Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/515 E. 2025/515 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/515
- Karar No
- 2025/515
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/515 - 2026/1374 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/515 KARAR NO : 2026/1374
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03.12.2024 NUMARASI : 2021/514 Esas 2024/674 Karar
DAVACILAR :1 VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 1- VEKİLİ : Av.
: 2-
: 3- VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Maddi ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ : 11.09.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 16.09.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili, davalı... Şirketi vekili, davalı ...vekili ve davalı Deniz Işık tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili, 23.10.2017 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, ...adına kayıtlı, ... sevk ve idaresindeki ...plakalı aracın davacı... ile oğlu ...'ın karşıdan karşıya geçmeye çalıştığı esnada, ...'a çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde davacılardan... ve ...'ın oğlu, diğer davacıların kardeşi ...'ın ağır şekilde yaralandığını ve 05.04.2020 tarihinde vefat ettiğini, kaza esnasında davalı sürücünün alkollü olduğunu, kazaya ilişkin olarak Gebze 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/600 E. sayılı dosyası ile açılan kamu davasının derdest olduğunu, davacı anne ve babanın müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını ve tüm davacılar yönünden manevi tazminat koşullarının oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacılar... için 100.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL maddi tazminatın en yüksek ticari reeskont faizi ile davalılardan müteselsilen tahsili ile her bir davacı için 1.000.000,00 TL olmak üzere toplam 4.000.000,00 TL manevi tazminatın en yüksek ticari reeskont faizi ile davalılar ... ve ...'den tahsiline karar verilmesini istemiş, 01.10.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile, davacı anne... için talebini 484.915,43 TL, baba ... için 323.220,42 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı ...vekili, dava konusu araç davalı adına kayıtlı ise de, kaza sırasında diğer davalı ... sevk ve idaresinde bulunduğundan davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'ın kusurunun bulunmadığını, anne...'ın karşıdan karşıya geçerken müteveffanın elinden tutması gerekirken tutmadığını ve davacı... karşıdan karşıya geçmesine rağmen müteveffanın geçemediğini ve kendi başına karşıya geçmeye çalışırken bahse konu kazanın meydana geldiğini, kaza esnasında davalı sürücü ...'ın alkollü olmadığını, kazadan sonra alınan kan örneklerinde 2.46 oranında etanol tespit edildiğini, bunun da 0.0246 promile denk geldiğini, vefatın kazanın üzerinden 3 yıl geçtikten sonra gerçekleştiğini, vefat ile kaza arasında illiyet bağı bulunmadığını, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı... Şirketi vekili, davacıların davadan önce 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 97.maddesinde belirtildiği şekilde usûlüne uygun olarak başvuru yapılmadığını, kaza tespit tutanağı, kaza ile vefat arasındaki illiyet bağının ispatı için otopsi raporunun başvuruya eklenmediğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ..., savunma yapmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; müteveffa ...'ın ölümü ile kaza arasında illiyet bağının bulunduğu, Makine Mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 09.03.2023 tarihli raporda, davacıların desteğinin %75, sigortalı araç sürücüsü ...'ın %25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, bahse konu rapora itiraz edilmesi üzerine Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinden alınan 08.01.2024 tarihli raporda, kazanın meydana gelmesinde müteveffa ...'ın %55, davalı sürücü ...'ın %45 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği ve bahse konu raporun hükme esas alındığı, desteğin yaşı, geliri, destek ile davacılar arasındaki yakınlık derecesi, davacıların bakiye ömrü ve diğer unsurlar bütün olarak değerlendirilmek sureti ile desteğin hayatını yitirmesi nedeni ile davacılardan anne...'ın 584.915,43 TL (sigorta şirketinin poliçe limitine göre sorumluluğu 191.464,34 TL), davacı baba ...'ın 432.220,42 TL (sigorta şirketinin poliçe limitine göre sorumluluğu 138.535,63 TL) destekten yoksunluk nedeniyle maddi tazminat talep edebileceğinin tespit edildiği, davacılar lehine manevi tazminat koşullarının oluştuğu belirtilerek davacılardan... ve ... tarafından maddi tazminat istemi ile tüm davalılar aleyhine açılan davada, davanın kabulü ile, 584.915,43 TL'nin 23.01.2017 olan olay tarihinden itibaren (davalılardan sigorta şirketinin sorumluluğu 191.464,37 TL ile sınırlı ve temerrüt başlangıç tarihi 14.06.2021 olmak kaydıyla) işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılardan...'a verilmesine, 423.220,42 TL'nin 23.01.2017 olan olay tarihinden itibaren (davalılardan sigorta şirketinin sorumluluğu 138.535,63 TL ile sınırlı ve temerrüt başlangıç tarihi 14.06.2021 olmak kaydıyla) işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılardan ...'a verilmesine, tüm davacılar tarafından davalılardan ...ve ... aleyhine manevi tazminat istemi ile açılan davada, davanın kısmen kabulü ile, 80.000,00 TL manevi tazminatın 23.01.2017 olan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı...'a verilmesine, 80.000,00 TL manevi tazminatın 23.01.2017 olan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, 50.000,00 TL manevi tazminatın 23.01.2017 olan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, 50.000,00 TL manevi tazminatın 23.01.2017 olan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili, davalı... Şirketi vekili, davalı ...vekili ve davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmış,davalı ...'ın istinaf peşin karar ve ilam harcını yatırmaması nedeniyle muhtıra tebliğ edilmiş ancak süresi içerisinde harcın yatırılmaması nedeniyle istinaf başvurusunun reddine dair ek karar verilmiş, ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru yapılamamıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece hükmedilen manevi tazminatın düşük belirlendiğini, maddi tazminat miktarlarının da paranın alım gücü gözetilerek hakkaniyet oranında artırılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ...vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava konusu kaza ile davacıların desteğinin vefatı arasında illiyet bağı bulunmadığını, kaza 23.10.2017 tarihinde gerçekleşmesine rağmen vefatın 05.04.2020 tarihinde meydana geldiğini, davacıların davalı sürücünün tam kusurlu olduğuna dair iddialarının gerçekleşmediğini, mahkemece alınan 09.03.2023 tarihli raporda, kazanın meydana gelmesinde müteveffanın %75, davalı sürücü ...'ın %25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, bahse konu rapora itiraz edilmesi üzerine Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinden alınan 08.01.2024 tarihli raporda, kazanın meydan gelmesinde davacıların desteği ...'ın %55, davalı sürücü ...'ın %45 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, bahse konu rapora itiraz etmelerine rağmen mahkemece itirazlarının reddedilerek ve 08.01.2024 tarihli rapora neden itibar edildiği gerekçelendirilmeden bahse konu raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan aktüer raporunda da hatalar mevcut olduğunu, müteveffanın 18 yaşından itibaren çalışmaya başlayacağının kabul edilmesinin ve yetiştirme giderinin 2020 yılından 2029 yılına kadar 9 yıldan fazla sürede çocuğa yapılacak masrafların her sene sabit tutarda kalmasının ve buna göre hesaplama yapılmasının da hatalı olduğunu, PMF 1931 Yaşam Tablosu yerine TRH 2010 Yaşam Tablosunun kullanılmasının da isabetsiz olduğunu, davalı ...'nin dava konusu aracın sahibi olmasına rağmen, işleten sıfatı bulunmadığından sorumluluğunun bulunmadığını, müteveffa çocuğun, yaş küçüklüğü dolayısı ile kaza anında yanında bulunan davacı annesinin gözetim yükümlülüğü altında olması nedeniyle tazminattan %20 oranında müterafik kusur indiriminin yapılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı... Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava konusu kaza ile davacıların desteğinin vefatı arasında illiyet bağı bulunmadığını, kaza 23.10.2017 tarihinde gerçekleşmesine rağmen vefatın 05.04.2020 tarihinde meydana geldiğini, davacıların davadan önce 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 97.maddesinde belirtildiği şekilde usûlüne uygun olarak başvuru yapılmadığını, kaza tespit tutanağı, kaza ile vefat arasındaki illiyet bağının ispatı için otopsi raporunun başvuruya eklenmediğinden davalı sigorta şirketinin temerrüdünün söz konusu olmadığını, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, müteveffanın 18 yaşında gelir elde etmeye başlayacağı varsayımı altında anne ve baba için ayrı ayrı %5 oranında yetiştirme masrafı hesaplanması gerekirken sadece baba için %5 oranında yetiştirme giderinin düşülmesinin isabetsiz olduğunu, hükmedilen faiz türünün ve başlangıç tarihinin de hatalı belirlendiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan vefat nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, ...adına kayıtlı, ... sevk ve idaresindeki aracın davacı... ile oğlu ...'ın karşıdan karşıya geçmeye çalıştığı esnada, ...'a çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde davacılardan... ve ...'ın oğlu, diğer davacıların kardeşi ...'ın ağır şekilde yaralandığını ve 05.04.2020 tarihinde vefat ettiğini, davacı anne ve babanın müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını ve tüm davacılar yönünden manevi tazminat koşullarının oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacılar... için 100.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL maddi tazminatın en yüksek ticari reeskont faizi ile davalılardan müteselsilen tahsili ile her bir davacı için 1.000.000,00 TL olmak üzere toplam 4.000.000,00 TL manevi tazminatın en yüksek ticari reeskont faizi ile davalılar ... ve ...den tahsiline karar verilmesini istemiş, 01.10.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile, davacı anne... için talebini 484.915,43 TL, baba ... için 323.220,42 TL olarak ıslah etmiş, mahkemece davanın kabulü ile, 584.915,43 TL'nin 23.01.2017 olan olay tarihinden itibaren (davalılardan sigorta şirketinin sorumluluğu 191.464,37 TL ile sınırlı ve temerrüt başlangıç tarihi 14.06.2021 olmak kaydıyla) işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılardan...'a verilmesine, 423.220,42 TL'nin 23.01.2017 olan olay tarihinden itibaren (davalılardan sigorta şirketinin sorumluluğu 138.535,63 TL ile sınırlı ve temerrüt başlangıç tarihi 14.06.2021 olmak kaydıyla) işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılardan ...'a verilmesine, tüm davacılar tarafından davalılardan ...ve ... aleyhine manevi tazminat istemi ile açılan davada, davanın kısmen kabulü ile, 80.000,00 TL manevi tazminatın 23.01.2017 olan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı...'a verilmesine, 80.000,00 TL manevi tazminatın 23.01.2017 olan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, 50.000,00 TL manevi tazminatın 23.01.2017 olan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, 50.000,00 TL manevi tazminatın 23.01.2017 olan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili, davalı... Şirketi vekili ve ...vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. 1-Kazaya ilişkin olarak Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/21166 Soruşturma sayılı dosyasında, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen 30.11.2018 tarihli raporda, sürücü ...'ın, idaresindeki aracı ile seyir hâlinde iken, kavşak mahalli olan bu alandan geçişini hızını her an tedbir alabileceği asgari hadde düşürerek yaklaşıp, yayaya karşı zamanında etkin fren ve uygun direksiyon tedbirine başvurması gerekirken bu hususlara riayet etmeksizin olay mahallinden hız azaltmadan geçtiği sırada almış olduğu direksiyon tedbirinde yetersiz kalarak yayaya çarptığı kazanın meydana gelmesinde tali, olay anında müdrik yaşta olmadığı anlaşılan yaya ...'ın, olay mahallinde karşıdan karşıya geçmek üzere kaplamaya girmeden evvel yol üzerinde seyir hâlinde olan araçların hız ve mesafelerine ilişkin gerekli ve yeterli kontrolleri yapması, ilk geçiş hakkını bu alana emniyetle duramayacak kadar yaklaşmış olan araçlara vermesi gerekirken bu hususlara riayet etmeksizin kendi can güvenliğini tehlikeye atarak koşar vaziyette kaplamaya girip geçiş yapmak istediği sırada meydana gelen olayda asli kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Gebze 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/600 E. sayılı dosyasında alınan Trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen 24.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda, olay yeri göz önüne alındığında, sürücü ...'ın kullandığı aracın niteliği bakımından ... Caddesi ile... Caddesi kavşağı üzerinde yapacağı maksimum hız limitinin 30km/h olduğu, 30 km/h hız limitinde seyretmesi gerektiği, 30 km/h hız ile seyreden bir aracın 1 saniyelik intikal süresinin bitiminde bile kazayı bertaraf etmek adına yolda gerekli tedbirleri almak için yeterli mesafe ve zamanının olacağını, ...'ın kullandığı telefonla kaza saatinden önce 806 sn internet bağlantısı sağladığının tespit edildiğinden asli kusurlu, yaya çocuk ...'ın annesi...'ın çocuğunun elini tutarak karşıdan karşıya geçirmesi gerekirken ondan önce geçip, çocuğu geride yalnız bıraktığından Türk Medeni Kanununun 396.maddesi gereğince anne...'ın asli kusurlu olduğunun belirtildiği, bahse konu rapora itiraz edilmesi üzerine İTÜ Makine Mühendisliği kürsüsünden alınan 07.07.2020 tarihli raporda, sürücü ...'ın, aracının hızını mahal şartları için tanımlanan hız limitine uyarlaması, yaya geçidine yaklaşması nedeniyle mahal şartlarına uyarlamasının kaza sonucu hasarın oluşması ve artmasında önemli oranda etken olduğundan ağır derecede tali kusurlu, çocuk yaya ...'ın, kaza tarihi itibariyle yaklaşık 6,5 yaşında olduğu, farik ve mümeyyiz olmadığı, durmakta olduğu kaldırım tarafından birden ve koşarak yol kaplamasına girdiği, yol kaplamasına yeni girdiği esnada da sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki aracın sadmesine maruz kaldığı, yol kaplamasına girmeden önce sürücünün geliş istikametinden gelen araç trafiği öncelikli olmak kaydıyla karşıya geçme eylemini yapacağı noktaya yaklaşmakta olan araçların konum ve hızlarını dikkate alması gerektiği, yaptığı davranış faktörlerinin meydana geldiği olayda asli oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, mahkemece yapılan yargılama neticesinde, yaya çocuk ...'ın 23.10.2017 tarihinde maruz kaldığı araç dışı trafik kazasına bağlı yaralanması ile ölümü arasında illiyet bağının bulunduğunun Adli Tıp Kurumu raporu ile belirlendiği, sanık sürücü ...'ın asli kusurlu olduğuna dair raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, kaza anında 0,75 promil alkollü olduğu ve eylemi bilinçli taksir ile işlediği belirtilerek 18.11.2022 tarihli 2022/536K. sayılı karar ile, cezalandırılmasına karar verildiği, bahse konu kararın Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3.CD'nin 03.07.2023 tarihli, 2023/40 E. -2023/1840 K. sayılı ilâm ile kesinleştiği anlaşılmıştır. Eldeki dosyada Makine Mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 09.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda, müteveffa çocuk yaya ...'ın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 68/1-c ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 138/1-b-c maddelerindeki kuralları ihlâl ettiğinden kazanın meydana gelmesinde %75, davalı sürücü ...'ın, anılan Kanunun 52/1-b maddesini ihlâl ettiğinden %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinden alınan 08.01.2024 tarihli raporda, davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile seyrini, kavşak alanına yaklaşıyor olmasını dikkate alarak hızını asgari seviyeye düşürüp kontrollü ve tedbir alabilecek vaziyette sürdürmesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyip, istikametine göre sağ taraftan kavşak çıkışını kullanarak karşıdan karşıya geçmek isteyen davacı yayaya karşı zamanında ikazla birlikte etkin fren tedbiri almadan çarptığı kazada %45, müteveffa yaya ...'ın, olay mahallinde karşıdan karşıya geçişi sırasında kavşak çıkışını kullanarak kaplamaya girmiş ise de, istikametine göre sol tarafından gelmekte olan davalı sürücü idaresindeki aracın hızını ve konumunu dikkate almadan ayrıca bu araca karşı korunma tedbirlerine başvurmadan kontrolsüzce kaplamaya girip kendi can güvenliğini tehlikeye atarak karşıdan karşıya geçmeye çalıştığı sırada bu aracın çarpmasına maruz kaldığı olayda %55 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği ve mahkemece 08.01.2024 tarihli raporun hükme esas alındığı, bahse konu raporun, toplanan deliller, kesinleşmiş ceza kararı ve kazanın oluş şekline uygun olduğu ve hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davalı ...vekili ve... Şirketi vekilinin kusura ilişkin istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davalı... Şirketi vekili dava konusu kaza ile davacıların desteğinin vefatı arasında illiyet bağı bulunmadığı iddiasında bulunmuş ise de, Gebze 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/600 E. sayılı dosyasında Adli Tıp Kurumu 1.İhtisas Kurulundan alınan 15.04.2021 tarihli raporda, yaya çocuk ...'ın ölümünün künt kafa travmasına bağlı kafatası ve yüz kemik kırıklarıyla birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti, bunlara bağlı yatalak kalma ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana geldiğinin ve çocuğun 23.10.2017 tarihinde maruz kaldığı araç dışı trafik kazasına bağlı yaralanması ile ölümü arasında illiyet bağının bulunduğunun belirtildiği ve yapılan yargılama neticesinde 18.11.2022 tarihli 2022/536 K. sayılı karar ile, sanık sürücü ...'ın taksirle ölüme neden olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmasına karar verildiği, bahse konu kararın Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3.CD'nin 03.07.2023 tarihli, 2023/40 E. -2023/1840 K. sayılı ilâm ile kesinleştiği anlaşıldığından davalı... Şirketi vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 3-Dosya kapsamına göre dava açılmadan önce, davalının da kabulünde olduğu gibi davacı tarafından sigorta şirketine başvuru yapıldığı, 26.04.2016 tarihinde 2918 sayılı Yasanın 99.maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için Genel Şartlarda belirtilen belgeler ile sigorta şirketine müracaat edildiğinden davalı sigorta şirketinin temerrüde uğradığı anlaşıldığından temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır. 4-Destekten yoksun kalma tazminatında, 18 yaşından küçük vefat eden destek yönünden eğer vefat anında çalışmıyorsa 18 yaşında çalışarak gelir elde edeceği varsayıldığından bu yaştan itibaren hesaplama yapılması ve desteğin gelirinden, destek alacaklılarının belirlenecek destek alma sürelerine göre Yargıtay ilkelerine uygun şekilde pay ayrılması, destek alacaklıları desteğin annesi, babası olması nedeniyle TMK'nın 185. maddesindeki “anne-baba birlikte çocukların bakımından sorumludur” ve aynı Kanun'un 327. maddesindeki “Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır” hükümleri sebebiyle her anne ve babanın çocuğunu belli bir yaşa kadar büyütmek, yetiştirmek ödevi olup çocuğun ölümü nedeni ile artık yapılması gerekmeyecek yetiştirme giderlerinin belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatından düşülmesi ilkesinden hareketle bunlar için belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatından, asgari ücretin %5'i oranında hesaplanmış yetiştirme giderinin indirilmesi, anne ve baba çalışıyorsa anne ve babadan ayrı ayrı %5'er, anne çalışmıyorsa sadece babadan %5 oranında yetiştirme gideri düşülmesi, tazminattan önce yetiştirme giderinin sonra varsa desteğe isabet eden kusur indirimin düşülmesi, desteğin 18 yaşında çalışarak gelir elde edeceği varsayıldığından anne ve baba açısından yetiştirme gideri hesabının bu yaşa kadar yapılması hususlarının hesaplama yapılırken nazara alınması gerekmektedir. Somut olayda, hükme esas alınan aktüer raporunda, müteveffanın 18 yaşından itibaren çalışmaya başlayacağının kabul edilmesinin ve annenin çalışmaması nedeniyle sadece babadan %5 oranında yetiştirme giderinin düşülmesi ve 2020 yılından 2029 yılına kadar 9 yıldan fazla sürede çocuğa yapılacak masrafların her sene güncellenerek, TRH 2010 Yaşam Tablosu kullanılarak hesaplama yapılmasına isabetsizlik bulunmadığından aktüer raporuna karşı itirazların reddine karar vermek gerekmiştir. 5-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda hukuki sorumluluğa ilişkin düzenlemeler “Hukuki Sorumluluk ve Sigorta” başlıklı 8. kısım 85/1.maddesinde, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Motorlu aracın karayolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına ya da bir şeyin zararına neden olmasından işleten sorumlu olup, bu sorumluluğun tehlike sorumluluğu olduğu, aracın karayolunda kullanılmasından yarar sağlayan işletenin meydana gelebilecek tehlikeler ve hasarlardan kusursuz sorumluluğu bulunduğu, işletenin tehlike sorumluluğundan kurtulmasını düzenleyen KTK'nın 86. maddesine göre kazanın mücbir sebepler, zarar görenin veya üçüncü kişilerin ağır kusurundan kaynaklandığının ispatlanması gerektiğinden, davalı ...vekilinin işleten sıfatıyla sorumlu olmadığına yönelik istinaf itirazına itibar edilmemiştir. 6-Davacıların manevi tazminat istemi TBK’nın 56. maddesine dayanmakta olup, bu maddeye göre belirlenecek tazminatın zarara uğrayanda bir giderim duygusu yaratması gerektiği açıktır. Ancak tazminat belirlenirken sadece zarara uğrayan yönünden bakılmayıp, karşı taraf açısından da değerlendirme yapılmalıdır. Bu nitelikte bir tazminat miktarı ise, tarafların kusur oranına, ekonomik ve sosyal durumlarına, duyulan acıya, olay tarihindeki paranın satın alma gücüne vb. gibi verilere göre belirlenebilecektir. Tüm bu kriterlere göre belirlenecek tazminat aynı anda tarafların ikisini de memnun etmese dahi, adil olacağı için, hukuk tarafından kabul edilen ve uygulanan sistem hâline gelmiştir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK'nın 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hâllerde hâkimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Somut olayda, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinden alınan 08.01.2024 tarihli raporda, davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile seyrini, kavşak alanına yaklaşıyor olmasını dikkate alarak hızını asgari seviyeye düşürüp kontrollü ve tedbir alabilecek vaziyette sürdürmesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyip, istikametine göre sağ taraftan kavşak çıkışını kullanarak karşıdan karşıya geçmek isteyen davacı yayaya karşı zamanında ikazla birlikte etkin fren tedbiri almadan çarptığı kazada %45, müteveffa yaya ...'ın, olay mahallinde karşıdan karşıya geçişi sırasında kavşak çıkışını kullanarak kaplamaya girmiş ise de, istikametine göre sol tarafından gelmekte olan davalı sürücü idaresindeki aracın hızını ve konumunu dikkate almadan ayrıca bu araca karşı korunma tedbirlerine başvurmadan kontrolsüzce kaplamaya girip kendi can güvenliğini tehlikeye atarak karşıdan karşıya geçmeye çalıştığı sırada bu aracın çarpmasına maruz kaldığı olayda %55 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Gebze 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 18.11.2022 tarihli, 2019/600 E. -2022/536 K. sayılı karar ile, sanık sürücü ...'ın taksirle ölüme neden olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmasına karar verildiği, bahse konu kararın Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3.CD'nin 03.07.2023 tarihli, 2023/40 E. -2023/1840 K. sayılı ilâm ile kesinleştiği anlaşılmakla davalı sürücünün tali kusuru (%45) ile kazaya sebebiyet vermesi, davacıların müteveffalara yakınlık dereceleri, müteveffaların yaşı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihinde (2017) paranın satın alma gücü ile yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının hak ve nesafet kurallarına ve manevi tazminatın amacına uygun olduğu kanaatine varılmış, davacılar vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, davacılar vekili, davalı... Şirketi vekili ve davalı ...vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan incelemede; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usûl ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden davacılar vekili, davalı... Şirketi vekili ve davalı ...vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davacılar vekili, davalı... Şirketi vekili ve davalı ...vekilinin istinaf başvurularının istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacılardan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince davalı ... AŞ ve davalı ...'den alınması gereken toplam 86.626,36 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 33.616,44 TL'nin mahsubu ile kalan 53.009,92 TL harcın (davalı sigorta 10.542,30 TL'sinden sorumlu olmak üzere) davalı ... AŞ ve davalı ...'den tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 4-Taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 6-Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 11.09.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.