Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/2655 E. 2026/1109 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/2655
Karar No
2026/1109
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/2655

KARAR NO : 2026/1109

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 04/11/2024

NUMARASI : 2022/1126 E - 2024/1030 K

BİRLEŞEN İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN

2023/460 ESAS 2023/626 KARAR SAYILI DOSYASI

BİRLEŞEN BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN

2023/566 ESAS 2023/796 KARAR SAYILI DOSYASI

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit

KARAR TARİHİ: 16/04/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket aleyhine, kaçak elektrik kullanımı nedeniyle davalı şirket tarafından 12.06.2023 son ödeme tarihli 22.047,61-TL bedelli ve 12.06.2023 son ödeme tarihli 139.645,20-TL bedelli Abonesiz Kaçak nedeni ile ceza kesildiğini, müvekkili şirket tarafından kullanılmakta olan sayacın davalı şirket tarafından değiştirilmiş sayaç olduğunu, kaçak kullanım iddiasıyla davalı şirket tarafından daha önce müvekkili şirkete 05.12.2022 tarihli 23.997,23-TL bedelli ve 05.12.2022 tarihli 120.823,69-TL bedelli Abonesiz Kaçak nedeni ile ceza kesildiğini, müvekkili şirket faaliyet gösterdiği adresi kiraladığından itibaren, kiraladığı tarihte var olan sayaç üzerinden elektrik kullanmaya devam ettiğini, 23.11.2022 tarihinde tarih ve saat bilgileri geride olması ve şoklama şüphesi ile sayaç değiştirildiğini, kullanılan sayacın müvekkili tarafından taktırılmadığını, müvekkilinin var olan sayacı kullanmaya devam ettiğini, davalı şirket tarafından adrese gelindikten sonra sayaç değişimi davalı kurum tarafından yapıldığını, müvekkilinin değişimden önce kullanılan sayaçta var olan eksikliklere dair hususlar hakkında herhangi bir bilgisi bulunmadığını, hayatın olağan akışı göz önünde bulundurulduğunda da her kiracı taşınmazı kiraladıktan sonra, sayacın kaçak olup olmadığını kontrol etmediğini, müvekkilinin şirket faturalarını düzenli ödediğini, sayacın kaçak olduğunu kabul etmemekle birlikte, eğer söz konusu böyle bir durum var ise de müvekkilinin tüm bu hususlar hakkında herhangi bir bilgisi ve kastı bulunmadığını beyanla müvekkili şirketin aboneliği ile ilgili enerjinin dava sonuna kadar davalı şirket tarafından kesilmemesi ve söz konusu kesilen faturalar nedeni ile müvekkili aleyhine başlatılacak olan icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, haklı davanın kabulünü, müvekkilinin kaçak elektrik kullanmadığının tespitini, davalı şirkte nezdinde dava konusu faturalardan dolayı herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitini, müvekkilinin kaçak elektrik kullanımı iddiası ile alındığı koddan çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının işbu davayı açmasında hukuki yarar bulunmadığını, müvekkili şirket kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde, davacının kullanımında bulunan ... hizmet numaralı "Yeni Mahalle .... Sokak No:... Bağcılar/İstanbul" adresli taşınmazda müvekkil şirket personelleri tarafından yapılan kontrollerde; ... seri kayıtlı ... marka sayaçta tarih/saat bilgilerinin geride kaldığı, sayaçta şoklama yapıldığı belirlendiğinden 23.11.2022 tarihli ... sayaç değişim evrakı ile birlikte laboratuvara sevk edildiğini, laboratuvarda yapılan incelemeler neticesinde sayacın hafıza okumalarında yüksek frekans ile kayıt yapmasının engellendiği ve bu müdahaleler nedeni ile tarih/saat bilgilerinin geride kalarak hafıza pilinin bittiği tespit edildiğini, perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken sayaçlara veya ölçü sistemine müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan geçirilerek, mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi, kaçak elektrik tüketimi olarak anılmakta olup tüketici adına... seri numaralı kaçak/usulsüz elektrik tespit tutanağı düzenlendiğini, yasal mevzuat gereğince kullanılan kaçak elektriğin bedeli hesaplanarak 32347kWh karşılığı 120.823,69-TL kaçak ek tahakkuku ile 3695kWh karşılığı 23.997,23-TL kaçak tahakkuku davacı aleyhine tahakkuk ettirildiğini, davacı tarafından açılan işbu dava tamamen hukuki dayanaktan yoksun, mesnetsiz ve yersiz olduğunu, davalı tarafın faturaya süresinde itiraz etmediğini, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için kanunun aradığı şartlar gerçekleşmediğini beyanla davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve yersiz davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/460 e sayılı dosyası yönünden

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket aleyhine, kaçak elektrik kullanımı nedeniyle davalı şirket tarafından 12/06/2023 son ödeme tarihli 22.047.61 TL bedelli ve 12/06/2023 son ödeme tarihli 139.645,20 TL bedelli Abonesiz Kaçak nedeni ile ceza kesildiğini ancak söz konusu kesilen cezaların hukuka ve maddi vakıaya aykırı olduğunu, davacı şirket tarafından kullanılmakla olan sayaç davalı şirket tarafından değiştirilmiş olduğunu, kaçak kulalınım iddiasıyla davalı şirket tarafından daha önce de Abonesiz Kaçak nedeni ile ceza kesildiğini, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/1126 esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açıldığı ve ihtiyati tedbir kararı verildiği bunun üzerine davalı şirket tarafından sayacın olağan kontrolünün yapıldığı, davalı şirket tarafından değiştirilen sayacın yeniden değiştirilmesi gerektiğinden davacıya ifade edildiğini ardından söz konusu sayacın değiştirildiğini ve sayacın yüksek gerilimle durdurulmaya çalışıldığı fiziki müdahale olduğu ve kaçak kullanım nedenleriyle davacıya tekrar ceza tebliğ edildiğini, davacı nezdinde kaçak elektrik kullanımı mevcut olmadığını belirterek davacı vekili davacı şirketin aboneliği ile ilgili enerjinin dava sonuna kadar davalı şirket tarafından kesilmemesi ve söz konusu kesilen faturalar nedeni ile davacı aleyhine başlatılacak olan icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi ile davanın kabulünü ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını arz ve talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetkili Mahkemenin Çağlayan Mahkemeleri olduğunu, dava açılmadan evvel Ticari Uyuşmazlıklarda Zorunlu Arabuluculuk yolu işletilmemiş olduğunu, davalı şirket tarafından gerçekleştirilen Kaçak Elektrik Tespit ve Tahakkukunun mevzuata uygun olduğunu, davalı şirket görevlilerince yapılan incelemeler sonucunda hazırlanan tutanaklar yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olup kaçak elektriğe ilişkin tespit ve tahakkukta hata bulunduğunu iddia eden davacının bu hususu ispatlaması gerektiğini, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için kanunun aradığı şartların gerçekleşmediğini, kaçak elektriğin kullanıldığına dair video kayıtları mevcut olup kaçak elektrik kullanımının ispat olunduğu, kaçak elektrik tespit tutanağı ve dava konusu edilen adreste çekilmiş kaçak elektrik kullanımına dair video görüntüleri mevcutken aksini yaklaşık ispata yarar hiçbir bilgi belge sunamayan davacının tedbir talebinin kabul edilmesinin yasal düzenlemeye aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir kararı verilirken kamunun, davacı şirketin ve dolaylı yollardan diğer elektrik abonelerinin uğradığı ve uğramaya devam edeceği zararlar gözetilmeden karar verildiğini ihtiyati tedbir kararı kaldırılmaz ise %100 oranında teminata hükmedilmesini talep ettiklerini, verilen ihtiyati tedbir kararı, ortaya çıkacak kamu zararının engellenmesinin önüne geçtiğini, davalı şirketin Anayasal haklarına aykırılık söz konusu olduğunu belirterek davalı vekili davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını arz ve talep etmiştir.

Birleşen İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/460 e sayılı dosyası yönünden

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının kaçak elektrik kullanımı gerçekleştirdiğinin tespiti üzerine hukuka ve kanun maddelerine uygun şekilde kaçak elektrik faturaları tahakkuk ettirildiğini, ancak davalı tarafça süresi içerisinde faturaların ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibi davalı tarafın haksız ve hukuka aykırı itirazı üzerine durdurulduğunu, dosyanın Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1126 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davalının İstanbul 5.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına, davalı/borçlu aleyhine hükmolunacak meblağın % 20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; " Kaçak elektriğe dair düzenlenen tespit tutanağı gözetilerek esas davadaki davalı iş yerinde kaçak elektrik kullanıldığı tespit edilmiş ve iş yerindeki kurulu güce göre bilirkişi tarafından yapılan tespitte kurum tarafından düzenlenen faturaların usulüne uygun şekilde düzenlendiği tespit edildiğinden davacının faturalar yönünden borçlu olduğu kabul edilmiş ve bu nedenle esas dava yönünden davanın reddine karar verilmiş, dava devam ederken icra dosyasına ödeme yapılarak borcun tamamen kapatıldığı tespit edildiğinden itirazın iptaline yönelik birleşen dava yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçeleriyle

1- Davanın reddine,

B.) Birleşen dava yönünden;

1- Davalı tarafça dava açıldıktan sonra ödeme yapıldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.

Karara karşı davalı-birleşen dosya davacısı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Davalı-birleşen dosya davacısı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; dava konusu borcun dava açıldıktan sonra birleşen dosya davalısı tarafından ödendiğini, birleşen dosya davalısı tarafından yargılama aşamasında ödeme yapılması ile de anlaşılacağı üzere söz konusu borcun kabul edilmiş olduğunu, birleşen dosya davalısı tarafından davanın açılmasına sebebiyet verildiğini, dava konusuz kalsa dahi davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu dikkate alınarak yargılama giderlerine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

Dava, asıl dosya yönünden kaçak tespitine dayalı yapılan tahakkuku nedeniyle menfi tespit, birleşen dosyalar yönünden ise aynı tahakkukuna dayalı başlatılan takip nedeniyle itirazın iptali ve menfi tespit taleplerine ilişkindir.

Asıl dosyada davacılar, işyerini kiraladıktan sonra abone olduğunu, sayacın değiştirilmediğini, kaçak kullanım yapmadığını, 05/12/2022 tarihli 23.997,23-TL bedelli ve 05/12/2022 tarihli 120.823,69-TL bedelli abonesiz kaçak kullanım nedeni düzenlenen faturaların haksız olduğunu beyanla menfi tespit talebinde bulunmuştur.

Birleşen 23/460 E sayılı dosyada davacı ..., davalılar tarafından kaçak kullanım yapıldığını takibe itiraz edildiğini ileri sürmektedir.

Birleşen 2023/566 E sayılı dosyada davacı ... . Ltd. Şti.; ihtiyati tedbir kararının verilmesinin ardından sayacın davalı şirket tarafından olağan kontrolü yapıldığını, sayacın yeniden değiştirildiğini ve yeniden kaçak tahakkuku yapıldığını ileri sürerek12.06.2023 son ödeme tarihli 22.047,61-TL bedelli ve 12.06.2023 son ödeme tarihli 139.645,20-TL bedelli faturalar yönünden menfi tespit talebinde bulunmuştur.

Bilindiği üzere Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar.

Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargısal olarak hukuka uygunluk denetimi yapılabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır.

Somut uyuşmazlıkta; asıl dosya davacıları ile birleşen 2023/566 E sayılı dosyada davacı ... düzenlenen farkı faturalar nedeniyle menfi tespit talebinde bulunmuş, birleşen 23/460 E sayılı dosyada davacı ..., itirazın iptali talebinde bulunmuştur.

Mahkemesince asıl dosya yönünden davanın reddine, birleşen dosya yönünden ise ödeme nedeniyle itirazın iptali talebinin konusuz kalmadığına karar verilmiş ise de birleşen menfi tespit davasına ilişkin gerekçe oluşturulmamıştır.

Kabule göre de; HMK'nın 331 inci maddesinin birinci fıkrası ise “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde hakim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” şeklinde düzenlendiği, davacının dava açmakta haklı olup birleşen dosya davalısının davanın açılmasına sebebiyet vermesi nedeniyle davalının yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken bu hususta karar verilmemesi de usul ve yasaya aykırıdır.

Bu itibarla, davalı-birleşen dosya davacısı ...'ın istinaf başvurusunun kabulüyle kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, denetime elverişli şekilde her bir dava ve talep hakkında ayrı gerekçe oluşturularak hüküm kurulması ve yargılama gideri ve vekalet ücreti hususlarında her bir dava yönünden ayrı değerlendirme yapılarak karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davalı Birleşen dosya davacısı ...'ın istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla,yukarıda izah edilen şekilde, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine,

Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,

İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,

Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 16/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/2655, K. 2026/1109, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-2655-e-2026-1109-k-174363506f2b