Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1088 E. 2026/1157 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1088
Karar No
2026/1157
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1088

KARAR NO : 2026/1157

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 05/12/2025

NUMARASI : 2025/957 E

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ: 21/04/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı/borçlunun kullanımında bulunan " Şahintepe Mah. ... Mevki Cad. ... Sokak NO:...Başakşehir/ İSTANBUL" adresinde 02.07. 2025 tarihinde yapılan kontrolde, "Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42. Madde 1/a fık- rasına göre perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım şirketince tesis edilmemiş sayaç- tan elektrik enerjisi tükettiği" tespit edilmekle borçlu adına... seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı tanzim olunduğunu, işbu kaçak elektrik kullanıma istinaden davalı adına Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri doğrultusunda 03/04/2025 - 02.07.2025 tarihleri arasında 90 gün x 36 kw x 0,6x 9,6 h =18662 kWh enerji tüketimi karşılığı 237.974,86 TL tutarında kaçak elektrik tüketim faturası tahakkuk ettirildiğini, faturaların son ödeme tarihine kadar ödenmemesi nedeniyle İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dos- yası üzerinden takip başlatıldığını, davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu beyanla;

Öncelikle davalı/borçlunun taşınır, taşınmaz malları ve üçüncü kişilerdeki hak ve ala- cakları üzerinde İİK m. 257 gereği dava ve takip kesinleşinceye kadar teminatsız veya Mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına,

Davalı/borçlunun İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosya- sına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına,

Davalı/borçlu aleyhine hükmolunacak meblağın % 20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine,

Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkilinin yıllardır ... No:.../Edirne adresinde ikamet ettiğini, hayvancılık ile iştigal eden oğlu ...'nin her yıl Kurban Bayramlarında satışın yoğun olduğu yerlerde hayvanlarını satmak üzere geçici ahırlar kiraladığını, 2025 Kurban Bayramı öncesinde de aynı planla " Şahintepe Mah. ... Mevki Cad. ... Sk. No:....../İstanbul" adresinde kiralık ahır bulduğunu, kirala- yan kişinin ...'ye ''fatura bizim üzerimize geçici olarak kiraladığın yer için abonelik almana gerek yok fatura gelirse biz miktarını söyleriz sende bize ödersin'' dediğini, dava konu yerin kiralandığını ve hayvan satışları bitene kadar da kullanıldığını, kullanımın bir ay bile sürmediğini, ayrıca ...'nin bu yerde abonelik sözleşmesi bulunup bulunmadığını bilmediğini,

Müvekkilim ise bu yerde hiç bir kullanımının olmadığını, 31.05.2025 tarihinde ayağını kırması sonucu ameliyat olduğunu, ameliyat sonrası bir süre hastanede yatıp akabinde 2-3 ay Edirne' de evinde dinlenmek zorunda kaldığını, o dönemde geçirdiği ameliyat sebebiyle ahırı görmediğini, kiralamadığını, kaçak elektrik kullanmadığını,

Tespit tutanağında önce ... isimli kişinin yazıldığını, akabinde üstünün çizilerek ... yazıldığını,bu tespitin ise yalnızca söz konusu adreste duvarda bulunan tabela üzerinden yapıldığı ve gerçekçi bir tespit yapılmadığını, ... ekipleri 02.07.2025 tarihinde söz konusu adrese geldiğinde müvekkilinin de oğlunun da mahalde bulunmadığını, iş bu durum davacının dosyaya sunduğu kamera kayıtları ile sabit olup tutanak tarihinde ilgili adreste 3. kişilerinin bulunduğunu, bu kişilerin kimlik bilgileri alınma- dığı gibi ifadelerine de yer verilmediğini, müvekkili ile oğlunun de bu kişileri de tanımadığını,

Müvekkili hakkında düzenlenen bu tutanakların neye dayanarak tutulduğunun belirsiz faturaların dayanaksız olduğunu, müvekkilinin ...'a yaptığı itirazın gerekçesiz olarak red edildiğini,

İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, aynı dönem için davacının oğlu ... hakkında da Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve İstanbul 9. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyalarından takip başlatıldığını, iki farklı kişiden mükerrer olarak alacak talep edildiğini ,

İcra takibinde talep edilen asıl alacağa, faiz ve faiz oranına itiraz ettiklerini, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesi'nce 05.12.2025 tarihinde; "alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispatın gerçekleşmediği "gerekçesi ile "İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE karar verilmiştir.

İstinaf Başvurusu: Ara karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesi ile ;Kararın gerekçesiz olduğunu,müvekkili şirket ekip- lerince yerinde yapılan incelemeler neticesinde tutanak tarihi ve saatinde usulüne uygun olarak düzen- lenen tutanağın ve diğer delillerin dosyaya sunulduğunu, yaklaşık ispatın sağlandığını, İİK 257. m.de düzenlenen ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu beyanla ara kararın kaldırılmasını istemiştir.

İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;

Davacı ... kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan alacağının tahsili talebiyle borçlu aleyhine icra takibine girişmiş, borçlunun takibe itirazı üzerine takip durduğundan itirazın iptali talebiyle eldeki davayı açmıştır.

Davacı vekili, dava dilekçesinde alacağı güvence altına almak amacıyla ihtiyati haciz talep etmiştir.

Mahkemece ihtiyati haciz talebi reddedilmiş ve bu karar istinafa getirilmiş olmakla, istinaf konusu kararın niteliğine göre,bu aşamada uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluş- madığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanmadığı noktasındadır.

2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir:

"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.

Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:

1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;

2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya ken- disi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;

Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”,

Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi;

“İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.

Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir.

İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yolu- na başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir.

6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içermektedir.

Anılan maddenin gerekçesinin yaklaşık ispata ilişkin bölümü ise şöyledir; “...Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımın- dadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çer- çevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Sözleşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı ver- miştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır.Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin müm- kün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulu- nandan teminat alınması öngörülmüştür.Geçici hukukî korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak, doktrinde kabul gören ifade Tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.

Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tara- fından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.).

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas ol- duğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuş- mazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir.

Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere, haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tari- hinde muaccel olacağından, koşulların bulunması halinde "ölçülülük ilkesi" de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da, bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır.

Dosya kapsamından;

1- Davacı ... çalışanları tarafından " Şahintepe Mah. ... Mevki Cad. ... Sokak NO:...Başakşehir/ İSTANBUL" adresinde 02.07.2025 tarihinde yapılan kontrolde, "Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 42. Madde 1/a fıkrasına göre perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım şirketince tesis edilmemiş sayaçtan elektrik enerjisi tüketildiği " tespit edilmekle dava dışı ... adına... seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tuta- nağı tanzim olunduğu, bilahare " ..." ismi çizilerek yerine " ..." isminin yazıldığı,

2- işbu kaçak elektrik kullanıma istinaden davalı ... adına Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri doğrultusunda 03/04/2025 - 02/07/2025 tarihleri arasında 90 gün x 36 kw x 0,6x 9,6 h =18662 kWh enerji tüketimi karşılığı 237.974,86-TL tutarında kaçak elektrik tüketim faturası tahakkuk ettirildiği,

3- Faturaların son ödeme tarihine kadar ödenmemesi nedeniyle yukarıda belirtilen kaçak tüketim bedeline gecikmiş gün faizi ve faizin KDV'si ilave edilerek İstanbul 20. İcra Müdür- lüğü' nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığı,

4- Borçluyu temsilen vekilinin İcra Müdürlüğü'ne ibraz ettiği dilekçe ile " Alacaklı görünen tarafa müvekkilin herhangi bir borcu yoktur. Bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, faiz oranına ve işlemiş faize, ferilerine açıkça itiraz ediyoruz." şeklinde beyanda bulunması üzerine takibin durdurul- masına karar verildiği,

İtirazın iptali talebi ile eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Dava konusu alacağın dayanağını oluşturan tutanak incelendiğinde, kaçak tüketim şeklinin "sözleşmesiz" , kaçak elektrik kullanılan mahallin "... Çiftliği- Ticarethane " olarak belirtildiği görülmektedir.

Tespit sırasında kullanıcı/veya temsilcisinin mahalde hazır değildir.

Davacı dava konusu mahallin kendisi tarafından hiç kullanılmadığını, hayvancılık işi ile ilgilenen oğlu tarafından Kurban Bayramı'nda satış yapılmak üzere kiralandığını, ancak tutanak tarihinde ne kendisinin ne de oğlunun kullanımında olmadığını,kimliğini bilmedikleri üçüncü kişilerin kullanımında olduğunu ,ayrıca aynı dönem için mükerrer alacak talep edildiğini savunmaktadır.

Davacının alacağı yargılamaya muhtaç olup, mevcut delil durumu ve yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle yaklaşık ispatın sağlanmadığı , ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değer- lendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden,davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmiştir.

K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,

Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,

İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,

Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 21/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1088, K. 2026/1157, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1088-e-2026-1157-k-b4bcecfbc678