Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/3 E. 2026/1442 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/3
- Karar No
- 2026/1442
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/3
KARAR NO: 2026/1442
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : (Kapatılan) İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 17/05/2022
NUMARASI: 2017/1195 Esas - 2022/395 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Mesleki sorumluluk sigortasından kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ... Şubesi ile ... arasında akdedilen kredi genel sözleşmesi ile dava dışı adı geçene kredi kullandırıldığını, kredi kullananın temerrüde düşmesi sonucunda bu risklerin teminatını teşkil eden rehinli taşınmazın paraya çevrilmesi yoluyla .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasıyla başlatılan icra takip dosyasından müvekkili bankanın ....derece 15/06/2012 tarih ve ... yevmiye nolu 390.000,00TL bedelli ipotek alacaklısı bulunduğunu, İstanbul ili, ... İlçesi, ... Mah. ... pafta, ... ada, ... parsel, ... cilt, ... sayfada tapuya kayıtlı, ... kat, ... bağımsız bölüm numaralı depolu dükkan vasıflı taşınmazın, ... .... İcra Müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyasında yapılan satış sonucunda 07/01/2015 tarihinde 43.500,00TL bedel ile alacağa mahsuben müvekkili bankaya ihale edildiğini, müvekkili bankaya ipotekli taşınmazın, cebri icra yoluyla tespit edilen kıymeti ile ipotek tesisi esnasında , davalı tarafça sorumluluk sigorta poliçesiyle sigortalanan gayrimenkul değerleme firmasınca tespit ettirilen kıymeti arasındaki olumsuz farktan dolayı ortaya çıkan zararın davalı taraftan tahsiline karar verilmesi gerektiğini iddia ederek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, 115.000,00TL zararın tazminine alacağın 22/10/2015 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında özetle;
müvekkili şirketin ticari ... adresinin "... Mahallesi ... Sok. No: ... ... .../İSTANBUL olduğunu, bu nedenle dosyanın davaya bakmakla yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, uyuşmazlık konusu hasarın 2013-2014 vadeli poliçenin özel şartları gereği teminat dışı olduğunu, uyuşmazlık konusu hasarın 2012/2013 vadeli poliçenin özel şartları gereği teminat dışı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, uyuşmazlık konusu talebin teminat dahilinde olduğu düşünülse dahi, dava dışı sigortalı ... değerlemenin bir kusuru olup olmadığının araştırılması gerektiğini, hiçbir şekilde davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla yine dava dışı sigortalı şirketin kusurlu olduğu ve uyuşmazlık konusu zararın da poliçe teminatına girdiği bir an düşünülse dahi, poliçe üst limitinin olay başına 500.000,00TL olduğunu, ayrıca her bir hasarda uygulanmak üzere 10.000,00TL muafiyeti bulunduğunu, davacının uğramış olduğu zararı belgeleri ile ispatlayamadığını, bu sebeple davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından zarara uğradığını, uğramış olduğu zararın miktarını ispatlaması gerektiğini, sigortalı dava dışı ... değerlemenin kusuru ile müvekkili şirketin poliçeden kaynaklı sorumluluğu ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/387 Esas, 2017/297 Karar ve 18.04.2017 tarihli kararı ile mahkemenin yetkisizliğine dair hüküm tesis edilmiştir. Yetkisizlik kararı istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava, davacı tarafından dava dışı ... A.Ş. ne yaptırılan ve davacının kredi müşterisi olan dava dışı ...’e ait taşınmazın değerlemesinin gerçek değerinden daha yüksek bir rakamda değerlemesi neticesi doğduğu iddia edilen banka zararının, dava dışı ... A.Ş. nin hatası sonucu olduğu savıyla ... A.Ş. ni mesleki sorumluluk sigortası ile sigortalayan davalı sigortacı tarafından tazmini talebine ilişkindir.
Davacı ile dava dışı ... A.Ş. arasında 26.03.2012 tarihinde akdedilen Ekspertiz (Değerleme) Hizmet Sözleşmesinin ve 21.01.2013 tarihinde akdedilen ikinci bir Ekspertiz (Değerleme) Hizmet Sözleşmesinin16. Maddesi gereğince, davacı banka ile dava dışı gayri menkul ekspertiz şirketi arasında, bankanın talep edeceği gayri menkul değerleme hizmetlerinin dava dışı ekspertiz şirketince görüleceği ve bu hizmetin görülmesi esnasında gerçeğe aykırı bir değer takdiri yapılması ya da değeri etkileyecek bir bilginin verilmemesinden ötürü doğacak banka zararlarına teminat olması bakımından ekspertiz şirketinin mesleki sorumluluk sigortası yaptırması hususlarında anlaşma bulunduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporunda meydana gelen zararının bir önceki poliçe yani, davalı sigorta şirketi ve dava dışı ... A.Ş. arasında 29.05.2012 tarihinde akdedilen ... ... sayılı mesleki sorumluluk sigortası poliçesi (teklif no: 121106306 O 03) kapsamında değerlendirmesi gerektiği yönünde talebi bulunduğunun (sigortalı ... A.Ş. nin davalı sigorta şirketine hitaben yazdığı 04.01.2016 tarihli yazıdan) anlaşıldığı, davalı sigorta şirketi ve dava dışı ... A.Ş. arasında 29.05.2012 tarihinde akdedilen ... ... sayılı mesleki sorumluluk sigortasısı incelenirken Teminat Kapsamı kısmında “..sigortalının sorumluluğunu gerektiren bir olay dolayısıyla poliçe süresi içinde meydana gelmiş olan bir zararla ilgili bulunması ve tazminat talebinin sigorta süresi içinde veya sigorta süresinin sona ermesini izleyen 36 ay zarfında (uzatılmış bildirim süresisigorta şirketine iadeli taahhütlü mektupla yazılı olarak bildirilmiş bulunması zorunludur...” denildiği tespitine yer verildiği, somut olayda, davacının zararının ne zaman meydana geldiğinin dosya kapsamından tespit edilemediği, zira, davacı banka ile dava dışı ... arasında akdedilen Kredi Genel Sözleşmesi, bir kerelik verilen bir krediye ait olmayıp, 28.11.2011 tarihinden itibaren banka tarafından açılan 500.000,00 TL limitli bir genel kredi sözleşmesidir; dava dışı ...'e, bu limit dahilinde ticari taksitli kredi, SKA kredisi, kredili bankomat kredisi (kredili mevduat hesabı) ve kredi kartı kullandırıldığı, 11.02.2014 tarihli kat ihtarnamesinden anlaşıldığı, dava dışı ...'in kullandığı kredileri geri ödemediğinin (dolayısıyla banka zararının oluştuğunun) ilk tespiti, dosya kapsamına göre, 11.02.2014 tarihli kat ihtarnamesi olduğu, dolayısıyla, banka zararının doğduğu tarih olarak ihtarname tarihinin alınabileceği, öyleyse 11.02.2014 tarihinin, davalı sigorta şirketi ve dava dışı ... A.Ş. arasında 29.05.2012 tarihinde akdedilen ... ... sayılı mesleki sorumluluk sigortası poliçesi (teklif no: ...) kapsamında değerlendirilmesi de mümkün gözükmediği, zira, bahsi geçen poliçenin vadesinin 04.06.2013 tarihinde sona ermiş olduğundan “...poliçe süresi içinde meydana gelmiş olan bir zararla ilgili bulunması...” koşulu gerçekleşmediği belirtilmiş olup hükme ve denetime elverişli olan bilirkişi raporu hükme esas alınarak..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili bankanın ... Şubesi ile ... arasında akdedilen kredi genel sözleşmesi ile kredi kullandırıldığını, risklerin teminatını teşkil eden taşınmazın paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını, yedi parsel sayılı tapuda kayıtlı ... kat depolu dükkan vasıflı taşınmazın talimat yolu ile yapılan satışı sonucunda 07.01.2015 tarihinde 43.500,00 TL bedelle alacağa mahsuben müvekkili bankaya ihale edildiğini, müvekkili bankaya ipotekli taşınmazın cebri icra yolu ile tespit edilen kıymeti ile ipotek tesisi esnasında gayrimenkul değerleme firmasınca tespit ettirilen kıymeti arasındaki olumsuz farktan dolayı ortaya çıkan zararın davalı taraftan tahsili amacıyla dava açıldığını, bilirkişi raporunda rayiçlere göre 81.780,00 TL yüksek belirlenmiş olduğunun tespit edildiğini ancak poliçe süresi içinde meydana gelen bir zararla ilgili bulunması koşulu gerçekleşmemiş olduğu gerekçesiyle poliçe kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığının belirtildiğini, öncelikle tespit edilen zararın gerçeği yansıtmadığını, müvekkili bankanın zararının 2014 yılında 115.000,00 TL olduğunu ayrıca raporda poliçe süresi içerisinde zararın gerçekleşmediği belirtilmiş ise de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirket ile hizmet sözleşmesi imzaladığı gayrimenkul değerlendirme şirketinin davalı sigorta şirketi ile 29.05.2012 düzenleme, 04.06.2012 başlangıç ve 04.06.2013 bitiş tarihli mesleki sorumluluk sigorta poliçesi imzalanarak davalının sigortalısı olduğunu, davacı sigortacı firmanın belirlenen primin gayrimenkul değerleme firmasınca ödenmesi suretiyle geçerli hale gelen müvekkili bankaya karşı sorumluluğunun doğduğunu, sigorta poliçesinin 04.06.2013 başlangıç ve 06.04.2014 bitiş tarihi itibariyle yenilendiğini, dava dışı gayrimenkul değerleme firması ile sigortacı firmanın imzalanmış olduğu poliçenin 04.06.2012 başlangıç tarihli olup müvekkili bankanın zararının doğmasına neden olan raporun poliçe vadesi kapsamında olduğunun açık bulunduğunu, taşınmazın 2014 yılındaki icra müdürlüğünce tespit edilen kıymetinin 80.000,00 TL olduğunu, bu raporun o yılki ekonomik koşullar içerisinde düzenlenip değerlendirildiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, mesleki sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında uğranılan zararın tazmini stemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dosya kapsamından, davacı banka ile dava dışı ... arasında kredi sözleşmesinin düzenlendiği, sözleşme kapsamında İstanbul ili ... ilçesi ... parsel sayılı arsa üzerinde mevcut ... kat, bağımsız bölüm ... nolu kayıtlı depolu dükkan niteliğindeki taşınmaz üzerine 390.000,00 TL bedelli ....dereceden ipotek tesis edildiği, banka ile dava dışı müşteri arasında üç adet ticari taksitli kredinin ve diğer kredilerin düzenlendiği , kredi hesaplarının 11.02.2014 tarihinde kat edildiği, ipotek tesis edilen bağımsız bölümün dava dışı borçlu gerçek kişiye ait olduğu, 28.12.2011 tarihinde ipotek belgesinin düzenlenmiş olduğu, 160.000,00 TL ana para ve ekleri yönünden ipoteğin tesis edilmiş olduğu, dava dışı kredi borçlusu ... ile dava dışı ... aleyhine davacı banka tarafından .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 25.03.2014 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığı, takip talebindeki asıl alacak tutarının 274.950,78 TL olduğu, ipotek bedelinin 390.000,00 TL olarak belirtildiği, talimat yolu ile gerçekleştirilen 28.04.2014 tarihli bilirkişi raporunda; ipotek konusu ... nolu bağımsız bölüm olan depolu dükkan nitelikli taşınmazın değerinin 80.000,00 TL olarak tespit edildiği, ipotekli taşınmazın 07.01.2015 tarihinde yapılan satışı ile 43.500,00 TL alacaklı vekiline alacağı mahsuben ihale edildiği, davacı vekili tarafından davalı sigorta şirketine mesleki sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olan dava dışı ... Şirketi tarafından 13.06.2012 tarihinde tespit edilen 195.000,00 TL bedel ile kıymet takdir raporundaki tespit edilen 80.000,00 TL arasındaki fark olan 115.000,00 TL miktarın müvekkili bankanın zararı olduğunu iddia ederek iş bu davayı açtığı, dava dışı ... Şirketi ile davacı banka arasında 26.03.2012 tarihli ekspertiz değerleme hizmet sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmede tanımların yer aldığı, sözleşmenin konusunun 3.maddede; ekspertiz yapılması öngörülen taşınır ve taşınmazların ekspertizinin SPK tarafından yayımlanan Sermaye Piyasasında Uluslararası Değerleme Standartları Hakkında Tebliğ ile BDDK tarafından ... Kasım 2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Bankalara Değerleme Hizmeti Kuruluşların Yetkilendirilmesi ve Faaliyetleri Hakkında Yönetmeliklerle Belirlenen Hükümler Çerçevesinde Ekspertiz Şirketi tarafından yapılması, raporun hazırlanması, esas ve usullerin belirlenmesi ile ekspertiz şirketine ücretin belirlenmesi olarak ifade edildiği, ekspertiz raporu hazırlanmasının 5.maddede yer aldığı, sözleşmenin 16.maddesinde; mesleki sorumluluk sigortası başlığı ile ekspertiz şirketinin verdiği ekspertiz hizmetinden doğabilecek zararların tazminini teminen genel şartları Hazine Müsteşarlığınca belirtilen mesleki sorumluluk sigortası yaptıracağını taahhüt edeceği belirtildiği, sözleşme süresinin 18.maddede bir yıl olarak belirlendiği, fesih ihbarında bulunulmaması halinde bir yıl daha uzamış sayılacağının kabul edildiği, dava dışı değerleme şirketi ile davacı ile şirket arasında gerçekleştirilen sözleşme kapsamında dava dışı ... AŞ Firması tarafından davalı sigorta şirket ile 04.06.2012 başlangıç, 04.06.2013 bitiş tarihli mesleki sorumluluk sigorta poliçesinin düzenlendiği, sigortanın teminat kapsamının poliçede ....maddede; belirtildiği, söz konusu maddede; bir tazminat talebinin bu sigorta kapsamında sigortacı tarafından karşılanabilmesi için poliçede belirtilen sigorta süresi içinde veya geriye dönüş tarihinden önce olmamak kaydıyla poliçe başlangıç tarihinden önce gerçekleşen ve sigortalının sorumluluğunu gerektiren bir olay dolayısıyla poliçe süresi içinde meydana gelmiş olan bir zararla ilgili bulunması ve tazminat talebinin sigorta süresi içinde ve sigorta süresinin sona ermesini izleyen 36 ay zarfında sigorta şirketine iadeli taahhütlü mektupla bildirilmiş bulunmasının zorunlu olduğu, bu koşulların tamamının hep birlikte gerçekleşmediği sürece sigortacının sorumluluk sigortası kapsamında hiçbir ödeme yükümlülüğünün doğmayacağının belirtildiği, dava dışı değerleme şirketi ile davalı sigorta şirketi arasında sigorta poliçesinin 04.06.2013 başlangıç tarihi, 04.06.2014 bitiş tarihi olarak yenilendiği, davacı bankanın talebi üzerine davalı sigorta şirketi tarafından 22.10.2015 tarihli cevap ile ... adına düzenlenen son mesleki sorumluluk sigorta poliçesinin vadesinin 04.06.2013 - 04.06.2014 olduğunun tespit edildiği, poliçedeki teminat kapsamı değerlendirildiğinde tazminat talebinin sigortalıya poliçe süresi içerisinde iletilmiş olmasının zorunlu olduğu, bu koşulların tamamının gerçekleşmediği sürece sigortacının sorumluluk sigortası kapsamında hiçbir yükümlülüğü doğmayacağı, bildirimin 04.06.2014 vade bitimi sonrasında gerçekleştirildiği ve talebin poliçe teminatı kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığının belirtilmiş olduğu ile davacının iş bu davayı açtığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, davacının talebinin davalı sigorta poliçesi kapsamında kalıp kalmadığı, mahkemenin hükme esas alınan bilirkişi raporunun ve rapordaki değerlendirmelerin usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Tarafların dosyaya delillerini ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi raporu alınmıştır.
23.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu gayrimenkulün; İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak ile ... Sokağın kesiştiği köşede yer alan No: ... adresinde bulunan binanın ... nolu depolu dükkan olduğu, dava konusu gayrimenkulün değerine olumlu veya olumsuz yönde tesir eden diğer tüm unsurlar da ayrı ayrı irdelenerek emsal karşılaştırma yöntemi ile gayrimenkulün; ... AŞ tarafından düzenlenmiş bulunan rapor tarihi olan 13.06.2012 tarihi itibariyle ve ... .... İcra Müdürlüğünün 2014 - 481. Tal. sayılı dosyasında yapılan tespit ve inceleme sonucu düzenlenmiş bulunan rapor tarihi olan 28.04.2014 tarihi itibariyle rayiç değerlerinin; güncel rayiç değerinin; 260.000,00 TL, 28.04.2014 tarihi itibariyle rayiç değerinin 136.870,41 TL, 13.06.2012 tarihi itibariyle rayiç değerinin 117.963,63 TL olduğu belirtilmiştir.
27.01.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda; dava konusu İstanbul İli, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı, 85,76 m2 alanlı, Arsa vasıflı taşınmazın, 25/85 arsa paylı, ... kat, ... nolu depolu dükkan niteliğindeki taşınmazın, ... AŞ tarafından düzenlenmiş olan raporun tarihi olan 12.06.2012 tarihi itibariyle değerinin 113.220,00 TL olarak hesap ve takdir edildiği, ... A.Ş. tarafından düzenlenmiş olan 12.06.2012 tarih, ... nolu raporu ile takdir edilmiş olan 195.000,00 TL bedelin, serbest piyasa alım-satım rayiçleri, piyasa şartları ile örtüşmediği, ... A.Ş. tarafından düzenlenmiş olan 12.06.2012 tarih, ... nolu raporu ile takdir edilmiş olan bedel ile, heyetçe belirlenen, taşınmazın gerçek değeri arasındaki farkın; 195.000,00 TL - 113.220,00 TL = 81.780,00 TL olarak hesaplandığı, bir başka deyişle, ... A.Ş. tarafından düzenlenmiş olan 12.06.2012 tarih, ... nolu rapordaki bedelin, serbest piyasa alım-satım rayiçlerine göre, 81.780,00 TL yüksek belirlenmiş olduğunun tespit edildiği, dava dışı ... AŞ, Mesleki Sorumluluk Sigortası Poliçesi bağlamında değerleme raporlarında gerçeğe aykırı bir değer takdiri yapılması ya da değeri etkileyecek bir bilginin verilmemesinden ötürü doğacak zararların davalı sigorta şirketince teminat altına alındığı, bir diğer deyişle somut olayda rizikonun gerçekleşmiş olduğu, dava dışı ... AŞ arasında 29.05.2012 tarihinde akdedilen mesleki sorumluluk sigortası poliçesi kapsamında değerlendirilmesinin, bahsi geçen poliçenin vadesi 04.06.2013 tarihinde sona ermiş olduğundan "...poliçe süresi içinde meydana gelmiş olan bir zararla ilgili bulunması...” koşulu gerçekleşmemiş olduğundan mümkün gözükmediği belirtilmiştir.
Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz ederek, zarar tespitinin gerçeği yansıtmadığını, poliçenin yenilendiğini, bitiş tarihinin 06.04.2014 olduğunu, müvekkili bankanın zararının doğmasına neden olan raporun poliçe vadesi kapsamında olduğunun açık bulunduğunu belirterek yeniden hesaplama yapılmasını ve poliçe kapsamında inceleme yapılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamı ve bilirkişi raporları gereğince davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Dava, mesleki sorumluluk sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Sözleşme tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6762 sayılı TTK) sorumluluk sigortalarına ilişkin genel bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak 6762 sayılı TTK’nin değişik maddelerinde; örneğin yangından doğan hukuki sorumluluğun sigorta ettirilebileceği (m. 1309), hırsızlıktan zarar gören kimselere ve hırsızlık sebebiyle hukuki sorumluluğa maruz kalan kimselere teminat sağlamak maksadıyla hırsızlık sigortası yaptırılabileceği (m. 1320), bir kişinin sebep olduğu kaza sebebiyle ödemeye mecbur olacağı kaza tazminatı veya zarar gördüğü kaza nedeniyle ortaya çıkan zararlarının giderilmesi maksadıyla kaza sigortası yaptırılabileceği (m. 1335) öngörülmüştür.
Bunun dışında sorumluluk sigortalarına Sigorta Genel Şartları uygulanacaktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6102 sayılı TTK) ise sorumluluk sigortaları ayrı bir başlık altında detaylı olarak düzenlenmiştir. TTK 1473.maddede; sorumluluk sigortaları başlığı ile; genel hükümler kapsamında sözleşmenin konusu ve kapsamına yer verilmiştir. TTK 1473. "(...) Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder." düzenlemesi ile TTK 1485.maddede sorumluluk sigortalarına uygulanacak hükümler başlığı ile; " (...) Sorumluluk sigortalarına genel hükümlerle birlikte, 1454 üncü ve 1458 inci maddeler, 1466 ncı maddenin birinci fıkrası ve 1471 inci madde de uygulanır." düzenlemesi mevcuttur.
Sorumluluk sigortaları, sigorta ettirene veya başkası lehine sigorta hâlinde sigortalıya, zarar gören kişi tarafından tazminat istemi yöneltilmesine karşı koruma sağlayan sigortalardır. Sigortacı koruma sağlama edimi gereğince sigorta ettirenin mal varlığında gerçekleşen ve gerçekleştiği öne sürülen belirli bir sorumluluk sebebi dolayısıyla ortaya çıkmış olan parasal yükü karşılamaktadır.
Başka bir deyişle zarar sigortası niteliğinde olan sorumluluk sigortalarında da sigortacı ancak sigorta ettirenin malvarlığında bir kötüleşmeye veya kötüleşme tehdidine maruz kaldığı takdirde koruma edimini yerine getirecektir. Tüm sigorta sözleşmelerinde olduğu gibi sorumluluk sigortası sözleşmesinde de riziko; gerçekleşip gerçekleşmeyeceği veya ne zaman gerçekleşeceği belli olmayan, ancak gerçekleşmesi hâlinde zarar veya ekonomik bir ihtiyaç doğuran olaydır. Rizikoyu teşkil eden olay, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı olamaz (6762 sayılı TTK, m. 1277). Ancak sorumluluk sigortalarında rizikonun tespiti diğer sigortalara nazaran daha karmaşık bir yapıya sahiptir; zira sorumluluk sigortalarında riziko, sigorta koruması altına alınan kişinin sıfatı, etkinlikleri ve özellikleri gibi hususlar dikkate alınarak belirlenir. Bu yüzden sorumluluk sigortaları en fazla çeşidi bulunan sigorta olup, çok farklı gereksinimler için farklı ürünler ortaya çıkmıştır (Ünan, Samim: Türk Ticaret Kanunu Şerhi Sigorta Hukuku C. II, İstanbul, 2016, s. 267).
Bütün sorumluluk sigortalarında sigorta teminatı belirli bir süre ve belirli bir coğrafya ile sınırlı olarak verilmektedir.
Başka bir deyişle sigorta korumasından yararlanabilmek için rizikonun sözleşmede öngörülen süre zarfında ve yine sözleşmede öngörülen coğrafi sınır dâhilinde gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu kapsamda sorumluluk sigortaları alanında rizikonun zaman bakımından sigorta korumasına dâhil sayılmasına ilişkin değişik esaslar ortaya çıkmıştır. Bunların arasında ülkemizde de yaygın şekilde kullanılan “olay”, “zarar” ve “talep” esaslarına tabi sözleşmeler ön plana çıkmaktadır (Ünan, Samim: Türk Ticaret Kanunu Şerhi Sigorta Hukuku C. II, İstanbul, 2016, s. 268).
Olay esasına göre kurulmuş sorumluluk sigortası sözleşmelerinde sigortacının koruma sağlama edimi olayın (sigorta ettirenin sorumluluğuna yol açan veya açtığı öne sürülen hukuka aykırı davranışın) sigorta süresi içinde meydana gelmiş olmasına; zarar esasına göre kurulan sözleşmelerde ise zararın sigorta süresi içinde ortaya çıkmış bulunmasına bağlıdır. 6762 sayılı TTK’de düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK’nin 1473/... maddesinde taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, sorumluluk sigortalarında riziko anı için olay esasını benimsemiştir. Anılan madde; “Sigortacı sorumluluk sigortası ile sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder” hükmünü haizdir.
Görüldüğü üzere olay esaslı sigortalarda zararın ne zaman gerçekleştiği önem taşımamakta, sadece zarara sebep olan olayın sözleşme süresi içinde (veya geçmişe etkili sigorta teminatı söz konusu ise olayı bilmemek kaydıyla bu süre içinde) meydana gelmesi aranmaktadır. Başka bir deyişle olay esaslı sorumluluk sigortalarında olay sözleşme süresi içerinde gerçekleşmiş ise zarar ve tazminat talebi sigorta sözleşmesinin süresinden sonra söz konusu olsa dahi teminat kapsamında kalmaktadır. Bu aşamada vurgulanması gerekir ki; sorumluluk sigortasında rizikonun gerçekleşme anı “olay”, “zarar” veya “talep” esaslarından biri üzerine kurulmuş olabileceği gibi karma şekilde de sözleşme içeriğine dâhil edilmiş olabilir. ...
Sorumluluk sigortasının bir türü olan mesleki sorumluluk sigortası ile belirli bir öğrenim sürecinden geçerek meslek sahibi olmuş kişilerin mesleki faaliyetleri sırasında üçüncü kişilere verdikleri zarardan doğan sorumluluğu sigorta himayesi kapsamına alınmaktadır. Gerçekten de uzmanlık gerektiren meslekleri icra eden kişilerin icra ettikleri mesleğin mahiyeti ve türü ne olursa olsun, mesleğin icrası sırasında neden olunan zararlardan doğabilecek olan sorumlulukları dolayısıyla tazminat talebiyle karşılaşma rizikosunun, sorumluluk hukuku prensiplerinden taviz vermeksizin, sigorta himayesine alınması en uygun çözümdür. Mesleki sorumluluk sigortaları, sağlık ile ilgili meslekler, yapı ve yapım ile ilgili meslekler, hukukçular, ticari ve mali işlerle ilgili meslekler gibi geniş bir alana yayılmıştır.
Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.....a. maddesinde olay esaslı yapılan sigorta sözleşmeleri ile “sözleşme süresi içinde meydana gelen olay sonucu doğan ve sorumluluk hükümleri uyarınca tazmini sözleşme süresi içinde ya da sonrasında talep edilen zararlara karşı” teminat sağlanmakta; A.....b. maddesinde ise talep esaslı yapılan sigorta sözleşmeleri ile “sözleşme yapılmadan önce veya sözleşme yürürlükteyken meydana gelen bir olay nedeniyle, sadece sözleşme süresi içinde sigortalıya karşı ileri sürülebilecek taleplere karşı sözleşmede belirtilen miktara kadar isteme ilişkin makul giderleri de içerecek şekilde” teminat sağlanmaktadır. Taraflar bu iki durumdan birini içerecek şekilde sözleşme yapabilecekleri gibi her ikisini içerecek şekilde de sözleşme yapabilirler (Emsal YHGK'nun 2017/412 Esas, 2021/296 Karar sayılı ilamı).
Somut olayda, davalı sigorta şirket ile dava dışı değerleme şirketi arasında gerçekleştirilen sigorta poliçesi özel şartlarının ....maddesinde; teminat kapsamı düzenlenmiştir. Söz konusu maddede; poliçe süresi içinde meydana gelen zararla ilgili bulunması ve tazminat talebinin sigorta süresi içinde veya sigorta süresinin sona ermesini izleyen 36 ay zarfında sigorta şirketine iadeli taahhütlü mektup ile yazılı olarak bildirilmiş bulunması zorunlu şeklinde ifade edilmiştir. 04.0.2014 bitiş tarihli poliçede ise teminat kapsamına dair düzenlemede, tazminat talebinin sigortalıya poliçe süresi içinde iletilmiş olmasının zorunlu olduğuna yer verilmiştir. Söz konusu koşulların tamamının birlikte gerçekleşmediği sürece sigortacının sorumluluk sigortası kapsamında hiçbir ödeme yükümlülüğünün doğmayacağı ifade edilmiştir. Sigorta poliçesinin başlangıç tarihi 04.06.2012'dir. Poliçenin yenilenmesi ile birlikte yenilenen poliçenin bitiş tarihi ise 04.06.2014'tür.
Dava dışı ekspertiz raporunu düzenleyen sigortalı şirketin rapor tarihi 26.03.2012 olup sigorta poliçesi tarihinden öncesine ait olmakla birlikte değerlendirme konusu taşınmaza dair kıymet takdir rapor tarihi 28.04.2014 dir. 28.04.2014 tarihli rapor sonrasında ihale sonucunda satış 07.01.2015 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Davacı ise davalı sigorta şirketinden 06.10.2015 tarihinde tazminat talebindne bulunmuştur. 08.10.2015 tarihinde ise ihbar edildiği anlaşılmaktadır.
Teminat kapsamı ile ilgili yukarıda yer verilen hüküm gereğince tazminat talebinin sigortalıya poliçe süresi içerisinde iletilmiş olması zorunlu olduğundan ihbarın 08.10.2015 tarihinde poliçe süresi sonrasında gerçekleştirildiğinden mahkemece bilirkişi raporu kapsamında verilen ret kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/....b.... maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/....b..... maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
...-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;
HMK'nın 353/....b.... maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 10.09.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.