Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/335 E. 2026/899 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/335
- Karar No
- 2026/899
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/335 KARAR NO : 2026/899
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/02/2026 NUMARASI : 2019/162 Esas DAVANIN KONUSU : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 21/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/05/2026
İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 03/02/2026 tarih 2019/162 Esas sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbire itiraz eden karşı taraf davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP : İhtiyati tedbir isteyen vekili, müvekkili şirketle davalı şirketinin yıllarca birlikte çalıştıklarını, iş ilişkisinin sona ermesinden sonra, davalı şirketin müvekkili adına kayıtlı ve maruf hale getirdiği 2011/25921 tescil numaralı "....." markasına tecavüz niteliğindeki "..... ." ürününü kullanmaya başladığını, iki ürünün makul bir tüketici nezdinde karıştırılabilecek kadar benzer olduğunu, müvekkilinin şikayeti üzerine Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nde 2017/421 E. dosya numarası ile dava açıldığını, davalının 2016/07246 sayılı "...." markası ile müvekkilinin markalarına yaptığı tecavüzün, benzerlikten öte müvekkilinin markasını taklit etmesinden ibaret olduğunu "..." ibaresinin müvekkilinin.... markasındaki "..." gibi ayrı yazıldığını ve öne çıkarılacak şekilde yuvarlak içine alındığını, "...." yerine "..." yazıldığını, müvekkilinin markasındaki renklerin birebir aynı şekilde kullanıldığını, davacının markası tescil edilmemiş olmasına rağmen ürünlerde "...." işaretini kullandığını iddia ederek, müvekkili adına tescilli Türk Patent Enstitüsü nezdinde 2011/25921 tescil numaralı "...", 2011/57304 tescil numaralı "....", 2011/113444 tescil numaralı "...." ve Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü nezdinde 1097765 tescil numaralı "...", 1108024 tescil numaralı "..." markalarına ilişkin davalı tarafından gerçekleştirilen markalara tecavüz ve haksız rekabet fiillerinin tespiti, durdurulması ve kaldırılması, tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dişindaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulması, masrafları davalıya ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi, müvekkilinin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması ile, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara ya da patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dâhil, bulundukları her yerde el konulması ve bunların saklanması, davalıya ait Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli 2016/07246 sayılı ".. .." markasının 3. kişilere devrinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Yerel mahkemenin 19/09/2025 tarihli ara kararıyla, tescilin varlığı konusunda sunulan kanıtlar, bilirkişi ve ek raporu dikkate alındığında davalının kullanımlarının davacının markasına tecavüz oluşturduğu iddiası yönünden SMK'nın 159. Maddesinde aranan yaklaşık ispat olgusunun gerçekleştiği gerekçesiyle ihtiyati tedbir isteminin kısmen kabulüne, davalının davacının markasına tecavüz teşkil eden ürünlerinin satışının durdurulmasına, önlenmesine, piyasaya sürülen ürünlerin toplatılmasına ve yediemin olarak talep edene bırakılmasına, davalının davacının markasına benzer ürünlerin satışının yapılmaması, piyasaya sürülen ürünlerin toplatılmasına, davalıya ait olduğu tespit edilen .... alan adlı URL adresine erişimin engellenmesine, davacının diğer tedbir talebi olan davalının taşınır veya taşınmazlarına tedbir konulması yönündeki talebinin dava konusu ile ilgisinin bulunmadığından reddine karar verilmiştir. Davalı tarafça yerel mahkemenin 19/09/2025 tarihli ara kararıyla verilen ihtiyati tedbir kararına karşı itirazda bulunulmuş, yerel mahkemece; ihtiyati tedbir kararının dosya kapsamına ve yaklaşık ispat kurallarına uygun bulunduğu, ayrıca birleşen dosyada bulunan Yargıtay 11.H.D'nin 03/04/2024 tarihli, 2022/6423 E, 2024/2750 K.sayılı ilamında özetle davalı kullanımlarının, davacı markalarının tescil kapsamındaki aynı ve benzer olduğu markaya tecavüzün gerçekleştiği yönündeki kararı da nazara alındığında ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine karar verilmiştir. Karara karşı taraf davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Karşı taraf (davalı) vekili, dava konusu tazminat miktarı ve tedbirin uygulanma süreci dikkate alındığında, el konulan ve yediemin olarak alacaklıya teslim edilen ürün karşılığında, bu tedbirin kaldırılmasını ve malların iadesine karar verilmesini, bu mümkün değilse, davanın 60.000 TL'lik tazminat davası olduğu, davalının olası tazminatı ödeyebilecek düzeyde olduğu, el konulan malların değerinin dahi olası tazminatları karşılayabilecek miktarda olduğu dikkate alınarak, “davacının piyasaya sürülen mallarının toplatılması ve internet erişim engellenmesi” yönündeki kararların kaldırılmasını talep ettiği, Mahkemece verilen verilen, “ürünlerin satışının durdurulması, ürünlerin toplatılması ve erişim engelli konulması” yönündeki kararların, müvekkilinin ticari faaliyetini ortadan kaldırıcı etkisi olduğunu, kendisinin ve şirkette çalışan işçilerin ekonomik geleceğini tehlikeye atıcı nitelikte olduğunu, müvekkilinin tek ticaret konusunun dava konusu ürünler olmadığını, 2019 yılında açılan davada, 2025 yılında verilen tedbir kararında “gecikmesinde sakınca bulunan ve zarara yol açacak yakın bir tehlikenin varlığı” koşulunun oluşmayacağını, menfaat dengesi ve ölçülülük ilkesinin ihlal edildiğini, tedbir kararının SMK 159 ve HMK 389 maddesindeki geçici koruma önlemi olan ihtiyati tedbir koşullarını içermediğini, davada hakkın elde edilmesini zorlaştıracak ciddi ve yakın tehlike bulunmadığını, davanın tazminat davası olduğu dikkate alınarak, mahkemece uygun görülecek nakdi veya kesin teminat mektubuyla teminat üzerine tedbirin kaldırılmasına ve el konulan malların iadesine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Talep, markaya tecavüz ve haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepli davada verilen ihtiyati tedbire itirazın reddinin istinafı istemine ilişkindir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. İhtiyati tedbir bir dava olmayıp, geçici hukuki korumadır. İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Bu yasa hükmüne göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbir isteminde davanın esası açısından haklılığın yaklaşık olarak, ispat edilmesi ve tedbirin uyuşmazlık konusu hususa ilişkin olması gerekir. Mahkemece alınan rapor ve ek rapor dikkate alındığında SMK'nın 159. Ve HMK 389. Maddesinde aranan yaklaşık ispat olgusunun gerçekleştiği gerekçesiyle tedbir talebinin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbire itiraz eden karşı taraf (davalı) vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbire itiraz eden karşı taraf (davalı) yönünden istinaf karar harcı olan 1.206,00 TL'den peşin alınan 732,00 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 474,00 TL'nin ihtiyati tedbire itiraz eden karşı taraftan(davalı) alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbire itiraz eden karşı tarafın (davalı) yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 21/05/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.