Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1379 E. 2026/1450 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1379
- Karar No
- 2026/1450
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1379
KARAR NO: 2026/1450
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 24. Asliye Ticaret Mahkemesi (Kapatılan İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi)
TARİHİ: 15.04.2026
NUMARASI: 2025/487 Esas - 2026/397 Karar
DAVA: Şirketin sicil kaydının ihyası
Birleşen İstanbul Anadolu 10. ATM'nin 2026/37 Esas sayılı dosyasında;
DAVA: Şirketin sicil kaydının ihyası
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların kabulüne dair verilen karara karşı, birleşen davada davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/488 Esas sayılı dosyasında açtığı davada ... (İstanbul Ticaret Odası Sicil No.: ...) 14.07.2023 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiğinin anlaşılması üzerine mahkemece şirketin ihyası için süre verildiğini, bu davada taraf teşkilinin sağlanarak davanın sonuçlandırılması ve verilecek kararın infazı için kooperatifin ihyası gerektiğini ileri sürerek, ticaret sicilinden terkin edilen ... İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/488 Esas sayılı dosyasında taraf teşkili sağlanması ve verilecek kararın infazı ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı ... vekili, savunmasında özetle; husumeti yalnızca yasal hasım olan müvekkiline yönelttiğini, şirketin genel kurul kararıyla terkin edilmesi nedeniyle tasfiye memurlarına da husumet yönetilmesi gerektiğini, olağan tasfiye sonucu gerekli prosedürün yerine getirilmesi ve talep üzerine ticaret sicilinden terkin edilen şirketin ihyası gerektiği hallerde şirketin ek tasfiye amacıyla yeniden tescili ile birlikte bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanması gerektiğini, müvekkilinin TTK'nın 34 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 34.maddesine uygun işlem yaptığını, müvekkilinin yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
TTK'nın 529 vd.maddelerine göre şirketin sicil kaydının terkin edilmesi nedeniyle davanın tasfiye memuruna da yöneltilmesi gerektiğinden, mahkemece dava açılması için 11.02.2026 tarihli oturumda davacı vekiline süre verilmiştir.
Davacı vekilince İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/37 esas sayılı dosyasında açtığı dava bu dava ile birleştirilmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ...arasında İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/488 esas sayılı dosyasında görülen davada taraf teşkilinin sağlanması ve verilecek kararın infazı için kooperatifin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı tasfiye memuru ...'na usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Somut Olayda; davalı şirketin İstanbul Anadolu 8. ATM'nin 2024/488 esas sayılı dosyasında terkin edilmesinden dolayı taraf sıfatının sağlanması talebiyle ihyası talep edilmiştir. Dosya içerisine alınan İstanbul Ticaret Sicil kayıtları uyarınca dava dışı şirketin genel kurul kararı gereği 25.03.2017 tarihinde tasfiyeye girdiği ve tasfiye kararının 26.04.2017 tarihinde tescil edildiği ve alacaklılara usulüne uygun olarak 28.04.2017-05.05.2017-12.05.2017 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilanların yapıldığı tespit edilmiştir.
Buna göre tasfiye işlemleri eksik yapılmış olup, tasfiye işlemlerinin eksik yapılmasından tasfiye memuru sorumludur. Tasfiye halinde bulunan şirkete dava dilekçesinin tebliğ edilmemiş olması veya şirket kaydı silindikten sonra tebliğ edilmiş olması sonucu değiştirmeyecektir. Dava konusu dosyada; şirketin fesih ve tasfiye işlemlerinden sonra İstanbul Anadolu 8. ATM'nin 2024/488 esas sayılı dosyasında davanın görülebilmesi için davaya konu terkin edilen şirketin ihyası zorunlu bulunmakla davanın kabulü ile şirketin ihyasına karar vermek gerekmiştir.
Davacı tasfiye memuru tasfiye işlemlerini eksik bıraktığından dava açılmasına sebep olmuştur. Bu nedenle yargılama giderlerinden davacı tasfiye memurunun sorumlu tutulması gerekir. Tasfiyenin gereği gibi yapılmaması nedeniyle açılan eldeki davada tasfiye sürecinden sorumlu olan tasfiye memurunun HMK'nun 326. maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olup, yasal hasım konumunda olan davalı sicil müdürlüğünün, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı kusur ve sorumluluğu bulunmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamaz.
TTK'nun 547.maddesi uyarınca, tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memuru bu ek işlemler sonuçlanıncaya kadar şirketin ticaret siciline yeniden tescilini isteyebilirler.Olayımızda ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşıldığından, talebin kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiştir. (Benzer nitelikte İstanbul BAM 43. HD 2020/643 E -2020/423 K)..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numaralı Tasfiye Halinde... İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/488 esas sayılı dosyası için ihyasına, tasfiye memuru olarak davalı ...'nun atanmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı, birleşen davada davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Mahkemece ...’nin ihyasına ve ...'nun tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilerek, davalının yargılama giderleri ile vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, mahkemenin gerekçesinde tasfiye memurunun tasfiye işlemlerini eksik bırakarak dava açılmasına sebep olduğunu kabul ettiğini, oysa somut gerçeklik açısından bakıldığında, kooperatifin tasfiye süreci ve sicilden terkinine yol açan tüm usulsüz işlemlerin, müvekkilin başkanlık döneminden önceki eski yönetim tarafından gerçekleştirildiğini, tespit edilen usulsüzlükler nedeniyle seçim yapıldığını müvekkilinin yönetime gelerek kooperatifi şeffaf bir yapıya kavuşturduğunu, ihya davalarında yargılama giderlerinden tasfiye memurunun sorumlu tutulabilmesi için, terkin işleminin memurun şahsi kusurundan kaynaklanması gerektiğini, tasfiye memurunun ağır kusuru bulunmaması halinde giderlerin ihyayı talep eden davacı üzerinde bırakılması veya en azından müvekkili gibi sürece sonradan dahil olan memura yüklenmemesi gerektiğini, tasfiye memurunun sorumluluğunun sadece unvanından kaynaklanan otomatik bir sorumluluk olmayıp, fiili kusura dayalı bir sorumluluk olması nedeniyle ve dosyada müvekkilinin eksik işlem yaptığına dair tek bir somut delil bulunmaması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Asıl ve birleşen davalar hukuki niteliği itibariyle, TTK'nın 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri için kooperatif sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı tasfiye memuru vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
İhyası istenen şirketin son yerleşim yeri adresinin ... ilçesinde olması nedeniyle ihya talebi TTK'nın 547.maddesine göre yetkili olan mahkemece incelenerek karar verilmiştir. Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir.
Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür.
İhya davasının TTK'nın 547. maddesi uyarınca talep edilmesi halinde şirketin tasfiye işlemlerini yapmış olan tasfiye memur ya da memurları ile birlikte bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir. Diğer durumda ise esasen şirket tasfiye sürecine girmediğinden ve tasfiye memuru da bulunmadığından davalı olarak bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün gösterilmesi yeterlidir.
Başka bir ifadeyle TTK'nın 547. maddesine dayalı ihya davalarında davalı taraf, şirket veya kooperatifin en son tasfiye memuru veya tasfiye kurulu ile yasal hasım konumunda bulunan ticaret sicili müdürlükleridir.
Eldeki davada, şirketin tasfiye sonucu terkin edilmesi nedeniyle TTK'nın 547.maddesine göre ihya talep edildiği görülmüştür. İhyası talep olunan kooperatifin tasfiyesinin sona erip 14.07.2023 tarihinde tescil edilerek ticaret sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmıştır. TTK'nın 547. maddesi, ek tasfiye başlığı altında; "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.
Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir" düzenlemesini getirmiştir.
Davacın, Tasfiye Halinde ... karşı İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/488 Esas sayılı dosyasında 31.05.2016 tarihinde açtığı davanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2021/297 - 2024/701 E.K.sayılı ilamıyla kaldırılmasından sonra 25.03.2025 tarihli oturumunda ihya davacı açılması için davacıya süre verildiği, davacının sadece sicil müdürlüğüne karşı dava açtığı, daha sonra mahkemece verilen süre ile TTK'nın 547.maddesine uygun şekilde davanın son tasfiye memuruna da yöneltildiği anlaşılmıştır.
Terkin edilen bir şirket aleyhine açılan bir davada taraf teşkilinin sağlanarak davanı hükme bağlanması ve kararın infazı için şirket tüzel kişiliğinin ihyası zorunlu olduğundan bu durumdaki bir şirketin yeniden tescilini talep etmekte davacının hukuki yararı bulunmaktadır. Şirketin ihyası için kesinleşmiş bir alacak bulunması veya bir takip bulunması şart olmayıp, şirkete karşı açılmış bir davada taraf teşkilinin sağlanması ile bu davada şirketin temsil edilmesi zorunlu olduğundan hukuki yararın bulunduğu kabul edilmelidir.
Davanın TTK'nın 547. maddesine göre açılması nedeniyle herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Dava dilekçesindeki ekli belgelere göre davanın, tasfiyeye ilişkin genel kurul kararından önceki tarihte açıldığı ve bu davanın bilinerek şirketin terkin edilmesi nedeniyle tasfiye memurunun kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece TTK'nın 547. maddesi uyarınca tasfiye sonucu terkin olan şirketin ihyasına karar verilmiş olmakla, anılan madde hükmü uyarınca, son tasfiye memuru olduğu anlaşılan davalı tasfiye memurunun ek tasfiye işlemleri için de tasfiye memuru olarak atanmasında yasa ve usule aykırılık bulunmamaktadır.
Davacının açtığı davalarda, uyuşmazlığın esası ile ilgili değerlendirme yapılacaktır. Bu davada, esas davadaki taleplerin haklılığı hakkında bir değerlendirme yapılamayacaktır. Kaldı ki esas davanın 2016 yılında açılmasına ve dava derdest olmasına rağmen, davalının ortağı ve aynı zamanda tasfiye memuru olan kooperatifi tasfiyeye sokarak terkin etmesi nedeniyle kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
Sicil memurluğu, şirket organlarınca alınan tasfiye kararında yapılan tescil işlemlerini ilgili mevzuat hükümlerine göre tescil etmektedir. Bu nedenle şirket organlarınca yapılan tasfiyede, şirkete karşı açılan bir davadan sicil memurluğunun haberdar olduğu ve buna rağmen kooperatifi terkin ettiği kabul edilemez. Şirkte karşı derdest dava bulunduğu halde, şirketi tasfiye eden tasfiye memuru bu konuda tam kusurludur. Sicil memurluğu yasal hasım olarak TTK'nın 547.maddesine göre açılan ihya davasında yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz.
Tasfiye işleminin usule uygun yapıldığının belirtilerek davalının yargılama giderlerinden sorumlu olmadığı savunulmuştur. HMK'nın 326. maddesi gereğince yargılama giderlerinden aleyhine hüküm verilen taraf sorumludur. Davalı tasfiye memuru dava dilekçesinin tebliğinden sonra süresinde davayı kabul etmemiştir. Bu nedenle HMK'nın 312. maddesinin uygulama imkanı bulunmamaktadır. Mahkemece bu nedenle kooperatifin ihyasına karar verilmesi ve davalı tasfiye memurunun ek tasfiye için görevlendirilmesi ve tasfiye memuru aleyhine hükmedilen yargılama giderlerinin ihya sonrası yapılacak tasfiye bilançosunda dikkate alınabileceği anlaşılmakla, mahkemece şirketin ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı tasfiye memuru vekilinin tüm istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir.
Davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 10.09.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.