İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/183 E. 2025/270 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/183
- Karar No
- 2025/270
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/183 KARAR NO: 2025/270 DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 14/03/2023 KARAR TARİHİ: 26/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; alacaklı olduğunu iddia eden---- tarafından -------D.iş sayılı dosyası ile, 25.000.000,00 TL tutarında bonoya dayanarak müvekkili hakkında ihtiyati haciz kararı alındığı, işbu kararın ------sayılı dosyası ile icraya konulduğu ve müvekkilinin taşınır ve taşınmaz mal varlığına araçlarına, tüm banka hesaplarına haciz talep ve tatbik edildiği söz konusu ihtiyati haciz kararına karşı yasal süresi içinde ------Mahkemesi nezdinde itiraz edildiği ancak itirazlarının yerel mahkeme tarafından reddedildiği, kararın henüz kesinleşmediği, ihtiyati haciz kararının tatbiki ile birlikte esas takibe de geçildiğinden -------- dosyası ile borca ve imzaya itiraz konulu dava açılmış olup, halen yargılamanın devam ettiği, takibin dayanağı olarak gösterilen belge, kıymetli evrak niteliğini haiz olmadığı ve üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, takibin dayanağı olan bononun, A4 kağıdı üzerine bilgisayar çıktısı olarak düzenlenmiş bir evrak olduğu, kıymetli evrakın unsurlarını taşımadığı, bono üzerinde müvekkilinin el yazısı ile yazılmış tek bir kelime ve/veya sayı, tarih mevcut olmadığı, müvekkilinin alacaklı olarak görünen ------- hiçbir surette bono imzalayarak vermediği dilekçe ekinde sundukları belgelerden görüleceği üzere, müvekkilinin tatbik imzası ile bono üzerindeki imza arasında çıplak gözle dahi fark edilebilecek bariz farklılıklar bulunduğu, alacaklı olduğunu iddia eden ------müvekkilinin kardeşi olduğu, müvekkilinin yetkilisi olduğu şirkette yanında çalıştığı, bu çalışma döneminde müvekkilinin imzaladığı birçok belge, alacaklı olarak görülen şahsa aile ve güven ilişkisine bağlı olarak teslim edildiği, yakın geçmişte ---- bu işyerinden ayrıldığı ---- elde ettiği bu belgeleri kötü niyetli olarak ve sahtecilik eylemine başvurarak kullanmış olmasının kuvvetli ihtimal olduğu, müvekkillinin kız kardeşi ----- herhangi bir borcu bulunmadığını, hukuka aykırı şekilde senet düzenleyerek ihtiyati haciz kararı aldığını, bu hususta hakkında sahtecilik iddiası ile savcılık şikayetine başvurulduğunu,----- takibinin durdurulması ve haczedilen paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin---- takibine konu borç yönünden borçlu olmadığının tespitini, -------takibinin iptalini, icra dosyasında para tahsilatı yapılması halinde, tahsil edilen kısım yönünden davanın istirdat davasına dönüştürülmesini, haksız ve kötü niyetli olarak takip başlatan ve müvekkilini zarara uğratan alacaklı aleyhinde, takibe konu asıl alacağın %20' sinden az olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, haksız ve kötü niyetli olarak takip başlatan ve müvekkilini zarara uğratan alacaklı aleyhinde takibe konu asıl alacağın %10'undan az olmayacak şekilde para cezasına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı/ alacaklıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kötü niyetli biçimde ---- sayılı icra takibine dayanak teşkil eden, davaya konu; ---- düzenleme tarihli,------ vade tarihli, -----bedelli bononun kıymetli evrak niteliğine haiz olmadığını iddia ettiğini, davacı tarafın iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, davaya konu bono incelendiğinde, bononun tüm kurucu unsurlarının mevcut olduğunun tespit edileceğini, bu yönüyle davacı tarafın hukuki dayanaktan yoksun iddialarına itiraz ettiklerini, davacı tarafın bono üzerindeki keşideci imzasının davacının el ürünü olmadığını iddia ettikleri, bu yönüyle de davacının iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, bono üzerindeki keşideci imzasının davacının eli ürünü olduğunu, -----dava dosyasında görülmekte olan imza itirazı konulu davaya sunulmak üzere hazırlanan ------ da davaya konu bonodaki keşideci imzasının davacıya ait olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafın takibe konu bonodan kaynaklı olarak borçlu olmadığı iddiasının kötü niyetli olduğu, ---- düzenleme tarihli, --- vade tarihli, --- bedelli bonodan kaynaklı olarak müvekkiline borçlu olduğu, tamamen soyut ve gerçeğe aykırı beyanlarla borçlu olmadığını iddia etmekte ve borcun ifasını bilinçli olarak geciktirmeye çalıştırdıklarını, HMK madde 209/1 ve İİK madde 170'e göre ihtiyati tedbir kararı verilerek takibin durdurulması konulu taleplerinin de hukuki dayanaktan yoksun olduğu, senedin adi senet olup gerek ihtiyati haciz kararına, gerekse icra takibine konu senet ise bononun tüm unsurlarını taşıyan bir kambiyon senedine haiz olduğunu, davacının borçlunun ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin reddini, davacı borçlunun hukuki dayanaktan yoksun ve kötüniyetli davasının reddini, takibin devamını, davacı borçlu aleyhine ------- sayılı dosyasındaki takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini, davacı borçlu aleyhine ---- dosyasındaki takip tutarının %10'u oranında para cezasına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, davalı tarafından davacı aleyhinde -------- sayılı dosyasında başlatılan icra takibine dayanak senetteki imzanın davacıya ait olup olmadığı, takibe konu borç yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin mümkün olup olmadığına ilişkindir. Senet metninden anlaşılan def'iler, senedin incelenmesi ile görülebilecek savunmalardır. Burada senet ile kast edilen, senedin ön yüzü ve metni, arka yüzü ve alonjudur. Bu yüzden senet metninden anlaşılan def'iler mutlak def'iler olup, niteliğine göre bazen sadece ilgili borçlu ve bazen de her borçlu tarafından her hamile karşı ileri sürülebilirler. Örneğin bir kambiyo senedinin kanunda öngörülen zorunlu şekil şartlarının birinden yoksun olması, senedin vadesinin gelmemesi, senedin zamanaşımına uğraması her borçlu tarafından herkese karşı ileri sürülebilir.Senetten doğan taahhüdün geçersizliğine (hükümsüzlüğüne) ilişkin def’iler, senedin metninden yahut ön veya arka yüzünden anlaşılmazlar. Bu def’iler, ortada şekil şartları açısından geçerli bir senedin varlığına rağmen, borçlulardan birinin veya bazılarının sorumluluğu ile sınırlı olarak, bu senedin hüküm doğurmaması halinde söz konusudur. Bu sonuç, sadece hükümsüzlük sebebi şahsında gerçekleşen kişi hakkında doğar. Geçersizlik şahsında gerçekleşen borçlu, geçersizlik def'ini herkese karşı ileri sürebilir. Bu yüzden senetten doğan taahhüdün geçersizliğine ilişkin def'iler mutlak def'iler olup, ilgili borçlu tarafından her hamile karşı ileri sürülebilirler. Senedi sonradan iktisap eden hamiller iyi niyetli olsalar bile, anılan def'ilerin ileri sürülmesi mümkündür. Örneğin bir kambiyo senedindeki borçlulara ait imzalardan birisi, yetkisiz temsilci tarafından atılmışsa veya bu imza sahte ise, anılan borçlu sorumluluk altına girmez. Senet, anılan borçlular bakımından geçersizdir (hükümsüzdür). Ancak bu geçersizlik hali, yalnızca geçersizlik şahsında gerçekleşen borçlu/borçlular tarafından ileri sürülebilir. İmzaların bağımsızlığı ilkesi (TTK m. 677) gereği bu geçersizlik, başka borçlular tarafından ileri sürülemez.Kişisel def'iler, taraflar arasındaki doğrudan doğruya mevcut olan hukuki ilişkilerden kaynaklanır. Bu hukuki ilişki, senedin düzenlenmesine/verilmesine neden olan temel ilişki veya özel bir anlaşma şeklinde ortaya çıkabilir. Emre yazılı senetlerde kişisel def’iler, kural olarak taraflar arasında ileri sürülebilir; üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Bunun istisnası, sonraki hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmesidir. Bu halde kişisel def’iler, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. Hamilin bile bile borçlu zararına hareketi tespit edilirken senedin beldesiz olduğunu bilmesi tek başına yetmez, aynı zamanda kambiyo senedini devraldığı anda borçlusunun şahsi defilerini ileri sürme imkanını kaybedeceğini idrak etmesi ve bu idrake bağlı olarak da " zarar görürse görsün" şeklinde irade ortaya koyarak senedi devralması gerekir. Kişisel defiler emre yazılı borç senetlerindeki borç taahhüdünün objektif mevcudiyetine hiç bir etkisi olmayan borçlunun belli bir alacaklı ile arasındaki hukuki münasebetten doğan defilerdir. Bu nedenle kişisel defiler kural olarak doğrudan doğruya ilişkileri bulunan kimseler arasında ileri sürülebilir.Davacı yan taraflar arasındaki akrabalık bağı nazara alınarak tanık dinletmek istemiştir.------ sayılı kararında " Dava, bono nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. HUMK’nun 290 (HMK’nun 201) maddesi uyarınca senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak nitelikte bulunan hukuki işlemler tanıkla ispat olunamaz. Başka bir anlatımla, senede karşı ileri sürülen iddiaların yazılı delille kanıtlanması gerekmektedir. Davalı taraf tanık dinlenmesine muvafakat etmediğine göre, somut olayda tanık dinlenmiş olması usul ve yasaya aykırıdır." belirtmiştir.------- Sayılı ilamında "....Dava, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. HMK 201. maddesi gereğince, “ Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.” gereğince, dava konusu senet tutarı bahsi geçen maddedeki istisna kapsamında kalmadığından ve tarafların HMK 203. maddesinde açıklanan yakınlık ilişkisi bulunsa bile akdi ilişki senede bağlandıysa buna karşı ileri sürülen iddia ve savunmaların senetle ispatı gerektiğinden, bu hususta tanık beyanına başvurulamayacak olması gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir..." belirtmiştir. Her ne kadar davacı yanca tarafların kardeş olmaları ve savcılık beyanı nazara alındığında tanık dinletilmesi talep edilmiş ise de yukarıda alıntılanan emsal yüksek mahkeme kararında da belirtildiği üzere akdi ilişkinin senede bağlandığı hallerde taraflar arasında akrabalık olsa dahi tanık dinlenmesi mümkün değildir.Bu nedenle davacının tanık dinletme talebi red edilmiştir.Davacı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir -------- Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise, hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer -----. Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacı tarafa aittir.----Kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davalarında ispat yükü davacı olan borçlu üzerinde ise de; kambiyo senedindeki imzaya itiraz edilmiş olması halinde imzanın davacı borçluya ait olduğu hususunda ispat külfeti davalı alacaklıdadır.-------Taraflar arasında görülmüş olan ---------- sayılı dosyası celp edilerek incelenmiş bu dosyada alınan 04.07.2023 tarihli heyet raporunda 3 grafolog bilirkişinin oluşturduğu heyetten alınan rapora göre senetteki imzanın davacıya ait olduğu, aynı dosyada alınan 14.04.2023 tarihli heyet raporunda 3 grafolog bilirkişiden alınan raporda senet üzerinde bulunan imzaların davacıya ait olup olmnadığı tespit edilemediğine dair rapor düzenlendiği, kambiyo senedine mahsus icra takibinde imzaya itiraz davası olarak görülen bu davada mahkemece ------ tarihli bilirkişi heyet raporları yeterli, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmış ve asıl ve birleşen dosyada imzaya itiraz davasının reddine karar verilmiştir..." gerekçeleri ile davanın reddine karar verildiği, kararın---- sayılı ilamı ile onandığı keza ------- Sayılı ilamı ile onandığı görülmüştür. Bilindiği üzere icra hukuk mahkemelerinin takip hukukuna ilişkin verdikleri kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemektedir.Aynı senet nedeni ile -------soruşturma sayılı dosyasında ----------- laboratuvarından rapor alınmış olup 06.08.2024 tarihli heyet raporuna göre davaya konu senette bulunan imzaların davacıya ait olup olmadığının tespit edilemediğine dair rapor düzenlenmiştir. Mahkememizce takibe dayanak senet aslı celp edilerek incelenmiş, davacıdan imza örnekleri alınmış davacının mukayeseye esas bir çok ıslak imzası bulunan evrak aslı celp edilmiş ve -------- rapor alınmıştır.------- tarihli heyet raporunda mukayeseye esas alınan onlarca ıslak imza bulunan evrakların keza İcra Hukuk mahkemesinde alınan raporları da tek tek incelemiş neticeten senette bulunan imzanın davacıya ait olmadığı yolunda tespitte bulunmuştur. Her ne kadar davalı yanca başkaca bir kurumdan rapor alınması talep edilmiş ise de ----- raporu incelendiğinde raporun ilk 2 sayfasında mukayeseye tabi tutulan evraklar tek tek sıralanmış keza başka mahkemece alınan raporların da incelendiği görülmüştür. Öte yandan yine davacı ve davalı arasında görülmekte olan -----sayılı dosyasında alınan --------araporunda da senette bulunan imzaların davacıya ait olmadığı anlaşılmıştır. Neticede takibe dayanak senette bulunan imzanın davacıya ait olduğuna dair İcra Hukuk mahkemesinde grofolog bilirkişi raporları varsa da imzanın davacıya ait olmadığına dair raporlar da bulunmaktadır. Neticede senette bulunan imzanın davacıya ait olup olmadığının tespit edilemediğine dair ----- laboratuvarından alınmış rapor olduğu gibi mahkememizce alınan ---- raporu da mevcut olup ---- raporunda bu senet ile ilgili alınmış tüm raporlar incelenip değerlendirildiğinden, mukayeseye esas birçok evrak üzerinde inceleme yapıldığından bu rapor denetime uygun bulunmuş, takibe konu senette bulunan imzanın davacıya ait olmadığı kanaatine varılmış olması nedeni ile davanın kabulüne, davacının ------ Sayılı dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve Takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılmakla takip konusu asıl alacağın %20 si oranındaki 5.000.000 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın kabulüne; A-Davacının ----------- Sayılı dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, B-Takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılmakla takip konusu asıl alacağın %20 si oranındaki 5.000.000 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.865.821,53 TL nispi harcın peşin alınan 466.455,39 TL harcının mahsubu ile bakiye kalan 1.399.366,14 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 466.455,39 TL peşin harç, 970,25 TL tebligat ve posta gideri, 5.900,00 TL adli tıp ücreti olmak üzere toplam 473.505,54 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davalı tarafından yapılmış bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Ücr. Trf.'ne göre, 881.140,32 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının taraflara iadesine, Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ---------- Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/03/2025