Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/242 E. 2025/481 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/242
Karar No
2025/481
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ : 22/05/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 05/11/2021 DAVA: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 22/05/2025

İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili şirketin beyaz eşya mobilya-dekorasyon işleri ile iştigal ettiğini, şirketin 11.03.2013 tarihindeki sermayesinin 20.000,00-TL olup tamamının ödendiğini, müvekkili ...'ın beyaz eşya/mobilya dekorasyon işleri ile iştigal ettiğini, iş yerinin 07.05.1997 tarihinde tescil edildiğini, şirketin rayiç bilançoda görünen toplam borç miktarının kısa ve uzun vadeli olmak üzere toplam borcun 5.890.231,19-TL olduğunu, net borç stoğunun 194.344,00-TL'si kamu borcu olmak üzere toplamda 5.890.231,19-TL borç stoğu bulunduğunu, ...'ın 30.09.2019 itibariyle rayiç bilançoda görünen toplam borç miktarının kısa ve uzun vadeli olmak üzere toplam borcun 9.211.615,64-TL olduğunu, rehinli kredi borçlar toplamının 1.326.748,00-TL, satıcılar ve alınan diğer sipariş avansları borç toplamının 3.088.968,00-TL, ödenecek çekler ve senetler 3.603.540,00-TL, kamu borcu 1.192.360,00-TL olmak üzere toplamda 9.211.616,00-TL borç stoğu bulunduğunu, müvekkili şirketin ve müvekkilinin borçlarını ödeme güçlüğü içerisine girdiğini, bunun nedenlerinin şirketin kurumsal bir yapıya sahip olmaması, şirketin finans ihtiyacını bankalardan yüksek faizli temin etmesi, şirketin hizmet verdiği müşterilerden tahsilat sorunu yaşaması ve bankaların şirkete yeni kredi kullandırmamasından kaynaklandığını, ülkemizde yaşanan döviz kur krizi ile ödeme dengesinin bozulduğunu, şirketin girmiş olduğu ekonomik krizden çıkmak ve borçlarını ödemek konusunda alacaklıları ile yaptığı ikili görüşmelerden bir sonuç alamadığını, bankalar tarafından hesaplara blokeler konulduğunu, çeklerin yazılmaya başlandığını, yeni kredi temin edilememesi nedeniyle ticari faaliyetin durma noktasına geldiğini, şirketin borçlarının aktifleri üzerindeki baskısı azaldığı takdirde dönen varlıklarını kullanarak faaliyetlerine devam etmesi ve bu faaliyetlerinin nakit oluşturmasının mümkün olduğunu, konkordato ön projesi kapsamında uygulanacak çalışmalara devam edildiğinde şirketin nakit oluşturma ve borçları geri ödeme kabiliyetine ulaşacağını, faaliyetlerine devam ettiği taktirde 30.09.2019 dönemi itibariyle toplam ... Ltd.'nin 5.890.231,00-TL, ...'ın 9.211.616,00-TL olmak üzere 15.101.847,00-TL'yi bulan borçlarını geri ödemesi ve alacaklıların da mağdur olmaması için iyileştirme projesi çerçevesinde planlanan ve alacaklılarla görüşmeleri yapılan mali yapılanmaya ilişkin projelerini sunduklarını, bu proje kapsamında şirketin 5 yıl içinde tasfiye edileceğini, bu sebeplerle İİK'nın 287/1 maddesi çerçevesinde taleplerinin kabulü ile müvekkili şirket ve gerçek kişileri lehine üç aylık geçici mühlet kararı verilmesine, şirket ve gerçek kişiler lehine üç aylık geçici mühlet komiseri atanmasını, başlatılan tüm icra takiplerinin durdurulmasına, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerde malların muhafaza altına alınması ve satış işlemlerinin durdurulmasına, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarının uygulanmamasına, mühlet öncesi yapılmış müstakbel alacakların temliki sözleşmeler kapsamında mühlet içinde doğacak alacaklar için temlik işleminin hükümsüz sayılmasını ve mühlet içinde ödemelerin komiser denetiminde şirkete yapılmasına, şirketin keşide ettiği çeklere karşılıksız şerhi vurulmasının önlenmesini, alacaklı bankalardaki şirket hesaplarında mevcut blokajların kaldırılmasına, geçici mühlet kararı ile birlikte mühlet içinde alacaklılar tarafından yapılabilecek takas ve mahsup işlemlerinin engellenmesine, mühlet boyunca şirket tarafından üçüncü kişilere verilen teminat mektuplarının nakde dönüştürülmesinin engellenmesine, konkordato projesinin gerçekleştirilebilmesi için zorunluluk arz ettiğinden şirket malları üzerindeki mevcut muhafaza işlemlerinin hacizlerin kaldırılarak şirkete teslimine ihtiyati tedbir yoluyla karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "Davacı ...Şirketi.’nin davasının Kısmen KABULÜ ile; davacı ...Lim. Şirketi’nin sunmuş olduğu konkordato projesinin İİK.nun 305 vd. maddeleri gereğince adi alacaklar yönünden tasdik şartları oluştuğundan TASDİKİNE, Rehinli alacaklar yönünden reddine, 2-Davacının tüm adi borçlarını % 25 tenzilat ile (2.884.368,71-TL ) ‘nin 27/10/2021 tarihinden itibaren 48 ayda bir yıl ödemesiz dönemden sonra 36 eşit taksitte eşit taksitler halinde ödemesine, Davacı ...’ın davasının Kısmen KABULÜ ile; davacı : ...’ın sunmuş olduğu konkordato projesinin Adi alacaklar yönünden İİK.nun 305 vd. maddeleri gereğince tasdik şartları oluştuğundan TASDİKİNE, Rehinli alacaklar yönünden reddine, 2- Davacının tüm adi borçlarını % 25 tenzilat ile (3.101.031,69-TL) ‘nin 27/10/2021 tarihinden itibaren 60 ayda bir yıl ödemesiz dönemden sonra 48 eşit taksitte eşit taksitler halinde ödemesine, Her iki davacının İİK 'nun 307/1 maddesi gereğince satışın bildirilen rehinli mallar yönünden bir yıl süre ile ertelenmesi taleplerinin; rehinli malların şirketin faaliyetini sürdürmesi için zorunlu mallardan olmaması ,talep edilen malların içinde rehinli olmayıp çeşitli kamu kurumları tarafından hacizli olan malların bulunması nedeniyle şartları oluşmadığından satışın ertelenmesi taleplerinin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacılar vekili ve asli müdahiller...., ...., ..., ...., ... ve ...vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin tasdik edilen konkordato projesinin şartlarını yerine getirmesi, ticari hayatının devamlılığı noktasında rehinli malların satışının bir yıl süreyle ertelenmesi gerektiğini, aksi halde müvekkilinin ekonomik anlamda sıkıntıya düşeceğini ve projede yer alan ödemeleri aksatacak bu durumun da sürecin iflas ile sonuçlanmasına yol açacağını, kararın bu yönüyle kaldırıp müvekkilleri ...Şirketi ve ... yönünden rehinli malların satışının bir yıl süreyle ertelenmesi taleplerinin ve davalarının kabulünün gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Asli müdahil... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların sunmuş olduğu istinaf gerekçelerinin mesnetsiz olduğunu ve kabulünün mümkün olmadığını, davacılar dava dilekçesinde rehinli malların muhafaza ve satışının ertelenmesini talep etmiş olsa da İİK'nın 307. maddesi uyarınca rehinli malların satışının 1 yıl süreyle ertelenebilmesine ilişkin şartların oluşmadığını, İİK'nın 307. maddesinin; "Borçlunun talebi üzerine, tasdik kararında rehinli malın muhafaza altına alınması ve satışı, karardan itibaren bir yılı geçmemek üzere aşağıdaki şartlarla ertelenebilir. a) Rehinle temin edilen alacak konkordato talebinden önce doğmuş olmalıdır. b) Rehinle temin edilen alacağın konkordato talep tarihine kadar ödenmemiş faizi bulun-mamalıdır. c) Borçlu rehinli malın, işletmenin faaliyeti için zorunlu olduğunu ve paraya çevrilmesi durumunda ekonomik varlığının tehlikeye düşeceğini yaklaşık olarak ispat etmiş olmalıdır." şeklinde olduğundan söz konusu şartların varlığı halinde ertelemenin mümkün olabileceğinin belirtildiğini, bu kapsamda rehinli malların satışının ertelenebilmesine yönelik şartlar gerçekleşmediğinden Yerel Mahkemenin rehinli malların satışının 1 yıl süreyle ertelenme talebinin reddine ilişkin kararının yerinde olduğunu, bu sebeple davacıların sunmuş olduğu istinaf sebepleri haksız nitelikte olup reddi gerektiğini, ayrıca her ne kadar yerel mahkeme tarafından rehinli malların satışının ertelenmesi talebi reddedilmişse de davacıların sunmuş olduğu konkordato projesinin İİK'nın 305 vd. maddeleri gereğince adi alacaklar yönünden tasdik şartlarının oluştuğunun tasdikine ilişkin kararın yasa ve usule aykırı olduğunu, davacılar vekilinin istinaf başvuru gerekçelerinin hukuka aykırı olması sebebiyle yerel mahkeme kararın kaldırılması gerektiğini, müvekkili banka ile akdedilen sözleşme gereği ...ın ticari kredi kartından kaynaklı asıl alacak olarak 38.110,69-TL tutarında müvekkili bankaya borcu bulunduğunu, söz konusu borç nedeniyle müvekkili bankaya herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacılardan alacaklı olan kişilerin usulüne uygun şekilde alacaklarını bildirmek üzere davet edilmediklerini, İİK'nın 302. maddesi uyarınca yeterli çoğunluğun sağlanmadığını, konkordato projesinin kabul edilmiş sayıldığını, davacılar tarafından teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olmamasına rağmen hatalı değerlendirme yapıldığını, izah edilen ve istinaf mahkemesince tespit edilecek diğer hususlar ile sabit olacağı üzere davacılar tarafından konkordato koşulları yerine getirilmediği halde Yerel Mahkemece konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini, davacıların dava dilekçesi ile sunmuş oldukları konkordatonun nasıl gerçekleştirileceğini, borçların nasıl tasfiye edileceğini, gerekli mali kaynakları ve yöntemini gösteren ön projenin hiçbir surette gerçeği yansıtmadığını, konkordato mühleti borçlunun mali durumunun iyileşmesine hiçbir surette katkı sağlamayacak olmakla birlikte bu sürecin tamamıyla alacaklıların durumunu kötüleştirdiğini, davacıların konkordato müessesinin getiriliş amacının dışında kötüniyetli olarak iflasını geciktirmek amacıyla başvurulduğunu, konkordato koşullarının sağlanmadığını, davacılar tarafından sunulan ön projenin gerçeğe aykırı, samimi ve gerçeklikten uzak olmasına rağmen konkordato projesinin tasdik edilmesinin hatalı olduğunu, bu halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin yasa ve usule aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Asli müdahil ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacılardan ... ve ... Şti. tarafından Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... E. dosyasında konkordato talepli açılan davanın 05/11/2021 tarihinde mahkemece kabul edildiğini, davacılar açısından konkordato koşulları yerine getirilmediği halde İlk Derece Mahkemesince konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini, müvekkilinin davacı ...'dan alacağının devam ettiğini, müvekkili bankanın 09/11/2019 tarihi itibariyle 5.059,93-TL ve 12/06/2020 tarihi itibariyle 5.814,84-TL kredi alacaklarının bulunduğunu, dosyaya sunulan ön projelerinin gerçekçi olmadığını, inandırıcı olmaktan uzak olduğunu, davacıların borcunun aydan aya arttığını, raporların gerçeği yansıtmadığını, bağımsız denetim kuruluşu tarafından düzenlenen raporun dosyada mevcut olmasının zorunlu olduğunu, ancak raporun dosyada bulunmadığını, bağımsız denetçi raporu olmadan projenin tasdikinin mümkün olmadığını, dosyaya sunulan raporlar incelendiğinde davacının konkordatoyu gerektirecek derecede kar etmediğini, piyasaya olan borçlarını ödeyebilecek durumda olmadığını, konkordato müessesesine iflasını geciktirmek için başvurdurduğunun anlaşılacağını, mahkeme kararının somut bir delile dayanmadığını, aşamalarda alınan raporlarda da şirketlerin halihazırdaki piyasaya olan borçlarını ödeyemediğini, konkordato talebinde bulunan davacının sunmuş olduğu kabul edilen projenin samimi ve gerçekleştirilebilir olmaktan uzak olduğunu, konkordato mühletinin borçlunun mali durumunun iyileşmesine katkı sağlamayacağını, aksine bu süreçte alacaklıların durumunun kötüleşeceğini, davacının konkordato koşullarını taşımadığını, bu halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin yasa ve usule aykırı olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Müdahil...ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada bulunan ... tarihli nihai komiser raporunun içerisinde projeye dayanak alacaklı tablosu bulunduğunu, ancak dosya kapsamında mevcut projeye esas nihai raporda müvekkilinin hem faturaya hem de çeke dayalı olan 53.000,00-TL bedelli alacağına yer verilmediğini, müvekkillerinin .... (...ve ...) firması adı ile klima ve iklimlendirme sistemleri satış işi yaptıklarını, müvekkili tarafından davacının mağazasına 15/11/2019 tarihinde iki adet klima satıldığını, bununla ilgili 15/11/2019 tarihli ve ... nolu 53.000,00-TL bedelli fatura düzenlendiğini, borcun doğum tarihinin 15/11/2019 tarihi olduğunu, bununla birlikte davacı şirketin söz konusu faturanın ödenmesi amacıyla müvekkiline aynı tarihte, fatura ile aynı meblağda olan 53.000,00-TL meblağlı ileri tarihli... Şubesi hesabından çek verildiğini, çekte yazılı tarihin 30/11/2019 olup çek numarasının ... olduğunu, müvekkilinin 15/11/2019 tarihli faturanın ödemesinin yapılabilmesi için bu çeki aldığını ve üzerinde yazılı 30/11/2019 tarihine kadar beklemek suretiyle ibraz süresi içerisinde 02/12/2019 tarihinde çeki bankaya ibraz ettiğini, banka tarafından çek hesabı sahibi ile ilgili geçici mühlet kararı olduğunun çekin arkasına şerh edildiğini ve çekle ilgili herhangi bir işlem yapılmadığını ve müvekkiline alacağının ödenmediğini, Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nce de davacı hakkında verilen geçici mühlet kararının 03/12/2019 tarihinde ilan edildiğini, müvekkilinin konkordato kapsamında borçlu hakkında geçici mühlet kararı verildiğini bu şekilde öğrendiğini, devamında söz konusu alacağın mahkeme tarafından atanan komiserler heyetine, hem 04/12/2019 tarihinde kargo ile...Cad.... Apt. No....Kat....D... ... ... adresine fiziken posta yoluyla gönderildiğini, hem komiserler heyetine ait e-posta adreslerine hem de müdahale dilekçesi ile 17/03/2020 tarihinde mahkeme dosyasına sunulduğunu, ancak dosya kapsamında mevcut projeye esas nihai raporda müvekkilinin hem faturaya hem de çeke dayalı olan 53.000,00-TL bedelli alacağına yer verilmediğini, İİK m. 299'da "Alacaklılar, komiser tarafından 288 inci madde uyarınca yapılacak ilânla, ilân tarihinden itibaren onbeş gün içinde alacaklarını bildirmeye davet olunur. Ayrıca, ilânın birer sureti adresi belli olan alacaklılara posta ile gönderilir." hükmünün amir olduğunu, Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/11/2019 tarihli geçici mühlet kararının 8. hüküm fıkrasında mühletin 288 inci madde gereği ilanına karar verildiğinin yazıldığını, müvekkilinin alacağını süresinde komiserler heyetine bildirdiğini, kanunla kendisine yüklenen sorumluluğu 05/12/2019 tarihinde yerine getirdiğini, müvekkilinin alacağının mevcut olduğunu, alacak miktarının alacağa dayanak belgeler ve alacaklıya ait adres bilgilerinin 05/12/2019 tarihinden itibaren komiserler heyetince 17/03/2020 tarihinden itibaren ise mahkemece bilindiğini, dosyada mevcut 18/09/2020 tarihli konkordato komiser ara raporunda hem imtiyazlı hem imtiyazsız tüm alacaklılara ilanın birer suretinin posta yolu ile tebliğ edildiğinin yazıldığını, müvekkiline veyahut vekil olarak kendilerine tebliğ edilen herhangi bir bildirimin mevcut olmadığını, müvekkilinin alacağının 05/12/2019 tarihinde komiserler heyetine bildirildiğini, söz konusu bildirimlerin yapıldığına dair evraklar dosyadaki 17/03/2020 tarihli müdahale dilekçesi ekinde de mevcut olduğu gibi işbu istinaf dilekçe ekinde de ayrıca sunulduğunu, 21/09/2020 tarihinde Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı Konkordato Komiserler Heyetinden ilan edilen, "alacaklılara alacaklarını bildirmeye davet ilanı" yayınlandığını, 21/09/2020 tarihli ilanın 5. maddesinin 3. paragrafında; daha önceden beyanla alacaklarını bildiren alacaklıların yeniden bildirimde bulunulmasının istendiğini, ancak daha önceden yasal sorumluluklarını yerine getirerek alacaklarını dayanak belgeleriyle birlikte bildiren alacaklılara bu şekilde yeniden bildirme sorumluluğu getirilmesinin hukuka ve mevzuata uygun olmadığını, müvekkilince alacak miktarı, dayanak belgeler ve iletişim adresi daha önceden açıkça bildirildiği halde bu bildirimin yok sayılmasını kabul etmediklerini, müvekkilinin kanunla yüklenen yükümlülüğü yerine getirmişken ilanla yeniden bir yükümlülük yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, 04/10/2020 tarihli nihai komiser raporunda borçlu şirketin alacaklılarına ilişkin listeye yer verildiğini, listede müvekkilinin 53.000,00-TL'lik alacağına herhangi bir şekilde yer verilmediğini, görmezden gelindiğini, olumlu veya olumsuz herhangi bir değerlendirmede bulunulmadığını, III. bölümünün sonunda yer alan "Çekişmeli Hale Gelen Alacaklar" başlıklı kısmında "Komiser heyetimiz tarafından İİK'nın 300.maddesi gereğince borçlunun iddia olunan alacaklılar hakkında beyanları alınmış olup, borçlunun itiraz ettiği alacaklar olmadığından çekişmeli alacak yoktur." cümlelerinin mevcut olduğunu, bu durumda müvekkilinin komiser heyetine 05/12/2019 tarihinde bildirmiş olduğu alacağına ilişkin borçlunun herhangi bir itirazı olmadığı ve müvekkilinin 53.000,00-TL'lik alacağının çekişmeli alacak kapsamında olmadığı hususlarının kabul edildiğinin anlaşıldığını, alacağın çekişmeli alacak olarak kabul edilmemesinden kaynaklı müvekkilinin çekişmeli alacakla ilgili bir dava veya hukuki yola başvurmasının da beklenemeyeceğini, nihai raporda müvekkilinin alacağına yer verilmemiş olmasının müvekkilinin alacağına kavuşması noktasında hukuka aykırılık teşkil ettiğinden söz konusu kararı bu yönden istinaf etmeleri gerektiğini, müvekkilinin alacağına konkordato projesi kapsamında dahi olsa ulaşmak istediğini, bu hakkın müvekkilinin yasalardan doğan tabii bir hakkı olduğunu, bir yandan nihai raporda çekişmeli alacağın bulunmadığının yazılı olması, öte yandan ise müvekkilinin alacağına yer verilmemesinin bir muğlaklığa sebep olduğunu, kararın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bu yönden sınırlı olarak istinaf incelemesine tabi tutularak kaldırılmasını veyahut mümkünse Bölge Adliye Mahkemesi tarafından öncelikle düzeltilmesini talep etmiştir. Asli Müdahil...Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince davacı şirketlerin İİK'nın 305. maddesi hükmü gereğince konkordato projelerinin tasdikine karar verildiğini, ancak davacılar tarafından İcra İflas Kanunu'nda konkordato için öngörülen şartların yerine getirilmediğini, davacı tarafından öngörülen konkordato projesinin de günümüz ekonomik şartlarına uygun olmadığını, Mahkeme tarafından davacının tüm adi borçlarını % 25 tenzilat ile 27/10/2021 tarihinden itibaren 48 ayda bir yıl ödemesiz dönemden sonra 6 eşit taksit halinde ödemesi kararının davacıdan alacağı olan alacaklılara zarar verici nitelikte olduğunu, bu haliyle alacaklıların davacılardan alacaklarını zamanında tahsil edememiş olacaklarını ve tahsil ettiği dönemde ise paranın değerinde yaşanacak düşme neticesinde büyük oranda enflasyon karşısında erimiş bir bedel tahsil etmiş olacaklarını, bu durumda da alacaklıların zararlarının büyük olacağını kararın bu yönüyle kaldırılması gerektiğini, İİK'nın m. 301 hükmü uyarınca alacaklılar toplantısında 302. maddede düzenleme altına alınan şartların yerine getirilip getirilmediğinin incelenmediğini, davacı şirketlerin alacaklılar toplantısında yapılan oylamada İİK'nın 302. maddesindeki yeterli çoğunluğu ve koşulları sağlayamaması karşısında konkordatonun tasdikine karar verilmesi nedeniyle de kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Asli Müdahil... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı...ve müvekkili banka arasında imzalanan Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi ve 30.10.2009 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine istinaden ve yine davacı ... Şirketi ile müvekkili bankayla imzalanan 27.03.2013 tarihli Bankacılık İşlemleri Sözleşmesine istinaden kredi kartı verildiğini, ancak davacılar tarafından kullanılan kredi kartlarının borçlarının ödenmediğini, daha sonra davacılar ...ve... ve Tic. Ltd. Şti. tarafından konkordato talep edildiğini Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasıyla yapılan yargılama neticesince İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın kendilerince kabulünün mümkün olmadığını, konkordato tasdik şartlarının oluşmadığını, Mahkemece verilen kısmen kabul kararının hukuka aykırı olduğunu, konkordato tasdik şartlarından en önemlisinin borçlunun dürüst olması olduğunu, ancak davacı/borçlunun dürüst olmadığını, borçluya konkordato mühleti verilebilmesi için gerekli şartların İİK md. 285 ve 286'da yer aldığını, buna göre konkordato teklif eden borçlunun işlerinde dürüst ve teklifinde samimi olması gerektiğini, konkordato komiserliği tarafından hazırlanan nihai raporda davacı ...'ın sunduğu nihai projesine göre 2022 yılında net 174.000,00-TL kar etmeyi planladığını, 2023 yılında ise net karını bir önceki yıla göre 8 kat arttırmayı, 2025 yılında ise 10 katı kar etmeyi planladığının görüldüğünü, tüm dünyada pandeminin de etkisiyle ekonomik kriz hat safhada iken ülkedeki enflasyon ve ekonomik dalgalanmalar nazara alındığında 2022 yılında 174.060,00-TL net gelir hedefleyen davacının izleyen yıllarda bu kadar afaki miktarda kar elde etmeyi hedeflemesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının sırf projesini kabul ettirmek amacıyla durumunu iyi göstermek için gerçek dışı hedefler ortaya koyduğunu, bu şekilde plan yapan davacının konkordato projesinin de bir o kadar gerçeklikten uzak olduğunu, mali tablolara bakıldığında davacının 2018 yılı net karının sadece 68.136,00-TL olduğunu, konkordato komiserliği tarafından hazırlanan nihai raporda "Davacı ...’a ait yukarıda dökümü yapılan araçların rayiç bedelleri tespit edilmiş olup, anılan araçlardan... plakalı... model ... marka hususi aracın işletmenin ticari iş ve işlemleri için gerekli olmadığı düşünüldüğünden 2. el değeri olan 503.000,00-TL tutarında araç satılarak borç tasfiyesinde girdi o larak kullanılabileceği düşünülmektedir. Davacı tarafça incelememize sunulan konkordato revize projesinde kaynak olarak gösterilmemesi sebebiyle borç tasfiyesi bakımından kaynak olarak dikkate alınmamıştır. " ifadesinin yer aldığını, davacı/borçlunun ticari hayatında zaruri ihtiyacı olmayan böyle lüks bir aracı bu zamana kadar satıp nakde çevirip borçlarının en azından bir kısmını ödeme düşüncesine gitmemesinin TMK'nın 2. maddesini ihlal eder nitelikte bir eylem olduğunu ve konkordato projesinin güvenilir olmadığının bir göstergesi olduğunu, davacı...ın bu aracını satarak kaynak yaratmak niyetinde de olmayıp projesinde bu hususun da yer almadığını, konkordatonun tasdiki için gerekli koşulların ayrıca İİK’nın 305. maddesinde de sayıldığını, ancak mahkemece kabul gören konkordato projesinin tasdik şartlarını sağlamadığını, İİK md. 305/1-a'ya göre borçlunun mevcuduyla orantılılık bağlamında iflâsa nazaran daha kötü durumda olmama ölçütünün getirilmesinin temel nedeninin hem konkordato yoluyla dürüst bir borçlunun korunmasının hem de alacaklıların iflâs sonucunda ellerine geçebilecek miktardan mahrum bırakılmamalarının sağlanmasına dayandığını, dolayısıyla burada alacaklılar ve borçlu arasında adil bir denge kurulmasına imkân veren rasyonel bir ölçüt getirildiğinden söz edilebileceğini, alacaklıların iflâsta elde edecekleri paydan daha fazlasını almalarını sağlayan bu ölçüt yoluyla borçluya sağlanacak bir menfaat uğruna alacaklıların zarar görmeleri tehlikesinin bertaraf edilmiş olacağını, ancak davacılar yönünden yapılan konkordato yargılamasında bu şartın sağlanmadığını, Mahkeme kararında yer aldığı üzere adi borçların % 25 tenzilat ile ve 48-60 aylık taksitler halinde ödenmesi halinde müvekkili bankanın alacağına kavuşmasının güçleşeceğini ve alacağı %25 tenzilat ile ödenecek olan müvekkili bankanın daha da mağdur olacağını, Kanun maddesinde ilgili ifade ile anlatılmak istenen borçlunun aktifinin pasifinden fazla olması durumu olduğunu, bu bağlamda öncelikle borçlunun aktifi ile pasiflerinin titizlikle tespit edilmesi gerektiğini, aktifin kapsamına borçlunun taşınırları, taşınmazları, paraya çevrilebileceği her türlü hak ve alacaklarının girdiğini, hatta borçlunun çekişmeli nitelikte bulunan aktiflerinin dahi bilançoda bildirmesi gerektiğini, konkordato komiserlerinin ve bilirkişinin borçlunun kabul ettiği alacakları maddi gerçeği yansıtmasa dahi konkordato nisabının ve pasiflerin tespiti bakımından dikkate alması gerektiğini, bununla birlikte bu görevlilerin pasifin gerçek olmayan borçları içermesi nedeniyle gerçekçi hukuki esasları yansıtmadığını da Asliye Ticaret Mahkemesi'ne sunacakları raporda açıklamakla yükümlü olduklarını, ancak konkordato komiserleri ve bilirkişi tarafından hazırlanan raporda eksik inceleme ve hesaplamalar yapıldığını, borçluların aktifleri ve pasiflerinin hukuki ve gerçekçi bir zeminde irdelenmediğini, davacının gelir hedeflerinin hayatın olağan akışına ve dürüst bir ticari hayata aykırı olduğunu, Mahkemece verilen kararda yapılan alacaklılar toplantısındaki oylamaya göre alacaklıların çoğunun kabul oyu verdiği gerekçesiyle projenin kabul edildiği yazılmış ise de nihai projede oy kullananların verdikleri oylar ve alacak meblağlarına göre konkordato projesinin aslında reddedilmiş durumda olduğunu, ... yönünden bakılacak olursa rüçhanlı alacaklıların toplam alacağının 2.749.945-TL yaptığını, tüm rüçhanlı alacaklıların konkordato projesi ve ödeme teklifine red oyu verdiklerini, yine red oyu veren adi alacaklıların alacak toplamının 991.889,00-TL, kabul oyu veren adi alacakların toplamının ise sadece 2.109.142,00-TL yaptığını, red oyu veren rüçhanlı ve adi alacaklılar toplamının 3.741.834,00-TL yaptığını, kabul oyu veren adi alacaklılar toplamından fazla olduğunu, bu durumda konkordato projesinin onaylanması için gerekli alacaklılar çoğunluğunun sağlanmadığını, alacaklıların çoğunluğunun red oyu verdiklerini, bu sebeple de Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, konkordatonun tasdik şartlarından birinin de kanunda yazılı belirli alacaklılar lehine teminat gösterilmesi olduğunu, buna göre konkordatonun tasdik edilebilmesi için İİK m. 206’nın birinci sırasında yer alan imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesi ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının yeterli teminata bağlanmış olması gerektiğini, bu şartın da davacılar tarafından yerine getirilmediğini, bu haliyle de İlk Derece Mahkemesinin kısmen kabul kararının kaldırılması gerektiğini, konkordatonun tasdik edilebilmesi için kanunda gösterilmiş son şartın ise tasdikin gerektirdiği yargılama giderleri ve konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın tasdik kararından önce borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması olduğunu, bu şartın yerine getirilmemesi halinde konkordatonun tasdiki talebinin reddedileceğini, ancak bu şartın da davacılar tarafından yerine getirilmediğini, bu haliyle de İlk Derece Mahkemesinin kısmen kabul kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, İİK'nın 285 vd. maddeleri kapsamında mühlet verilmesi ve konkordatonun tasdikine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davacı... Ltd. Şirketi ile davacı ...’ın davalarının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı taraf, dayanıklı tüketim malları sektöründe faaliyet gösterdiğini, küresel kriz nedeniyle likidite sorunu yaşadıklarını, bu nedenle borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemediklerini ve ödeyememe tehlikesi altında bulunduklarını, borçlarını ödeyebilmeleri ve muhtemel bir iflastan kurtulmak için alacaklılarıyla borçların ertelenmesine yönelik vade konkordatosu yapabilmeleri için İİK'nın 285. Vd. maddeleri gereği mühlet verilmesini ve akabinde de konkordatonun tasdikini talep etmişlerdir. Mahkemece, davacı tarafa, İİK'nın 286. maddesinde öngörülen ön proje ve diğer belgeler sunulmuş olmakla geçici mühlet, geçici mühlet içerisinde 1 yıllık kesin mühlet verilmiş ve akabinde kesin mühlet 6 ay uzatılmış ve bu süre içerisinde konkordatonun tasdikine karar verilmiştir. I- İstinaf hakkı bulunmayan alacaklılara yönelik olarak; İcra ve İflas Kanunu’nun “Kanun yolları” başlıklı 308/a maddesinde, konkordato hakkında verilen karara karşı borçlu veya konkordato talep eden alacaklının kararın tebliğinden, itiraz eden diğer alacaklıların ise tasdik kararının ilanından itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurabileceği düzenlenmiştir. Anılan düzenlemede konkordato hakkında verilen karara karşı kimlerin ne zaman kanun yoluna başvurabileceği belirtilmiş olup, buna göre borçlu veya konkordato talep eden alacaklı ile birlikte itiraz eden diğer alacaklılara kanun yolu hakkı tanınmıştır. İcra ve İflas Kanunu’nun 308/a maddesinin, aynı Kanun’un “Konkordatonun mahkemece incelenmesi” başlıklı 304 üncü maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde anılan maddede komiserin gerekçeli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkemenin konkordato hakkında karar vermek üzere yargılamaya başlayacağı, mahkemenin, komiseri dinledikten sonra kısa bir zamanda ve her halde kesin mühlet içinde kararını vermek zorunda olduğu, karar vermek için tayin olunan duruşma gününün 288 inci madde uyarınca ilan edileceği, itiraz edenlerin ise itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabileceklerinin de ilana yazılacağı belirtilmiştir. Bu düzenlemeye göre projeye itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmemeleri halinde tasdik duruşmasında yer alamayacakları anlaşılmaktadır. Komiserlerin tasdik talebine ilişkin nihai raporu ve dosyayı mahkemeye sunmasına kadar geçen süreçte alacaklının öncesinde, teklif edilen konkordato projesine ret oyu kullanması, herhangi bir hususta komisere ya da doğrudan mahkemeye dilekçe vermesi, tasdik talebini inceleyen mahkeme bakımından hiçbir anlam ifade etmemektedir. Alacaklının ancak tasdik talebine ilişkin nihai raporun ve dosyanın mahkemeye sunulmasından sonra tasdik raporuna karşı duruşma gününden üç gün öncesine kadar itirazlarını bildirmesi halinde mahkemece dikkate alınacaktır. Henüz tasdik talebine ilişkin komiser raporunun sunulmadığı aşamada verilen dilekçeler, mahkemece verilecek tasdik kararına karşı yasa yollarına başvuru imkanı tanımayacaktır. Bu yasal düzenlemelerden hareketle, 2004 sayılı Kanun'un 308/a maddesinde kanun yoluna başvuru hakkı tanınan “itiraz eden alacaklı” deyiminden, “tasdik duruşmasından önce itirazlarını bildiren alacaklı” olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24/01/2024 tarih 2023/6-1161 Esas ve 2024/5 Karar sayılı ilamı) Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; mahkemece tasdik yargılama duruşma gününün İİK'nın 304/1. maddesine uygun olarak İİK'nın 288. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Gazetesi'nde ve Basın İlan Kurumu Portalı'nda gerekli ilanların yapıldığı, ilana itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak mahkemeye bildirmek kaydı ile duruşmada hazır bulunabileceklerinin şerh düşülmesine rağmen, istinaf yoluna başvuran ...A.Ş. ve ...A.Ş. tarafından Yasa'nın (İİK m.304/I) ifade ettiği biçimde "itiraz" edilmediğinden ve bu suretle "itiraz eden alacaklı" sıfatına haiz olmadıklarından İcra ve İflas Kanunu'nun 308/a maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna başvuru haklarının da bulunmadığı anlaşılmakla, adı geçen müdahil vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 352/1-ç bendi uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiştir. II. Asli Müdahil ...vekilinin istinaf isteminin değerlendirilmesinde; İcra ve İflas Kanunu'nun “Konkordatonun Hükümleri” başlıklı 308/c maddesinin ikinci fıkrasında bağlayıcı hale gelen konkordatonun, konkordato başvurusundan önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburi olduğu, aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise 6183 sayılı Kanun kapsamındaki kamu alacakları hakkında bu maddenin ikinci fıkrası hükmünün uygulanmayacağı açıkça belirtildiğinden ... Başkanlığı'nın prim ve idari para cezası alacakları kamu alacağı niteliğinde olduğundan konkordato adı geçen kuruluş için bağlayıcı olmadığı, bir diğer ifade ile ...Başkanlığı'nın sözü edilen alacaklarının borçlu tarafından vadesinde ve tam olarak ödeneceği, bu yasal düzenleme gereğince ... Başkanlığı'nın İlk Derece Mahkemesince konkordatonun tasdikine ilişkin olarak verdiği kararı istinaf etmekte hukuki yararının bulunmadığı, bu nedenle ... Başkanlığı'nın istinaf talebinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352/1-ç düzenlemesi uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiştir. III. Asli Müdahiller ...ve ...nun istinaf isteminin değerlendirilmesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karara karşı asli müdahiller ...ve ...'nun vekili tarafından 17/01/2022 tarihinde süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmişse de; asli müdahiller ... ve ...vekilinin 14/03/2022 tarihli dilekçesi ile istinaf talebinden feragat ettiğini bildirmiştir. Asli müdahiller ... ve... vekilinin dosyaya sunduğu vekaletnamesi incelendiğinde davadan ve kanun yollarından feragat etmeye yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 349/2. maddesi gereğince asli müdahiller...ve ... vekilinin istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. IV. Asli müdahil... A.Ş. vekilinin istinaf kanun yoluna başvuru hakkının bulunduğu ve şartların sağlandığı görülmekle istinaf başvurusunun incelemesi sonucu yapılan değerlendirmede; Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Borçlarını vadesinde ödeyebilecek olan borçlunun konkordato başvurusu kabul edilemez. İİK'nın 305. maddesinde aranan konkordatonun tasdiki şartları kamu düzenine ilişkin olup, mahkeme bunların varlığını re'sen araştırır. Gerekli koşulların bulunmadığını tespit ederse talebin reddine karar verir. Mahkeme kararının gerekçesinde şartlardan hangisinin ya da hangilerinin mevcut olmadığını dayanaklarıyla açıklaması gerekir. Konkordatonun feshi sebeplerinden birinin tasdik aşamasında tespit edilmesi durumunda da tasdik talebi reddedilir. Bahsi geçen maddede sayılan tasdik şartlarından bir tanesi de, konkordato projesinde teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartıdır. Borca batıklık, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Şirketin borca batık durumda olup olmadığı TTK’nın 376. maddesi uyarınca rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Mahallinde keşif yapılarak, uzman bilirkişi aracılığıyla tespit edilebilen niteliklerine göre kayıtlardaki malvarlığının (örn; araçlar, model ve yaş gibi diğer özelliklerine göre) rayiç tespitinin yapılması mümkündür. Rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Dava teorisindeki genel ilkeden farklı olarak konkordato bir dava olmadığından borca batıklık sadece talep tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir. Konkordato süreci alacaklılar arasında eşitlik ilkesine dayalı olarak yürütülür. Konkordatoda alacaklılar arasında herhangi bir ayırım yapılmaksızın benzer durumda bulunan bütün alacaklıları kapsayan adil ve dengeli bir ödeme planının ortaya konulması ve alacaklıların tatmin edilmesinde de aynı ilkenin gözetilmesi gerekmektedir. Doktrinde ise; "...Vade konkordatosunda alacaklılar, borçluya, alacaklarının tamamen ödenmesi için bir vade verirler, yani alacaklarının ödenmesini belli bir süre ertelerler. Uygulamada seyrek olarak rastlanan vade konkordatosu 2018 değişikliğine kadar İİK'da açık şekilde düzenlenmemiş, ancak 2018 değişikliği ile birlikte İİK'da yer almıştır. Hemen belirtelim ki, vade konkordatosunda alacaklıların alacaklarını belli bir yüzdesinden feragat etmeleri söz konusu değildir; vade sonunda alacaklar, işlenmiş faizleri ile birlikte tam olarak ödenecektir. Bu açıdan bakıldığında borçluya vade tanıyan ve fakat belli bir tarihten, örneğin konkordato mühleti verilmesinden ya da konkordatonun tasdiki tarihinden itibaren faiz ödenmemesine yönelik olan bir konkordato teklifi, vade konkordatosu olmayıp, hem vade ve hem de tenzilat konkordatosu (karma konkordato) olarak nitelendirmek gerekir. (bknz. Baki Kuru, iflas ve konkordato hukuku, Ankara 1971, s.405 dipnot 4; Süha Tanrıver /Adnan Deynekli, Konkordatonun Tasdiki, Ankara 1996, s.41.) Tenzilat konkordatosunun hangi durumlarda istenebileceğine ilişkin; İİK'nın m. 285/f.1; "Borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için" konkordato talep edebileceğini hükme bağlamaktadır. Oysa İİK'nın m. 305/f.1-b hükmü gereğince tenzilat konkordatosuna sadece borca batık borçluların başvurabilecekleri; bu şart yerine gelmediği takdirde borçlunun ancak vade konkordatosu isteyebileceği, tenzilat konkordatosu isteyemeyeceği anlaşılmaktadır. Madde, borç ödemeden aciz halini esas almış gibi görünmekte ise de aslında hem borç ödemeden aciz halini ve hem de borca batıklığı kapsamaktadır. İİK'nın m.305/f.1, (a) ve (b) deki hükümler nedeniyle tenzilat konkordatosu sadece borca batık borçluların başvurabileceği bir yol olarak telakki edilmelidir. Borca batık olmayan yani alacakları ve varlıkları borçlarını karşılayan bir borçlunun tenzilat konkordatosu teklif etmesi halinde bu teklif, bir taraftan teklif edilen tutarın borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olması (mal varlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme halinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflas yoluyla tasfiye halinde elde edilebilecek bedelden fazla olması) şartı, diğer taraftan da teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartı yerine gelmediğinden tasdik edilemeyecektir. Örneğin, alacak ve varlıkları borçlarını tamamını karşılayan bir borçlu tenzilat talep ederek yüzde doksan oranında ödeme yapmayı teklif ettiği takdirde, bu teklif borçlunun mevcudu ile orantılı olmadığından ve teklif anında borçlunun iflas etmesi halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktar teklif uyarınca ellerine geçecek tutardan fazla olduğundan reddedilmek gerekecektir. Borçlunun mevcudu borçlarının tamamını karşılayabilecek durumda olmakla ve mevcudu oluşturan malların hiç olmazsa bir kısmının satılmasıyla vadesi gelmiş borçların ödenmesi imkan dahilinde bulunmakla birlikte, çeşitli nedenlerle malların o anda satılması mümkün olmayabilir. Böyle bir durumda borçlu, borçlarının yüzde yüzünü, yani tamamını ödemeyi ve alacaklılarından kendisine bir vade vermelerini teklif etmelidir. Bu durumdaki borçlu borçlarında mutlaka indirim yapılmasını sağlamak istiyorsa, bir sermaye şirketi ve kooperatif olmak kaydıyla, borçların uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması (İİK'nın m. 309/m vd) yöntemine başvurmalıdır. Bu husus gerekçede şu şekilde işaret edilmiştir; "Borca batık olmamakla birlikte borç ödemeden aciz halinde bulunan bir borçlunun vade konkordatosu istemesi mümkündür. Diğer bir deyişle, mevcudu borçlarının tamamını ödeyebilecek durumda olan bir borçlunun mallarını o anda satarak vadesi gelmiş bütün borçlarını ödemesi mümkün değilse, o zaman borçlu borçlarını yüzde yüz, yani tamamen ödeme taahhüdünde bulunarak alacaklılardan kendisine bir mühlet verilmesini isteyebilir (vade konkordatosu). Bu durumdaki bir borçlunun normal olarak tenzilat konkordatosu isteyebilmesi mümkün olmamak gerekir, zira böyle bir teklif ödenmesi "teklif edilen meblağın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartına uygun düşmez...". Şu halde, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya bu şekilde borç ödemede aciz halinde olmamakla birlikte mali göstergelerinin seyri itibariyle yakın bir gelecekte ve kaçınılmaz olarak borçlarını vadesi gelince ödeyememe tehlikesi altında bulunan bir borçlu, mevcudu borçlarını karşılıyorsa ancak vade konkordatosu teklif edebilecektir. Nitekim öğretide de bu hususa önemle işaret edilmektedir; "...Konkordato mehiline hak kazanabilmek için, aktifin pasiften az olması, yani borçlu mevcudunun borcundan az olması ana kaidedir. Aksi halde talep redde mahkumdur. Borçlunun varlığının borçların yüzde yüzünü karşılayabilecek değerde olmasına karşın, vadesi gelmiş veya yakında gelecek borçlarının ödenmesi için malvarlığının kısa zamanda paraya çevrilmesi ve borçların ödenmesi mümkün değil ise, borçlunun vade konkordatosundan yararlandırılması gerektiği konusunda doktrinde görüş birliği vardır. Şu halde malvarlığı borçlarını ödeyemeye yeten borçlu tenzilat konkordatosu talep edemeyecek olup, bu borçlunun teklif edebileceği konkordato türü ancak vade konkordatosu olabilecektir. Ama bu bağlamda borçlunun büyük bir hareket alanına sahip bulunduğu söylenemez. Borçluya vade konkordatosu yoluyla da olsa, uzun yıllar faizden kurtulmasını sağlayacak biçimde konkordato bağıtlamak olanağının tanınamayacağı açıktır. Özellikle, yüksek tutarlı borçları kapsayan konkordatolarda, borçlunun çalışarak borçlarını ödemesi, uzun yıllara bağlıdır. Borçluya uzun ödeme süreleri sağlayan bir konkordatonun aktifin borçları tamamen karşıladığı durumlarda kabulü söz konusu olamaz. Bu gibi durumlarda, borçluya aktifini paraya çevirerek, borçlarını ödeyebilmesi için gerekli olan sürenin verilmesi daha makul olacağından, uzun ödeme süresini içeren faizsiz ödeme tekliflerinin kabulüne imkan yoktur... Yargıtay da aynı görüştedir, yani aktifi pasifinden fazla olan bir kişinin tenzilat konkordatosu isteyemeyeceğini kabul etmektedir....Aktifi pasifinden fazla olan borçlunun önerdiği tenzilat konkordatosu kural olarak bir tek halde kabul görebilir ve o halde konkordatoya tabi bütün alacaklıların (oybirliğiyle) konkordato teklifini kabul etmeleridir. Ama prosedürün bu aşamaya kadar gelmesi mümkün olmayacaktır; çünkü mahkeme, aktifi pasifinden fazla olan borçlunun buna rağmen tenzilat konkordatosu istediğini tespit ederek, kesin mühlet kararı vermeyecektir..." (Prof. Dr. Selçuk Öztek - Prof. Dr. Ali Cem Budak - Doç. Dr. Müjgan Tunç Yücel - Doç. Dr. Serdar Kale Dç. Dr. Bilgehan Yeşilova - Yeni Konkordato Hukuku: 158-169) Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya dönecek olursak; İlk Derece Mahkemesince tasdik edilen konkordato revize projesinde; davacı şirketin tüm adi borçlarını % 25 tenzilat ile 27/10/2021 tarihinden itibaren 48 ayda bir yıl ödemesiz dönemden sonra 36 eşit taksitler halinde ödemesi, davacı...’ın ise tüm adi borçlarını % 25 tenzilat ile 27/10/2021 tarihinden itibaren 60 ayda bir yıl ödemesiz dönemden sonra 48 eşit taksitler halinde ödemesine ilişkin olmakla hem tenzilat hem de vade konkordatosu olduğu, davacıların ilk tasdik kararından itibaren 1 yıl ödemesiz dönemden sonra 48 ve 36 ay vade öngörülerek ödemelerin uzun bir vadeye yayıldığı, böyle bir projenin alacaklıları faiz haklarından mahrum eden, gereksiz yere ve alacaklıları zarara uğratacak şekilde vade uzatımı niteliğinde olduğu, bu yolla borçların zaman etkisinden yararlanılarak eritilmeye çalışıldığı, yine faiz verilmesine dair bir proje unsuru öngörülmeyerek yıllık bazda borçlardan faiz oranı kadar örtülü tenzilat yapıldığı, böyle bir projenin alacaklı borçlu arasındaki menfaat dengesini alacaklılar aleyhine bozar nitelikte olduğu, konkordatonun tasdik şartlarından birisi de teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması olup, son nihai rapora göre borca batık olmayan davacıların tenzilat konkordatosu talep etmesinin İİK'nın 305/1-b maddesi kapsamında değerlendirilerek teklif edilen projenin borçlunun kaynakları ile uyumlu olmadığı sonucuna varılması gerektiği, ödeme teklifinin davacıların borca batık olmadığı dikkate alındığında ekonomik durumuna göre gerçeği yansıtmadığı, neticeten davacıların konkordatoyu amacının dışında ve bir finansman enstrümanı olarak kullandığı ve verilen kararın alacaklıların zararına olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. (Emsal nitelikte Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 09.02.2023 tarihli 2022/5037 Esas 2023/518 Karar sayılı ve 14.09.2023 tarihli 2023/2455 Esas 2023/2733 Karar sayılı ilamları) Neticeten davacıların projelerinin uygulanabilir olmaması, teklif edilen projenin borçlunun kaynaklarıyla orantılı olmayıp, alacaklıların zararına olması sebebiyle asli müdahil....Ş.'nin istinaf sebepleri haklı bulunmuş, davacıların konkordato tasdik kararının kaldırılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacıların borca batık olup olmadığı karar tarihine en yakın tarihteki rayiç değerler esas alınarak belirlenmeli, borca batıklık kesin bir şekilde tespit edilmelidir.Bu durumda mahkemece davacıların güncel durumu itibariyle rayiç değerlere göre borca batık olup olmadığının belirlenmesi, borca batık değillerse yukarıda açıklanan gerekçelerle sadece konkordato talebinin reddine karar verilmesi, borca batık iseler konkordato talebinin reddi ile birlikte davacıların iflasına karar verilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, asli müdahiller...ve ...'nun istinaf başvurularının HMK'nın 349/2. maddesi uyarınca istinaftan feragat nedeniyle reddine, asli müdahiller ..., ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 352/1-ç maddesi gereğince usulden reddine, asli müdahil ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-1-Asli müdahiller... ve...'nun İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının HMK'nın 349/2. maddesi uyarınca İSTİNAFTAN FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40-TL harçtan peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın asli müdahillerden alınarak hazineye GELİR KAYDINA, 3-Asli müdahiller tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde asli müdahillere İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, B-1-Müdahil ... vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1-ç maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Harçtan muaf olduğundan yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Müdahilin yaptığı istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince müdahile İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, C-1-Asli müdahiller... ve ... vekillerinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 352/1-ç maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40' ar TL harçtan peşin alınan 80,70' er TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70'er TL harcın asli müdahillerden ayrı ayrı alınarak hazineye GELİR KAYDINA, 3-Müdahillerin yaptığı istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgililere İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, D-1-Asli müdahil ... vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/11/2021 tarih ve ...Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde asli müdahile İADESİNE, 5-Asli Müdahil tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından asli müdahil ...lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, E-1-Kaldırma sebebine göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafça peşin olarak yatırılan maktu istinaf karar harçlarının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davacılara İADESİNE, 3-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, F-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 22/05/2025 ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/242, K. 2025/481, T. 22.05.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-242-e-2025-481-k-7a1a34161ad7