Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/2535 E. 2026/1364 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/2535
- Karar No
- 2026/1364
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2025/2535
KARAR NO : 2026/1364
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 21/05/2025
NUMARASI : 2024/394 Esas - 2025/404 Karar
DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 04/06/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin küçük çocukları ...'in 05.05.2017 tarihinde ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı traktörün sağ çamurluğu üzerinde oturarak yolculuk yaptığı sırada bulunduğu yerde dengesini kaybederek yere düşmesi sonucunda meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybettiğini, polis memuru tarafından tutulan tutanakta araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunun belirtildiğini, Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın raporunda da asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, müvekkillerinin çocuklarını kaybetmiş olması acısı yanında ömür boyu sürecek olan desteğinden de yoksun kaldıklarını, tazminat ödenmesi talebiyle ... Hesabına 26.12.2017 tarihinde başvuru yapıldığını ancak olumlu bir yanıt alınamadığını belirterek müvekkillerinin uğradığı zararın tam ve kesin olarak tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere müvekkili ... için 500,00 TL, ... için 500,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar ıslah dilekçesi ile talebini sigorta şirketinin temerrüde düştüğü tarihten itibaren değişen oranlı avans faizi ile birlikte davacı ... yönünden 124.395,38 TL'ye, davacı ... yönünden 119.550,98 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından başvuru yapılması üzerine, hesaplama yapılması için gerekli belgelerin temininin istendiğini ancak davacı tarafından ilgili belgelerin ibraz edilmediğini, bu nedenle dava şartının yerine getirilmediğini, kaza tarihi itibari ile 01.06.2015 tarihinden sonra gerçekleşmiş kazalar için açılmış olan davalarda Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Yeni Genel Şartlarının uygulanması gerektiğini, yasa gereği bedeni zararlar kapsamında bulunmayan cenaze ve defin, yol, yemek, ulaşım, belge ve raporların temini sırasında yapılacak masraflar ile benzeri masrafların müvekkilince karşılanmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacılar tarafından açılan davanın; davacı ... bakımından davanın kabulü ile, Davacı ... yararına 124.395,38-TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi olan 15/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı ... bakımından davanın kısmen kabulü ile, Davacı ... yararına 102.507,43-TL destekten yoksun kalma tazminatının 15/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kaza sonucunda zarar görenler için traktör sürücüsü ... tarafından 10.000,00 TL ödeme yapılmış ve bu tutar davacılar tarafından ibra edildiğini, davacılar ibranamede başkaca tazminat alacaklarının kalmadıklarını belirttiklerini, bu ibra nedeniyle ... Hesabı’nın sorumluluğu son bulduğunu, hem ... Hesabı’nın rücu imkanı ortadan kalkacak hem de bu durum davacıların sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, mahkeme tarafından gerekçeli kararda taraflar arasında imzalanan ve mahkeme dosyasına sunulmuş olan ibraneme dikkate alınmadığını, ibra ile ödenen 10.000,00 TL tazminatın güncellenerek hesaplanan tazminattan tenzili gerektiğini, mahkeme tarafından öncelikle ibranamenin değerlendirilmesi, ödenen tutarın tazminat miktarından tenzili gerektiğini, kuruma başvuru şartı yerine getirilmediğinden davanın reddedilmesi gerektiğini, ... Hesabı tarafından başvuru aşamasında tazminat talebinin değerlendirilebilmesi için ... ve ...’e ait kimlik belgeleri ile nüfus kayıt örneğinin, ... ve ...’in evlilik belgelerinin Suriye konsolosluğu ve ilgili valilikçe tasdik ettirilmiş belge asılları ile noter onaylı yeminli tercümesinin gönderilmesini talep edilmiş ise de davacılar tarafından eksik belgeler tamamlanmadan dava yoluna gidildiğini, başvuran Suriye uyruklu olduğundan teminat gösterme zorunluluğu olmasına rağmen teminat talep edilmediğini, bu husus usule ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu kaza evin avlusunda meydana gelmiş olup kamuya açık alanda meydana gelmediğinden KTK 2.maddesi uyarınca Karayolu ve Karayolu sayılan yerler arasında bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, müteveffa kaza tarihinde 6 yaşında olup bilirkişi raporunda ise 8 yaşında olduğu dikkate alınarak hesaplama yapıldığını, kız çocukları için 22 yaşa kadar yetiştirme gideri hesaplanması gerektiğinden 10 yıl yerine 16 yıl yetiştirme gideri hesaplanması gerektiğini, 22 yaşından sonra desteklik hesabı yapılmaması gerektiğini, davacının anne ve babası denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, hesaplanan tazminat üzerinden ayrıca hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, Genel Şartların destekten yoksun kalma tazminatı hesaplaması ve sürekli sakatlık tazminatının hesaplamasını düzenleyen maddelerin 4.bendinde hesaplamalarda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve iskonto oranı %1,8-%1,65 olarak dikkate alınması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 15/05/2024 tarih, 2021/2209 Esas, 2024/813 Karar sayılı kararı ile "... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kananu'nun 2/a maddesin de; Bu kanun karayollarında uygulanır. Ancak aksine bir hüküm yoksa; karayolu dışındaki alanlarda kamuya açık alanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için ayrılan yerler ile bu kanun hükümleri uygulanır düzenlemesi karşısında davaya konu kaza her ne kadar karayolu üzerinde gerçekleşmemiş ise de, İlçe Jandarma Komutanlığının 07.05.2017 tarihli Olay Yeri İnceleme ve Araştırma tutanağında kaza mahallinin sürücünün evinin bahçesinin giriş kısmında bulunan stabilize yol olması nedeniyle, 2918 Sayılı Yasa kapsamında değerlendirilmesi ve davanın esası hakkında bir karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekilinin bu yöndeki itirazları yerinde değildir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davacının hatır için taşındığı yönünde iddia ve savunma ileri sürmemiştir. Mahkemece, taşımanın hatır için olduğu değerlendirilerek tazminattan hatır indirimi yapılabilmesi için davalının bu yönde savunma getirmesi ve taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartlarını ortaya koyması gerekmektedir. Davalı tarafın, süresinde dosyaya sunulan cevap dilekçesinde hatır taşıması olduğuna dair iddiası ve savunması olmadığına göre İlk Derece Mahkemesince hatır indirimi yapılmamış olmasında bir isabetsizlik yoktur. Yine mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda müterafik kusur indirimi zaten uygulanmıştır.
HMK'nun 357/1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz. Davalı vekili tarafından yargılama safahatı sürecinde hükme esas aktüerya bilirkişi raporuna karşı itirazında desteğin yaşı ve buna bağlı hesaplamaya ilişkin itiraz ya da talepte bulunmamış ve bu suretle aktüerya raporundaki hesaplama bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden tazminat hesabına ilişkin istinaf itirazı değerlendirilmeye alınmamıştır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/13141 E. ve 2022/6709 K.sayılı kararında açıklandığı üzere "... Hesabı yönünden faizin başlangıç (temerrüt) tarihi belirlenirken, ilgililerce gerekli belgeler de ibraz edilerek ... Hesabı Yönetmeliğinin 9, 14. ve 15. maddelerinde yazılı biçimde fona başvurulduğu halde ödeme yapılmamışsa başvuru tarihinden itibaren ... Hesabı'nın temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvuruda bulunulmuş ya da hiç müracaat edilmemiş ise ... Hesabı'nın temerrüdünden bahsedilemeyeceğinden faiz başlangıcının dava tarihi olarak kabulü gerekir." (Aynı yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/4574 E. ve 2022/16962 K. sayılı kararı).
Somut uyuşmazlıkta başvuru belgelerinden eksik evrak ile başvuru yapıldığı anlaşılmasına göre davalı ... Hesabı'nın temerrüde düşmeyeceğinden faiz başlangıcının dava tarihi olarak kabulü gerekirken yazılı şekilde belirlenmesi doğru olmamıştır.
İlk Derece Mahkemesince dosya kapsamında alınan tüm bilirkişi raporlarının tamamının gerekçeli karara aktarılarak yazılması, gerekçeli karar yazma tekniğine de uygun olmadığı görülmüş eleştiri konusu yapılmıştır." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda alınan ek aktüerya raporunda ödemenin güncellenerek indirildiği yine tazminattan müterafik kusur indirimi uygulandığı görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "... rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve ... rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları).
Dairemiz kararında; hatır taşıması, başvuru koşulu, kaza yerinin karayolu olduğuna ilişkin istinaf talepler hakkında karar verilmiş olmasına göre aynı konudaki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
HMK'nun 357/1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz. Davalı vekili tarafından yargılama safahatı sürecinde hükme esas aktüerya bilirkişi raporuna karşı itirazında desteğin yaşı ve buna bağlı hesaplamaya ilişkin itiraz ya da talepte bulunmamış ve bu suretle aktüerya raporundaki hesaplama bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden tazminat hesabına ilişkin istinaf itirazı değerlendirilmeye alınmamıştır.
Davacılar Suriye uyruklu olduğundan Dairemizce teminat alınarak bu konudaki istinaf itirazında belirtilen eksiklik giderilmiştir.
Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 15.499,73 TL harçtan peşin alınan 3.874,93 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.624,80 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/06/2026