Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/465 E. 2026/808 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/465
Karar No
2026/808
Karar Tarihi

T.C.

ERZURUM

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/465

KARAR NO : 2026/808

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 28/12/2022 (Dava), 06/03/2025 (Karar)

NUMARASI : 2022...sas, 2025/....Karar

DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)

KARAR TARİHİ : 22/05/2026

KARAR YAZIM TARİHİ : 22/05/2026

Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili, davacı müvekkilinin arıcılık ve bal üretimi işi yapmakta olduğunu, davalı şirket... Kargo ile anlaşmalı olarak Türkiye'nin muhtelif yerlerine üretimini yaptığı balları kargo ile gönderdiğini, 10/09/2022 günü ''...'' gönderi takip numarası ile 330 kg organik süzme ... çiçek balının ... ilinde ... isimli müşterisine gönderilmesi hususunda davalı şirket ile anlaşılarak davalıya teslim edildiğini, teslim süresinin 48 saat olarak belirlendiğini, taşınan ürün hakkında kargo şirketine ürünün nevi hakkında gerekli bilgi verildiğini, müvekkilinin gerek taşınacak ürünün paketlenmesinde gerekli özen yükümlülüğünü göstermiş gerekse de taşınacak ürünün özellikleri hakkında TTK hükümleri uyarınca davalıya gerekli bilgilendirmeleri yapmış olmasına rağmen kargonun 48 saat yerine 9 iş gününde teslim edilmesi ve taşınırken gerekli özenin gösterilmemesi sebebiyle kargonun hasar gördüğünü, bal dolu tenekelerin çatlaması ve buna bağlı olarak hava alması ve sıcak havada bekletilmesi sonucu bir miktar bal yere aktığını, kalan miktarın da zayi olduğu nihayetinde alıcı müşterinin de kargoyu hasar gördüğü gerekçesiyle teslim almayarak iade ettiğini, müvekkilininde herhangi bir ödeme de yapmadığını, ürünü zayi olan ve mağdur duruma düşen müvekkilinin TTK 855/3 maddesi uyarınca davalıya bildirimde bulunduğunu ancak olumlu/olumsuz herhangibir cevap verilmemesi üzerine arabuluculuğa başvurulduğunu, buradan da sonuç alınamadığını, Borçlar Kanunu'nun geçiçi ödemeler başlıklı 76. Maddesinde ''Zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunduğu ve ekonomik durumu da gerektirdiği takdirde hakim, istem üzerine davalının zarar görene geçici ödeme yapmasına karar verebilir.'' şeklinde açıkça ifade edildiği üzere zarar görenin iddiasını inandırıcı deliller ile öne sürmesi halinde ileride hükmedilecek tazminattan mahsup edilmek üzere geçiçi ödemeye hükmedilebileceğinin açıkça düzenlendiğini, bu nedenlerle öncelikle re'sen belirlenecek miktardaki geçici ödemenin davalı şirket yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davacı müvekkiline ödenmesi ile mahkemenizin uygun göreceği miktarda tazminatın temerrüt tarihinden itiabaren işleyecek yasal faizilye davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 115.500,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili, davaya konu gönderinin, standart kargo hizmeti ile sevki sağlanarak taşındığını, davalı müvekkilinin, taşıma ilişkisinden kaynaklı edimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, konu gönderinin teslim alındıktan sonra makul sürede alıcısına taşındığını ancak alıcının gönderiyi kabul etmemesi nedeniyle iadesinin gerçekleştirildiğini, asla kabul manasına gelmemek kaydıyla kargo için herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmediğinden iddia edilen hasarın taşıma sırasında meydana geldiği hususu ispata muhtaç olduğunu, Türk Ticaret Kanunu 889/1 maddesinde; "Eşyanın zıyaı veya hasara uğramış olduğu açıkça görülüyorsa, gönderen veya gönderilen en geç teslim anına kadar zıyaı veya hasarı bildirmezlerse, eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği varsayılır. Bildirimde zararın gerekli açıklıkla belirtilmesi ve nitelendirilmesi şarttır." düzenlemesi yer almakta olup bu düzenleme kapsamında herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin kargonun teslim alınmış olması karşısında esas olan hasarsız ve eksiksiz teslimatın tamamlanmış olması olduğunu, bu nedenle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının davaya konu gönderi içeriğini Türk Ticaret Kanunu 858. maddesinde düzenlenen taşıma senedi ile ispat etmek zorunda olduğunu, davacı tarafından gönderi içeriğini tevsik edici belgenin sunulamaması durumunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu kargonun, ambalaj yetersizliği nedeniyle zayi olması durumunda, gönderen TTK md. 862deki yükümlülüğünü yerine getirmediğinden taşıyıcının sorumluluğu bulunmadığını, bununla birlikte TTK md. 864/a bendinde "Gönderen, kusuru olmasa da; a) Yetersiz ambalajlamadan ve işaretlemeden,...kaynaklanan, taşıyıcının zararları ile giderlerini tazminle yükümlüdür.

" hükmü ile gönderenin kusursuz sorumluluğuna gidildiğini, dolayısıyla kargo ambalajının taşıma standartlarının gerektirdiği ölçü ve sağlamlıkta olmasını sağlamak göndericinin sorumluluğunda olduğundan aksi durum nedeniyle oluşacak kayıp ve hasardan müvekkili firmanın sorumlu olmadığını, kabul manasına gelmemek kaydıyla, gönderi içeriğinin bal olduğu düşünüldüğünde balın muhteviyatı gereği sıvı olması nedeniyle müvekkilinin şirketin sıvı ürünlerin taşıma standartlarına göre taşınması gerektiğini, taşımaya konu ürünün müvekkili kusuruyla hasara uğradığı düşünüldüğünde dahi davacının gerçek zararını ispat etmesi gerektiğini, gönderen, gönderinin içeriğinin ne olduğunu beyan etmek ve buna ilişkin belgeleri taşıyıcıya teslim etmekle mükellef olduğunu, davacı tarafından gönderildiği iddia olunan ürünün bedeline ilişkin taleplerin oldukça fahiş olduğundan kabulünün mümkün olmadığını, davacının dava dilekçesinde kısmi ödeme talebinde bulunduğunu, iş bu taleplerinin de reddine karar verilmesi gerektiğini, zira gerek gönderi içeriğinin ispat edilememiş olması, gerekse de yanlış ambalajlamadan kaynaklı sorumluluğun göndericide olması ve gerekli standartlara uygun olarak kargolamaması nedeniyle ve ayrıca müvekkili şirketin de kusurlu bir hizmetinin söz konusu olmadığından davacı taleplerinin BK md. 76 kapsamında gerekli şartları da taşımadığından reddi gerektiğini, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

İlk Derece Mahkemesince, " ...Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;

Davacı tarafından davalı taşıma şirketine teslim edilen balların gerektiği gibi taşınmadığı ve zayi olduğu iddiasıyla işbu tazminat davasının ikame edildiği, davalı sigorta şirketince verilen cevap dilekçesinde, davacı tarafından balların gerektiği şekilde ambalajlanmadığı ileri sürülerek kendilerinin bir kusurunun olmadığının savunulduğu, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarında özetle, taşımaya konu balların davalı taşıma şirketine gerektiği gibi teslim edildiği ve taşıma şirketince taşınan eşyanın ne olduğunun bilindiği, haliyle meydana gelen zararda taşıma şirketinin sorumluluğu olduğu tespitine yer verildiği, ayrıca taşınan balın kara kovan değil süzme çiçek balı olduğuna dair "Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği Madde 13 ğ) Hammadde ambalajı üstünde Arıcılık Kayıt

Sistemine kayıtlı olan işletmeye ait hammaddenin kaynağını işaret edecek ...Kayıt

Sisteminden alınan işletme numarası bulunur ifadesi yer almaktadır. Ambalaj üzerinde

...Kayıt Sistemi kayıt numarası olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafta kayıt

numarası ile ilgili bir bilgi de sunmamıştır. Bu sebepten taşımaya konu balın ... çiçek

balı olmadığı anlaşılmaktadır. Ticaretteki amaç kar sağlanmak olduğuna göre ... balını

süzme ... balı olarak de petek bal olarak satmak daha fazla kar sağlayacaktır. Bu

sebepten de balın süzme çiçek balı olabileceği ... balı olmayacağı kanaatine varılmıştır." şeklindeki açıklamaya yer verilerek bir tespitte bulunulduğu ve bu doğrultuda taşıma tarihinde söz konusu balın ortalama toptan fiyatı üzerinde yapılan hesaplama neticesinde davacının 49.500,00 TL zararı olduğunun belirtildiği, ilk raporda zarara dair bedelin daha yüksek hesaplanması nedeninin balın cinsinin kara kovan olarak kabul edildiği ihtimalinin hesaplama yapılırken nazara alınması olduğu, ek raporda ise balın cinsi yönünde yapılan değerlendirmenin zarara dair bedeli değiştirdiği, bunun dışında raporların aynı doğrultuda oldukları ve mahkememizce de hüküm kurmaya el verişli olarak değerlendirildikleri, faiz konusunda ise dava dilekçesinde davacının geçici ödeme talep ederek bu talep yönünden faiz talep ettiği ve fakat davaya dair asıl talebi olan maddi tazminat yönünden faize dair bir talebi olmadığı görüldüğünden bu hususta bir karar verilmediği, netice olarak davanın kısmen kabulü ile; 49.500,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine dair karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle " 1-Davanın kısmen kabulü ile; 49.500,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, " şeklinde karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ :

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacı tarafça gönderi içeriğini tevsik edici belge sunulmadığını, gönderi ile ilgili taşıma senedi bulunmadığından gönderi içeriğine yönelik beyanların kabul edilemeyeceğini, hükme esas alınmayacak rapor doğrultusunda karar verildiğini, gönderi içeriğinin ispat edilmesi gerektiğini, göndericinin eşyayı zıya ve hasardan koruyacak şekilde ambalajlanmasının zorunlu olduğunu, kargonun ambalaj yetersizliği nedeniyle zayi olması durumunda yükümlülüğünü yerine getirmediğinden taşıyıcın sorumluluğu bulunmadığını, tarafların kusur oranının ve müterafik kusurun tespitinin gerektiğini, bu hususta itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının gerçek zararının tespit edilmeden tüm ürünün zayi olduğu varsayımıyla karar verildiğini, gönderi içeriğinin ispat edilmediğini savunarak mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:

Dava, taşıma sözleşmesi nedeniyle tazminat davasıdır.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

Somut olayda, davacı tarafından davalı taşıma şirketine teslim edilen balların gerektiği gibi taşınmadığı ve zayi olduğu ileri sürülmüş, davalı davacı tarafından balların gerektiği şekilde ambalajlanmadığı ve kendilerinin bir kusurunun olmadığının savunarak davanın reddini istemiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

İstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Başvuru sırasında alınması gerekli 3.381,34-TL harçtan peşin alınan 845,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.535,94-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-İstinaf başvurusunda bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 22/05/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/465, K. 2026/808, T. 22.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-465-e-2026-808-k-0005b42712d2