Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1211 E. 2026/1835 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1211
- Karar No
- 2026/1835
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1211 KARAR NO : 2026/1835
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20.05.2026 NUMARASI : 2026/394 Esas DAVA : ALACAK KARAR TARİHİ : 09/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/09/2026
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/394 Esas null/null Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda ihtiyati haczin kaldırılması talebinin reddine dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: İhtiyati haciz isteyen .... vekilinin 15.04.2026 tarihli ihtiyati haciz talepli dava dilekçesiyle; davalı .... Şti. ile sözlü akitten doğan ticari ilişkilerinin bulunduğunu, davalı ile ticari ilişkisi nedeniyle davalıya kimyasal ürün sattığı ve teslim ettiği, proforma fatura ve konşimento düzenleyerek malın teslimini sağladığı, ancak davalının fatura ve bedellerini eksik ödediğini, müvekkilinin davalıya ihtarat gönderdiğini, davalının 07.04.2025 tarihinde teyit mektubu başlıklı belge ile borcu kabul ettiğini ve belli tarihlerde ödeme yapmayı taahhüt ettiği, ancak Mayıs 2025'de ödemesi gereken ilk taksiti ödemediğini, 14.07.2025 tarihinde bu kez ikinci bir teyit mektubunun düzenlendiğini, ancak bu teyit mektubunda yer alan sürede borcunu ödemediğini, müvekkilinin davalıdan 3.448.869,08 USD ve 1.761.598,55 Euro alacaklı olduğunu, görevli ve yetkili mahkemenin İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, 02.04.2026 tarihinde arabuluculuk son tutanağının düzenlendiğini, müvekkilinin 3. kişilerden aldığı kimyasal ürünleri davalıya taşıma dahil sattığını ve bir tür komisyonculuk işi yaptığını, 5718 Sayılı MÖHUK m. 24 gereğince karakteristik edim borçlusunun iş yerinin bulunduğu yerin yani Kore Hukukunun uygulanmasını talep ettiklerini, davalının kesinleşmiş fatura alacaklarını ödemediğini, müvekkilinin dava dışı .... ve Davalı Şirketle devam eden bir ticari ilişkisinin bulunduğunu, ..... ile olan ticari ilişkiden doğan tüm alacak miktarının 2.813.324,80 USD olup teyit mektubunda yer aldığını, davalının borcunun ise 635.544,28 USD ve 1.761.598,55 EURO olduğunu, davalının ödemediği toplam 3.448.869,08 USD ve 1.761.598,55 EURO’nun ödenmesini istediklerini, borcun varlığından ve tamamından davalı şirketin sorumlu olduğunu, ayrıca ilave alacakları da ödenmesini taahhüt ettiğini, davalının yapmış olduğu kısmi ödemelerin alacaktan / işlemiş faiz den mahsup edildiğini, Kore Medeni Kanunu m. 387 gereğince borçlunun belirli vade tarihinde temerrüde düştüğünü ve m. 479 gereğince kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve para alacağından mahsup edildiğini, İİK m. 257 ye göre rehinle temin edilmemiş alacakları için ihtiyati haciz talep ettiklerini, taraflar arasındaki borç ikrarı düzenleyen belgelere istinaden toplam 3.541.846,81 USD ve 1.768.837,99 EURO (işlemiş faiz dahil) tüm alacakları için ihtiyati haciz kararı verilmesini ve bu alacaklardan 3.448.869,08 USD Kore Medeni Kanunu m. 54’e istinaden işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline ve müvekkiline ödenmesine yine 1.761.598,55 Euro dan TMK m. 109 uyarınca şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının da Kore Medeni Kanun m. 54 uyarına 20.03.2026 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmesi ile mahkememizce yapılan değerlendirme sonucunda taraflar arasında yapılmış olan 14.07.2025 tarihli teyit mektubunda yer alan mahkeme / tahkim mercii tarafından verilen ve kesinleşmiş bir mahkeme kararı veya tahkim kararı uyarınca 1.242.430,92 USD ve 330.913,50 EURO alacağın da istenebileceğinin belirlenmesi ile birlikte davacının buna ilişkin bir mahkeme ve tahkim kararı ibraz edilmediğinden bu konuda bir karar verilmediği ve fakat 07.04.2025 – 14.07.2025 tarihli teyit mektuplarında davalı şirketlerin müteselsilen sorumlu olduklarını kabul etmek üzere 635.544,28 USD ....ti.’in den ve dava dışı .... Şti.’nin de 2.813.324,80 USD’den sorumlu olduğu, toplam 3.448.869,08 USD’den müteselsilen sorumluluk bulunduğu belirlendiğinden bu miktar yönünden ihtiyati haciz talebi (taraflar arasında ayrı bir rehin sözleşmesi bulunmaması şartıyla dosyadaki mevcut delil durumunda da böyle bir rehin sözleşmesinden bahsedilmediği gözetilerek) 3.44.8.869,08 USD’lik talep kabul edilmiş, EURO talebi ise delil ibraz edilmediğinden reddedilmiş ve 27.04.2026 tarihinde % 20 teminat karşılığı kısmen ihtiyati haciz kararı verilmiştir. CEVAP: İhtiyati hacze itiraz eden ....Şti. vekili 04.05.2026 tarihli itiraz dilekçesiyle; 27.04.2026 tarihli ara kararla davacı ...’ın ihtiyati haciz talebinin kısmen kabul edilerek müvekkili şirket...’nin menkul ve gayrimenkullerine % 20 teminat karşılığı 3.448.869,08 USD üzerinden ihtiyati haciz konulduğunu, 7 günlük süre içerisinde itiraz dilekçelerini sunduklarını, İzmir 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/32 Diş ve İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/56 Diş sayılı dosyalarında ihtiyati haciz talebinde bulunduklarını ve bu taleplerini reddedildiğini, mahkemenin yeni bir delil sunmaksızın aynı ihtiyati haciz talebini kabul ettiğini, 30.04.2026 tarihinde UYAP sistemine kaydedilen ihtiyati haciz ilişkin ara kararın 27.04.2026 tarihinde verildiğini, aynı iddialarla ihtiyati haciz başvurusunun ret edilmesine rağmen bu talebin kabul edilmemesi gerektiğini ve kaldırılmasını istediğini, talebin yargılamayı gerektirdiğini, davacının MÖHUK m. 24/4 gereğince karakteristik edim borçlusu iş yeri hukuku olan Kore Hukukunun uygulanacağının ileri sürüldüğünü, sözleşmenin geçerliliği müteselsil sorumluluğunun kurtulma koşullarının ve temerrüt olgusunun Kore Hukukunun öngördüğü şekilde değerlendirilmesi gerektiği, bu yüzden ihtiyati haciz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin de belirlenemediğini, ihtiyati haciz kararının müvekkili şirket üzerindeki orantısız etkisinin bulunduğunu, katma değer istihdamı sağlayan üç yıllık teknolojik yatırımlarının ancak yeni üretime dönüştüğünü, ihtiyati haczin ticari faaliyetlere uygulanacağını ve itibar kaybına yol açacağını belirterek ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2026/4422 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı ....’un 11.05.2026 tarihli dilekçesiyle İzmir 5 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/394 Esas sayılı dosyasında verilen ihtiyati haciz kararının teminat bedeli olan 689.773,82 USD’yi banka hesaplarına yatırdıklarını ve bu karar doğrultusunda taşınır ve taşınmaz mallar hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiği, kararın uygulanması ile birlikte ihtiyati hacze itiraz eden tarafın 12.05.2026 tarihli dilekçe ile başvurarak ihtiyati haciz kararının infazına ilişkin olarak 11.05.2026 tarihinde talepte bulunulduğu, ancak ihtiyati haciz kararında kararın 27.04.2026 tarihinde verildiğinin görüldüğü, dolayısıyla İİK m. 261/1 gereğince kararın verildiği tarihten itibaren 10 gün içinde infaz istenmediğinden kararın uygulanması mümkün olmadığı belirtilerek talepte bulunulduğu, İcra Müdürlüğünün ise bu konuda mahkememizin gönderdiği 12.05.2026 tarihli yazıya istinaden heyet dosyasının onay sürecinin 30.04.2026 tarihinde tamamlandığı ve bu tarihten itibaren UYAP’a yüklendiğinin bildirilmesi üzerine 13.05.2026 tarihli kararı ile süresi içerisinde ihtiyati haczin uygulanması için talepte bulunulduğundan (Yargıtay 12. H.D. ‘nin 2022/13438 Esas 2023/5472 Karar sayılı 28.09.2023 tarihli kararı) kaldırma kararının İİK m. 16 gereği şikayet yolu açık olmak üzere reddedildiği belirlenmiştir. İhtiyati hacze itiraz edenin süresi İİK m. 265/1f’e göre huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içerisinde itiraz etme hakkı bulunmakta olup ihtiyati haciz kararının verildiği tarih 27.04.2026, itiraz tarihi de 04.05.2026 olup süresi içerisinde itiraz ettiği belirlenmiştir. Mahkememizce ihtiyati haciz kararına itirazın değerlendirilmesiyle; itiraz eden tarafın itiraz dilekçesinde aynı konuya ilişkin olarak daha önceden İzmir 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/32 Diş ve İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/56 Diş sayılı dosyalarında reddedildiği ve mahkememizce ihtiyati haciz kararının da kaldırılmasını talep ettiğini belirmekle birlikte belirtilen bu dosyalarda mahkememizce inceleme konusu yapılan 07.04.2025 ve 14.07.2025 tarihli teyit mektuplarının incelenmediği, buradaki hükümlerin değerlendirilmediği ve bu nedenle ihtiyati haiz taleplerinin reddedildiği, mahkememizce yapılan değerlendirmede ise davalı tarafın itiraz etmediği ve İİK m. 257/1f’e göre rehin hakkı kurulduğunu belirterek “Rehinle temin edilmemiş…” alacağın rehin hakkı ile teminat altına alındığını ileri sürmediği, ayrıca teyit mektubundaki imzalara da itirazının bulunmadığı, dolayısıyla mahkememizce bu teyit mektuplarının değerlendirilerek yaklaşık ispat kurallarına göre ihtiyati haciz talebinin İİK m. 257 ve devamına göre kabul edildiği tespit edilerek yapılan itirazın da bu yöne ilişkin olması nedeniyle kaldırma şartlarının bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle ihtiyati hacze ilişkin olarak başkaca bir itiraz bulunmadığından bu yöndeki talebin reddi gerekmiştir. İhtiyati hacze itiraz edenin ihtiyati haczin kaldırılması talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.'' gerekçesi ile; İhtiyati hacze itiraz eden borçlu ..... Şti.’nin itirazının itiraz sebeplerinin oluşmadığı anlaşıldığından ihtiyati haczin kaldırılması talebinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Alacağın tamamen çekişmeli olduğunu ve yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğini, Somut olayda davacı tarafın dayandığı proforma faturalar, teslimatların ayıplı olması ve borç ikrarı olarak sunulan belgelerin ağır manevi cebir altında alınmış olması sebepleriyle müvekkil şirket tarafından açıkça ve belgelere dayanılarak reddedildiğini , davacının teslimatları ağır ayıplı olup zayiat resmi survey raporlarıyla sabit olduğunu, proforma faturalardaki imzaların sahte olduğunu ve imza itirazının bulunduğunu, teyit mektubu ağır manevi cebir ve ikrah altında alınmış olup geçersiz olduğunu, aynı talebin daha önce iki farklı mahkemece reddedildiğini, ihtiyati haczin müvekkili şirket üzerindeki orantısız ve yıkıcı etkisini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep, 20/05/2026 tarihli ihtiyati hacze itirazın reddi kararının kaldırılması istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Davacı tarafça müvekkili şirketin davalı şirket adına üçüncü kişilerden kimyasal ürünler satın alarak 3.kişi deniz lojistiği yapan şirketlere taşımacılığını yaptırarak davalı şirkete gönderimini sağladığı taraflar arasında tüm işlemlere uygulanacak çerçeve sözleşme akdedildiği işlem bazında proforma fatura ve konişmentolar düzenlendiği, eksik ödemelerin davalı şirket tarafından 07/04/2025 ve 14/07/2025 tarihli borç ikrar belgeleri ile kabul edildiği, davaya bakmaya mahkemenin görevli ve yetkili olduğu, Kore hukukunun uygulanması gerektiği, beyanıyla müvekkilinin faiz alacağı dahil 3.541.846,81 ABD doları ve 1.768.837,99 Euro alacağını karşılayacak miktarda menkul ve gayrimenkul varlıklarına ve üçüncü kişilerdiki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulması talep edilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının teslimatlarının fahiş ayıplı olduğunun resmi survey raporları ile sabit olduğu, ayıp ihbarlarının süresinde yapıldığı, davacının sunduğu imzasız yalnızca kaşe bulunan proforma faturaların geçersiz olduğu, bir kısım proforma fatura ve mutabakat belgesindeki imzaların sahte olduğu müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığı, davacı şirket tarafından ölümle kehdit edilen davacı şirket çalışanını korumak amacıyla gerçek iradesini yansıtmayan mail gönderildiği, e-posta yazışmalarında ticari mutabakata ilişkin beyan bulunmadığı beyanıyla davanın reddi talep edilmiştir. Mahkemece , 27/04/2026 tarihli ara kararla ; "Mahkememizce 17.04.2026 tarihli tensip tutanağının 12. Maddesinde “Dava dilekçesinde davacının dava harca esas değerinin 154.573.482,03 TL olarak gösterildiği ve bu miktar üzerinden harç yatırıldığı belirtilmekle birlikte, dava dilekçesinin netice- i talep kısmında sadece 10.000 TL lik kısım için talepte bulunduğu tespit edildiğinden, davacının davasının harç yatırdığı ve gösterdiği 154.573.482,03 TL üzerinden mi, yoksa fazla yatırdığı harç gözetilerek sadece 10.000 TL üzerinden mi (çünkü dava dilekçesinin netice ve talep kısmında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava açıldığı belirtildiğinden) dava açtığını açıklaması için tebliğden itibaren HMK m. 119/1-ğ ve HMK m. 119/2 gereğince” kesin süre verildiği, bu süre içerisinde davacı vekilinin 22.04.2026 tarihli dilekçesiyle; iki alacak kaleminden yalnızca 1.761.598,55 Euro bedelli alacak hakkında kısmi dava açıldığını ve şimdilik 10.000 TL nin talep edildiğini, 3.448.869,08 USD bedelli alacak için ise tamamının talep edildiğini, davanın bu değer üzerinden açılıp harç yatırıldığını belirtmiş ve ihtiyati haciz kararı verilmesi talebini tekrar etmiştir. Mahkememizce MÖHUK m. 48 ve HMK m. 84/2, HMK m. 86/1 ve HMK m. 87/1-2 gereğince davacının talebi ve kısmi dava açtığı alacak miktarı gözetilerek ihtiyati haciz talebi dosyaya ibraz edilen teyit mektupları (07.04.2025 ve 14.07.2025 tarihli) dikkate alınarak davalı şirket yönünden 635.544,28 USD alacağı bulunduğu belirlenmiştir. Davacının 14.07.2025 tarihli teyit mektubunda yer alan mahkeme veya tahkim mercii tarafından verilen kesinleşmiş bir karar mahkeme / tahkim kararı uyarınca 1.242.430,92 USD + 330.913,50 Euro alacağının da istenebileceği belirtilmektedir. Ancak davacı taraf buna ilişkin bir mahkeme / tahkim kararı ibraz etmediğinden bu alacaklar istenilmediğinden bu alacaklar yönünden ayrı bir hesaplama yapılması ve ihtiyati haciz ve talep konusu olması söz konusu değildir. Mevcut 07.04.2025 ve 14.07.2025 tarihli teyit mektuplarında yer alan davalı şirketten alacak miktarı müteselsilen olmak üzere ... Şti'den 635.544,28 USD, dava dışı.... Şti'den ise 2.813.324,80 USD olmak üzere toplam 3.448.869,08 USD'dir. Yine teyit mektuplarının 2. Kısmında borçluların bu borçtan müteselsilen sorumlu oldukları kabul ve taahhüt edilmiştir. Bu kapsamda gerek davalı ....Şti ve gerekse dava dışı .... Şti ye tüm borcunun rehin hakkı bulunmadığı takdirde (sözleşmenin son fıkraları) toplam alacak üzerinden kabul edilmiştir. Davacının USD cinsinden toplam 3.448.869,08 USD talep ettiği, 1.761.598,55 Euro alacağının TL karşılığının 93.028.081,67 TL olduğu, davacının ise bu alacağından 10.000 TL talep ettiği belirlenmiştir. Davacının Euro alacağının taraflar arasında yapıldığı belirtilen teyit mektuplarında yer almadığı, ayrıca yukarıda açıklandığı üzere yetkili mahkeme veya tahkim tarafından verilmiş 330.913,50 Euro alacağın da .... Sigorta Talebi olarak talep edilmediği ve buna ilişkin delil ibraz edilmediği anlaşıldığından sadece USD alacağı için ihtiyati haciz kararı verilmesi uygun görülmüştür. Buna göre mahkememizce 3.448.869,08 USD'nin % 20 karşılığı teminat bedeli olan 689.773,82 USD yi .... Bankası . ...Şubesinin dosya adına açılan faiz getirmeyen bir hesabına yatırılması halinde ihtiyati haciz kararı verilmesine karar verilmiştir." gerekçesiyle İhtiyati haciz talep edenin talebinin Kısmen Kabulü ile; İhtiyati haciz talep edenin 3.448.869,08 USD alacağını karşılayacak şekilde davalı ..... Şti'nin menkul, gayrimenkul ve 3. kişilerdeki hak ve alacaklarına % 20 teminat bedeli olan 689.773,82 USD yi ... Bankası İzmir ... Mahkemesi'nde bu dosya numarasıyla açılacak faiz getirmeyen USD hesabına yatırılması halinde İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA, Euro alacağına ilişkin TL karşılığı talep edilen ihtiyati haciz talebinin REDDİNE, dair karar verilmiştir. Mahkemece itiraz üzerine 20/05/2026 tarihli ara kararla " ihtiyati haciz kararına itirazın değerlendirilmesiyle; itiraz eden tarafın itiraz dilekçesinde aynı konuya ilişkin olarak daha önceden İzmir 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/32 Diş ve İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/56 Diş sayılı dosyalarında reddedildiği ve mahkememizce ihtiyati haciz kararının da kaldırılmasını talep ettiğini belirmekle birlikte belirtilen bu dosyalarda mahkememizce inceleme konusu yapılan 07.04.2025 ve 14.07.2025 tarihli teyit mektuplarının incelenmediği, buradaki hükümlerin değerlendirilmediği ve bu nedenle ihtiyati haiz taleplerinin reddedildiği, mahkememizce yapılan değerlendirmede ise davalı tarafın itiraz etmediği ve İİK m. 257/1f’e göre rehin hakkı kurulduğunu belirterek “Rehinle temin edilmemiş…” alacağın rehin hakkı ile teminat altına alındığını ileri sürmediği, ayrıca teyit mektubundaki imzalara da itirazının bulunmadığı, dolayısıyla mahkememizce bu teyit mektuplarının değerlendirilerek yaklaşık ispat kurallarına göre ihtiyati haciz talebinin İİK m. 257 ve devamına göre kabul edildiği tespit edilerek yapılan itirazın da bu yöne ilişkin olması nedeniyle kaldırma şartlarının bulunmadığı tespit edilmiştir. " gerekçesiyle ihtiyati haczin kaldırılması talebinin reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; taraflar arasında ticari ilişkinin ve davacının alacağı bulunduğunun yaklaşık ispat düzeyinde ispatlandığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin tarih ve 2026/394 Esas sayılı Ara Karar sayılı dosyasında ihtiyati hacze itiraz üzerine verilen 08.04.2021 tarihli ARA KARAR usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf kanu yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1.maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati haciz talep eden davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden bu aşama için ihtiyati hacze itiraz eden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere 09/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi