Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/113 E. 2026/597 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/113
Karar No
2026/597
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/113 - Karar No:2026/597 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/113 KARAR NO : 2026/597

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/12/2025 NUMARASI : 2025/949 E-2025/817 K

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 20/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/05/2026

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkili ile davalı kooperatif arasında, mülkiyeti müvekkiline ait arsaya ilişkin Ankara 9. Noterliği'nin 12.06.2006 tarih ve 15472 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi akdedildiğini, ilgili sözleşmenin ''Tarafların Yükümlülükleri'' başlıklı 3. Maddesinin g bendinde ''İnşa edilen binalardan arsa sahiplerine ait olanlar, arsa sahiplerine teslim edilinceye kadar tahakkuk edecek her türlü vergiler, katılım bedelleri ve bunlara ait gecikme cezalarının yüklenici tarafından ödeneceği”nin kararlaştırıldığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin üzerinden yaklaşık 20 yıl geçmiş olmasına rağmen yapıların henüz iskan alınma koşullarını getirecek seviyeye getirilmediğini, davalı kooperatif yönetiminin yaptığı eklentiler nedeniyle iskan başvurusuna engel somut durumların ortaya çıktığını ve bir türlü sonlanmayan bu süreç nedeniyle müvekkilinin arsa sahibi sıfatı ile biriken vergileri ödemeye mecbur kaldığını, davalı kooperatifin ise TTK'dan doğan basiretli tacir sıfatı ile akdettiği sözleşmelerde açıkça yazan hükümlere rağmen sorumlusu olduğu vergi ödemelerini yapmaktan kaçındığını, birikmiş vergilere ilişkin müvekkili tarafından Çankaya Belediyesi'ne yapılan ödemenin 2023-2025 yılları arasına ilişkin olduğunu, toplamda 278.843,13 TL olduğunu, bu hususta davalıya karşı başlatılan Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2025/57412 Sayılı icra takibinin ise davalının itirazı üzerine durduğunu, davalının kendi oturdukları konutun emlak vergisini dahi müvekkiline ödettiğini, tüm bu nedenlerle davanın kabulünü, Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2025/57412 Sayılı icra takibi dosyadaki asıl alacak, faiz yönünden tüm itirazların iptali ile takibin devamını, davalı yanın itirazının haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalıya tebligat çıkartılmamıştır. İlk derece mahkemesince; davanın, davacı tarafın arsa maliki olduğu taşınmaz ile ilgili davalı kooperatif ile Düzenleme Şeklinde Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi akdedildiğini sözleşme gereği davalının yükümlülüğündeki vergi ödemelerini davacının yapmak zorunda kaldığından bahisle bu bedelin davalıdan tahsili istemiyle başlatılan takibe yapılan itirazın iptali isteminden ibaret olduğu, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu 99. maddesi "Bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılır." hükmünü içermekte ise de davacının davasını dayandırdığı iddialar hakkında 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun uygulanmasını gerektirir bir durum bulunmadığı, davanın da anılan yasada düzenlenen hususlardan doğmadığı, bir davanın ticaret mahkemesinde görülmesi için her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olması veya tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Ticaret Kanununda düzenlenen hususlardan doğması veya özel kanunlarda davaya ticaret mahkemesinde bakılacağının belirtilmesi gerektiği, davacının tacir olduğuna ve ticari işletmesi ile ilgili işlem yaptığına ilişkin dosyada iddia bulunmadığı, davanın sözleşmeye dayalı alacak isteminden ibaret olup ticaret kanununda da düzenlenmediği, açıklanan nedenlerle davaya genel mahkemelerde bakılması gerektiği ve Asliye Hukuk mahkemesinin görevli olduğu taraflar arasındaki uyuşmazlık hakkında yargılama yapmaya Asliye Hukuk Mahkemesi görevli bulunduğundan HMK'nın 114/c maddesi gereğince mahkememizin görevsizliğine, HMK 114/c maddesi gereğince görev dava şartı olduğundan, anılan yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kooperatifler Kanunu’nun 99. maddesinin açık ve özel bir hüküm olduğu, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 99. maddesi uyarınca: "Bu Kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları ticaret mahkemelerinde görülür.” düzenlemesinin mevcut olduğu, bu hükmün özel kanun niteliğinde ve emredici olduğu, görev kurallarını belirlediği, mahkemece 99. maddenin yalnızca kooperatif–ortak içi uyuşmazlıklarla sınırlı olarak yorumladığı oysa kanun metninde böyle bir sınırlama öngörülmediği, kaldı ki somut olayda davalının konut yapı kooperatifi olduğu, davacı tarafından, kooperatifin yürüttüğü kat karşılığı inşaat faaliyeti ve bu faaliyet kapsamında yapılan işlemler gerekçe gösterilerek icra takibi başlatıldığı, açılan eldeki dava, söz konusu icra takibine yönelik itirazın iptali ve haksız icra iddiasına ilişkin olduğu, uyuşmazlığın kaynağının kooperatifin amacı doğrultusunda yürüttüğü inşaat faaliyeti, kooperatifin yönetim ve temsil yetkileri kapsamında yapılan işlemler olduğu, bu nedenle dava, Kooperatifler Kanunu kapsamında düzenlenen hususlardan doğduğu, davacının tacir olmamasının görevi etkilemeyeceği, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 99. maddesinde, kooperatiflere özgü uyuşmazlıklar bakımından özel ve emredici bir görev kuralı getirildiği, anılan maddede, “Bu Kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davalarının ticaret mahkemelerinde görüleceği” açıkça hükme bağlanmış olup, tarafların tacir olup olmamasına veya uyuşmazlığın taraflardan biri yönünden ticari işletmeyle bağlantılı bulunup bulunmadığına ilişkin herhangi bir sınırlama öngörülmediği, bu itibarla, Kooperatifler Kanunu’nun 99. maddesindeki düzenlemenin, Türk Ticaret Kanunu’nun 4 ve 5. maddelerinde yer alan genel görev ölçütlerine göre özel hüküm niteliğinde olduğu, hukukun temel ilkelerinden olan lex specialis derogat legi generali ilkesi gereğince, özel kanun hükümlerinin uygulanması gereken hallerde genel kanun hükümlerine dayanılarak görev belirlemesi yapılmasının mümkün olmadığı, mahkemenin ise somut uyuşmazlıkta Kooperatifler Kanunu 99. maddesi uygulamak yerine, TTK m.4 ve m.5 hükümlerine göre değerlendirme yaparak, davacının tacir olmamasını ve uyuşmazlığın davacının ticari işletmesiyle ilgili bulunmadığını esas aldığı, bu hususun açık bir hata olduğu, görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, yanlış görevli mahkemece verilen kararların hukuka uygunluğunun mümkün olmadığı belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece görevsizliğine dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince KESİN olmak üzere 20/05/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/113, K. 2026/597, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-113-e-2026-597-k-ad4dc8a8e551