Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/388 E. 2026/1117 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/388
- Karar No
- 2026/1117
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2025/388 Esas
KARAR NO:2026/1117
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:21/01/2025
NUMARASI:2023/64 Esas, 2025/13 Karar
DAVANIN KONUSU:Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
KARAR TARİHİ:03/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde;müvekkili şirketin kurucusu ...’ ın ülkemizin ilk üniversiteye hazırlık dershanesi olan ve ... A.Ş. tarafından kurulmuş olan "..." isimli ticari işletmeyi Beşiktaş .... Noterliği' nin 29.07.1997 tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşmesi ile ... A.Ş.' den devir almış olduğunu, 1997 yılında ... tarafından alındığında İstanbul Beşiktaş' ta tek şube olarak faaliyet göstermekte iken, 1999 yılında ... şubesi, 2000 yılında ... şubesi, 2002'de ...'de ikinci şube açıldığını, gün geçtikçe şube sayısını artıran ... günümüz itibari ile Türkiye genelinde 100 şubeyi aşmış olduğunu, ..., eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yapılması amacıyla 1997 yılında ... A.Ş.' yi, 2005 yılında ise müvekkil ....A.Ş.' yi kurmuş olduğunu, müvekkilin ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ... numaralı ibareli markaların sahibi olduğunu, markaların ... Noterliğinin 28.10.2020 tarihli ... yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile ... A.Ş. tarafından müvekkili şirkete devredilmiş ve Türkpatent’e de devir-tescil işlemleri tamamlanmış olduğunu, markaları müvekkil şirkete devreden .... A.Ş.' nin "..." markalarıyla gerçekleştirdiği eğitim ve öğretim hizmeti sunumunun 1997 yılında dershanecilik hizmetiyle başladığını, daha sonra Anaokulu, İlkokul, Ortaokul, Anadolu Lisesi, Fen Lisesi ve Kurs olarak devam etmiş olduğunu, ... esas unsurlu markalar 1997 yılından itibaren büyük emekler harcanarak ve büyük yatırımlar yapılarak, yoğun ve yaygın kullanım ve tanıtım çalışmaları sonucu, eğitim ve öğretim hizmetleri ve ürünleri bakımından tanınmış marka haline getirilmiş olduğunu, müvekkili şirketin de ... esas unsurlu markaları devraldıktan sonra eğitim öğretim hizmeti alanında aynı şekilde kullanmaya devam etmiş olduğunu, bu nedenle 1997 yılından bu yana gerçekleşen kullanımların da müvekkilin kullanımlarına ekleneceğini, müvekkil şirketin, markaları ve kullanımlarını ... alan adlı internet sitesinde ve diğer sosyal medya hesaplarında da tanıtmakta olduğunu, dava dilekçesine sunulan deliller incelendiğinde 2000'li yılların başından itibaren müvekkiline ait ... DERSHANESİ ve ... ibarelerinin tüm basılı evraklarında ve tabelalarında kullanıldığının görüleceğini, örneğin 2001 tarihli Milliyet Gazetesi ekinde verilen deneme kitapçığında bilim adamları şekil unsurunun kullanıldığını ve yine 2000'li yıllardan günümüze kadar medya takip şirketi tarafından yapılan medya taramalarında, 1997'den bu yana okul yıllıkları, dergiler ve faturalarda müvekkillerin sürekli bu ibareleri kullandıklarını ve kamuya duyurduklarını, ayrıca tüm fatura ve basılı kağıtlarında söz konusu ibareleri markasal olarak kullanmakla iş mahsulü haline getirdiklerinin açıkça görülmekte olduğunu, müvekkilinin ”...” ibaresini içeren markalarının gerek kendisine ait gerekse Türkiye’ nin çok sayıda il ve ilçesinde lisans verdiği okul ve kurslarda tescilli ticaret unvanı, işletme adı ve tescilli marka olarak yoğun ve yaygın şekilde kullanmakta ve tanıtmakta olduğunu, iş ve tanıtım evrakında sürekli ve kesintisiz biçimde gerçekleşen kullanım sonucu kendisinin oluşturduğu “...” ibareli tanıtım işareti üzerinde korunması gereken bir hukuki durum kazanmış olduğunu, müvekkilinin “...” ibare ve biçimli markaları, 1997 yılından beri eğitim ve öğretim hizmetlerinde, tüm Türkiye’ ye ulaşacak biçimde, fiziki ve dijital ortamlarda kesintisiz olarak fiilen kullanılmak, tanıtılmak, çok geniş bir coğrafi çevreye hitap edecek şekilde ve üst düzey kalitede hizmet sunmak suretiyle ilgili sektörde bulunanlar tarafından çok iyi bilinen ve beğenilen itibarlı marka haline gelmiş ve tanınmışlık vasfını kazanmış olduğunu, 2010 yılında ... Üniversitesi tarafından, 2015 yılında ... Üniversitesi tarafından ve 2020 yılında ... Üniversitesi tarafından yapılan "..." da müvekkilinin markalarının tanınmışlığını ispatlar nitelikte olduğunu, tanınmış markalar ayırt ediciliği yüksek seviyede olan markalar olduğundan müvekkilinin markasının sadece ... ibaresi bakımından dahi ayırt edicilik kazanmış olduğunu ,... markasının Türkiye genelinde tanınmışlık kazandığını “...” ibareli markanın gerçek hak sahibi olduğunu, 16 ve 41. Sınıf ürün ve hizmetleri içeren markaların sahibi olduğunu, davalının da haksız biçimde dilekçede belirtilen 27 adet marka markayı adına tescil ettirmiş olduğunu, müvekkilinin markalarıyla davalı markalarında, asıl ve ayırt edici unsurların her birinin aynı şekilde görünmekte ve kavramsal olarak aynı algıyı yaratmakta olduğunu, müvekkilinin markalarıyla davalının markalarının, münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktıkları izlenim aynı olduğunu, öncelik hakkına sahip olan tescilli müvekkilinin markaları ile davalının markaları arasında karışıklığa sebebiyet verebilecek derecede görsel, işitsel ve anlamsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzerliğin açık olduğunu, müvekkilinin uzun süreli kullanımla kendisine bağladığı, somut ve soyut olarak ayırt edicilik vasfı yüksek bulunan ve hatta tanınmışlığı bulunan, önceye dayalı ve gerçek hak sahipliği kazandığı, markaların benzediği ve karıştırılma ihtimalinin olduğunu, hükümsüzlüğünü talep ettikleri davalı markalarının, müvekkilinin "...", "... OKULLARI", "... OKULLARI", ... DERGİSİ DERSHANELERİ" "...+ ... İŞARETİ" ibare ve biçimli sektörde herkes tarafından bilinen ve tanınmışlık vasfı kazanan tescilli markalarından doğan haklarını da ihlal etmekte olduğunu, davalının bu eylemiyle müvekkilinin tanınmış markasının fiilen kullanıldığı ürün ve hizmetler için uyandırdığı ani çağrışımın tehlike altına girmiş olduğunu, davalının eylemleriyle müvekkilinin markasının kimliğinin ve halkın zihnindeki yerinin dağılması suretiyle "..." durumunun mevcut olduğunu, müvekkilinin markasının ayırt edici karakterinin olumsuz biçimde etkilenmekte olduğunu, davalı yanın eylemlerinin, müvekkilin markasının tanınmışlığına zarar verdiğini, müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarını ihlal edeceği açık olduğundan, hükümsüzlüğünü talep ettikleri davalı markalarının 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5, ve 25. maddesi hükümleri uyarınca ayrıca kötüniyetli tescili de gözetilerek ; davalıya ait ... başvuru numaralı " esenler ... ", ... başvuru numaralı " ... ... ", ... başvuru numaralı " arnavutköy ... ", ... başvuru numaralı " küçükköy ... " ... başvuru numaralı " esenyurt ... ", ... başvuru numaralı " samsun ... ", ... başvuru numaralı " fatih ... ", ... başvuru numaralı " avcılar ... ", ... başvuru numaralı " ... ... ", ... başvuru numaralı " kağıthane ... ", ... başvuru numaralı " kayseri ... ", ... başvuru numaralı " güngören ... ", ... başvuru numaralı " trabzon ... ", ... başvuru numaralı " konya ... ", ... başvuru numaralı " şişli ... ", ... başvuru numaralı " eskişehir ... ", ... başvuru numaralı " çatalca ... ", ... başvuru numaralı "... " , ... başvuru numaralı " gaziosmanpaşa ... ", ... başvuru numaralı " sultangazi ... " ... başvuru numaralı " sakarya ... ", ... başvuru numaralı " ordu ... ", ... başvuru numaralı " çekmeköy ... ", ... başvuru numaralı " silivri ... ", ... başvuru numaralı " zeytinburnu ... " , ... başvuru numaralı " antalya ... " ... başvuru numaralı " tekirdağ ... " ibareli 41. sınıf ürün ve hizmetleri içeren markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalı adına tescilli ... başvuru numaralı " esenler ... ", ... başvuru numaralı " bayrampaşa ... ", ... başvuru numaralı " arnavutköy ... ", ... başvuru numaralı " küçükköy ... " ... başvuru numaralı " esenyurt ... ", ... başvuru numaralı " samsun ... ", ... başvuru numaralı " fatih ... ", ... başvuru numaralı " avcılar ... ", ... başvuru numaralı " ... ... ", ... başvuru numaralı " kağıthane ... ", ... başvuru numaralı " kayseri ... ", ... başvuru numaralı " güngören ... ", ... başvuru numaralı " trabzon ... ", ... başvuru numaralı " konya ... ", ... başvuru numaralı " şişli ... ", ... başvuru numaralı " eskişehir ... ", ... başvuru numaralı " çatalca ... ", ... başvuru numaralı "... akademisi " , ... başvuru numaralı " gaziosmanpaşa ... ", ... başvuru numaralı " sultangazi ... " ... başvuru numaralı " sakarya ... ", ... başvuru numaralı " ordu ... ", ... başvuru numaralı " çekmeköy ... ", ... başvuru numaralı " silivri ... ", ... başvuru numaralı " zeytinburnu ... " , ... başvuru numaralı " antalya ... " ... başvuru numaralı " tekirdağ ... " ibareli markaların hükümsüzlüğüne ve karar kesinleştiğinde tirajı en yüksek üç gazeteden birinde yayınlanmasına, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili dilekçesinde;" ..." ifadesinin tek başına bir marka teşkil etmeyeceği gibi genel olarak kullanılan bir kavram olduğunu, davacı tarafın mahkemeye sunduğu markalara bakıldığında da tek başına "..."kavramının kullanımında marka hakkı sahibi olmadığını, davacı tarafın sunmuş olduğu marka lisanslarına bakıldığında logolarla beraber ... ..., ... ... Dershaneleri, ... ... Okulları, ... ... Dershaneleri, ... ... okulları şeklindeki markaların kullanım hakkının davacı tarafa ait olduğunu, "..." kavramının tek başına bir marka olmadığını, mutlaka bu kavramın başına veya sonuna ayırt edici bir ifade veya sembol eklenilerek kullanılmakta olduğunu, müvekkilin başvuru yaptığı ve sahip olduğu markaların iptalini veya hükümsüzlüğünü gerektirecek hukuki bir sebep bulunmadığını, müvekkilinin hak sahibi olduğu markaların davacı tarafın markalarıyla karıştırılmasının da mümkün olmadığını, davacı tarafın halk tarafından "..." olarak tanınmayıp "... ..." olarak tanındığını, davacı tarafın tanınırlığının ve bilinirliğinin "..." isminden kaynaklı olduğunu, "..." kavramının eğitim sektöründe kullanılan öğretim programının genel adı olduğunu, Milli Eğitim Bakanlığı' na bağlı devlet liselerinde ( ... ... Lisesi) ve üniversite bölümlerinde (.... ... Fakültesi) "..." ifadesinin kullanılan genel bir ifade olduğunu, ... öğretim Programında esas alınan genel amaçlar ve temel ilkelerin " fizik, kimya, biyoloji, astronomi, yer ve çevre bilimleri hakkında temel bilgiler kazandırma", " fen ve mühendislik uygulamaları hakkında temel bilgiler kazandırma", "doğanın keşfedilmesi sürecinde, bilimsel süreç becerileri ve bilimsel araştırma yaklaşımını benimseme", " insan-çevre arasındaki ilişkinin anlaşılması sürecinde, bilimsel süreç becerileri ve bilimsel araştırma yaklaşımını benimseme", " doğanın keşfedilmesi ve insan-çevre arasındaki ilişkinin anlaşılması karşılaşılan sorunlara çözüm üretme", " birey, çevre ve toplum arasındaki karşılıklı etkileşimi fark etme", " toplum, ekonomi ve doğal kaynaklara ilişkin sürdürülebilir kalkınma bilincini geliştirme", " günlük yaşam sorunlarına ilişkin sorumluluk alınmasını sağlama", " sorunları çözmede fen bilimlerine ilişkin bilgi ve bilimsel süreç becerilerini kullanma", " sorunları çözmede diğer yaşam becerilerinin kullanma", " ... ile ilgili kariyer bilinci geliştirme", " ... ile ilgili girişimcilik becerilerini geliştirme", " bilim insanlarınca bilimsel bilginin nasıl oluşturulduğunu anlama", " bilginin geçtiği süreçleri anlama", " yeni araştırmalarda nasıl kullanıldığını anlama", " doğada ve yakın çevresindeki olaylara ilgi- merak uyandırma", " doğada ve yakın çevresindeki tutum geliştirme", " bilimsel çalışmalarda güvenliğin önemini fark ettirme", " güvenli çalışma bilinci oluşturma", " sosyobilimsel konuları kullanarak muhakeme yeteneği geliştirme", " bilimsel düşünme alışkanlıklar geliştirme", " karar verme becerileri geliştirme" ve " evrensel ahlak değerleri, millî ve kültürel değerler ile bilimsel etik ilkelerinin benimsenme" şeklinde belirlenmiş olduğunu, dolayısıyla "..." ibaresinin sadece bir kişinin kullanımına özgü olmayıp evrensel bir kavram olduğunu, davacı tarafın da tek başına "..." markasının lisansını alamamış olduğunu, SMK'nın 4. ve 5. maddelerine göre de "..." kavramının tek başına marka olarak tescil edilmesinin mümkün olmadığını, hem SMK hem de Türk Marka ve Patent Kurumunun buna izin vermemekte olduğunu, davacının tek başına "..." kavramının hak sahibi olmadığını, "..." kavramının önüne veya sonuna başka bir isim yada sembol eklenmiş olduğunu, ayrıca davacının ticaret ünvanı da tek başına "..." olmadığını, "..." şeklindeki unvanı kullanmış olduğunu, müvekkilin marka lisanslarındaki "Sultangazi, Esenler, Gaziosmanpaşa, Küçükköy Samsun, ..., Fatih.... ..." ibarelerinin kullanımının da davacının sahip olduğu marka haklarıyla hiçbir şekilde benzer olmadığını ve karıştırılma ihtimalinin de olmadığını, Yargıtay uygulamaları da dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "...Toplanan deliller, birbirleriyle uyumlu içinde sektör bilirkişilerin de bulunduğu alanında uzman her iki heyet raporlarında da davalı adına tescilli markaların davacı markaları ile(Davacı şirketin, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaraıllı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı markaları ile) iltibasa neden olduğu,davacı markasının tanınmış marka olduğu, markanın bütün olarak tüketicide bıraktığı izlenim esas alınarak karıştırılma ihtimali bulunduğu, davalının tescil aşamasında aynı sektörde davacının markasını bilmemesinin mümkün olmadığı davacı markasıyla karıştırma ihtimali doğurabilecek markaları tercih ederek markanın değerinden haksız yararlanma amacıyla tescil talebinde bulunduğu, Davalı tarafın marka kullanımlarının TTK 55/1/a/4 hükmüne göre haksız rekabet teşkil etmesi nedeniyle davacı markasının haklı ününden faydalanma amacıyla ve kötüniyetli olarak tescilleri gerçekleştirdiği, birden çok marka tescili ile davacının şubesi seri markası gibi algılanmak istediği gözetildiğinde davalı adına tescilli tüm markaların kötüniyetli tescili de gözetilerek ayrı ayrı hükümsüzlüğüne , İlan talebi feri nitelikte bir talep olduğundan ve davacı yan hükmün ilanını talep etmişse de; yerleşik uygulamada marka hükümsüzlüğü davalarında ilan istemleri kabul edilmediğinden hükmün ilanı isteminin reddine, karar verilerek;
1-Davanın esasa dair tüm hükümsüzlük istemleri yönünden kabulüne,
A-Davalıya ait 25.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " esenler ... ", 25.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " bayrampaşa ... ", 25.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ", 25.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı "... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " esenyurt ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " samsun ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " fatih ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " avcılar ... ", 25.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... ... ", 25.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " kağıthane ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " kayseri ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " güngören ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " trabzon ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " konya ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " şişli ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " eskişehir ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " çatalca ... ", 07.10.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ... akademisi " , 14.01.2021 tescil tarihli ... başvuru numaralı " gaziosmanpaşa ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " sultangazi ... " 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " sakarya ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " ordu ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " çekmeköy ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " silivri ... ", 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " zeytinburnu ... " , 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " antalya ... " 29.09.2020 başvuru tarihli ... başvuru numaralı " tekirdağ ... " ibareli markaların 41. Sınıfta var olan tescillerinin 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6, 25 Maddelerine ayrı ayrı HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE " şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf isteminde özetle;Yerel mahkemenin davacı tarafın taraf olduğu Yargıtay kararlarına (Yargıtay 11. HD, E.2013/6618, K.2013/23134, Karar Tarihi: 18.12.2013; Yargıtay 11. HD, E.2013/6637, K. 2013/23438, Karar Tarihi: 23.12.2013) aykırı karar verdiğini, bu hususun sebebini de gerekçeli kararda açıklamadığını, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini,Davacı yanın "..." markaların asli unsur olarak kullandığı markalar açısından, davacının eğitim öğretim hizmetlerinde yoğun ve uzun yıllara sair kullanım sonucu elde ettiği bilinirlik düzeyi olduğu bununla birlikte dava konusu markadaki öncül ve ayırt edici unsur olan "GÜNGÖREN, FATİH, ARNAVUTKÖY, KÜÇÜKKÖY, SULTANGAZİ, ŞİŞLİ, ESENYURT, ESENLER, BAYRAMPAŞA, SİLİVRİ, ZEYTİNBURNU, AVCILAR, KAĞITHANE, ÇATALCA, ..., GAZİOSMANPAŞA, ÇEKMEKÖY, FBA, TRABZON, ESKİŞEHİR, KONYA, SAMSUN, SAKARYA, ORDU, ANTALYA, TEKİRDAĞ" ibaresinin markanın bütününe doğal olarak farklı bir algı kattığı, 41. Sınıftaki "eğitim-öğretim hizmetleri" açısından "..." ibaresinin olağan kavramsal karşılığı gözetildiğinde taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali mevcut olmayacağını, ayırt edici ek unsurlarıın varlığından ötürü, somut olayda SMK m. 6/5 koşullarının oluşmadığını,Davacı yanın ticaret ünvanına ya da ... alan adına dayalı olarak "eğitim ve öğretim hizmetleri" açısından üstün bir hakkı bulunduğu yorumunda bulunulsa dahi, davacı yanın bu kullanımlarının tescilli markalarına dayalı olması ve taraf markaları SMK m.6/1 kapsamında "eğitim öğretim hizmetleri" açısından karıştırılabilecek düzeyde benzer görülmediklerinden, anılan hizmetler yönünden davacı lehine ayrıca bir koruma sağlamayacağını, SMK m. 6/3 maddesi uyarınca elde edeceği ek bir korumanın mevcut olmadığını,“...” ibaresi, eğitim – öğretim alanın bir kolunu tanımlayan genel bir ifade olduğunu, markasal algısı zayıf ve hatta kaynak gösterme yönünde bir algı oluşturma ihtimali dahi tartışılır ibarelerin tek başına kimsenin tekeline bırakılamayacağını, markaya aslen ayırt edicilik katacak unsurun "GÜNGÖREN, FATİH, ARNAVUTKÖY, KÜÇÜKKÖY, SULTANGAZİ, ŞİŞLİ, ESENYURT, ESENLER, BAYRAMPAŞA, SİLİVRİ, ZEYTİNBURNU, AVCILAR, KAĞITHANE, ÇATALCA, ..., GAZİOSMANPAŞA, ÇEKMEKÖY, FBA, TRABZON, ESKİŞEHİR, KONYA, SAMSUN, SAKARYA, ORDU, ANTALYA, TEKİRDAĞ" ibareleri olduğunu, davacı tarafın halk tarafından "..." olarak tanınmayıp "... ..." olarak tanınmakta olduğunu, davacı tarafın tanınırlığı ve bilinirliği "..." isminden kaynaklı olduğunu, tek başına "..." markasının tescilini davacının da alamadığını, SMK'nın 4. Ve 5. maddelerine göre de "..." kavramının tek başına marka olarak tescil edilmesi mümkün olmadığını, hükümsüzlük kararı verilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, markaların hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; tarafların markalarında "..." ibaresinin asli unsur olarak yer aldığı, markaların tescil sınıflarının aynı olduğu, markaların SMK'nın 6/1 maddesi anlamında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olduğu ve karışıklığa yol açacağı, ... numaralı "..." ibareli markanın da davacının ... numaralı "..." markası ve sair ... ibareli seri markaları ile benzer olup karışıklığa yol açacağı, her ne kadar "..." ibaresinin 41. Sınıftaki "eğitim öğretim hizmetleri" bakımından ayırt ediciliği zayıf ise de, davacının anılan ibareyi eğitim ve öğretim hizmetlerinde 2000'li yıllardan itibaren yoğun kullanım sonucu ayırt edici hale getirdiğinin ve tanınmış marka olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/4266 E, 2025/2718 K, 22/04/2025 tarihli kararında da markanın eğitim öğretim hizmetlerinde kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğinin kabul edildiği, dava konusu markalarda yer alan "GÜNGÖREN, FATİH, ARNAVUTKÖY, KÜÇÜKKÖY, SULTANGAZİ, ŞİŞLİ, ESENYURT, ESENLER, BAYRAMPAŞA, SİLİVRİ, ZEYTİNBURNU, AVCILAR, KAĞITHANE, ÇATALCA, ..., KAYSERİ, GAZİOSMANPAŞA, ÇEKMEKÖY, FBA, TRABZON, ESKİŞEHİR, KONYA, SAMSUN, SAKARYA, ORDU, ANTALYA, TEKİRDAĞ" gibi ibarelerinin ve "... şekil" ibaresinin markalara ayırt edicilik katmadığı, aksine tüketici nezdinde davacının "..." markasının seri markası, adı belirtilen bölgedeki şubesi izlenimi yaratacağı, 41. sınıfta tüm hizmetler yönünden iltibas koşullarının da oluştuğu dikkate alınmakla mahkemece hükümsüzlük kararı verilmesi yerinde görülmüş, davalı vekilinin bu hususlardaki istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.Davalı vekili kararların Yargıtay 11.HD'nin Yargıtay 11. HD, E.2013/6618, K.2013/23134, Karar Tarihi: 18.12.2013; Yargıtay 11. HD, E.2013/6637, K. 2013/23438, Karar Tarihi: 23.12.2013 tarihli kararları ile çeliştiğini ileri sürmüşse de davacının taraf olduğu benzer mahiyetteki Yargıtay 11.HD'nin güncel kararları Dairemizce incelendiğinde; Y.11.HD'nin 2024/4266 E, 2025/2718 K. Sayılı, 22/04/2025 Tarihli kararında dava konusu " ..." ibareli markanın davacının itirazına mesnet markalarıyla benzer bulunduğu ve hükümsüzlük kararının onandığı; Yargıtay 11.HD'nin 2025/3027E, 2025/7580K sayılı,16/12/2025 Tarihli ilamında; "..." ibaresinin yıllar içerisindeki kullanımlara bağlı olarak “eğitim-öğretim hizmetlerinde” davacı ile anılır hale geldiği, davacı markalarının kullanımla ayırt edicilik kazandığı, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu gerekçesi ile "... ..." ibareli marka yönünden hükümsüzlük kararının da onandığı dikkate alındığında somut uyuşmazlıktaki delil durumu ve dava tarihi dikkate alındığında çelişki görülmemiş, davalı vekilinin bu hususlardaki istinaf isteminin de reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732TL harcın, peşin alınan 1.230,80TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 498,80TL harcın talebi halinde davalıya iadesine,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 300TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/07/2026