Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1606 E. 2026/650 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1606
- Karar No
- 2026/650
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1606 KARAR NO : 2026/650
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08.10.2025 NUMARASI : 2025/362 Esas 2025/676 Karar DAVANIN KONUSU : Tapu İptali ve Tescil KARAR TARİHİ : 16.04.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16.04.2026
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.10.2025 tarih 2025/362 Esas 2025/676 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davacıların ...A.Ş.'nin ortağı olduklarını, şirketin yönetim kurulu üyesi davalı ....'ın şirkete münferiden temsile yetkili olarak tayin edildiğini, bu davalı tarafından şirketin sahibi olduğu yegane malvarlığı olan ... ili, ...ilçesi, ... mahallesi ...ada ... parsel sayılı taşınmazın 3/4 hissesinin tapuda 07.09.2021 tarihinde 22.000.000 TL bedelle davalı ....Şti.ne satışının yapıldığını, genel kurul kararı olmasızın yapılan bu satışın yok hükmünde olduğunu belirterek, taşınmaz satışının iptaline, taşınmazın satış öncesindeki haliyle tesciline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı ... vekili, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, davacıların aktif dava ehliyeti bulunmadığını, dava dışı şirketin dava konusu taşınmazda bir dönem akaryakıt istasyonu işlettiğini ancak ruhsatın iptali edilmesi üzerine gayrı faal hale geldiğini, yine taşınmaz üzerinde yer alan otel işletmesinin de ruhsatının imara aykırılıklar ve başka sebeplerden ötürü iptali edildiğini, dava konusu taşınmazda hiçbir faaliyetin yürütülemediğini, ... ailesinin ekonomik sorunları dikkate alındığında taşınmazda aile tarafından faaliyet yürütülmesinin imkansız olduğunu, muhtelif borçlar nedeniyle davalı şirketle satış konusunda anlaşıldığını, bir kısım ön ödeme ile birlikte dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan taşınmazın takyidatlarında yer alan tüm haciz ve ipotek borçlarını davalı şirketin ödemeye başladığını, temsil ilişkisinin kötüye kullanılması ve zarar verme unsurunun gerçekleşmediğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .....Şti. vekili, davacıların aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığını, davalının dava dışı şirket ve diğer davalı ya da ... ailesi ile daha önceden hiç bir hukuki ve ticari ilişkisi bulunmadığını, dava konusu taşınmazın 3/4 hissesinin üzerinde 27 adet ipotek ve haciz bulunduğunu, bu hissenin 22.000.000 TL bedelle satın alındığını, ödemelerin dava dışı şirkete yapıldığını, sözleşmenin imzalanması ile birlikte taşınmaz üzerindeki her türlü haczin, kamu haczinin, ihtiyati tedbir ve ihtiyati hacizlerin fek edilmesi için peşinat olarak 5.000.000,00-TL verildiğini, karşılığında aynı miktarda teminat senedi alındığını, hacizlerin fek edilmeye başlanması ile birlikte bir kısmı çek bir kısmı nakit olmak üzere 17.000.000,00-TL'in de davalı şirket tarafından ödendiğini, taşınmazın tapusu devredildikten ve taşınmazdaki tüm hacizler fek edildikten sonra satıcıdan alınan teminat senedinin de satıcıya iade edildiğini, satış işleminin gerçek ve piyasa değerlerine uygun olduğunu, taşınmaz hissesinin satın alınmasında davalı şirketin hiçbir kusuru ve kötü niyetinin bulunmadığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, Tapu Sicil Müdürlüğünde satış ve intikal işlemlerine ilişkin talepler konusunda istenecek resmi belge ve bilgilerin yasa ve yönetmelikler ile belirlendiğini, davalı tarafından sadece uygun yetki belgesinin varlığının aranacağını, davalı idarenin bu yönden incelemeyi yaptığını, usul ve yasaya uygun yetki belgesinin varlığının anlaşılması ile satış ve intikalin gerçekleştirildiğini, davalının satışa konu taşınmazın şirketin önemli bir varlığı olup olmadığını ve Ticaret Sicil Memurluğunca verilen yetki belgesinin doğruluğunu da inceleme yetkisi bulunmadığını, işlemi yapan temsilcinin işlem tarihinde yetkili ve yetkilerinin açıkça belirli olduğunu, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, .... ili ... ilçesi, ... mahallesi,.... ada ... parsel no.lu zemin (akaryakıt istasyonu)+5 katlı kargir otelin bulunduğu taşınmazın 3/4 hissesinin dava dışı .... A.Ş.ne ait iken 07.09.2021 tarih 21704 yevmiye nolu satış işlemi ile 22.000.000,00-TL bedelle, davalı ....Şti.ne satışının gerçekleştirildiği, tapu devrinden önce taşınmazın tapu kayıtları üzerinde haciz, tedbir, vs. muhtelif takyidatların bulunduğu, satış anında davalı ...'ın satıcı şirketin yönetim kurulu başkanı ve münferiden şirketi temsile yetkili olduğu, davacılardan ... ve davalı ...'ın 2018 yılı olağan genel kurul toplantısına ait hazirun cetveline göre % 10 hisseye sahip oldukları, %10 hisseye sahip ...'ın 01/07/2019 tarihli hisse devir sözleşmesi ile hissesini diğer davacı ...'a devrettiği, dava konusu taşınmaz satışının şirketin önemli miktarda varlığının toptan satışı niteliğinde olduğu hususunun davalılar tarafından bilinmesi mümkün olmadığı, taşınmaz değerinde satılmış olup adı geçen davalı şirketin kötü niyetli olduğu ispatlanamadığı, taşınmazın satışı sırasında ve öncesinde taşınmazın satışının önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı niteliğinde olduğu hususunda tapu müdürlüğüne itirazda bulunulduğu yönünde herhangi bir delil ve belge sunulamadığı, şirkete ait taşınmazın satışı genel kurul kararı olmaksızın yapıldığı için şeklen geçersiz gibi gözükmekte ise de; maddi olarak bu işlemin geçersiz olduğu kabul edilemeyeceği, davacıların ortaklıktan doğan bu hakkını kullandıklarından bahisle dava konusu taşınmaz satışının geçersizliğinin ileri sürülmesi dürüstlük kuralına uygun düşmeyeceği, menfaatler dengesinde hukuki işlem güvenliği ilkesi uyarınca hiçbir kusuru bulunmayan ve tüm edimlerini yerine getiren ve bu sayede taşınmaz kaydı üzerindeki takyidatların kaldırılmasını sağlayan davalı şirketin iradesine öncelik (değer) verilmesi geretiği, davacıların satış bedelinin şirket faaliyetlerinde kullanılmasında usulsüzlük ve hukuka aykırılık bulunduğu iddiaları mevcutsa şirket müdürü hakkında TTK'nun 553 ve 555.madde hükümleri çerçevesinde tazminat davası açmaları mümkün olduğu, dava konusu taşınmaz satış işlemi hukuki değerini yitirmediği, belirtilerek; davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı .... Şti. ve davacılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI:Taşınmazın aynına yönelik davanın nispi harca tabi olması nedeniyle taşınmazın değeri üzerinden Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca harcın ikmali gerektiği, %10 hisseye sahip davacı ....'ın 01/07/2019 tarihli hisse devir sözleşmesi ile hissesini diğer davacı...'a devrettiği belirtilmesine rağmen davacının şirket ortağı olarak kabul edildiği, ancak davacı ....'ın dava tarihi itibariyle şirket ortağı olup olmadığının ve TTK'nın 555. maddesi uyarınca aktif husumet ehliyetinin bulunmadığının resen gözetilmemesinin hatalı olduğu, eldeki tapu iptal tescil davasının davalılar yönünden reddine karar verildiği ve her bir davalı yönünden red hukuki nedeninin farklı olması nedeniyle AAÜT gereğince davalılar lehine ayrı ayrı red nedenine bağlı olarak maktu ve/veya nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği gerekçesiyle HMK'nun 353/1-a-4 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ....'ın dava tarihi itibariyle ve halen dava konusu taşınmazın satıcısı durumundaki şirketin hissedarı olmasına ve eldeki davanın hissedar yönünden dolaylı zararın tazminine yönelik yöneticinin sorumluluğu davası niteliğinde olmasına, bu tür davayı açmakta yetkisinin ve hukuki yararının bulunmasına göre, davalı .... vekili tarafından ileri sürülen adı geçen davacıya yönelik aktif dava ehliyeti ve hukuki yarar itirazlarının reddine, davalı .... Şti.vekili tarafından ileri sürülen adı geçen davacıya yönelik aktif dava ehliyeti itirazının reddine karar verildiği, davacı ....'ın dava tarihi itibariyle ve halen dava konusu taşınmazın satıcısı durumundaki ... A.Ş.nin hissedarı olmadığının belirlenmesine göre, adı geçen davacı hakkındaki davalılar .......vekili ile davalı .... Şti.vekili tarafından ileri sürülen aktif dava ehliyeti itirazının kabulü ile adı geçen davacı tarafından açılan davanın aktif dava ehliyet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, davacı ... ... tarafından açılan davanın esasına gelince; kayıtlara göre dava dışı .... A.Ş'nin, dava konusu taşınmaz dışında aktifinde yer alan taşıtların 399.340,56 TL ve demirbaşların 21.363,26 TL olmak üzere toplam 420.703,82 TL tutarında sabit kıymeti bulunduğu, dava konusu taşınmazın arsasının rayiç değerinin 18.657.924,00 TL, binanın rayiç değerinin 4.040.883,00 TL, taşınmazda bulunan açık yüzme havuzu rayiç değerinin 300.000,00 TL olduğu ve taşınmazın muhdesatlar ile birlikte toplam rayiç bedelinin 22.998.807,00 TL olarak belirlendiği ve dava dışı ... A. Ş'nin elinde bulunan 3/4 hissesinin bedelinin 22.998.807,00 TL x 3/4 = 17.249.104,25 TL olarak belirlendiği, buna göre taşınmazın satışının, rayiç değerinin üzerinde gerçekleştiği, satış yönünden şirketin bir zararının bulunmadığı, davalı şirketin defter, belge, beyanname ve mali tablolarının incelenmesinden şirketin inşaat işi ile iştigal ettiği dava konusu taşınmazı satın alabilecek mali güçte olduğu, taşınmazı 22.000.000,00 TL'ye satın aldığı, karşılığında nakit, havale ve vadeli çekler verdiği ve satışın rayicin üzerinde gerçekleştiği, dava dışı ..... .. A.Ş'nin defter ve mali tablolarına göre şirketin son beş yılda önemli bir faaliyetinin olmadığı, her yıl zarar etmekte olduğu, dosya kapsamı icra dosyalarına konu borçların şirket defter kayıtlarında olmadığı, dava konusu taşınmazın şirket aktifinde kayıtlı ve tek taşınmaz olduğu, şirketin kaydi bilançolarında, dava konusu taşınmazın şirketin aktif toplamı ve öz sermayesi ile kıyaslandığında çok önemli bir kısmını teşkil ettiği, ister aktif toplama göre, ister özvarlığa göre oranlar dikkate alınsın en düşük oranlar 2017 yılı bile değerlendirmeye alınsa, aktif toplama göre %59,5 ve öz sermayeye %76,5 oranlarının hangisi dikkate alınırsa alınsın şirke da varlığının toptan satışı olduğunun açıkça anlaşıldığı, ayrıca dava konusu taşınmazın rayiç bedeli olan 17.249.104,25 TL üzerinden yapılan oran hesaplamalarında, taşınmazın aktif varlıklara oranının %88,6 ve öz kaynaklara oranının %88,1 olduğu bu oranların, yukarıdaki değerlemede dikkate alınan en düşük oranlar olan 2017 oranlarının üzerinde olduğundan, dava konusu taşınmaz satışının şirketin önemli miktarda varlığının toptan satışı olduğu neticesini değiştirmediği, şirket bilançolarındaki kayıtlı öz sermaye ve şirket borçları yönünden incelendiğinde şirketin öz sermayesinin mevcut ve önemli miktarda bulunduğu, bu öz sermayeye göre önemli miktarda bir borcunun, finansman açığının ve fon ihtiyacının bulunmadığı, dolayısıyla dava konusu taşınmaz satışının aciliyet ve zorunluluk kapsamında olmadığının anlaşıldığı, bu noktada, davalı ....'ın temsilcisi olduğu ilgili şirkete ait taşınmazın satışının önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı niteliğinde olduğu hususunun davalılar .....Şti. ile tapu müdürlüğü tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı, taşınmaz değerinde satılmış olup adı geçen davalıların kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı, taşınmazın satışı sırasında ve öncesinde taşınmazın satışının "önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı niteliğinde" olduğu hususunda tapu müdürlüğüne itirazda bulunulduğu yönünde herhangi bir delil ve belge sunulamadığı, yine davacı ... ile davalı .... ve dava dışındaki diğer ortakların halen cezaevinde bulunan ve hakim ortak konumundaki ....'ın sırasıyla eşi ve çocuğu oldukları; taşınmazın tapu kaydı üzerinde muhtelif takyidatların bulunduğu, son 5 yılda şirketin faaliyet göstermediği, satışın 07/09/2021 tarihinde gerçekleştiği ve davanın 14/10/2021 tarihinde açıldığının belirgin olduğu, o halde davacı tarafın şirketin faaliyetlerini ve durumunu, satış işlemini bilebilecek konumda olduklarını, dava konusu şirkete ait taşınmazın satışı genel kurul kararı olmaksızın yapıldığı için şeklen geçersiz gibi gözükmekte ise de; maddi olarak bu işlemin geçersiz olduğu kabul edilemeyeceği, şöyle ki, yukarıda açıklanan maddi olgular karşısında davacı tarafın ortaklıktan doğan bu hakkını kullandıklarından bahisle dava konusu taşınmaz satışının geçersizliğinin ileri sürülmesi dürüstlük kuralına uygun düşmeyeceği, menfaatler dengesinde hukuki işlem güvenliği ilkesi uyarınca hiçbir kusuru bulunmayan ve tüm edimlerini yerine getiren ve bu sayede taşınmaz kaydı üzerindeki takyidatların kaldırılmasını sağlayan davalı şirket alıcının iradesine öncelik (değer) verilmesi gerektiği, buna karşılık, davacı tarafın satış bedelinin şirket faaliyetlerinde kullanılmasında usulsüzlük ve hukuka aykırılık bulunduğu iddiaları mevcutsa şirket müdürü hakkında TTK'nun 553 ve 555.madde hükümleri çerçevesinde tazminat davası açılmasının mümkün olduğu, bu açıklamalar ışığında, dava konusu taşınmaz satış işlemi hukuki değerini yitirmediği için, hakkaniyet ilkesi ve hukuka uygun düşmeyen davacı .... tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:Davacılar vekili, bilirkişi raporlarına göre dava konusu taşınmaz satışının şirketin önemli miktarda varlığının toptan satışı niteliğinde olduğu, şirketin önemli miktarda bir borcunun bulunmadığı, dolayısıyla dava konusu taşınmaz satışının aciliyet ve zorunluluk kapsamında olmadığı, dava konusu taşınmaz satışının TTK hükümleri çerçevesinde yapılacak genel kurul toplantısında, şirketin en az %75'ini oluşturan pay sahiplerinin olumlu oylarıyla satışının yapılabileceği, kararın bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelere aykırı olduğunu, dava taşınmazın, dava dışı .... A.Ş'nin tek taşınmaz varlığı olduğu, ticari işletmenin anonim şirketin önemli miktarda şirket varlığını oluşturması halinde, devrin hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi TTK'nun 408/2-f maddesi gereğince genel kurul kararının varlığına bağlı olduğunu, TTK'da anonim şirket üzerinde bu şekilde değişiklik yaratabilecek olan önemli miktarda şirket varlığının toptan satışının genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri arasında düzenlendiğini, genel kurul kararı alınmadan davalı .... tarafından davaya konu taşınmazın diğer davalı .....Şti.'ne satılmasının TTK.391/d maddesi uyarınca batıl ve yolsuz tescil niteliğinde olduğunu, şirket taşınmazının satışında genel kurul kararı alınmamış olmasının TTK'ya göre açık bir geçersizlik sebebi olduğunu, şirket ortaklarının "satışı bilebilecek konumda olması" veya şirketin faal olmamasının, hukuken geçersiz işlemi geçerli hale getirmeyeceğini, davalılardan ....'ın davacı ....'ın oğlu olmayıp, dava dışı ...'ın yine dava dışı... . ile birlikteliğden olma oğulları olduğunu, bu nedenle davacıların satışı bilebilecek konumda olmadıkları gibi, satışı öğrendikten sonra kısa bir sürede dava açtıkları, bunun da hak arama hakkının kötüye kullanılmadığını gösterdiğini, dürüstlük kuralının açık yasa hükmünü bertaraf edecek şekilde kullanılamayacağını, taşınmazın üzerinde takyidat bulunmasının da satışı geçerli hale getirmediğini,14.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda şirketin öz sermayesinin mevcut ve önemli miktarda bulunduğunu, bu öz sermayeye göre önemli miktarda bir borcunun bulunmadığı, dolayısıyla dava konusu taşınmaz satışının aciliyet ve zorunluluk kapsamında olmadığının açıkça belirtildiğini, taşınmaz satışının, aile şirketi yapısına rağmen ortakların rızası olmaksızın ve hukuka aykırı şekilde yapılması nedeniyle geçerli kabul edilemeyeceğini, bu yönüyle dürüstlük kuralını davalılar lehine değil, davacılar lehine işletilmesi gerektiğini, davalı ....Şti'nin , satışın genel kurul kararı olmaksızın yapıldığını bilebilecek durumda olup, bu hususta açık bir kötü niyet içerisinde olduklarını, şirketin tek taşınmazı olan arsanın devrinin, TTK uyarınca genel kurul kararına tabi olmasına ve davalı yüklenici bu zorunluluğu bilmesine rağmen satışa taraf olduğu, dolayısıyla davalı .....Şti'nin iyi niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğini, davalı ..... Şti ve davalı ...'nün önemli miktarda şirket varlığının toptan satışının genel kurul kararı olmaksızın satılamayacağını bildiği gibi, bu hususu satışan önce bunun araştırılması gerektiğini, dolayısıyla yerel mahkemece davalılar için ret gerekçesi aynı olduğundan, HMK ve AAÜT gereğince davalılar lehine ortak ve bir adet vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirtmiştir. GEREKÇE : Dava şirket adına tapuda kayıtlı olan ve şirketin önemli miktarda varlığını oluşturan taşınmazın satışının geçersizliği nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Eldeki davada, davacıların ortağı oldukları dava dışı ..... A.Ş.'ne ait taşınmazın, davalı .... tarafından davalı .... Şti'ne genel kurul kararı olmaksızın yapılan satışının iptali ile dava dışı şirket adına tesciline karar verilmesi talep edilmektedir. İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda harç eksikliğinin giderildiği, %10 hisseye sahip davacı ...'ın 01/07/2019 tarihli hisse devir sözleşmesi ile hissesini diğer davacı ....'a devretmesi nedeniyle dava tarihi itibarıyla şirket ortağı olmadığının ve TTK'nın 555. maddesi uyarınca aktif husumet ehliyetinin bulunmadığının tespit edilmesi nedeniyle bu davacı tarafından açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Öte yandan, mahkemece aldırılan bilirkişi raporuna göre taşınmazın satışının rayiç değerinin üzerinde gerçekleştiği, satış yönünden şirketin bir zararının bulunmadığı, davalı şirketin inşaat işi ile iştigal ettiği ve dava konusu taşınmazı satın alabilecek mali güçte olduğu, taşınmazı 22.000.000 TL'ye satın aldığı, taşınmaz satışının rayiç değerinin üzerinde gerçekleştiği, dava dışı ....A.Ş'nin defter ve mali tablolarına göre şirketin son beş yılda önemli bir faaliyetinin olmadığı, dava konusu taşınmazın şirket aktifinde kayıtlı tek taşınmaz olduğu, dava konusu taşınmaz satışının şirketin önemli miktarda varlığının toptan satışı niteliğinde olduğu, şirketin önemli miktarda borcunun veya finansman açığının bulunmadığı, dolayısıyla dava konusu taşınmaz satışının aciliyet ve zorunluluk kapsamında olmadığı, davalı ....'ın temsilcisi olduğu ilgili şirkete ait taşınmazın satışının önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı niteliğinde olduğu hususunun davalılar .....Şti. ile tapu müdürlüğü tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı, taşınmazın tapu kaydı üzerinde muhtelif takyidatların bulunduğu, dava konusu taşınmaz satışının genel kurul kararı olmaksızın yapılması şeklen geçersiz ise de; dava konusu taşınmaz satışının geçersizliğinin ileri sürülmesi dürüstlük kuralına uygun düşmeyeceği, menfaatler dengesinde hukuki işlem güvenliği ilkesi uyarınca hiçbir kusuru bulunmayan ve tüm edimlerini yerine getiren ve bu sayede taşınmaz kaydı üzerindeki takyidatların kaldırılmasını sağlayan davalı şirket alıcının iradesine öncelik verilmesi gerektiğinden bahisle, hakkaniyet ilkesi ve hukuka uygun düşmeyen davacı ... tarafından açılan davanın reddine ve her bir davalı yönünden red hukuki nedeninin farklı olması nedeniyle AAÜT gereğince davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Toplanan tüm delillere, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre mahkemenin tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacıların yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.