Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/628 E. 2026/1575 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/628
Karar No
2026/1575
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO : 2026/628

KARAR NO : 2026/1575

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 09/12/2025

NUMARASI : 2024/501 Esas - 2025/847 Karar

DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

KARAR TARİHİ: 01/07/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26.02.2023 tarihinde Şanlıurfa ili ... Caddesi ... Kavşağında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir hâlindeyken, ... Devlet Hastanesi istikametinden ... Caddesi yönüne dönüş yapmak isteyen sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucunda müvekkilinin vücudunda ciddi kırıklar oluştuğunu, davalı tarafından bugüne kadar müvekkiline herhangi bir maddi tazminat ödemesi yapılmadığını, uyuşmazlıkla ilgili olarak 10.07.2024 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu ancak herhangi bir anlaşma sağlanamadığını, meydana gelen kazanın müvekkilinde sürekli sakatlığa yol açması nedeniyle maddi zararlarının doğduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL sürekli sakatlık tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Suriye uyruklu olduğunu, 5718 sayılı MÖHUK madde 48 uyarınca Türk mahkemelerinde dava açabilmesi için teminat yatırma yükümlülüğü bulunduğunu, teminatın yatırılmaması hâlinde davanın usulden reddi gerektiğini, davacının yasal temsilcisinin aynı zamanda sigortasız aracın maliki olduğunu beyan eden kişi olması nedeniyle temsilci ile davacının menfaatlerinin çatıştığını, müvekkili ... Hesabı aleyhine hükmedilecek bir tazminatın yasal temsilciye rücu edileceğini, bu nedenle davacının mevcut yasal temsilci tarafından temsil edilemeyeceğini, davacılara temsil kayyımı atanmasının zorunlu olduğunu, kazaya karışan aracın tescilsiz olduğunu, tescilsiz ve hurda statüsünde olabilecek araçlar bakımından ... Hesabı’nın sorumluluğunun bulunmadığını, ayrıca aracın mobilet mi yoksa motosiklet mi olduğunun dahi net olmadığını, motor silindir hacmi ve azami hız kriterleri dikkate alındığında motorlu bisiklet niteliğinde olması hâlinde zorunlu trafik sigortasına tabi olmadığını ve bu durumda ... Hesabı’na husumet yöneltilemeyeceğini, yerleşik Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, aracın çalıntı olması hâlinde ve sürücü ile yolcunun bu durumu bildiği veya bilebilecek durumda olduğu hâllerde KTK madde 107 ve ... Genel Şartları uyarınca taleplerin teminat dışı kaldığını, davacıların müvekkil kuruma usulüne uygun bir başvuru yapmadıklarını, usulüne uygun başvuru yapılmadığından müvekkil kurumun temerrüde düşmediğini, faiz talebinin ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz şeklinde mümkün olabileceğini, kaza tarihinden faiz istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, aleyhe hüküm kurulması hâlinde dahi müvekkil kurumun sorumluluğunun kaza tarihindeki zorunlu mali sorumluluk sigortası teminat limiti ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddinitalep etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "davanın reddine" karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;26/02/2023 tarihinde ... Caddesi ... Kavşağında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Kuyubaşı ... Kavşağı istikametinden gelerek ... Caddesi üzerinden ... Kavşağına geldiği sırada, ... Devlet Hastanesi istikametinden ... Caddesi istikametine doğru dönüş yapmak isteyen, sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması neticesinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, işbu kaza sonucunda müvekkilinin yaralandığını ve vücudunda ciddi kırıklar meydana geldiğini, kazayla ilgili Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca 2023/23096 soruşturma numarası ile soruşturma başlatıldığını, davacının yolcu olarak bulunduğu motosikletin bilgileri istenmiş olup kendilerinin bu bilgilere ulaşamadığını, bu durumun tek başına davanın reddini gerektirmediğini, re'sen araştırma ilkesi, uyuşmazlığın çözümü için göz önüne alınması gereken hususların mahkeme tarafından kendiliğinden ele alınması, araştırılması olduğunu, mahkemece kendilerinin yerine getirilemeyen delilin gerekli yerlere müzekkere yazılarak re'sen araştırma ilkesini davaya uygulaması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle madd tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.

Dosya kapsamından 26/02/2023 tarihinde davacı ...'in yolcu olarak bulunduğu dava dışı sürücü abisini sevk ve idaresindeki tescilsiz motosiklet ile dava dışı sürücü sevk ve idaresindeki ...plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının yaralandığı ve bu yaralanmaları nedeni maddi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesinde; motorlu araçların trafik sigortası yatırmalarının zorunlu olduğu, ... Hesabı Yönetmeliği'nin 9. maddesinde trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu bedensel zararlar için ... Hesabı'na başvurulabileceği öngörülmüştür. Aynı mahiyetteki düzenleme, ... Hesabı Yönetmeliği'nin 9/1-b maddesinde de yer almıştır. Bu düzenlemelere göre; trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle ... Hesabı'na husumet yöneltilebilmesi için bedensel zarara yol açan aracın kaza tarihi itibariyle zorunlu sigortasının yapılmamış olması gerekmektedir. ... Genel Şartları'nın A.6-ı maddesi gereğince "Motorlu bisikletlerin kullanılmasından ileri gelen zararlar" teminat dışı haller arasında sayılmıştır.

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesine göre, motosiklet: azami tasarım hızı 45 km/saatten ve/veya silindir kapasitesi 50 santimetreküpten fazla olan sepetli veya sepetsiz iki veya üç tekerlekli motorlu taşıtlar ve net motor gücü 15 kilovatı, net ağırlığı 400 kilogramı, yük taşımacılığında kullanılanlar için ise net ağırlığı 550 kilogramı aşmayan dört tekerlekli motorlu taşıtlardır. Aynı Kanun'un 103. maddesinde motorsuz taşıtlar ile motorlu bisiklet sürücülerinin hukuki sorumluluğunun genel hükümlere tabi bulunduğu düzenlenmiştir.

Anılan düzenlemeler gereği, yaya olan davacıya çarparak yaralanmasına neden olan aracın, KTK'nın 3. maddesindeki tanıma uyan 50 cc ve üzeri motor silindir hacmine sahip motosiklet olup olmadığının saptanması, kanun kapsamında motorlu araç olmadığı sonucuna ulaşıldığı takdirde davalı ... Hesabı'nın bu aracın neden olduğu zarardan sorumlu olmadığı gözetilip sonuca ulaşılması gerekmektedir.

Trafik sigortası bulunmadığı iddia edilen motosiklet nedeniyle zararın doğduğu ve davalı ... Hesabı'nın zarardan sorumlu olduğu davacı tarafça iddia edildiğine göre, aracın trafik sigortası yaptırması zorunlu araçlardan olduğunu ispat yükünün de davacı üzerinde olmakla birlikte, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/23096 Esas 2023/13635 Karar sayılı soruşturma dosyasında kaza tespit tutanağında motorun şase numarasının ve markasının yazıldığı, ekinde motorun resimlerinin bulunduğu görülmektedir. Motorun şasi nosundan yola çıkılarak il emniyet müdürlüğü tescil kaydının araştırılmasıyla, tescil kaydı var ve trafikten çekildi ise çekilme tarihinin sorulması ve buna ilişin evrakların istenilmesi; motorun markası ve fotoğrafı eklenerek üreticisi firmaya modelin 50 cc üzerinde olup olmadığının sorulması suretiyle, araç motor silindir hacminin belirlenmesi; tüm toplanan belgeler üzerinden gerekirse motosiklete ilişkin uzman makine mühendisi marifetiyle inceleme yapılıp, silindir hacminin 50 cm küpün üzerinde trafik sigortası yapılması zorunlu araçlardan olduğunun anlaşılması halinde davalı ... Hesabı'nın sorumlu olduğu gözetilerek işin esasına girilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.

Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/628, K. 2026/1575, T. 09.12.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-628-e-2026-1575-k-b02db54d2077