Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/408 E. 2026/1273 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/408
- Karar No
- 2026/1273
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO :2025/408 Esas
KARAR NO :2026/1273 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:23/11/2023
NUMARASI:2020/176 E. - 2023/295 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ :23/09/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının adına tescilli ... no'lu ... markasını, tescil ettirdiği sınıflar yönünden yoğun ve ciddi kullanma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalının piyasada tekel sağlamak amacı ile ürün adını marka olarak tescil ettirdiğini, kötü niyetli tescilin korunamayacağı ve kötü niyetli marka tescillerinin hükümsüz kılınması gerektiğini ileri sürerek, davalı markasının 19.sınıfta “... (...) den mamul levhalar, düz, oluklu, kiremit görünümlü çatı plakları, ahşap dokulu, tuğla görünümlü, taş görünümlü, kaplama plakları, pencere söveleri, kat kornişleri, köşe taşları”emtiaları yönünden kullanılmamaları sebebiyle iptaline, davalının kullanımları ve gerekli önlemleri almaması nedeni ile ürünün yaygın adı haline gelen tanımlayıcı nitelikte bulunan ve yine ürünün yaygın adı olarak kullanılan markanın iptaline, kötü niyetli tescil nedeniyle markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava açmakta hukuki yararının olmadığını, müvekkiline ait markaların tanınmışlığının mahkeme kararlarıyla dahi tevsik edilmiş olduğunu, davacının iddialarının tümüyle reddedilmesi gerektiğini, müvekkiline ait markalar müvekkili ile özdeşleşmiş tanınmış markalar olduğunu, bu niteliği itibariyle jenerik bir ibare olamayacağını, usulünce tescil ettirmiş markalarının piyasada aktif bir şekilde ulusal ve uluslararası alanda kullanarak tanınmış ve müvekkiliyle özdeşleşmiş markalar halinde getirmesi nedeniyle kötü niyetten bahsedilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, dosya kapsamında aldırılan 26/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu markanın 19.sınıfta yer alan emtialar bakımından kullanıldığı, ... ibaresinin başvuru tarihinde jenerik bir ibare olmadığı, bu sebeple iptal koşullarının oluşmadığı yönünde görüş bildirildiği, itiraz üzerine aynı heyetten aldırılan 03/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda SMK 26/1b maddesi uyarınca iptal koşullarının mevcut olmadığı fakat davalının markasını kullanmadığı bu sebeple kullanmama nedeniyle iptal koşullarının oluştuğu yönünde rapor sunulduğu, 05/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda ise kullanmama nedeniyle iptal koşullarının mevcut olmadığı SMK 26/1 b uyarınca iptal koşullarının oluşmadığı yönünde görüş bildirildiği, raporlar arasındaki çelişki sebebiyle taraflarında beyanları doğrultusunda yeni bir heyetten 22/08/2023 tarihli rapor alındığı, bu defa davaya konu markanın 20/03/2020 tarihinde yenilendiği belirtilerek kullanılmama nedeniyle iptal davası açılamayacağı şeklinde hem yasaya hemde Yargıtay kararlarına aykırı değerlendirme sebebiyle dosya kapsamında yeterli inceleme yapılmadığından işbu raporun mahkememizce hüküm kurmaya elverişli olmadığı sebebiyle dikkate alınmadığı, hukuki değerlendirmeler mahkemece yapılabileceğinden ilk heyetçe alınan ve daha sonraki ek raporlardaki tespitlerde dikkate alınarak dosya kapsamı üzerinden resen değerlendirme yapıldığı, buna göre de davalının ticari unvanının esas unsurunun ... ibaresi olduğu, davalının ... numaralı ... markası ile özellikle 19. Sınıftaki emtialar yönünden çok uzun yıllardır faaliyette bulunduğu, ... ibaresinin dosyamızdaki diğer bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere özellikle beton üzerinde günümüz koşullarında lifli beton anlamına gelip nispeten tanımlayıcı hale geldiği fakat tescil tarihi itibariyle davalının ... markası ile çok büyük yatırımlar yaptığı bu markayı sektöründe bilinir hale getirdiği, ... ibaresinin inşaat alanında teknik bir ifade olduğu, bu ibarenin tanımlayıcı hale gelmesinde davalının herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığının belirtildiği, dava konusu olan ... markasının 19. Sınıfta ... numarasıyla tescilli olduğu, markanın ise ... ibaresi yanına set ibaresi eklenmek suretiyle nispeten farklılaştığı inşaat sektöründe ... ibaresinin tanımlayıcı mahiyette olmadığı yönünde bilirkişi raporlarında görüş bildirildiği, bu sebeple markanın jenerik hale geldiğinden bahsedilemeyeceğinden SMK 26/1-b maddesi uyarınca iptal talebinin reddine karar vermek gerektiği, kötüniyetli tescil iddiası yönünden ise davaya konu markanın tescil tarihinin 1997 yılı olduğu, dava tarihi itibariyle 23 yıl geçtiği, o tarih itibariyle davalının tekel olma gayesi ile hareket ettiği yönünde herhangi bir delil ibraz edilemediği, edilse dahil aradan 23 yıl geçtikten sonra kötüniyet iddiasında bulunulmasının TMK.2.maddesindeki iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı, bu nedenle SMK 6/9.maddesi uyarınca kötüniyetli tescil iddiasına dayalı hükümsüzlük talebinin de reddine karar vermek gerektiği, markanın kullanılıp kullanılmadığı yönündeki değerlendirmede, aldırılan bilirkişi raporlarında davalı tarafından sunulan ticari evraklar ve web siteleri incelendiğinde kullanımların ... ibaresine yönelik olduğu, ... ibaresinin kullanıldığı yönünde tespit yapılamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalı adına tescilli 97/ 016275 sayılı markanın 19. Sınıfta "..., (...) den mamül levhalar, düz, oluklu, kiremit görünümlü çatı plakları, ahşap dokulu, tuğla görünümlü, taş görünümlü, kaplama plakları, pencere söveleri, kat kornişleri, köşe taşları," emtiaları bakımından kullanılmama nedeniyle iptaline, diğer talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde, cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek; dosya kapsamında alınan kök ve ek bilirkişi raporları bağlamında sundukları tüm delillerin incelenerek, dava konusu markanın usulüne uygun biçimde, tescil edildiği tüm emtialar bakımından kullanıldığ̆ının tespit edildiğini, uyuşmazlığa konu marka kapsamında yer alan ve kullanılmama nedeniyle iptaline karar verilen emtia bakımından, müvekkilinin ciddi kullanımlarının bulunduğunu, buna ilişkin tüm delillerin dosyaya sunulduğunu, bilirkişi raporlarında da ifade edildiği gibi, inşaat işin yapan ve büyük projeler üreten müvekkilinin, ... markasını iptale konu emtia bakımından ciddi kullanımlarının bulunduğunu, buna rağmen iptal kararı verilmesinin kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, marka hükümsüzlüğü ve iptali talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İlk derece mahkemesince iki ayrı bilirkişi heyetinden rapor alınmış, birinci heyetten alınan 26/07/2021 tarihli kök raporda, davalının ... markasının tescil kapsamında yer alan emtialarda ciddi şekilde kullanma mükellefiyetini yerine getirdiği, bu nedenle söz konusu markanın bu emtialar açısından SMK 26/1-a maddesi uyarınca iptal koşullarının mevcut olmadığı;03/03/2022 tarihli 1.ek raporda, davalının kullanma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve markanın iptali koşullarının mevcut olduğu, 05/05/2022 tarihli 2.ek raporun inceleme kısmında, 03/03/2022 tarihli ek rapordaki görüşlerinde bir değişiklik olmadığı belirtildikten sonra, sonuç kısmında davalının ciddi şekilde kullanma mükellefiyetini yerine getirdiği yönünde görüş bildirilmiştir.İkinci bilirkişi heyetinden alınan 22/08/2023 tarihli ikinci heyet raporunda, davalı markasının 13/06/2017 tarihinde tescil yenilemesinin yapıldığı, bu tarihinden itibaren 20/03/2020 dava tarihi itibariyle 5 yıl sürenin geçmemiş olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince 03/03/2022 tarihli 1.ek rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İlk derece mahkemesince birinci bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporların dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli olmadıkları gerekçesi ile yeni bilirkişi heyetinden rapor alınmasına ilişkin ara karar tesis edilmesine karşın, ilk bilirkişi heyetinden alınan kök ve 2.ek raporla çelişkili 03/03/2022 tarihli 1.ek rapor doğrultusunda karar verilmesi doğru olmadığı gibi, iki farklı heyetten alınan raporlarda kullanıma ilişkin sunulan ürün katalogları sözleşme, projeler gibi kullanıma ilişkin deliller yönünden denetime elverişli şekilde yeterli inceleme yapılmadığı, davalının USB içinde dosyaya sunduğu delillerin ne olduğunun da denetime uygun olarak açıklanmadığı,netice itibariyle dosya kapsamına iki ayrı heyet tarafından sunulan raporların tamamının denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.Bu nedenle, davalı tarafından delil olarak sunulan USB içindeki delillerin nelerden ibaret olduğu, ayrıca sözleşme, hakediş belge ve faturalar ile katalogların özellikle kullanım tarihlerini içeren ve kullanımın tescil kapsamındaki hangi emtia ya da emtia grubuna ilişkin olduğu açıklanmak ve rapora görsel olarak da yansıtılmak suretiyle, yeni bir bilirkişi heyetinden davaya konu markanın dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre içinde ciddi ve etkin bir şekilde kullanılıp kullanılmadığına dair denetime elverişli yeniden rapor alınarak sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekirken, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayan, birinci heyetten alınan kök ve 2.ek raporla çelişen 1.ek rapora rapora dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, İstanbul Anadolu 2. Fikri Sınai Haklar Mahkemesi'nin 23/11/2023 Tarihli 2020/176 Esas - 2023/295 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Yukarıdaki gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya devam olunması için dosyanın mahkemesine İADESİNE,
3-Davalı vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi'nce verilecek nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 23/09/2026 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.