Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/545 E. 2026/1443 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/545
Karar No
2026/1443
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/545 - 2026/1443 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/545 KARAR NO : 2026/1443

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28.02.2025 NUMARASI : 2024/74 Esas 2025/168 Karar

DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALI : VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 18.09.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 27.09.2026

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.06.2023 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı araç ile ... tesislerinden ... karayoluna çıktığı sırada ... karayolunun sağ şeridi üzerinde seyretmekte olan davacının yönetimindeki aracın çarpışması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, kaza tutanağında belirtilen çarpma noktası ile kusur durumunu kabul etmediklerini, tesisten çıkan, davalı tarafından sigortalanan aracın kaza tespit tutanağında belirtildiği gibi banket üzerinde değil yol içinde durduğu ve çarpma noktasının kaza tutanağında belirtildiği gibi banket üzerinde değil, sağ şeridin sağında meydana geldiğini, kamera kayıtlarının incelenmesi suretiyle düzenlenen uzman mütalaasında davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında, davacının %25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, kaza nedeniyle davacının aracında 963.107,60 TL hasar belirlendiğini, aracın sovtajını Ankara 31. Noterliğinin 27.07.2023 günlü Araç Satış Sözleşmesi ile 324.350,00 TL'den sattığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00 TL hasar bedelinin kaza tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini istemiş, ıslah dilekçesi ile dava değerini 120.000 TL olarak belirlemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve teminat limitleri dahilinde tazminattan sorumlu olduğunu, kaza tutanağından da anlaşıldığı üzere sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydan gelmesinde kusurunun bulunmadığını, Genel Şartlarda belirtilen esaslar gereğince hasar gören parçanın onarılması, onarımın mümkün olmaması durumunda eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir olduğunu, parça tedariğinin gözetilmesi gerektiğini, davalı şirketin anlaşmalı olduğu onarım merkezinde onarımın yapılmış olması durumunda iskontolu bedel üzerinden parça tedarik edileceği hususunun dikkate alınması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davanın trafik kazasından kaynaklanan hasar bedelinin tazmini istemine ilişkin olduğu; bilirkişiden alınan raporda; davalı şirkete zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesi ile sigortalanan aracın sürücüsü ...'ın olayda %75 oranında kusurlu, davacı sürücüsü ...'nın olayda %25 oranında kusurlu olduğu, dava konusu ... plakalı aracın hasar bedelinin 500.000,00 TL olduğu, davalı tarafın kusur oranına karşılık gelen miktarın 375.000,00 TL olduğu rapor edildiği, raporun karar vermeye elverişli olduğu, davacının zararını davalı sigorta şirketinden sigorta limiti ile sınırlı olarak talep edebileceği, gerekçesiyle; "Davanın kabulü ile;120.000,00 TL hasar bedelinin 04.12.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, “ karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Kazanın meydana gelmesinde, sigortalı araç sürücüsünün atfı kabil kusurunun bulunmadığını, kaza tespit tutanağında gerekli ölçümleme ve resimleme yapılarak tutanak tanzim edildiğini ve tutanakta çarpma noktasının banket üzerinde olduğunun belirlendiğini, davacı sürücünün şerit dışına çıkarak, banket üzerinden seyri ile kazanın meydana geldiğini, davalı tarafından sigortalı araç sürücünün olay yerindeki "Dur" levhasına uyararak bankette beklediği sırada çarpmanın meydana geldiğini, bu nedenle kusur durumu kabul etmediklerini, ayrıca araç rayiç değerini de kabul etmediklerini, bilirkişinin esas aldığı ilan fiyatlarından en yüksek olanı alarak değerlendirme yaptığını, bunlarla birlikte, davalıya usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı nedeniyle, hasar bedelinin tazmini istemidir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm kusur oranı ve zarara ilişkin olarak davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Olay tarihinde, gündüz vakti, davalı tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalanan aracın, devlet karayolu yanındaki tesisten çıkış yaparak, yolun sağında durduğu esnada, karayolu üzerinde seyreden davacıya ait aracın, duruşa geçen davalı tarafından sigortalı aracın arka kısmına, aracının ön kısımları ile çarpması neticesinde maddi hasarlı ve yaralamalı, trafik kazasının meydana geldiği, dosya kapsamı, kaza anına ilişkin görüntüler ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. Kaza tespit tutanağında; davalı tarafından sigortalanan aracın, devlet karayolu yanındaki tesisten çıkış yapıp, anayola katılmak için banket üzerinde beklemekte olduğu esnada, davacıya ait aracın sürücüsünün, duran aracın sol yan kısımlarına kendi aracının ön kısımları çarpması sonucundan kazanın meydana geldiği tespit edilerek, kazanın meydana gelmesinde banket üzerinde duruşa geçen davalı tarafından sigortalanan araç sürücüsünün kusurunun olmadığı, davacıya ait araç sürücüsünün ise şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymayarak banket üzerinde duruşa geçen araca çarpması ile meydana gelen kazada kural ihlalinin olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Davacı vekili, kaza esnasında davalı tarafından sigortalanan aracın banket üzerinde değil, sağ şerit üzerinde durduğunu belirterek kazanın meydana gelmesinde, davalıya ait araç sürücüsünün kusurlu olduğunu ileri sürmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, kusur belirlenmesine de etki edecek, kazanın oluş şekline ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, makine mühendisinden alınan raporda, dosyada mevcut olay anına ilişkin görüntülerde değerlendirilmek suretiyle, davalı tarafından sigortalı aracın, çıkış yaptığı tesisin, ana yol bağlantısında tesisten çıkış yapacak araçlar için "Dur" lehvası olmasını değerlendirerek, görüntüler çerçevesinde, davalı aracın tesisten çıkış yaptığı saniyeyi, yol üzerinde duruşa geçtiği saniyeyi ve davacı tarafın duran araca çarptığı saniyeyi belirlemek suretiyle, davacıya ait aracın bankete duran araca çarptığını (kesin kanı belirtmeden, aracın kısmen sağ şerit üstünde olabileceğini de belirterek) değerlendirerek kusur oranları tespit ederek, davalı tarafından sigortalanan araç sürücüsünün, "dur" levhasında beklemesi ve karayolunda seyreden araçlara ilk geçiş önceliği vermesi gerektiğinden, kazanın meydana gelmesinde asli, %75 oranında kusurlu olduğu, davacı tarafından sigortalanan araç sürücüsünün ise kamera kayıtlarına göre süratli ve tedbirsiz davrandığından bahisle tali, %25 kusurlu olduğunun tespit edildiği, tarafların rapora itiraz üzerine, kök raporundaki kusur değerlendirmesini tekrar ettiği, mahkemece kusur ve hasra ilişkin raporun yeterli olduğu kabul edilerek, rapor doğrultusunda davanın esası hakkında karar verildiği görülmüştür. Davalı vekilinin kusur durumun yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemli davada, kusurun tespiti açısından önem arzettiğinden kazanın oluş şeklinin ve kazaya etki eden sebeplerin doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Kusur belirlenirken, tarafların kusurlu eylemlerinin, kazaya olan doğrudan etkisi nazara alınmalı, kusur olarak değerlendirilen davranışın, olayla illiyeti detaylı şekilde değerlendirilmelidir. Bunun yanında, olayın oluş şekli taraflar arasında ihtilaf ise, dosya kapsamındaki uyuşmazlığın ceza yargılamasına konu olduğu anlaşılmakta ise, her ne kadar, TBK'nın 74. Maddesi gereğince ceza mahkemesinde tespit edilen kusur hukuk hakimini bağlamaz ise de, ceza mahkemesinde tespit edilen kazanın oluş şekli ve haksız eylemin subutuna yönelik kesinleşmiş karar hukuk hakimini bağlayacağından, ceza dosyası getirtilerek kazanın oluş şekli, bu şeklide değerlendirilerek tespit edilmeli, bu şekilde dahi bir sonuca ulaşılamadığı durumda ceza dosyasının kesinleşmesi beklenmelidir. Somut olayda, kaza tespit tutanağında, davalının tesisten çıkış yaparken değil, tesisten çıkış yaptıktan sonra dönüşünü tamamlayarak banket üzerinde durduğu esnada, davacıya ait aracın, davalı aracına çarptığı kabul edilerek, kusur durumu tespit edilerek kazanın meydana gelmesinde, davacı araç sürücüsünün kusurlu olduğu kabul edilmiş, davalıya ait araç sürücüsünün ise banket üzerinde duruşa geçmiş olması nedeniyle kazanın meydana gelmesinde kural ihlali olmadığı belirtilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan raporda ise; kaza öncesinde banket üzerinde duruşa geçtiği kabul edilen aracın, kaza anından kısa bir süre önce tesisten çıkış yaparak yol üzerinde durmasından bahisle, davalının banket yerine, tesis çıkışında "dur" levhasında beklemesi durumunda, kazanın meydana gelmeyeceği tespitinde bulunularak, ayrıca davalının aracının, sağ şeride taşkın vaziyette durma ihtimali de bulunduğu değerlendirilerek, kazanın meydana gelmesinde, davalı tarafından sigortalı aracın kusurlu olduğu belirlenmiştir. Alınan raporda, tesis çıkışında yer alan "dur" levhasında beklemeyen davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün seyrine devam etmesinin ve dönüşünü tamamlayarak duruşa geçmiş olduğunun kabulü karşısında, davacıya ait araç sürücüsünün, davalı tarafından sigortalı araca(aracın banket üzerinde durduğunun kabulü halinde, duran aracın tesisten çıkıp çıkmamasının kazaya etkisi üzerinde durmaksızın) çarpmasına ne şekilde bir etkisi olduğu, değerlendirilmemiş olması nedeniyle rapor karar vermemeye elverişli olmadığı gibi, bilirkişi tarafından yol üzerinde çarpma noktasına yönelik de kesin bir kanıda bulunmaması, ayrıca kazanın oluş şekli açısından kaza tespit tutanağı ve bilirkişi rapor arasında çelişki olması nedeniyle de rapor karar vermeye elverişli değildir. Bu durumda, meydana gelen kazanın, ceza yargılamasını gerektiren bir olaydan kaynaklandığı anlaşılmakla, meydana gelen kaza nedeniyle Osmancık Asliye Ceza Mahkemesinin 2025/992 E. Sayılı dosyası, dosya içerisine kazandırılarak, ceza dosyası kararı kesinleşmiş ve kazanın oluş şekli tespit edilmiş ise ya da dosya kesinleşmemiş olmakla birlikte dosyadaki mevcut delillerler değerlendirilmek suretiyle kazanın oluş şeklinin tespitinin kesin kanı oluşturacak şekilde tespiti mümkün ise, ilgili dosyada alınan raporların ve delillerinde değerlendirildiği, (ceza dosyasında kazanın oluş şekli kesinleşen karar ile belirlenmiş ise bu oluşun nazara alındığı) Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden (Ceza dosyasında Adli Tıp Kurumundan alınan rapor mevcut ve eldeki dosyadaki rapor ile çelişki oluşturacak mahiyette ise Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Heyetinden) ya da Karayolları Fen Heyetinde görev yapmış makine mühendislerinden oluşacak 3 kişilik heyetten rapor alınarak, sonucuna göre davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, karar vermeye elverişli ve yeterli olmayan, kesin kanıya değil ihtimale dayalı tespitler içeren rapora göre, davanın esası hakkında karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, yukarıda açıklanan eksiklikler ikmal edilerek, kararın davalı tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle, davalının usuli kazanılmış hakları da gözetilerek davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

2-Kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davalıya iadesine, 4-İİK'nın 36. Maddesi gereğince, Ankara Batı 3. İcra Hukuk Mahkemesi 2025/806 D.İş 2025/806 K. Sayılı icranın geri bırakılması kararına istinaden, Ankara Batı İcra Dairesinin 2025/18443 Esas dosyasına depo edilen 400.000,00 TL bedelli Teminat Mektubunun yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 6-Karar tebliği, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 18.09.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/545, K. 2026/1443, T. 18.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-545-e-2026-1443-k-bf724c37f17f