Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/790 E. 2026/849 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/790
- Karar No
- 2026/849
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/790 - 2026/849 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/790 KARAR NO : 2026/849
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/03/2026 NUMARASI : 2026/159 Esas - 2026/188 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 04/06/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 22/06/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin maden sektöründe dekapaj işi ile iştigal eden bir şirket olduğu, kuruluş amacının genel olarak inşaat sektöründe kullanılmak üzere edinilmiş olan çekici mahiyetinde araçlar ile kazanç elde etmekte olduğunu, 28.07.2023 tarihinde sürücü ... tarafından sevk ve idare edilen ve davalının maliki olduğu araç ile davacı şirkete ait aracın çarpıştığını, kaza sonucu davacıya ait şirketin aracında değer kaybı ve aracın çalışamadığı günler için kazanç kaybı ortaya çıktığını belirterek, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, 50,00-TL değer kaybı, 50,00-TL kazanç kaybı alacağının kaza tarihinden itibaren hesaplanan ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece,18/06/2025 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde açılıp 23/01/2026 tarihinde iş bu mahkeme esasına kaydedilen davada davacı alacağının ticari nitelikte olduğu, ticari alacağın tahsili amacıyla açılan davada arabuluculuk yolunun tüketilmesinin dava şartı olduğu, arabuluculuk başvurusunun dava açıldıktan sonra yapıldığı gerekçesiyle, Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince HMK'nın 114/2 ve 115 maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; eldeki davanın öncelikle Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2025/71 E. sayılı dosyası kapsamında ikame edildiğini, Ankara 29. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 03.09.2025 tarihli ve 2025/71 E. 2025/433 K. sayılı kararı ile davanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiğini, bu kapsamda davanın Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderildiğini ve 2026/159 E. numarasını aldığını, görevsizlik kararının ardından taraflarınca ticari uyuşmazlık dava şartı arabuluculuk başvurusu yapıldığını ve dava şartının tamamlandığını, görevsizlik kararı sonrası dosya henüz Asliye Ticaret Mahkemesi esasına kaydedilmeden ve tensip zaptı düzenlenmeden önce, taraflarınca 26.09.2025 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu ve 08.10.2025 tarihinde sürecin anlaşamama ile sonuçlandığını, mahkemece davanın esasına girilmesi gerekirken, dosyanın Ticaret Mahkemesine gelmesinden aylar önce tamamlanan arabuluculuk sürecinin "dava açıldıktan sonra yapıldı" gerekçesiyle yok sayılamayacağını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Dava, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, görevsizlik kararı verilmesinden sonra işin esasına girilmeden önce arabuluculuk dava şartının tamamlanıp tamamlanamayacağı noktasında toplanmaktadır. Konuyla ilgili olarak değişik yargısal içtihatlar bulunmaktadır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/3201 Esas - 2024/4336 Karar sayılı ilamında; “7155 sayılı Yasa ile değişik 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinde arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği düzenlenmiş olup, görevsizlik kararı üzerine görevli mahkemede bakılan dava yeni bir dava olmayıp önceki davanın devamı niteliğinde olduğundan ve aksi yönde istisnai nitelikte bir hüküm de bulunmadığından, görevsiz mahkemede açılan davadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.” denilmektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2024/4395 Esas - 2024/8194 Karar sayılı ilamında ise; “Görevsiz mahkemede dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartı yerine getirilmemiş olmasına rağmen dosyanın görevli mahkeme esasına kaydedilmesinden önce arabulucuya başvurulmuş ve sürecin sonuçlanarak anlaşamama son tutanağının düzenlenmiş olması durumunda, arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği kabul edilmektedir.” denilmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2022/2757 Esas - 2022/17299 Karar sayılı ilamında da; “…Eldeki dosyada istisnai olarak görevsiz mahkeme aşamasında bu eksikliğin giderildiği ve görevli mahkeme olan ticaret mahkemesinde davanın esasına girilmeden arabuluculuk işleminin tamamlandığı anlaşıldığından mahkemece esasa girilerek karar verilmesi gerekirken tekrar davacıdan arabuluculuk Yasası gereklerini "anlaşmazlık tutanağının getirilmesi" istemek Yasanın uygulanmasındaki amacına da uygun düşmeyeceğinden, somut olayda HMK'nın 115/3. maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir.” denilmektedir.
Dairemizce, görevsizlik kararı verilmesinden sonra dosyanın görevli mahkeme esasına kaydedilmesinden önce arabuluculuk başvuru koşulunun yerine getirilmesi halinde dava şartının yerine getirilmiş sayılacağının kabulü mahkemeye erişim hakkı ve usul ekonomisi yönünden isabetli bulunmakta olup, somut olayda ise, dosyaya ilişkin iş bu görevli mahkemeye 23.02.2026 tarihinde tevzi edildiği, davacı vekili tarafından ise görevsizlik kararından sonra ve görevli mahkemeye tevzinin gerçekleştiği 23.02.2026 tarihinden önce 26.09.2025 tarihinde arabuluculuk başvurusunun yapıldığı anlaşılmakla, mahkemece işin esasına girilip delillerin toplanmasıyla oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Yukarıda belirtilen nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve yukarıda açıklandığı üzere davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ İLE, Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/03/2026 tarihli, 2026/159 Esas - 2026/188 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, Kararın kaldırılma sebebine göre, davacı vekilinin sair istinaf taleplerinin şimdilik İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-İstinaf eden tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 3-İstinafa gelen tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine, 4-İstinaf eden tarafça yatırılan istinaf gider avansından, kullanılmayan kısmın yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 04/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.