Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/660 E. 2025/1343 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/660
Karar No
2025/1343
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/660 - 2025/1343 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/660 KARAR NO : 2025/1343

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/07/2025 NUMARASI : 2025/212 Esas ve 2025/587 Karar

DAVACI : ... ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. DAVALI : ... -TC:... VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU :İtirazın İptali (Kaçak Elektrik Kullanımından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 02/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/10/2025

.... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 08/07/2025 Tarih, 2025/212 Esas ve 2025/587 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davalı hakkında 03/07/2024 tarihli ve ... sayılı ile 23/08/2024 tarihli ve ... sayılı kaçak elektrik tutanaklarında belirtilen elektrik kullanım bedelinin ödenmemesi üzerine ....Genel İcra Dairesi'nin 2024/41262 Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip yolu ile icra takibine başlandığını, iş bu icra dosyası ile gönderilen ödeme emrini davalıya tebliğ edildiğini, davalının işbu icra takibine itiraz ettiğini, davalının itirazlarının haksız, kötü niyetli ve takibi sürüncemede bırakmaya yönelik itiraz olduğunu, davalının müvekkili şirket tarafından daha önce kesilen ve mühürlenen elektriği açıp kullandığını tespit ettiğini, aynı yönetmelik uyarınca da davalının tutanak tarihine kadar kullandığı kaçak elektrik bedelini davalıdan ilamsız icra takibi yolu ile talep ettiğini, müvekkili şirketin tamamen yasa ve yönetmelikten kaynaklı alacak hakkını kullanmak adına icra takibine başladığını, takibe konu kaçak kullanım tespit tutanağının tutulduğu adresin davalı tarafından kullanılan adres olduğunu, davalının müvekkili şirket tarafından daha önce kesilen ve mühürlenen elektriği açıp kullandığının tespit edilmiş olması, müvekkilinin alacağını talep etmekte haklı olduğunu ve işbu icra takibini başlatmakta hukuki yararının bulunduğundan bahisle davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile .... Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/41262 Esas sayılı dosyasından yapılan takibin devamına, davalının alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davanın süresinden sonra açıldığını, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, huzurdaki davanın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, müvekkilinin davacının taahhukuk ettirdiği faturaları ödemiş olmasına rağmen davacı tarafından haksız şekilde kaçak kullanım olduğuna dair tutanak tutulduğunu, müvekkilinin kaçak kullanımı olmadığını, iş bu kaçak kullanımına ilişkin tutanaklara karşı itirazlarının davalı yana takip başlatılmasından evvel bildirdiklerini ancak davalı tarafından gerekli inceleme yapılmadan müvekkili hakkında haksız olarak takip başlatıldığını, karşı tarafça tek taraflı olarak usulsüz olarak tutulan tutanakları kabul etmediklerinden bahisle haksız dayanak yoksun davanın reddine, kötü niyetli takip/dava nedeniyle %20 den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece "....somut olayda, davanın davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... Genel İcra Dairesinin 2024/41262 E. Sayılı takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptali davası olduğu, davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1 maddesinde tanımlanan ticari davalardan olmadığı, davalının ticaret sicil müdürlüğünde şirket ortağı olarak kaydının bulunduğu, ancak gerçek kişi şahıs işletmesi kaydının bulunmadığı, davalının ... Esnaf ve Sanatkarlar Odasına kaydının bulunmadığı, ... Vergi Dairesinin yazı cevabına göre; ... TC kimlik numaralı ...'ın gelir vergisi mükellefiyeti bulunmadığı, bununla beraber %100 hisseyle sahibi olduğu sermaye şirketi bulunduğu, icra takibinin davalının ortağı olduğu sermaye şirketlerine değil davalının şahsına yöneltildiği bu nedenle davalının faaliyetinin ticari nitelikte sayılamayacağı kabul edilerek taraflar arasındaki uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan dava niteliğinde olmadığı gibi uyuşmazlık konusunun 6102 sayılı TTK'dan düzenlenen işlerden olmadığından mutlak ticari iş niteliğinin de bulunmadığı, sonuç olarak 6102 sayılı TTK'nın 4, 5 ve 11.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeler nazara alındığında taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olmadığı anlaşılmakla 6100 sayılı HMK.nun 114/1-c maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK.nın 115/2 maddesi gereğince davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, görevli ve yetkili mahkemenin Adana Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğuna..." karar verilmiştir. DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/07/2025 tarihli usul ve yasaya aykırı görevsizlik kararının kaldırılması amacıyla süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunduklarını, anılan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın kaldırılması ve dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, dava konusunun 6102 sayılı TTK' da düzenlenen işlerden olması sebebiyle görevsizlik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; Kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan fatura bedelinin tahsili istemi ile başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı ... EDAŞ tarafından davalı ... hakkında 23/08/2024 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağının düzenlenerek 110.042,14 TL fatura tahakkuk ettirildiği, kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine davacının alacağın tahsili istemi ile .... Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/41262 Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı, davalı borçlunun ödeme emrinde yer verilen borca itirazı üzerine davacının itirazın iptali istemi ile .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/212 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açtığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde 08/07/2025 Tarih, 2025/212 Esas ve 2025/587 Karar sayılı karar ile davanın görev yönünden reddine karar verildiği, davalı vekilinin süresi içinde istinaf kanun yoluna müracaat ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istemimde bulunduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 1/(1) maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-c maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun, 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.03.2016 tarih 2014/13-1023 E. 2016/294 K. Sayılı ilamında da belirtildiği gibi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1 maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerektiği, taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemeyeceği, ticari davaların, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olarak üç gruba ayrıldığı, mutlak ticari davaların, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olduğu, mutlak ticari davaların TTK'nın 4/1. Maddesinde bentler halinde sayıldığı, bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davaların da bulunduğu, bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartların aranmadığı, TTK'nın 4/1 bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesinin yeterli olduğu, bu davaların kanun gereği ticari dava sayılan davalar olduğu, nispi ticari davaların, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olduğu, TTK 4/1 maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı, bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için hem iki tarafın ticari işletmesi ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gerektiği, bu şartların birlikte bulunmadıkça uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari sayılması davanın ticari dava olması için yeterli olmadığı, ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyeceği, TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davaların haricinde ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediği, hal böyle olunca işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmeyeceği, üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalar olduğu, yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgisi olmasının TTK'da yeterli görüldüğü anlaşılmaktadır. Somut olayda, eldeki davanın mutlak ticari dava olmadığı açıktır. Nispi ticari dava olabilmesi için de her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi gerekmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/09/2008 Tarih, 2007/7851 Esas ve 2008/10258 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; TTK.nun 11. madde (6102 sayılı TTK 11.madde) hükmüne göre, ticarethane veya fabrika (md.12) yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler (md.13) ticari işletme sayılır. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (md.14) (6102 sayılı TTK 12.m). Esnafın tanımı 17. maddede yapılmış ve bunların tacir olmadıkları vurgulanmıştır. Esnafın yaptığı işin hacim ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti verdiği taktirde, bu müessesenin de ticari işletme sayılacağı 13. maddede hüküm altına alınmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu’na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticari işletmenin, ticaret siciline kayıtlı olmaması, diğer anlatımla esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez ve tacir olmamanın kesin bir kanıtı da değildir. Vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak değerlendirilmez. TTK.nun 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) uyarınca, iktisadi faaliyeti, nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri esnaftır. 11/06/2002 tarih ve 24782 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nun 11 numaralı Kararı’nın 2. maddesinde, imalatla iştigal etmekle beraber, 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanunu'nun 3. maddesindeki “Sanayici” tanımının kapsamına girenler ile TTK'nın 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) dışında kalanların esnaf ve sanatkar sayılmayacağı belirtilmiştir. Diğer yandan, TTK'nın 1463. maddesinde de (6102 sayılı TTK 11/2. madde), önce 17. maddeye gönderme yapılarak, 507 Sayılı Kanun hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra "Bakanlar Kurulu'nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz" denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. (21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.) Buna göre; 1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Davaya konu uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'da öngörülen mutlak ticari davalardan olmadığı, dava dosyasına gönderilen ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde davacının gerçek kişi olarak tacir sıfatının bulunmadığının görüldüğü, yine davacının gelir vergisi mükellefi de olmadığının dosya kapsamındaki belgeler ile sabit olduğu, davaya konu uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'nın 4, 5 ve 11.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeler dikkate alındığında ticari dava niteliğinde olmadığı anlaşıldığından davaya konu uyuşmazlıkta Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu, ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan tahsili gereken 615,40 TL İstinaf maktu karar harcı başlangıçta tahsil edildiğinden yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK m. 360 yollamasıyla m. 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın tebliği, harç ve diğer işlemlerin Hukuk Muhakemeleri Kanunu 359/4 md. uyarınca İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK.'nın 362/1-c maddesi gereğince KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 02/10/2025

Başkan

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Katip

e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/660, K. 2025/1343, T. 02.10.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-660-e-2025-1343-k-8092c5ee332f