Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/2174 E. 2026/2439 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/2174
Karar No
2026/2439
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/2174

KARAR NO : 2026/2439

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 25/03/2025

NUMARASI : 2024/237 Esas - 2025/287 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/05/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin iş yerindeki elektrik tesisatına ilişkin denetim yaptırmasından yalnızca 4 (dört) ay sonra, 17.03.2022 tarihinde sabah saatlerinde elektrik kaynaklı bir yangın meydana geldiği, müvekkil şirket personelleri tarafından, davalı kurum o anda defalarca aranarak ana akımı kesmeleri, yangının kendi elektrik akımlarını kesmiş olmalarına rağmen hızlanarak devam ettiği bildirildiği, patlamaların müvekkile ait elektrik tesisatının kapalı olmasına rağmen devam etmesi, kablolardaki patlamalar ve davalı tarafça yer altında sonradan yapılan kazı çalışmaları, arızanın menşeinin davalı şirketin uhdesinde ve sorumluluğunda olduğunun fark edilmesini sağlamış olduğu, davalı kurum nezdinde trafodan güç kaynağının kesilmesi akabinde, itfaiye ekiplerinin marifetleri sonucu yangın güçlükle durdurulabildiği, meydana gelen hasar sebebiyle müvekkil şirketin uğramış olduğu zararın bilirkişiler tarafından belirlenecek bedel üzerinden karşılanması gerektiği, birden çok noktadan elektrik akımı ile hizmet gören müvekkilimizin diğer noktalarda hiçbir arıza ve sorun ile karşılaşılmazken yalnızca bir besleme hattında patlama yaşanmış olması, davalı şirketin denetim ve bakım onarım yükümlülüğünü yerine getirmediğinin en açık kanıtı olduğu, uzun süredir bakım ve onarıma ilişkin sorumluluğunu yerine getirmeyen davalı şirketin müvekkilin mahkeme nezdinde hesaplanacak zararlarını tazmin etmesi gerektiği, davalı şirketin verdiği hizmetin niteliği gereği kusur sorumluluğu yanında tehlike sorumluluğu da bulunduğu değerlendirilmesi gerektiği, beyan edilerek; davanın kabulüne, HMK m. 107 gereği belirlenebilir hale geldiği anda dava değerini yükseltmek üzere fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile müvekkil şirketin iş yerinde çıkan yangın dolayısıyla uğradığı zararın 1.000,00 ti'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep edilmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu mahalde, ihtilaf konusu olay tarihi itibariyle herhangi bir elektrik kesintisi yahut arıza meydana gelmediği ve voltaj değerlerinin normal düzeyde olduğu ve yine müvekkil şirketten gelen 07/06/2022 tarihli ve ... numaralı cevabi yazı ile ekine göre, dava konusu hasarın, bizzat davacı yan panosundan kaynaklı olduğu ve bu sebeple dağıtım hattına da zarar verildiği ortada olduğunu, dava konusu edilen hasar değerinin tespitinde belli kriterlerin esas alınması içtihat gereği olduğunu, faize, faiz türüne ve faiz oranına itiraz ettiklerini belirterek davacı yanın davasının öncelikle usulden reddine, aksi halde haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince; "Yangının teknik açıdan; davacının aidiyetindeki ve sorumluluğundaki ana dağıtım panosunda bulunan termik manyetik şalterde meydana gelen herhangi bir arıza, bağlantı noktalarındaki gevşek bağlantı, aşırı ısınma veya yüklenmeye bağlı

kontak deformasyonu ile başladığı, ...'ın yasal düzenlemelere uygun bakım, kontrol, denetim görevini yerine getirdiği, voltaj değerlerinin kullanılabilir düzeyde olduğunun belge ile belirtildiği, oluşan maddi zarardan başlatıcı ve doğrudan etkisi olmaması sebebiyle kusur izafe edilemeyeceği,belirtilmiş olup davacı tarafça her ne kadar davalının tehlike sorumluluğu bulunduğu iddia edilmiş ise de dava konusu yangında kusur sorumluğunun söz konusu olduğu ve davalının yangının meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine," karar verilmiştir.

Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dosya kapsamına göre davalının kusurlu olduğu, aynı zamanda tehlike sorumluluğu kapsamında sorumluluğunun bulunduğunu, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :

İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; Haksız eylemden kaynaklanan maddi tazminat davasıdır.

TBK.m.49 gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla mükelleftir.

Dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının iddiasını ispat edemediği, alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun hüküm kurmaya elverişli olduğu, rapora göre yangının meydana gelmesinde davacının %100 kusurlu olduğu, 6098 sayılı yasanın 71. maddesi kapsamında meydana gelen yangının davalının faaliyetin sebebiyle değil davacının faaliyeti sebebiyle meydana geldiği anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde değildir.

Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/237 Esas 2025/287 Karar sayılı 25/03/2025 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 615,40 TL'nin mahsubuyla bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,

5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/2174, K. 2026/2439, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-2174-e-2026-2439-k-8940dd440612