Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1212 E. 2026/1293 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1212
Karar No
2026/1293
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1212

KARAR NO: 2026/1293

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/04/2026

NUMARASI: 2026/283 Esas - 2026/305 Karar

DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.03.2026 tarih 2024/508 esas 2026/303 karar sayılı dosyasında verilen karar ile "Davanın Kısmen kabul, Kısmen reddine, Davacının davalı şirketin feshi ve tasfiyesi taleplerinin REDDİ ile, TTK. 531.maddesi uyarınca davacının ... sicil numaralı ...Anonim Şirketi'nden çıkarılmasına , Karar tarihine en yakın tespit edilen davacı için 52.333.305,22 TL çıkma payının karar tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine" karar verildiğini, mahkemece verilen bu karar ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icraya konulduğunu, oysaki verilen kararda belirtilen paranın ödenmesi , davacı alacaklının şirketten çıkarılmasına bağlı olmakla , bu karar kesinleşmeden icraya konu edilmesi mümkün olmadığını, alacak muaccel olmadan icraya konulduğunu, bu nedenle borcun vadesi henüz gelmemekle davalının alacağı talep hakkı da henüz doğmadığını, TTK m 531 hükmü ve gerekçesinde, Anonim ortaklığın haklı sebeple feshi davası sonucunda mahkeme tarafından çıkarılmasına karar verilen pay sahibinin ayrılma akçesine ilişkin alacağı, verilen kararın inşai nitelikte olması sebebiyle, ancak ve ancak kararın kesinleşmesi ile muaccel hale geleceğini, bu nedenle ....icra Müdürlüğünce başlatılan takibe konu alacak da henüz muaccel olmadığından huzurdaki davayı açmak zorunlu olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 531. maddesi kapsamında hükmedilen ayrılma akçesi, niteliği gereği sıradan bir alacak hükmü olmayıp, şirketin yapısını doğrudan etkileyen, şirket malvarlığı üzerinde sonuç doğuran ve çoğu zaman şirketin finansal dengesini değiştiren kurucu (inşai) nitelikte bir mahkeme kararına bağlıdır. Bu nedenle söz konusu kararların kesinleşmeden icraya konulması mümkün olmadığını, nitekim verilen kararın muaccel hale gelmesi ve talep edilebilmesi için öncelikle ortağın şirketten ayrılmasının kesinleşmesi gerektiğini, bu karar bir para alacağı hükmü gibi görünse de gerçekte, Pay sahipliği statüsünü sona erdiren ve şirket ortaklık yapısını değiştiren bir statü kararı olduğunu, bu nedenle Ayrılma akçesi kararı sadece para borcu değil aynı zamanda ortaklık sıfatını da sona erdiren inşai bir karardır.İnşai kararların icrası ise ancak kesinleşme ile mümkün olduğunu, bu nedenle de kesinleşmeden icra edilmesi mümkün olmadığını, davalı ortağın şirketteki ortaklığı devam etmekte olduğunu, davalı, Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen çıkarma kararı kesinleşmediğinden şirketteki tüm ortaklık haklarına da sahip olmaya devam etmekte olduğunu, davalı, halen ortak olduğu için Genel Kurullara Katılma, kar payı ödenmesini isteme, şirkete özel denetçi tayini gibi hakları devam ederken aynı zamanda ayrılma akçesinin ortaklıktan çıkması kesinleşmeden önce kendisine ödenmesi hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle de davacı şirketin davalıya borçlu olmadığının tespiti gerekmekte olduğunu, davanın kabulü ile .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasındaki takibe konu alacak henüz muaccel hale gelmemiş olduğundan davalı tarafça alacağı talep hakkının bulunmadığının (davacı şirketin bu aşamada borçlu olmadığının) tespiti ile Takibin İptaline, Tensip ile verilecek karar ile dava sonuna kadar icra takibinin teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına , davalı, takibinde haksız ve kötüniyetli olduğundan alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

CEVAP: Usulüne uygun tebliğe rağmen davacı tarafça ''Davalı taraf ile arabuluculuk süreci henüz tamamlanmamıştır. Dolayısı ile Arabuluculuk son tutanağının Mahkemenize bu aşamada sunulması mümkün değildir. Bu nedenle mahkemenizce bu husus değerlendirilerek karar tesisini Saygı ile arz ederim.'' şeklinde beyanda bulunduğu ve arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Mahkememiz dosyasında arabuluculuk tutanak aslının sunulmadığı, 08/04/2026 tarihli ara kararı ile arabuluculuk son tutanağının sunulması için davacı tarafa süre verildiği, davacı tarafça arabuluculuk görüşmelerinin sonuçlanmadığının beyan edildiği görülmüştür. Dava konusunun menfi tespit istemine ilişkin olduğu, buna ilişkin davaların zorunlu arabuluculuğa tâbi olduğu ve dava şartı olarak kabul edildiği, bu nedenle dava tarihi itibariyle sonuçlanan arabuluculuk başvurusu bulunmadığı sabit olan davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine," karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, kararın bu yönüyle hukuka aykırı olduğunu, gerekçenin eksik ve yanlış kurulduğunu, mahkeme gerekçesinin dava tarihi itibarıyla arabuluculuk dava şartının hiç gerçekleşmemiş olması yönünden eksik olduğunu, davanın 07.04.2026 tarihinde açıldığını, arabuluculuk başvurusunun ise 08.04.2026 tarihinde yapıldığını, bu nedenle karar gerekçesinde yalnızca “son tutanak sunulmadığı” değerlendirmesiyle yetinilmesinde eksiklik olduğunu, davanın dava tarihinde mevcut olmayan bir dava şartı ile açıldığını ve bu eksikliğin sonradan giderilemeyeceğinin açıkça belirtilmesi gerektiğini, davacının arabuluculuk dava şartını hiç yerine getirmeden dava açtığını, arabuluculuk başvurusunu dava tarihinden sonra yaptığını beyanla, davanın usulden reddi sonucu korunmak suretiyle, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi yönünden kararın kaldırılmasını veya düzeltilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :

Dava, İİK 72 maddesi uyanıca icra takibi nedeniyle olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince arabuluculuğa başvuru dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmemesi nedeniyle istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın ve dosya üzerinden davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir (HUAK m.18/A/2, c. 4; HUAK Yönetmeliği m.22/3). Burada dava şartı arabuluculuk sürecinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 115 inci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde, gider avansı yatırılmasında veya gerekli hallerde teminat gösterilmesinde olduğu gibi tamamlanabilen bir dava şartı eksikliği olarak düzenlenmediği görülmektedir. Bir başka ifadeyle, dava şartı noksanlığının giderilmesi ve arabulucuya başvurulması için mahkemece davacıya süre verilmeyecektir. Bu nedenle davanın esasına ilişkin incelemeye geçilmiş olsa bile mahkeme burada kesin süre vermeksizin davanın usulden reddine karar verecektir. Ancak bu durum, tarafların arabuluculuğa hiç başvurmadığı durumlarda geçerlidir.

Somut olayda ilk derece mahkemesice davacı vekiline 08/04/2026 tarihli ara karar ile arabuluculuk son tutanağını sunması için süre verilmiş davacı vekilinin son tutanağı sunmalarının mümkün olmadığını beyan etmesi üzerine süre sonunda dosya üzerinden davanın usulden reddine karar verilmiştir.Mahkemece tensip zaptı düzenlenmeden ve davalıya tebligat yapılmadan dosya üzerinden karar verilerek davalı vekiline sadece gerekçeli kararın tebliğ edilmiş olmasına göre davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-(b)/1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ YASA YOLU açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1212, K. 2026/1293, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1212-e-2026-1293-k-9080fb5a36aa