Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi 2025/645 E. 2025/759 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/645
Karar No
2025/759
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/645 - Karar No:2025/759 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ

(İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Dosyanın Mahkemesine Gönderilmesi HMK 353/1-a.4-6 md)

ESAS NO : 2025/645 KARAR NO : 2025/759

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/03/2025 NUMARASI : 2024/305 E-2025/190 K

DAVANIN KONUSU : Tanıma Ve Tenfiz (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ :18/09/2025 KARAR YAZIM TARİHİ :30/09/2025

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan tanıma ve tenfiz istemine ilişkin davada mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı tarafın Ürdün şubesi ile dava dışı ... Ltd. arasında 24/03/2010 tarihinde, Amman'a su iletim sistemi için üretim kuyusu ve piyazometre kuyusu inşasına dair alt işverenlik sözleşmesi imzalandığını, daha sonra taraflar arasında 2015 yılında sulh sözleşmesi, 2017 yılında da sulh sözleşmesine dair ek protokol imzalandığını, davalı taraf Ürdün şubesinin dava dışı şirkete 10.000.000,00 USD tutarında ödeme yapmayı taahhüt etmesine rağmen yalnızca 1.650.000,00 USD ödeme yapması üzerine dava dışı şirket tarafından Amman Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada 8.350.000,00 USD'nin ödenmesine karar verildiğini, karar davalı tarafından istinaf edilmişse de Ürdün İstinaf Mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını onayladığını, temyiz başvurusunda reddedilerek istinaf mahkemesi ve ilk derece mahkemesi kararlarının onandığını, kararların kesinleştiğini, müvekkili şirketin kesinleşen hükme rağmen ödenmemiş alacağı 15/11/2023 tarihli temlik sözleşmesi ile devir ve temlik aldığını, tarafların uyuşmazlığın sulh yoluyla çözümlenebilmesi amacıyla arabuluculuk yoluna başvurduklarını belirterek Ürdün Haşimi Krallığı, Amman Asliye Hukuk Mahkemesinin 28/12/2021 tarihli ve 2020/3434 sayılı kararı ile Haşimi Ürdün Krallığı, Amman İstinaf Mahkemesi-1'in 04/07/2022 tarihli ve 2022/5151 sayılı kararının Türkiye'de tanınması ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili ile dava dışı .... Ltd arasındaki sözleşmede ve protokollerde temlik yasağı bulunduğunu, alacağın devri işlemi geçersiz olduğundan davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, Ürdün Mahkemeleri'nin müvekkilinin Anayasal Adli Yargılanma Hakkını İhlal ettiklerini, tenfizi istenen kararın Türk kamu düzenine aykırı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; "Dava, 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Kanunu'nun 50 vd. maddeleri uyarınca yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir. Mahkememizce tarafların delilleri toplanmıştır 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Kanunu'nun 50 vd. maddeleri uyarınca; yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Bu kararlar kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye'deki yerleşim yeri mahkemesinden istenilebilir. Türkiye Cumhuriyeti ile Haşimi Ürdün Krallığı arasında mahkemelerden verilen ilamların tenfizini mümkün kılan anlaşma ve fiili uygulama bulunmaktadır. Davalı şirketin ticaret sicil özeti incelendiğinde; merkezinin ... ilçesinde bulunduğu anlaşılmıştır. Taraflar tacir olup, davalı şirketin ticaret sicil merkezi Ankara'da bulunduğundan mahkememiz görevli ve yetkilidir. Davacı vekili dava dosyasına, yabancı mahkeme kararının o ülke makamlarınca usulen onanmış örneğini ve onanmış tercümesini, ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı ile onanmış tercümesini sunmuş, incelenmesinde; yabancı mahkeme kararının kesinleştiği, tenfizi için aranan şartlara haiz olduğu görülmüştür. Tenfizi istenen yabancı mahkeme ilamına konu uyuşmazlık ticari satım ilişkisinden kaynaklanmakta olup, Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir hususun bulunmadığı, dava konusu yabancı mahkeme kararında davalı şirkete tebligat yapıldığının açıklandığı anlaşılmıştır. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre, Türkiye Cumhuriyeti ile Haşimi Ürdün Krallığı arasında mahkemelerden verilen ilamların tenfizini mümkün kılan anlaşma ve fiili uygulama bulunduğu, davalı vekilinin tahkim itirazının Amman İstinaf Mahkemesi kararında değerlendirildiği ve sulh akdinin yeni bir anlaşma olduğu, sulhun asıl sözleşme ile ilişkilendirilemeyeceği, tahkim şartı da dahil olmak üzere, bu anlaşmada yer alan şartların dikkate alınamayacağının kabul edildiği, verilen kararın Ürdün Temyiz Mahkemesi tarafından onanarak kesinleştiği, tenfizi istenen mahkeme kararının Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verildiği, davalı şirketin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun şekilde çağrıldığı, tenfiz şartlarının gerçekleştiği kanaatine varıldığından davanın kabulüne" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tanıma ve tenfiz davalarını nispi harcı tabi olduğunun, Anayasa Mahkemesinin 17/10/2024 tarih ve 2024/104 Esas ve 173 Karar sayılı ilamında da tenfiz davalarının nisbi harca tabi olduğunun hükme bağlandığını, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, ayrıca nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının dava dışı şirkete ait alacağı temlik aldığını ileri sürse de dava dışı bu şirket ile müvekkili arasındaki nihai uzlaşma sözleşmesinin 11. Maddesinde temlik yasağı düzenlendiğini, müvekkilinden tahsil edilmeye çalışılan alacağın Türk Hukukuna göre talep edilip edilemeyeceğinin incelenmesi gerektiğini, davacının söz konusu alacağa sahip olmadığını, aktif husumeti bulunmadığını, aynı sözleşmenin 14. Maddesinde tarafların bu anlaşmadan doğan hak ve borçlarına İngiltere ve Galler hukukunun uygulanacağının düzenlendiğini, ancak Ürdün mahkemelerinde uyuşmazlığa Ündün hukukunun uygulandığını, gerekçeli kararın HMK'nın 297. Maddesine aykırı olduğunu, mahkemece belirtilen hususlarda inceleme yapılmadığını ve gerekçede bir değerlendirme yapılmadığını, tahkim itirazı bakımından sözde gerekçeyle yetirildiğini ve adil yargılama ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tanıma ve tenfiz istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Anayasa Mahkemesinin, 09/01/2025 tarih 32777 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan, 17/10/2024 günlü 2024/104 Esas ve 2024/173 sayılı kararında özetle; 492 Sayılı Harçlar Kanunun "Yabancı mahkeme ilamları" başlıklı 4. Maddesinde düzenlenen "Yabancı bir mahkeme tarafından verilen ilamların tenfizi için açılacak davalardan, bu ilamlarda hükmolunmuş şeyin değeri, nevi ve mahiyetine göre (1) sayılı tarife gereğince harç alınır." hükmünde yer alan "değeri" ibaresinin Anayasaya aykırı olmadığına karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan Anayasa Mahkemesi kararı ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2023/1992 Esas ve 2024/3909 sayılı kararı ve benzer kararlar dikkate alındığında yabancı bir mahkeme tarafından verilen ilamların tenfizi için açılan davaların nispi harca tabi olduğu, tenfizi istenen ve yabancı mahkeme kararında hükmedilmiş olan miktar üzerinden harcın tamamlattırılarak yargılamaya devam edilmesi gereklidir. Bu durumda; mahkemece, yabancı mahkemede hükmolunan değer üzerinden nispi harç tamamlattırılarak yargılamaya devam edilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken hükümde fazla alınan harcın iadesine karar verilmesi hatalı olduğu gibi, dava dışı temlik eden şirket ile davalı arasında imzalanan nihai uzlaşma sözleşmesinin "çeşitli hükümler" başlıklı 15/son maddesinin eldeki davada uygulanıp uygulanamayacağının değerlendirilmemesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.4-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE, 2-Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/03/2025 gün ve 2024/305 Esas 2025/190 sayılı kararının HMK’nun 353/1-a.4-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- Taraflarca yatırılan peşin istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine, 5- Taraflarca ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa ilgili icra dairesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 18/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, E. 2025/645, K. 2025/759, T. 18.09.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-31-hukuk-dairesi-2025-645-e-2025-759-k-9e2b69969e0c