Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/141 E. 2025/182 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/141
Karar No
2025/182
Karar Tarihi

T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 06/02/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... ÜYE : .... ÜYE :.... KATİP : ...

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... TARİHİ : .... NUMARASI : ...

DAVACILAR : ... VEKİLİ : ... DAVALI :... VEKİLİ : ... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : ... İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların tekstil işi ile uğraşmakta iken birkaç çekini ödeyemediğini ve davalılar gibi bir çok firmanın davacılara ait çek, senet ve cari alacak ile ilgili birçok icra takibi başlattığını, söz konusu dosyalarla davacıların araçları, taşınmazlarına, banka hesaplarına haciz konulduğunu ve hatta işletmesindeki tüm emtia ve varlıklarının fiilen haczedildiğini, davacıların ticari hayatına devam edemediğini belirterek adli yardım talebinde bulunmuş ayrıca müvekkili ...'in yıllardır ...'de tekstil işleri ile uğraştığını ve davacı şirketin büyük ortağı olduğunu, müvekkilinin son zamanlarda ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle finansal olarak zorlanmaya başladığını ve bu sırada da yaklaşık 80.000.000,00 TL civarı alacağını ... isimli kişilerden alamadığını ve dolandırıldığını, alacaklarını alamadığı için verdiği çeklere karşılıksız şerhi vurulmaya başlandığını, davalı şirketin ise davacıların en büyük tedarikçisi olan iplik firması olduğunu, davacıların davalı firmaya 13/06/2023 tarihi itibarıyla 885.523,02 TL civarında cari bir borcu bulunduğunu, davalı firmanın müvekkiline gelerek kendilerinin ...'nin en büyük iplik firması olduğunu, müvekkili firmayı himayesi altına alacaklarını, müvekkili firmanın dışarıya olan borçlarını ödeyeceklerini ve bu sayede fabrikanın çalışmaya devam edeceğini, ancak bu süreçte müvekkilinin fabrikasını kendilerinin yöneteceğini ve müvekkili firmayı bu ekonomik durumdan kurtaracaklarını vaat ettiklerini, ancak bunun karşılığında da kendilerini garantiye almak manasında müvekkilinden bir takım teminat ve evrak vb. İstediklerini, ekonomik anlamda zor olan davacıların bu durumda davalının vaatlerine ve hileli davranışlarına kandığını ve güvendiğini, davalı firma yetkililerinin 17/07/2023 tarihinde önce müvekkilini kendi ofislerine çağırdığını burada yapacaklarını iddia ettikleri vaatleri ve hususları anlattığını, oradan da kendilerini güvence altına almak amacıyla kendi avukatları olan ...’ün ofisine götürdüğünü, burada resmi evrakların hazırlandığını ve oradan da mesai bitmiş olmasına rağmen saat akşam 19.00 gibi ...Noterliği’ne götürdüklerini ve müvekkilinin davalıya o tarihte 885.523.02 TL borcu varken davalı firmaya; şirket kasasında bulunan ve ...'a verilmek üzere ayırdığı 5.000.000,00 TL nakit para, müvekkili firma da bulunan ve liste de yazılı dokuma tezgahları ve konfeksiyondaki bulunan tüm makinalarının ...Noterliğin’de taşınır rehni konulmuş, müvekkili şirkete ait ..., ... plaka sayılı araçlara yine ...Noterliğinde araç rehni konulduğunu, Milli Savunma Bakanlığı Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğü ...Tedarik Bölge Başkanlığında bulunan 7.403.390,00 TL alacağını yine ... Noterliğinde temlik ettiğini, ayrıca davalı firmanın, müvekkilinden; 25.000.000,00 TL bedelli senet aldığını, ancak daha sonra bu senet ile ...Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyası ile İhtiyati haciz kararı aldığını ve ...İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile müvekkilinin iş yerinde haciz işlemi yaptığını, ... İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı dosyası açılış tarihinde müvekkilinin davalı firmaya borcu 885.523.02 TL olduğunu, bunlara karşılık davalı firmanın, müvekkilinin ...’a olan borcuna karşılık 2 aylık kendi çeklerini vereceklerini, müvekkili firmada çalışan işçilerin maaşlarını yatıracaklarını, diğer vadesi gelen çekleri de sırası ile ödeyeceklerini beyan ettiğini, ancak müvekkili davalı şirket ve yetkililerinin hileli davranışları ile davalı şirket ve yetkililerinin her istediğini yapmış ise de, davalı şirketin daha sonradan müvekkiline vaat ettikleri hiçbir şeyi yapmadığını hatta bu defa müvekkiline bize olan borcun dolar idi dolar kur farkın var, faizi var vb. bahaneler ile müvekkilinin kendilerine 14-15 Milyon TL borcu olduğunu, ödenene kadar bu borcun zaten 25 milyon olacağını bu nedenle hem 25 milyon senetten hem de rehin vb den kendilerine borcu olduğunu beyan ettiğini, hatta 02/08/2023 tarihinde müvekkilinin işyerine tekrar haciz göndererek müvekkilinin tüm eşyalarını haciz ettiklerini, olayların gerçekleştiği tarihlerde müvekkilinin davalı firmaya sadece 885.523,02 TL gibi borcu bulunmakta iken milyon liralık makine ve araçların şüphelilere rehin verilmesi, yaklaşık 7.500.000,00 TL’lik alacağını davalı firmaya temlik etmesi ve davalı firmaya ortada böyle bir miktarda borç yokken 25.000.000,00 TL bedelli senet vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin çeklerinin vurulmaya başlaması, iç ve dış piyasadaki talebin azalması ve bu sebeple işlerinin kötüye gitmesi sebebiyle paniğe kapıldığını, işletmesi ve fabrikasını kaybetmeme korkusuyla davalının her dediğini yaptığını ve olmayan bir borç nedeni ile davalı firma tarafından müvekkillerinin bütün şirket malvarlığı üzerine rehin ve haciz koyulduğunu, ancak davalı firmanın müvekkiline verdikleri hiçbir sözü tutmadığını müvekkilinin içinde bulunduğu zor durumdan faydalanarak yoktan borç yatarak müvekkilinin bütün malvarlığı üzerinde hak sahibi hale geldiklerini ve müvekkilinin finansal olarak bitmesine sebebiyle verdiklerini belirterek, davacıların davalı yana ...Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alınan ve ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına konu olan 25.000.000,00 TL bedelli senetten bir borcu olmadığının menfi tespitine, ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasında tahsil edilen bedellerin istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının, davacı taraftan 15/05/2023 tarihli 25.000.000,00-TL bedelli senet nedeni ile alacaklı olduğunu, bu alacağını tahsil edebilmek için de ... Mahkemesi ... D.İş-... K. Sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alarak ... İcra Dairesi ... Esas sayılı icra dosyasından icra takibi başlattığını, davalı tarafa açılan işbu menfi tespit davasında sunulmuş olan dava dilekçesinde yer alan iddiaların davalının alacaklı olduğu işbu senet ile bir ilgisinin bulunmadığını, işbu davanın konusunu teşkil eden borcun sebebinin 15/05/2023 tarihli 25.000.000,00-TL bedelli kambiyo senedi olduğunu, kambiyo senedi karşısında borçlu olmadığını iddia eden davacı-borçlu bu iddiasını yazılı belge ile ispatla mükellef olduğunu, ayrıca senetle ispat kuralı gereği davacı tarafça senede karşı borçlu olunmadığı yönündeki tüm iddialarının senetle ispat edilmesi gerektiğini, davacı tarafın iddialarının kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi uyarınca bir geçerliliğinin bulunmadığını ve bu sebeple davacının iddialarının dinlenmesinin mümkün olmadığını, zira bononun bir kambiyo senedi olup; herhangi bir illete bağlı olmadığını, bağlı olmasının da gerekmediğini, eğer davacı tarafın iddiası dinlenecek ve değerlendirilecek olursa kambiyo hukukunun hiçbir ehemmiyetinin kalmayacağını savunarak, davanın reddi ile kötü niyetli olmaları nedeniyle davacıların %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Davacıların, bononun teminat senedi olarak verildiğini iddia etmişler ise de, bu hususa ilişkin yazılı bir belge sunmadıkları gibi, hangi temel borç ilişkisindeki edimin teminatı olarak düzenlendiğini, dolayısıyla bononun teminat altına aldığı hususun ne olduğunu da usulünce ispatlayamadıklarını, dava konusu bononun kambiyo senedi vasfında, sebepten bağımsız kıymetli evrak olduğunu, davalının bu senedi ne şekilde edindiğini ispat mecburiyetinin de bulunmadığını gerekçesiyle, davacı tarafça usulünce ispatlanamayan davanın esastan reddine karar verildiğini ayrıca 2004 sayılı İİK'nın 72/4. Maddesine göre; "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." İcra dosyasına yatan/yatacak olan paranın alacaklı(davalı) tarafa ödenmemesine dair verilen ihtiyati tedbir kararının İcra Dairesince 06/02/2024 tarihinde uygulanmış (infaz edilmiş) olması karşısında, alacak tutarı (25.000.000,00.TL) üzerinden %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalı(alacaklı) tarafa ödenmesine karar verildiğini, davacı tarafın eldeki davayı adli yardım talepli olarak açtığını, adli yardım talebinin reddine dair verilen 22/12/2023 tarihli ara karara karşı itirazda bulunulması üzerine, itirazı değerlendiren ... Mahkemesi'nin ... K. Sayılı kararı ile itirazın kabulüyle, davacıların adli yardım taleplerinin kabulüne, davacıların HMK'nın 334. maddesi gereğince, dava harç ve yargılama giderlerinden geçici olarak muaf tutulmalarına karar verildiğini, 6100 sayılı HMK'nın "Adli yardımla ertelenen yargılama giderlerinin tahsili" başlıklı 339. Maddesine göre; "(1) Adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir.(2) (Ek: 11/4/2013-6459/ 24 md.) Adli yardım kararından dolayı Devletçe ödenen veya muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin, adli yardımdan yararlananın mağduriyetine neden olacağı mahkemece açıkça anlaşılırsa, mahkeme, hükümde tamamen veya kısmen ödemeden muaf tutulmasına karar verebilir."Adli yardımdan yararlanan davacı tarafın davasının reddine karar verildiğinden (davacı tarafın haksız çıkmasından) dolayı, dava açılışında yatırılması gereken maktu başvuru harcı ile davanın reddi halinde tahsili gereken maktu karar ve ilam harcının ve 6325 sayılı yasa gereğince Hazine tarafından arabulucuya ödenen ücretin, davacılardan müteselsilen tahsiline; Bilirkişi ücreti, posta gideri ve diğer giderlerin davacı tarafça depo olunan gider avansından karşılandığı görülerek, bu yargılama giderlerinin ise, davacı taraf üzerinde bırakılmasına; sonuçta yapılan açık yargılama, dava, cevap, icra dosyası, takibe ve davaya konu bono, bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre, davanın esastan reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkemece senedin teminat senedi olduğu iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, ancak taraflarınca ne dava dilekçesinde ne de dosyadaki beyanlarında senedin teminat senedi olduğuna dair bir iddialarının bulunmadığını, söz konusu senedin TBK 30 vd. Maddeleri gereği yanılma, aldatma ve korkutma nedeni ile menfi tespit isteminde bulunulduğunu mahkemenin hukuki gerekçesinde ve araştırmasında hatalı ve yanlış yorumda bulunduğunu, tanık vb. delillerinin toplanmadığını, davalı şirketin TBK 36. Maddesinde belirtilen aldatma eylemini gerçekleştirdiğini, davalı kayıtlarına göre davalının davacıdan 2023 yıl sonu itibarıyla 12.439.503,09 TL alacaklı olduğunu, bu tutara icra ve haciz masraflarının dahil edildiğini, ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının takip tarihi olan 18/07/2023 tarihinde davalının davacıdan 2.531.303.09 TL alacaklı olduğu hususunun ispat edildiğini, yani davalının kayıtlarına bile davacının davalıya 2.531.303,09 TL borcu varken 25.000.000,00 TL değerinde senet vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olup söz konusu senedin davalı tarafından hile, aldatma, yanıltma ve korkutma ile alındığının en güzel örneği olduğunu, dava konusu 25.000.000,00 TL tutarındaki senedin bedelsiz olduğunu işbu senet karşılığında davacılar tarafından davalıdan hiçbir mal veya nakdi ödem alınmadığını, dava konusu senedin bedelsiz olduğu davalı tarafın defterleri incelendiğinde de açıkça ortaya çıktığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir. Bir hukuki işlem gerçekleştirilirken taraflardan birinin işlem iradesinin oluşum veya beyanı aşamasında ortaya çıkan sakatlıklara irade bozukluğu denir (Fikret Eren: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22. b., Ankara 2017, s. 392). İrade bozukluğu hâlleri mülga 818 sayılı Kanun’nda (BK) “Rızadaki fesat” başlığı altında “Hata”, “Hile” ve “İkrah” olarak 23 ila 31 inci maddeler arasında hükme bağlanmış iken, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Kanun’da 30 ila 39 uncu maddeler arasında bu defa “Yanılma”, “Aldatma” ve “Korkutma” başlıkları altında düzenlenmiştir. Kanunda hilenin tanımına doğrudan yer verilmemiş ise de aldatma (hile); genel olarak, bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı korumak yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Nitekim Türk Hukuk Lûgatı’nda aldatma; “bir kişinin davranış ya da sözleriyle yanlış bir düşününce doğmasına bile bile yol açarak bir başka kişiyi istenç bildiriminde bulunmaya ya da sözleşme yapmaya yöneltmesi” olarak ifade edilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C.1, s.44). Hilede irade sakatlığı, hatadan farklı olarak, iradenin beyanında değil oluşumunda meydana gelmektedir. İradenin oluşumundaki sakatlık ise kişinin kendisi dışında başka birinin kasıtlı bir aldatma fiiliyle gerçekleşmektedir. Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 tarih ve 2010/1-502 Esas, 2010/536 Karar; 08/07/2020 tarih ve 2017/1-1831 Esas, 2020/549 Karar sayılı kararlarında, hilenin; gerçek durumu bilmesi hâlinde bir kimsenin kabul etmeyecek olduğu bir şeyi kabul etmesine diğer bir kimse tarafından yol açılması olduğu vurgulanmıştır. (YHGK 2023/1-50 Esas ve 2024/417 Karar sayılı ilamı). 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 203/1-ç. maddesinde hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında sayılmıştır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06/11/2013 tarihli ve 2013/11-200 E., 2013/1540 K. sayılı ilamında; hata, hile ve ikrah vakıaları senede bağlanması mümkün olmayan iddialar olup, senetle ispat edilmesinde maddi imkansızlık bulunduğundan, bu iddiaların tanıkla ispat edilebilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir. Eldeki davada, davacı vekili dava dilekçesinde, menfi tespite konu kambiyo senedinin, müvekkilinin zor durumundan faydalanılarak ve hileli işlemlerle iradesi fesada uğratılarak kendisinden alındığını ileri sürmüş, ancak bu iddiaya yönelik herhangi bir delil toplanmadan ve gerekçe belirtilmeden, kambiyo senedinin, teminat senedi olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, davacının irade fesadına uğratıldığı iddiası her türlü delille ispat edilebileceğinden taraf delilleri toplanarak, sundukları tanıklar dinlenip, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmalıdır. Açıklanan nedenlerle, kaldırma nedenine göre sair istinaf itirazları değerlendirilmeksizin, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; ... Mahkemesi'nin ... tarih, ...Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Adli Yardımdan yararlanan davacılar tarafından harç yatırılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4-Dosya adli yardımlı olduğundan ve davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama gideri bulunmadığından, suç üstü ödeneğinden karşılanan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/141, K. 2025/182, T. 06.02.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-141-e-2025-182-k-9ed4aaee29b4