Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1666 E. 2026/1614 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1666
Karar No
2026/1614
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1666 Esas

KARAR NO:2026/1614 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI:2026/563 Esas (Derdest Dava Dosyası)

TARİHİ:01/07/2026 (Ara Karar Tarihi)

TALEP:İhtiyati haciz

KARAR TARİHİ:10/09/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:İhtiyati haciz talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraf ile müvekkili şirket arasında uzun yıllara dayanan ticari ilişkinin mevcut olduğunu, müvekkilinin taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden edimlerini yerine gereği gibi yerine getirdiğini, dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu faturalara ve sevk irsaliyelerine karşılık mal teslimlerinin (gıda peynir) davalı tarafa yapıldığının anlaşıldığını, davalı tarafın teslim edilen mallara (gıda peynir) ilişkin tarafına kesilen faturaları ödemediğini bunun üzerine müvekkilince davalı taraf hakkında ödenmeyen fatura alacaklarının tahsili amacıyla İstanbul 6 icra müdürlüğünün ... sayılı dosyasından takip başlattıklarını, davalı tarafça başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, bu süreç içerisinde davalı taraf mal varlığını devretmeye yönelik işlemler yaptığını, müvekkilinin alacağının tahsilinin tehlikeyi düştüğünü, müvekkilince davalı tarafa teslim edilen mallar karşılığında herhangi bir teminat alınmadığını, davalı tarafın maliki olduğu taşınmazlar hakkında diğer alacaklılar tarafından icraean satış işlemlerine başlandığını belirterek davalının taşınır, taşınmaz, 3.kişilerde bulunan hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 01/07/2026 tarih ve 2023/563 Esas sayılı ara kararında;".....Dosya üzerinden yapılan kontrolde ; delil dilekçesi ekinde ibraz edilen faturaların bir kısmının süt ürünlerinin (peynir) satımına ilişkin olduğu, bir kısmının ise iade bedeli açıklaması ile düzenlendiği, ürünlerin teslimine ilişkin olduğu beyan edilen irsaliyelerin elektronik ortamda tutulduğu , kaldı ki dayanak yapılan faturaların bir kısmı ile ilgili e irsaliye sunulduğu, faturaların çoğuna ait sevk irsaliyelerinin sunulmadığı , ıslak imzalı-teslim teslim alındığına dair bir ibare /imza yer almadığı gibi iade bedelinin neye ilişkin olduğu hususunun yargılamaya esnasında alınacak bilirkişi raporu ile ortaya çıkacağı, nitekim herhangi bir mutabakatnamenin de ibraz edilmemiş olması hususları birlikte incelendiğinde yasal koşulları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

" gerekçesi ile,

''1-İhtiyati haciz talebinin reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı arasında uzun yıllara dayanan ve süreklilik gösteren ticari satış / tedarik ilişkisi bulunduğunu, müvekkilin bu ilişki kapsamında süt ve süt ürünlerini davalıya sevk ve teslim ettiğini, teslimlere ilişkin faturalar, irsaliyeler, e‑irsaliyeleri ve e‑faturaları düzenlediğini, buna rağmen fatura bedellerinin ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibinin, davalının borca ve ferilerine yönelik itirazı üzerine durduğunu, akabinde işbu davanın açıldığını ve ihtiyati haciz istendiğini, yerel mahkemenin ihtiyati haciz talebini reddettiğini,Elektronik irsaliyeye ıslak imza aranamayacağını, yanıtsız e-irsaliyenin tam teslimi ifade ettiğini, e‑irsaliyenin, kâğıt sevk irsaliyesiyle aynı hukuki niteliğe sahip elektronik belge olduğunu, belgenin aslının elektronik kayıt olduğunu, düzenleyeni, alıcısı, malın nevi ve miktarı ile fiilî sevk zamanını içerdiğini, bu nedenle e‑irsaliyenin delil değerini kâğıt çıktıda ıslak imza bulunmasına bağlayan ret gerekçesinin elektronik belge rejimine aykırı olduğunu, alıcının kabul edilmeyen miktarı e‑İrsaliye Yanıtı ile bildirebileceğini, fiilî sevkten sonra verilen ret yanıtının hükümsüz olduğunu ve yedi gün içinde yanıt verilmeyen e‑irsaliyeye konu malların sistemsel olarak tam teslim alınmış sayılacağını, somut olayda e‑irsaliyelerin davalının sistem hesabına iletildiğini, ret veya kısmi kabul yanıtı verilmediği gibi malların iadesini gösteren karşı e‑irsaliye de düzenlenmediğini, bu kayıtların e‑faturalar ve cari hesap ekstresiyle birlikte İİK m. 258’de aranan yaklaşık ispatı sağlamakta olduğunu,Mutabakatnamenin kanuni şart olmadığını, yargılamayı gerektirmenin yaklaşık ispatı ortadan kaldırmayacağını, borç ikrarı veya ıslak imzalı teslim tutanağı zorunlu bir ispat aracı olmadığını, taraflar arasında ayrıca mutabakatname bulunmamasının, e‑fatura ve e‑irsaliyelerle belgelenen teslimleri geçersiz kılmayacağını, yerel mahkemenin kanunda bulunmayan bir şartı ret gerekçesine dönüştürdüğünü, bununla birlikte ihtiyati haciz aşamasında alacağın kesin ispatı değil, varlığı ve muacceliyeti hakkında yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, ticari defter ve bilirkişi incelemesinin esas yargılamasında yapılacak olmasının geçici hukuki korumanın reddini gerektirmeyeceğini,

Dava konusu alacağın teslim edilen malların ödenmeyen bedelinden doğmuş, rehinle temin edilmemiş ve muaccel bir para alacağı olduğunu, TTK m.1530 uyarınca ödeme süreleri geçmiş; ayrıca davalının taşınmazları hakkında başka alacaklılarca icraen satış işlemlerine başlanmasının geçici korumanın aciliyetini artırdığını, yerel mahkemenin e‑irsaliyede ıslak imza, mutabakatname ve iade kalemlerinin bilirkişiyle kesinleştirilmesini birlikte arayarak yaklaşık ispat ölçüsünü tam ispata dönüştürdüğün,ü e‑faturalar, e‑irsaliyeler, sistem iletim ve yanıt kayıtları ile cari hesap ekstresi birlikte değerlendirildiğinde İİK m. 257 ve 258’deki koşulların gerçekleştiğini, bu nedenle ret kararının kaldırılarak, uygun teminat karşılığında şimdilik dava konusu 21.999.500,00 TL asıl alacak yönünden ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati hacze karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, taraflar arasındaki ticari satış ilişkisinden doğan faturaya dayalı bakiye açık hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasında ihtiyati haciz istemine ilişkindir.Mahkemece, ihtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İİK'nun 257/1 fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nun 258 maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür.Somut olayda; davacının taraflar arasındaki ticari satış ilişkisinden kaynaklı faturaya dayalı açık hesaba ilişkin davalı şirketten alacaklı olup olmadığı ve miktarı açılan eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında ortaya çıkacaktır. Davacı tarafından dosyaya ibraz edilen belgeler ara karar tarihi itibariyle HMK'nın 390/3 maddesine göre yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Karşı tarafın, mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendisinin kaçmaya çalıştığını gösterir delil de sunulmamıştır. Karar tarihi itibariyle ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği, değişen durum ve şartlara göre de her zaman yeniden talepte bulunulabilecek olup buna göre, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen karar, usul ve yasaya uygun olduğundan talep eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Talep eden davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1666, K. 2026/1614, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1666-e-2026-1614-k-68d27576c712