konumunda olduğunu, müvekkilinin yasal yükümlülüklerinin tamamını yerine getirmek suretiyle dava konusu çeki iktisap ettiğini, müvekkilinin çekin iktisabında kötü niyet ve ağır kusuru bulunmadığını, davacı tarafın, müvekkili şirkete var olmayan sorumluluklar yükleyerek ispat külfetinden kurtulmaya çalıştığını belirterek, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce 25/11/2024 tarihli ön inceleme duruşmasında verilen karar sonrası takip eden duruşma tarihinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerince çekin istirdadı davalarında arabuluculuk dava şartının bulunmadığına yönelik devam eden uygulamaları nedeniyle yargılamaya devam olunmuş ise de; yukarıda değinilen ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/1595 Esas, 2024/9423 Karar ve 25/12/2024 tarihli ilamı dayanak alınarak verilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2025/467 Esas, 2025/1303 Karar ve 17/07/2025 tarihli kararı uyarınca eldeki davanın kararın gerekçesinde belirtildiği üzere Kanunda yer alan değişikliğin yürürlük tarihinden itibaren geçerli olacak ve çek istirdadına ilişkin davaları da kapsayacak şekilde arabuluculuğa tabii davalardan olduğu, davacı vekilinin 05/12/2024 tarihli beyan dilekçesi ile dava tarihinden önce yapılmış arabuluculuk başvurusunun bulunmadığı hususu da göz önüne alınarak HMK'nın 114/2 ve 7445 sayılı Kanun'un 31. madde hükmü ile değişik TTK'nın 5/A maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu..." gerekçesiyle, dava şartı yokluğundan davanın reddine, karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;

Davayı açarken mevcut bulunan lehe kararlar sebebiyle arabuluculuk başvurusunun yapılmadığını, müvekkilinin imza örneklerinin ve davacı şirketin kaşe örnekleri alınarak yargılamada son aşamaya geçilmek üzere olunduğunu, ön inceleme aşamasında davanın devamına karar verildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, TTK'nın 792. maddesi gereğince çek istirdadı talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, .../İstanbul şubesine ait ...seri nolu ve 89.322,64 TL. bedelli çekin meşru hamili olduğunu, rızası dışında elinden çıkan çek için açılan iptal davasında ödeme yasağı kararı verildiğini, çekin iptal davası sırasında ibraz edildiğini, .... İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ileri sürerek, çekin meşru hamili olduğunun tespiti ile çekin istirdadına karar verilmesini talep etmiş; davalı vekili cevap dilekçesinde;davacının dava şartı olan arabuluculuk kurumuna başvurmadığını ileri sürmüş, mahkemece, zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadan açılan davanın reddine karar verilmiştir. 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Ticari davalarda arabulucuya başvuru zorunluluğu getiren TTK m. 5/A hükmü 28.03.2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31. maddesiyle bu fıkrada yer alan ''paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında'' ibaresi ''para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında'' şeklinde değiştirilmiştir.01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un31.maddesi ile değişik TTK'nın 5/A maddesinin son hali "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde olmuştur. Eldeki dava, 16.07.2024 tarihinde açılmıştır. Bu yasal düzenlemeler gereğince, dava şartı arabuluculuk kapsamında kalan ticari davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir. Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK'nın 115. maddesinde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK'ın 18/A(2) maddesinde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak, arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK'ın 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, HMK'nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin 115. maddesi hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır.Bu bilgilere göre; 7445 sayılı Kanun'un 31. madde hükmü ile TTK'nın 5/A hükmünde değişiklik yapıldığı, davanın çek istirdadı istemine ilişkin olduğu ve mutlak ticari dava olduğu, konusunun da bir miktar para olduğu, kanunda istirdat davalarının dava şartı arabuluculuk kapsamında kabul edildiği, çek istirdadı davasının da 01.09.2023 tarihinden itibaren dava şartı olarak zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, dava konusu çekin üzerinde yazılı meblağ kadar parasal değer içerdiği, bu nedenle davanın konusunun bir miktar para olduğu anlaşılmaktadır.Her ne kadar Dairemizin önceki karralarında çek istirdadı davasının zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı belirtilmiş ise de yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.12.2024 tarihli ve 2024/1595 Esas, 2024/9423 Karar sayılı kararı uyarınca, çek istirdadı davasının arabulucuğa tabi olduğu görüşüne varılmış ve Dairemizce uygulama değişikliğine gidilmiştir. Belirtilen nedenlerle, anılan yasa hükmü ile kararlılık kazanan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ilamına uygun şekilde verilen mahkeme kararının yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.

Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.03.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/341, K. 2026/559, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-341-e-2026-559-k-90e14f0f32c4