Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1915 E. 2026/1615 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1915
- Karar No
- 2026/1615
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/1915
KARAR NO : 2026/1615
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/02/2023
NUMARASI : 2021/407 E - 2023/184 K
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 04/06/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, yapılan açık yargılama sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ile davalı arasında düzenlenen 01/11/2006 tarihli protokole göre müvekkilinin getirmiş olduğu işlerin davalı tarafından faturalandırılarak tahsilatının yapılacağı, tarafların her ay sonu yapılmış olan ortak işlerin hesabını yaparak hak edişi düzenleyip müvekkili tarafından açılacak hesaba hak edişlerin ödeneceğini, ayrıca muhatap tarafından sabit ödeme yapılacağını, ancak ödenmesi gereken miktarların ödenmemesi nedeniyle keşide edilen Beyoğlu 13. Noterliğinin 31/05/2010 tarihli ihtarnamesi ile borcun ödenmemesi üzerine Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında başlatılan takibe vaki itirazın haksız olduğunu alacağın 200.000,00TL'lik kısmının 09/07/2010 tarihli Beyoğlu 13. Noterliğinin ... yevmiye nolu temliknamesi ile ...'a temlik edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulması koşulu ile takip dosyasında borca yönelik itirazın şimdilik 250.000,00TL'lik kısmının iptaline, alacağın %40 oranında az olmamak üzere davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kısmi itirazın iptali davası açılamayacağını davanın bu nedenle reddi gerektiğini, davacılar arasındaki temlik ilişkisinin müvekkilinin bağlamaması nedeniyle davacı ...'ın aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, 01/11/2006 tarihli protokol gereğince davacıya 600.000,00TL ödeme yapıldığını, başka alacağının bulunmadığını, dava dilekçesinde her ay sabit ödeme yapılacağının iddia edilmesine rağmen protokolün 5. Maddesinde sabit ödeme olan 2.000,00TL'nin ...'ın hesabına borç olarak işletileceğinin belirtildiğini, protokolün 7. Maddesi gereğince davacının sigorta primlerinin ödendiği gibi kendisine yardımcı olarak aldığı kardeşi Serhat Saçaklı'nın da primlerinin ödendiğini, ayrıca davacının kredi ödemeleri ve mazot ödemelerinin müvekkilince cari hesaba işlenerek davacıya ödendiğini, davacının sözleşmeye aykırı şekilde müşteri tarafından iade edilen ürünleri kabul ederek müvekkilinin zararına neden olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; " taraflar arasında 01/10/2006 tarihli protokol ile başlayan hizmet sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu, sözleşmeye göre davacının davalıya müşteri temin edeceği, davalının da getirilen müşteri ile yapılan işlerden elde edilecek brüt karın 1/2sini davacıya ödeyeceği, bu kapsamda ödemelerin masraf olarak da ödenebileceği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkide davacı tarafından davalıya getirdiği ileri sürülen işler usulüne uygun şekilde zamanında belirlenmemiş, yapılan ödemeler zamanında kayıt altına alınmamıştır. Bu durumda mahkememizce davacıya, getirmiş olduğu işlere ilişkin deliller sunması istenmiş, davacı tarafından sözleşme bağlantısı kurulduğu ileri sürülen şirketlere yazılar yazılmıştır, davacı tarafından sözleşmeye aracılık ettiği kesin olarak belirlenen şirketlere yapılan işler üzerinde hükme esas alınan son bilirkişi kurulu raporunda belirtildiği üzere işler yapılmış olup yapılan işlerin kar durumu da dikkate alındığında davacıya yapılan ödemeler ve davalı tarafından masraf olarak yapılan ödemeler mahsup edildikten sonra davacının 162.000,00TL alacağının bulunduğu anlaşılmıştır. Ancak bilirkişi kurulunca düzenlenen rapor ve ek raporda davalının bir kısım yakıt ve sigorta ödemeleri dikkate alınmadığından mahkemece yukarıda gerekçe kısmında açıklanan ve davalı vekilinin önceki dilekçelerinde de belirtilen ancak son olarak 01/04/2019 tarihli dilekçe ekinde sunulan ve İş Bankasında ödendiği bildirilen çek ödemeleri ile mazot ve SGK ödemelerinin mahsubu sonrası davacının 99.557,65TL alacağının bulunduğu anlaşılmakla bu miktar üzerinde davanın kısmen kabulüne davalı itirazının iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirir olması nedeniyle icra inkar talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Hüküm fıkrasında dosya numarası sehven yetkisiz icra müdürlüğününü ...esas sayılı dosyası olarak yazılmış ise de gerekçeli karar da yetkili icra dairesinin ... esas sayılı dosyası yazılarak maddi hata düzeltilmiştir.)" gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile; davalının Büyükçekmece 2.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 99.557,65-TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %16 oranını geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,2-Alacak likit olmayıp yargılama sonucu belirlendiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonunda 01/04/2021 tarih ve 2019/1785 E- 2021/1013 K sayılı kararımızla " kararın gerekçe içermediği, bu nedenle de denetlenebilir olmaktan uzak olan yerel mahkeme kararının, Anayasa ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun emredici hükümlerine de açıkça aykırılık oluşturduğu, bu hususun HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzenine ilişkin ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçeleriyle HMK'nın 353/1-a-4-6, 355, 297 ve 298 maddeleri gereğince kararın kaldırılması ile dosyanın mahkemesine iadesine, diğer istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından kaldırma kararı sonarsı yapılan yargılama sonunda; "Taraflar arasında 01/10/2006 tarihli protokol ile başlayan hizmet sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu, sözleşmeye göre davacının davalıya müşteri temin edeceği, davalının da getirilen müşteri ile yapılan işlerden elde edilecek brüt karın 1/2sini davacıya ödeyeceği, bu kapsamda ödemelerin masraf olarak da ödenebileceği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkide davacı tarafından davalıya getirdiği ileri sürülen işler usulüne uygun şekilde zamanında belirlenmemiş, yapılan ödemeler zamanında kayıt altına alınmamıştır. Bu durumda mahkememizce davacıya, getirmiş olduğu işlere ilişkin deliller sunması istenmiş, davacı tarafından sözleşme bağlantısı kurulduğu ileri sürülen şirketlere yazılar yazılmıştır, davacı tarafından sözleşmeye aracılık ettiği kesin olarak belirlenen şirketlere yapılan işler üzerinde davacıya yapılan ödemeler ve davalı tarafından masraf olarak yapılan ödemeler, SGK ödemeleri, maaş ödemesi ve çek ödemeleri mahsup edildikten sonra 16/05/2022 tarihli bilirkişi ek raporuna göre davacının 130.906,19TL alacağının bulunduğu anlaşılmıştır. Taraf vekillerinin itirazları ve 63 adet fatura aslına ilişkin inceleme yapılması gerektiği itirazları üzerine alınan bilirkişi raporunda da kanaat değişmemiştir. Davalı taraf faturaların bulunduğunu iddia etse de ticari defter ve belgelerini ibraz edememiş olup bu hususu destekler bir delil bulunmamaktadır. Alınan bilirkişi raporlarının birbirini destekler nitelikte olduğu yapılan ödemelerin mahsubu sonucu davacının alacak miktarının 130.906,19 TL olduğu anlaşılmıştır. Buna göre, davalı tarafın usuli kazanılmış hakkı bulunduğundan 99.557,65 TL yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Ayrıca, alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirir nitelikte olduğundan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir." gerekçeleriyle
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile usulü kazanılmış hak dikkate alınarak davalının Büyükçekmece 2.İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına yapılan itirazının 99.557,65-TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %16 oranını geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.
Karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonunda 29/02/2024 tarih ve 2023/1265 E.-2024/643 K.sayılı kararımızla, " Taraflar arasında ihtilafsız olan protokol hükümlerine göre davacı ... tarafından getirilen işlerin davalı tarafından faturalandırılarak tahsilatının yapılacağı fiyatlamanın sözleşmede belirtilen şekilde yapılacağı yapılacak hesaplama sonucu ortaya çıkan fiyat ile satış fiyatının 1/2sinin kesintisiz olarak KDV, Gelir vergisi vb vergiler tahsil edilmeksizin davacıya verileceği sabittir. Protokolde "Her siparişin üzerinde bir fiyatlandırma çizelgesi yer alacak ve karşılıklı teyid edilecektir.” düzenlemesi bulunduğu halde dosyaya her sipariş için bir fiyatlandırma çizelgesi sunulmamış, cari hesap olarak kaydedilmiş ise de taraflar arasında bir cari hesap sözleşmesi ve mutabakatının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça liste halinde davalı şirkete getirilen işler sunulmuş, mahkemece yapılan araştırmada ise bunlar arasından getirilen ve yapılan işler raporda gösterilerek hesaplama yapılmıştır. Sunulan raporlar arasında 10.11.2017 tarihli raporda davalının ticari defterleri ve gelirler değerlendirilmiş, diğer raporlar ve hükme esas raporda ise davacının sunduğu listeler ve beyanlara göre hesaplama yapılmıştır. 10.11.2017 tarihli raporda davalı tarafça sunulan masraf, çek gibi ödemelere ilişkin belgeler ve mahkemece belirlenen firmalardan alınan işlere göre hesaplama yapılmış ve davalı tarafça davacıya yapılan ödemeler hesaplanmış ve davacının bakiye alacağının kalmadığı açıklanmıştır. Davacı tarafça takip ve davaya dayanak olarak gösterilen liste ve tabloların protokole göre fiyatlandırma çizelgesi niteliğinde olmadığı gibi davalının da onayını içerir mutabakat niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. Davacının davalı tarafça ödendiği ispatlanan kısım haricinde bakiye alacağının kaldığını ispat yükü davacıya aittir. Davacı tarafça takip ve davaya konu alacağın ispatlanamadığı, 10.11.2017 tarihli bilirkişi raporunun hesaplama yöntemi itibariyle de denetime elverişli olduğu, mahkemece hükme esas alınan raporların ise alacağın varlığı ve hesaplama noktasında denetime elverişli olmadığı nedenle hükme esas alınmasının hatalı olduğu, davacını alacağının ispatlanamadığı, davacı tarafça yemin deliline de dayanılmadığı anlaşılmakla" davalının istinaf talebinin kabulü ile karar HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacılar tarafça temyiz yoluna başvurulmuştur.
Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 15.05.2025 tarih ve 2024/2111 E- 2025/2857 K sayılı ilamıyla " Bölge Adliye Mahkemesince; dosyanın matbaa ve basım konusunda uzman kişinin de arasında olduğu önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kuruluna verilerek, davaya konu edilen protokolün ve tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenerek dosyadaki raporlar arasındaki çelişkileri giderecek ve tarafların da itirazlarını da karşılayacak şekilde hüküm kurmaya ve Yargıtay denetime elverişli bir rapor alınarak, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, dosyada alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. " gerekçeleriyle bozma kararı verilmiştir.
Bozma üzerine dairemizce dosya yeniden esas kayıtla bozmaya uyulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda yeni bilirlikişi heyeti oluşturularak rapor alınmıştır.
Mali müşavir, matbaacılık uzmanı sektör bilirkişisi ve hesap uzmanı bilirkişiler raporlarında özetle; "... Her ne kadar protokole bir takım birim fiyatlar ve hesaplama yöntemine ilişkin formüller yazılmış ise de, davacının davalı Şirket'e getirdiği işlerin üçüncü kişilere düzenlenen faturalarından maliyetinin hesaplanmasının mevcut delillere göre mümkün olmadığı, davacının protokol kapsamında getirdiği işlerin tutanağı bağlanmadığı; iddiasından yarar sağlayan davacının TMK.m.6 ve HMK.m.194 hükmü uyarınca delillerini somutlaştırması gerektiği; bu bağlamda dosyaya üçüncü kişiler tarafından bildirilen davacının, davalı şirkete getirdiği işler bağlamında düzenlenen faturalara nazaran getirdiği iş bedelinin (iadeler düşüldükten sonra KDV hariç) aşağıdaki tabloda gösterildiği üzere 3.027.010,98 TL olduğu; Davacının kendisine yapılan ödemelerin 429.446,74 TL olduğunu beyan/kabul ettiği; ödemeyi ispat yükü kendisine düşen davalının sunduğu belge kapsamına ve taraflar arasında düzenlenen protokolde yapılacak bu ödemelerin niteliği tayin edilerek davacının cari hesabına borç kaydedileceği kararlaştırılmasına rağmen önceki raporlara nazaran, davacıya davalı şirket nezdinde cari hesap açılmadığı; davalının, davacıya ya da onun nam ve hesabına yapılan ödemelerin daha önceki raporlarda aşağıya aktarılan tablodan anlaşığı üzere 591.504,39 TL olduğu; hükmüne uyulan bozma ilamında “raporlar arasındaki çelişkinin kâr marjından ve kârın tespitinden kaynaklandığı görülmekle, kâr marjındaki ve kârın tespitindeki çelişkinin giderilmesinin” vurgulandığı; ... davalı şirketin bilançosundan yer alan kârlılık oranı ve satışların Maliyetine ilişkin bilgilerin (somut olayda protokolde kâr hesaplama yöntemi olarak farklı kararlaştırıldığından) kullanılamayacağı; öte yandan, davalı şirketin ticari defterlerin yargılamanın uzayan süreci nedeniyle saklama müddeti geçtiğinden bahisle imha edildiğinin dosyaya beyan edildiği...Davalının davacıya 591.504,39 TL ödendiği ve başkaca bir alacağı kalmadığının beyan edilmesine nazaran, satışlardan elde edilen ortak başına 591.504,39 TL kâr tutarının ortak sayısı ile çarpımı neticesinde 591.504, 39 TLx2 - 1.183.008,78 TL olacağı; toplam satış tutarı 3.027.010,98 TL olmasına göre maliyetin buna göre tespiti cihetine gidildiği... % 64 kârlılık oranı göre bile davalı ödemelerine nazaran, davacının bir alacağı kalmadığı sonucuna varıldığı; kararlaştırılan işe nazaran, veriler tam açık olmamakla beraber, %64 kârlılığı aşan bir durum sektörel olarak beklenmediği gibi, bu hususu da ispat yükü altında bulunan davacının ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır." şeklinde görüş bildirmişlerdir.
Buna göre hükmüne uyulan bozma doğrultusunda taraflar lehine usulü kazanılmış hak doğmuş olup, bozma doğrultusunda alınan raporda davacının aldığı kar tutarı haricinde başkaca bir alacağının kalmadığı, davacının protokol kapsamında getirdiği işlerin tutanağı bağlanmadığı ve sunulan delilerle aldığı kar tutarını aşan alacağını ispatlayamadığı anlaşılmış olmakla aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalının istinaf talebinin kabulü ile karar HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden esas hakkında;
1-Davanın reddine,
2-Harçlar Yasası uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 17,15 TL 'nin mahsubu ile bakiye 714,85 TL 'nin davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,
3- Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu masrafın üzerinde bırakılmasına,
4-Davalının yargılama sırasında yapmış olduğu 1.075,65 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 39.500,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine
6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısımların kararın kesinleşmesi halinde yatıran taraflara iadesine,
İstinaf incelemesiyle ilgili olarak;
Davalının istinaf aşmasında yapmış olduğu 3.789,00 TL'nin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından, davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.gereğince 42.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Temyiz İncelemesiyle ilgili olarak;
Temyiz aşamasında davacı tarafından yapılan 479,00 TL temyiz masrafının davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
Dair oy birliği ile HMK 361 maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay'da temyiz hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/06/2026