Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/90 E. 2026/1084 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/90
- Karar No
- 2026/1084
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/90 - 2026/1084 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/90 KARAR NO : 2026/1084
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/10/2024 NUMARASI : 2023/542 Esas - 2024/756 Karar
DAVACI : AXA SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : BİLGİNOĞULLARI ORMAN ÜRÜNLERİ GERİ DÖNÜŞÜM AMBALAJ SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ... VEKİLİ : Av. ...
DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali (Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/07/2023
KARAR TARİHİ : 04/06/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 29/06/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava dışı sigortalı AGK Akıllı Güç Kontrol Sistemleri San. ve Tic. A.Ş.'nin ... Mah. ... Cad. Dış Kapı No: ... Gebze/Kocaeli adresinde bulunan işyerinin ... numaralı ve 01.01.2029 - 01.01.2020 vade tarihli Yangın Poliçesi ile teminat altına alındığını, dava dışı sigortalının yan binasında faaliyet gösteren davalı iş yerinde 27.09.2020 günü 00.31 sıralarında başlayan yangının sigortalı iş yerine sirayet ettiğini ve sigortalı iş yerinin zarara uğradığını, 29.09.2020 tarihli Yangın Raporu ile yangının davalı iş yerinde başladığını ve sigortalı binaya sirayet ettiğini, sigortalı iş yerinin bu suretle zarara uğradığının tespit edildiğini, söz konusu yangın nedeniyle meydana gelen hasar ve zarar tespiti için ekspertiz raporu alındığını, yapılan hasar tespiti akabinde sigortalı iş yerinde yapılması gereken onarımların sigortalının onayı ile dava dışı Artı Asist İnşaat Ticaret Ltd. Şti. tarafından yapıldığını, davalının sorumluluğunda olan iş yerinde çıkan yangın nedeniyle uğranılan zararın davacı tarafından tazmin edildiğini, alacağın tahsili amacıyla Gebze İcra Müdürlüğü 2022/15458 E. sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, ancak bu takip de davalı borçluların haksız ve mesnetsiz itirazları neticesinde durdurulduğunu, takibin devamı amacıyla itirazın iptali davası açılmak üzere arabuluculuk başvurusu yapıldığını, ancak 31.05.2023 tarihli tutanak ile de kayıt altına alınan anlaşamama hali neticesinde davacı tarafından başlatılan icra takibinin devamı amacıyla işbu itirazın iptali davasını ikame etme zaruretinin hasıl olduğunu, ekspertiz raporu ile yangının çıkış nedenine ilişkin detaylı araştırma yapıldığını, temin edilen kamera kayıtlarının incelenmesi ile yangının davalı iş yeri bahçesinde bulunan sundurma altındaki makinelerin bulunduğu alandaki elektrik arızasından kaynaklı olduğunun tespit edildiğini, dosya kapsamında mevcut bulunan ekspertiz raporu ile de sabit olduğu üzere yangın hadisesinin davalının kullanımı ve sorumluluğunda olan iş makinelerinin bulunduğu sundurma alanında bulunan elektrik panosundan çıktığını, davalının faaliyet gösterdiği alan gereği işyerinde bulunan ürünler kolayca tutuşup yanabilen mahiyette olduğunu, yangın raporundan anlaşılacağı üzere davalı fabrikasında çıkan yangının kısa sürede tüm binayı ve açık alanı sardığını, yangının bu denli büyük olması karşısında davalının faaliyet gösterdiği alan nedeniyle kullanmakta olduğu malzeme niteliklerini dikkate alarak gerekli önlemlerin alınmadığını, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı eylemleri nedenleri ile davaya konu zararın oluşumuna sebep olduklarını, sigorta uygulamalarında bir riziko meydana geldiğinde sigortalının zararının objektif ve işin uzmanı tarafından gerçekleştirilen inceleme ve hesaplamalar sonrasında sigortalının zararının gerekçesinin, zarardan sorumlu olanlar ve zararın miktarının belirlendiğini ve buna göre sigorta şirketlerinin mağdur olan sigortalısına hasar tazminatı ödemesinin gerçekleştirdiklerini, bu sebeple sigorta eksperlerinin niteliği ve inceleme yaparken riayet edeceği kurallarda, ilgili kanunlarla açıkça düzenlendiğini, ekspertiz raporlarını tanzim eden kişilerin kanun gereği kendisini görevlendiren kişilerden bağımsız ve tarafsız olmalarının nedeni ile hukuken önem taşıdığını, malın hasar halinden evvelki halinin tam ve tereddüte yer vermeyecek şekilde belgeleri ile açıklanmasının, akabinde zararın gideri hususunda piyasa araştırması yapılması ve bunun belgelenmesi, tespit edilen zararın total olarak değil ayrı ayrı ve ayrıntıları ile belirtilmesini, rizikonun meydana geliş şekli ve sorumlusunun tespitinin yapılmasını, tespiti yapılan hususların fotoğraflanmasını, rizikoya sebebiyet verene rücu koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesinin önemli olduğunu, ekspertiz raporlarının ilk olay inceleme tutanağı niteliğinde olduğunu ve delillerin kaybolmasından evvel gerçek zarar miktarının tespitindeki en önemli ve belki de tek yolu olduğunu, sigorta hukukunda tazminat yükümlüğünün belirlenmesi açısından sigorta ekspertiz müessesine yer verilerek sigorta ekspertizlerine hukuki bir statü kazandırıldığını, davalarının kabulünü, davalının Gebze İcra Müdürlüğü 2022/15458 E. sayılı dosyasında asıl alacak 10.855,37-USD'ye ödeme tarihi 12.11.2020 tarihinden itibaren işletilecek faizle takibin devamını, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça açılan davada, davacı sigorta şirketi tarafından iddia olunan poliçeye göre sigortalı için yapılan ödemenin rücu ile taraflarından tahsili için icra takibine yaptıkları itirazın iptaline hükmedilmesini talep ettiklerini, taraflarınca hem icra takibi hem de işbu dava açısından rücu ve tazminat taleplerini kabul etmediklerini, husumetin bir kusurun bulunması durumunda sigortalı tarafa yöneltilmesi gerektiğini belirttiklerini, taraflarının husumetle bir ilgisinin bulunmadığını belirterek davanın öncelikle husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, diğer bir hususun ise miktarın kabul anlamına gelmemekle birlikte talep olunan tutarın belirli olmasına rağmen davacı tarafça fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunu, talep miktarının netleştirilmediğini, bu şekliyle açılan davada hem taleplerin saklı tutulup hem de davanın kısmı dava olması nedeniyle davacı tarafın davasının hukuki menfaat yokluğu ile usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafça açılan davada davacının, iddiasına göre cüz'i halef olarak, taraflarına 3. kişi olarak hasım gösterdiği davasında genel hükümler çerçevesinde bir yargılama yapılacağından davada görevsizlik itirazında bulunduklarını ve Mahkemenin görevsizliği nedeniyle dosyanın görevli Gebze Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesini talep ettiklerini, davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının taraflarına yöneltmiş olduğu takip ve dava alacağın miktarı, türü, kusur ve diğer hususları kabul anlamına gelmemekle birlikte ve rücu şartlarını sağlamadığını, zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu, olay tarihi ve ödeme tarihi üzerinden davacının davasının zamanaşımı süresi olan iki yıllık süresini geçmiş olduğunu, olay tarihinin 20/09/2020, davacı tarafından yapılan ödemenin tarihinin 12/11/2020 tarihi olduğunu, aradan geçen süre zarfı içerisinde duran süreler de hesaba katıldığında söz konusu rücu hakkının zamanaşımına uğradığının mahkemece de anlaşılabileceğini, bu nedenle zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddini talep ettiklerini, davacının oluştuğu iddia olunan zararın ödemesinin taraflarınca rücu etmek istemesinin son derece haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bahsi geçen sigorta ilişkisinden müvekkilinin sorumlu tutulması için rücuya gerek ve yeter şart ve durumların oluşmadığını, davacı tarafın bu iddiasının ispatla mükellef olduğunu, söz konusu sigorta sözleşmesinin geçerliliğinin riskleri kapsayıp kapsamadığını, ödemesinin sigortalısına yaptığını ispat etmek durumunda olduğunu, bunun dışında 3. taraflarla kendi arasında yaptığı anlaşma ve taahhütlerin davalı ve diğer 3. Kişiler açısından bağlayıcılığı olmadığını, bu anlaşma ve belgelerin diğer taraflarının da davada bulunması ve bu işlem ve belgelerin doğrulanması gerektiğini, bunun haricinde itibar edilecek delil ve belgelerin sözlü bir beyandan farkı bulunmadığını, bu nedenle rücu şartlarının oluşup oluşmadığının mahkemece incelenmesini ve davacı tarafça da diğer tarafları ve resmi kayıtlar ve raporlarla ispat olunması gerektiğini, haksız ve hukuka aykırı dava dilekçesindeki aleyhe olan hususların reddi ile buna karşı sunmuş oldukları iş bu cevap dilekçelerindeki cevaplar ile talep ve itirazlarının dikkate alınarak davanın dayanaktan yoksun oluşu ve diğer tüm sebeplerden dolayı taleplerinin kabulüyle davacının ile işbu haksız hukuka, usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı davasının öncelikle usulden aksi kanaatte esastan reddini, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu tutarın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın KABÜLÜ ile Gebze İcra müdürlüğü 2022/1548 Esas sayılı takibin devamına, 2-İcra inkar tazminat talebinin reddine ... " karar verilmiştir. Mahkemece 02/12/2024 tarihli Tashih Şerhi ile "... Mahkememizin 11/10/2024 tarih ve 2023/542 esas 2024/756 karar sayılı ilamının 1.bendinin sehven "Davanın KABÜLÜ ile Gebze İcra müdürlüğü 2022/1548 Esas sayılı takibin devamına," şeklinde yazılan 1.bendinin "Davanın KABÜLÜ ile Gebze İcra müdürlüğü 2022/15458 Esas sayılı takibin devamına," şeklinde düzeltildiği tasdik olunur." karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın öncelikle husumet yokluğundan usulden reddi talep edilse de yerel mahkemece bu husus dikkate alınmadığını, hatalı değelendirilen diğer bir hukuka aykırılık ise miktarını kabul anlamına gelmemekle birlikte talep olunan tutar belirli olmasına rağmen davacı tarafça fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuş talep miktarı netleştirilmediğini, zamanaşımı süresinin dolduğunu, mahkemenin görevsiz olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; tarafların husumet ehliyetine haiz olduğunu, hukuki menfaat yokluğunu itirazının haksız olduğunu, davanın görevli mahkemede ikame edildiğini, zamanaşımı süresi içerisinde davanın ikame edildiğini beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/10/2024 Tarih - 2023/542 Esas - 2024/756 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; sigorta poliçesinden kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacının, dava dışı sigortalısı AGK Akılı Güç Kontrol Sistemleri A.Ş.'ye ait iş yerinin yangın sigorta poliçesi ile teminat altında bulunduğunu, 27/09/2020 tarihinde davalının faaliyet gösterdiği iş yerinde başlayan yangının sigortalı iş yerine sirayet etmesi sonucu hasar meydana geldiğini, sigortalısına poliçe kapsamında tazminat ödendiğini, bu ödeme ile ilgili sigortalının haklarına halef olduğunu, davalıdan, alacağın tahsili amacıyla başlatılan Gebze İcra Dairesi'nin 2022/15458 Esas sayılı icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep ettiği, davalı ise, yangının meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, davacının talep ettiği zararın miktarının da ispat edilemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Somut dosyada davacı sigorta şirketinin, sigortalısının kanuni halefi sıfatıyla eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesinde; “(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer.Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur.” şeklinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK’nın 99. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış uygulanmasına göre de haksız fillerde zarar, yabancı para üzerinden doğmuş ise yabancı para üzerinden tahsil istenilmesi mümkündür (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/13970 E-2015/10395K, 2013/5213 E-2014/12333K, 2014/14491 E -2015/76 K sayılı ilamları aynı yöndedir.). Ancak somut olay incelendiğinde davacı sigorta şirketinin rücuen tazminat talebinde bulunduğu, davalı ile davacı arasında herhangi bir akdi ilişkinin bulunmadığı ve aralarındaki borç alacak ilişkisinin yabancı para ile yapılmasına ilişkin bir anlaşmanın da bulunmadığı görülmektedir. Davacı sigorta şirketi, sigortalısının poliçe teminatı kapsamında olan gerçek zararından sorumludur. Poliçede sigorta bedelinin ve primlerin USD cinsinden belirlendiği, sigortalı hasar ödemesine dayanak faturaların yabancı para (USD) üzerinden düzenlendiği, bunların takdir edilen miktar kadar olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği görüldüğünden hasar bedelini sigortalısına yabancı para cinsinden ödemesinde bir usulsüzlük yoktur. Eldeki davada; davacının, sigortalı işyerinde meydana gelen 10.855,37-USD hasar bedelini dava dışı sigortalısına ödeyerek, 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortalısının haklarına halef olduğu ve 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi uyarınca da ödediği 10.855,37-USD'nin aynen tahsilini davalıdan talep etmiş olduğu anlaşılmaktadır. Eldeki davada, dosyada kapsamı delillerden, dava dışı sigortalı ile davacı arasındaki sigorta poliçesinin yabancı para birimi üzerinden yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu noktada Yargıtay 11. H.D. 21/03/2011 tarih, 2009/10616 E. 2011/2996 K. Sayılı ilamında; "sigorta poliçesinin yabancı para üzerinden düzenlenmiş olması ve sigortacının sigortalıya yabancı para ile ödeme yapmış bulunması, mahkemece tazminatın yabancı para üzerinden hüküm altına alınmasını gerektirmez. Taşıyıcının sorumluluğu kabul edilen yerdeki kıymete göre zarar Türk Lirası cinsinden hesaplanmalıdır" denilmek suretiyle, rücu alacağının yabancı para üzerinden değil, Türk Lirası üzerinden talep edilmesi gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Davacının halefi olduğu dava dışı şirket ile davalı arasında yabancı para üzerinden kurulmuş bir ticari ilişki de bulunmamaktadır. Bu durumda davacı sigorta şirketinin, halefiyet ilkesi gereğince talep edebileceği zararını Türk Lirası cinsinden istemesi gerekirken, icra takibini USD üzerinden başlattığı anlaşılmaktadır. Oysa itirazın iptali davasının dinlenebilmesi için öncelikle usulüne uygun ve geçerli bir icra takibinin bulunması dava şartıdır. Geçerli bir icra talebi bulunmaksızın açılan itirazın iptali davasının esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu durumda, mahkemece davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Kaldırma nedenine göre taraf vekillerinin esasa yönelik istinaf istemleri incelenmemiştir. Gerekçeli karar başlığında, taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması ile dava alt başlığını "Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan" şeklinde yazılması gerekirken uyuşmazlığa uygun düşmeyecek şekilde "Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle" şeklinde yazılması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/10/2024 Tarih - 2023/542 Esas - 2024/756 Karar Sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, a-Davanın, dava şartı yokuluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, b-Davalının tazminat talebinin REDDİNE, c-Alınması gerekli maktu 732,00 TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 3.196,00 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 2.464,00 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, ç-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, d-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, e-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, f-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Kanuna göre ve davalı aleyhine açılan davanın reddedilmesi nedeniyle davacıdan tahsili için hazineye müzekkere yazılmasına, g-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a-İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına, b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, c-Davalı tarafından yapılan 1.169,40-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 350,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.519,40 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, d-Davalının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davalıya iadesine, f-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/06/2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*