Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1138 E. 2026/1026 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1138
- Karar No
- 2026/1026
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1138
KARAR NO : 2026/1026
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/06/2026
NUMARASI : 2026/485 Esas (Derdest)
DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 10/09/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
İhtiyati haciz talep eden vekili; müvekkili şirket ile ... Belediyesi arasında imzalanan Şartlı Bağış Sözleşmesi kapsamında yapılması planlanan spor ve sosyal tesislerin inşası için davalı şirketle 25.12.2024 tarihli ... Sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirerek ödemelerini süresinde yapmasına rağmen davalının işi tamamlamadığını ve gönderilen ihtarnamelere cevap vermediğini, bunun üzerine sözleşmenin haklı nedenle feshedilerek kalan işlerin üçüncü bir firmaya yaptırıldığını, uğranılan zarar ve gecikme cezası alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu, alacağın yazılı sözleşme, ödeme kayıtları ve ticari belgelere dayalı, muaccel ve belirli nitelikte olduğunu, davalının işi yarım bırakması, ihtarlara cevap vermemesi, yükümlülüklerinden kaçınması ve arabuluculuk görüşmelerine katılmaması nedeniyle alacağın tahsilinin tehlikeye düştüğünü ve yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini ileri sürerek, davanın kısmi dava olarak açılmış olması da gözetilerek en azından dava konusu edilen alacak miktarı üzerinden davalının taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine öncelikle teminatsız, aksi hâlde mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde davacı ile dava dışı ... Belediyesi arasında düzenlenen şartlı bağış sözleşmesi kapsamında davaya konu ... İlçesinde yapılacak spor ve sosyal tesislerinin inşasının yapımı için davalı ile aralarında sözleşme düzenlendiğinin, davacının sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerinine getirmediğinin, inşaatı tamamlamadığının sözleşmenin feshedildiğinin, eksik kalan işlerin başka bir şirkete tamamlatıldığının, davacı tarafça fazla ödeme yapıldığının, inşaatın üçüncü kişiye tamamlattırılması nedeniyle zarar meydana geldiğinin, davacının cezai şart alacağının bulunduğunun beyan edilerek bu davanın açıldığı, dava dilekçesinde ihtiyati haciz talebinde bulunulduğu, dava dilekçesinin ekinde sözleşmeler ve banka dekontları sunulmuş ise de sözleşme kapsamında yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğinin, sözleşme kapsamında tarafların alacak ve borç durumlarının, davacının iddia ettiği gibi alacak ve zararının bulunup bulunmadığının, bulunması halinde miktarının tespitinin yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispat şartının sağlanamadığı anlaşıldığından ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinafında; taraflar arasında imzalanan 25.12.2024 tarihli ... Sözleşmesi uyarınca 4.198.800,00 TL sözleşme bedelinin 3.999.200,00 TL’sinin davalıya ödendiğini, buna rağmen davalının 45 gün içerisinde tamamlaması gereken sosyal tesis inşaatını yarım bırakarak şantiyeyi terk ettiğini, ihtarnamelere rağmen işin tamamlanmaması üzerine sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, eksik işlerin üçüncü kişiye tamamlattırıldığını ve sözleşmede öngörülen gecikme cezasının 90 günlük dönem için doğduğunu, böylece zarar ve cezai şart alacaklarının muaccel hâle geldiğini, İİK’nın 257 ve devamı maddeleri uyarınca rehinle temin edilmemiş muaccel para alacağı bakımından ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, sözleşme, banka dekontları, faturalar, iş tespit tutanakları, ihtarnameler, fesih belgeleri ve eksik işlerin üçüncü kişiye yaptırılmasına ilişkin belgelerle alacağın varlığı ve muacceliyetinin yaklaşık olarak ispatlandığını, alacağın kesin miktarının yargılamayı gerektirmesinin ihtiyati haczin reddine gerekçe oluşturamayacağını, ayrıca davalının işi yarım bırakması, mali sıkıntı içinde olduğunu bildirmesi, ihtarnamelere cevap vermemesi, icra takibine itiraz etmesi ve arabuluculuk görüşmelerine katılmaması nedeniyle alacağın tahsilinin tehlikeye düştüğünü belirterek, ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davalının malvarlığı üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.
İİK'nın 257. maddesinde; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ancak borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını gizleme, kaçırma, kaçma gibi alacaklının haklarını ihlal eden eylemlerde bulunması halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Aynı kanunun 258. maddesinde de; ihtiyati haciz talep eden tarafın, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini belirtmesi ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ve yasal delillerle ispat etmesi gerektiği belirtilmiştir.
Dosya kapsamına göre bu aşamada talep eden iş sahibi lehine ihtiyati haciz kararı verilmesini gerektirir rehinle temin edilmemiş muayyen ve muaccel bir alacağın varlığına yeterli yaklaşık ispat ölçüsünde bilgi ve belge bulunmadığının anlaşılmasına göre mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karar usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğundan talep eden vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 12/06/2026 tarih ve 2026/485 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE,
2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 10/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.