Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/196 E. 2025/417 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/196
Karar No
2025/417
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ

T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ

ESAS NO : 2024/196 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2025/417

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/11/2023 ESAS-KARAR NO : 2022/23 E - 2023/669 K

DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 14/04/2025 YAZILDIĞI TARİH : 14/05/2025

Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacılar vekili; müvekkili şirket ile dava dışı ... Taşımacılık Ltd. Şti. arasındaki adi ortaklık hükümleri gereğince iki adet mandıra yapım işine girişildiğini, bu mandıra işi kapsamında her iki ortak şirketin davalıdan maddi yardım talebinde bulunduklarını, bu kapsamda davalı ...'ün ... Bankasından 500.000,00 TL ve 20.000,00 TL tutarında krediler kullanarak, ayrıca Esnaf ve Kefalet Kooperatifinden 150.000,00TL kredi çekerek, toplamda 670.000,00TL‘yi kendisine ve ortağına teslim ettiğini, daha sonra taraflar arasında 11/10/2016 tarihinde protokol imzalanarak, davalının çekmiş olduğu kredilerin o günkü tarih itibariyle toplam 645.000,00 TL'lik kalan borcu kısmı için anlaşma yapıldığını, bu borçtan müvekkili ile ortağı ... Ltd. Şti.'nin sorumlu olacağını, bu nedenle davalıya 11/10/2016 keşide ve 30/12/2016 vade tarihli teminat senedinin her iki şirket tarafından imzalanarak teslim edildiğini, davalıya ... Bankasından çektiği 500.000 TL ve 20.000 TL lik borcu ödendiğini, sadece Esnaf ve Kefalet Kooperatifinden çekmiş olduğu krediden 125.000 TL borcun kaldığını, müvekkili ve ... Ltd Şti'nin 11/10/2016 tarihli protokol kapsamında devlet tarafından yapılacak olan yaklaşık 2.400.000,0TL tutarındaki ödemede öncelikle davalının borçlarını ödemeyi kabul ve taahhüt ettiklerini, protokol tarihi olan 11/10/2016 tarihinden sonra ....Ltd. Şti'nin devletten 1.622,000,00 TL ödeme aldığını, müvekkilinin ise hiç bir ödeme alamadığını, davalının 645.000,00 TL'lik senedi Ankara 26. İcra Müdürlüğü'nün 2017/109 sayılı dosyası ile icra takibine koyduğunu, oysa müvekkili ve ortağının davalıya sadece Esnaf ve Kefalet Kooperatifinden aldığı 125.000,00 TL'lik borcunun kaldığını belirterek müvekkilinin Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2017/109 sayılı dosya üzerinden girişilen icra takibinden dolayı davacıların, davalıya borçlu bulunmadığının tespiti ile %40 kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili 20.01.2022 tarih dilekçesiyle davasını tam ıslah ederek; dava dilekçesinde dayandığı, " 11/10/2016 tarihli taraflar arasında imzalanan protokol kapsamında belirlenen borcun ödenmesi için teminat amacıyla verilen senedin, borcun kısmen ödenmesi nedeniyle bedelsiz kaldığı " yönündeki dava sebebini değiştirerek;" müvekkilini mandıra işleri başladıktan sonra kaza geçirdiği ve sağlık nedeniyle işlerle ilgilenmediği, diğer ortağın ilgilendiğinin bu nedenle davalının kredi çekerek müvekkili şirkete ve ortağı diğer şirkete para vermediği halde, davalı ile yakın akraba olan diğer ortak şirketin yetkilisi ...'ın birlikte hareket ederek müvekkilini kandırıp, para verdiğine inandırıp, aldatarak senedin düzenlenmesine neden olduklarından bahisle TBK nun 36. Maddesine dayalı olarak aldatma nedeniyle senedin geçersiz olduğundan", borçlu olmadıkların tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili, müvekkilinin davacıların ve icra takibindeki diğer borçluların mandıra inşaatı işinde ekonomik sıkıntı yaşadıkları dönemde, kendi adına Vakıfbank ve Esnaf Kefaletten Kooperatifinden kredi çekerek verdiğini, bunun karşılığında senet almak zorunda kaldığını, davaya konu edilen senet ödenemediğinden müvekkilinin icra takibi başlatmak zorunda kaldığını, davacıların müvekkilinin vermiş olduğu borcu açık bir şekilde kabul etmiş olmalarına karşın borcun ödendiği yönündeki beyanlarının hiç bir şekilde gerçeği yansıtmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın tam ıslahı üzerine, davalı ıslaha karşı her hangi bir cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARAR ÖZETİ Mahkemece; davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, tüm dosya kapsamı, dava, cevap, 11.10.2016 tarihli imzasına itiraz edilmeyen protokol başlıklı belge içeriği, senet, icra takibi, banka yazı cevapları, davacı ve diğer ortağın teşvik kredisi ile davalının protokolde belirtilen kredi kullanımı ve borç ödemesine ilişkin celp edilen bilgi ve belgeler, Ankara C.Savcılığı takipsizlik verilen soruşturma dosyaları, Hacıbektaş Asliye Hukuk Mahkemeleri dosyaları ve defter incelemesi ile dosya üzerinde alınan bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirildiği; davacı ve davalının imzasına itiraz etmedikleri protokol içeriğinde anlaşıldığı gibi davacı şirket ile ... şirketinin iki adet mandıra yapımı için ortaklık kurdukları 1/2 oranında masraf vs ortak oldukları, ortaklık devam ederken, davacı şirketin sahibi ve yetkilisi davacı ...'in trafik kazası geçirdiği, bu nedenle mandıra yapımı işi ile bizzat ilgilenemediği diğer ortağın ilgilendiğini, kendisine ait mandıranı Mayıs 2016 da bittiğini ancak diğerinin yapımına devam edildiği, daha sonra davalı ve ortak şirketin yetkilisi ...'ın, davalıdan nakit yardım istediği ve bankalarda, ortaklık mandıraların yapım için kullanılmak üzere krediler çektiği, bu nedenle ödenmemiş kredi borcu miktarın 645.000,00 TL olduğunu bildirildiği, ancak kendi mandırası yapıldığı gibi şirketlerin aldıkları teşvik paraları nedeniyle aslında davalıdan borç para almalarına gerek olmadığı ve davalının çektiği kredileri ortaklığa vermediği, müvekkilinin aldatıldığı, senette imzası bulunan ve diğer ortak ... şirketinin sahibi ...'ın Hacıbektaş Asliye Hukuk Mahkemesinde icra takibi nedeniyle davalıya ödenen dava konusu senet bedelinin rücu alacağı davasında senedin asıl borçlusunun kendisi olmadığının senedi kefil olarak imzaladığını beyan etmesiyle aldatıldığını öğrendiği, bu nedenle dava ve takip konusu senet ile protokolün hile ve aldatma sonucu imzalandığı iddia edilmiş ise de; adi ortaklığa ait kayıt ve defterler ile dava dışı ortağın defterleri sunulmadığı incelenmediği gibi davacı şirket defterlerinde de ortak mandıra yapımına ilişkin kayıt ve bilginin yer almadığı sadece dava dışı ... Firmasına yaptırdığı bina v.s ilişkin fatura ve ödeme kaydının yer aldığı, davalıdan borç alındığına dair kaydın ve de senedin yer almadığı, yine Hacıbektaş Asliye Hukuk mahkemesi dosyaları kapsamında davacıları aldatıldığına ilişkin bilgi ve beyanın bulunmadığı, ... beyanında aldatma neticesine varılacak bir ifade ve beyanın yer almadığı, C. Savcılığına yapılan şikayetin takipsizlikle sonuçlandığı, davacının tacir olup sağlık sorunu nedeniyle işi takip edemez ise de ticaret hanesine bir vekil atayarak işlerini yürütmek zorunda olduğu , protokolü ve senedi imzalarken basiretli tacir olarak hareket etmesi gerektiği, ortaklığa ilişkin kayıt ve belgelerin düzenli tutulmadığı bu nedenle her iki mandıra yapımı için ne kadar ödeme yapılması gerektiği, maliyetin net olarak ne olduğu , kimin ne kadar ödediği yada ödeyeceği hususunda dosyaya yansıyan net bir tespitin yer almadığı, davacının, protokol ve senet keşide tarihi itibariyle adi ortaklığın, ortağı şirketlerin aldığı teşvikler nedeniyle, davalıdan borç para almalarını gerektiren bir durum bulunmadığı, protokol ve senedin, müvekkilinin idaresinin davalı ile adi ortaklığın, ortağı şirket sahibi ... tarafından birlikte hareket edilerek ve aldatılarak sakatlanması suretiyle imzalatıldığı, yönünde ki iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili; aldatma ile senedin düzenlendiğini, davalının senet bedeli kadar parayı müvekkiline vermediğinin kanıtlandığını, davada ispat yükünün de davalı yanda olduğunu, davalının aldatma yoluyla aldığı dava konusu bonodan başka, borç verdiğine ilişkin ne bir belge ne bir iz veya emare bulunmadığı halde, ispat yükü tersine çevrilerek davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, eksik inceleme ve yanılgılı gerekçeyle davanın reddine karar verildiğini, belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR : Uyuşmazlık, davacıların takibe konu senet nedeniyle hile (aldatma) hukuksal nedenine dayalı olarak davalıya borçlu olup olmadığını kanıtlayıp kanıtlayamadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, takibe ve davaya konu senedin bedelinin ödendiği iddiasına dayalı açılan davanın tamamaen ıslahı üzerine hukuksal nedenin değiştirilerek hile ( aldatma ) iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.

Davanın tamamen ıslahı durumunda, dava dilekçesinden itibaren bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılmasını gerektirir. Gerek öğretide, gerekse yerleşik yargısal kararlarda, davanın tamamen ıslahında yeni bir dava açılmamış sayılacak, tamamen ıslah edilen dava ilk açılan davanın devamı niteliğinde olduğundan, bunun doğal sonucu olarak, zamanaşımı, hak düşürücü süre ilk davanın açıldığı tarihteki duruma göre dikkate alınacaktır. Onun için davanın tamamen ıslahında ıslah olunan dava, ilk dava gününde açılmış sayılacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2023/(17)4-915 Esas, 2024/80 Karar ve 07/02/2024 tarihli kararı. Somut olayda; davanın hukuki sebebi ıslahtan önce, senet bedelinin ödendiği senedin taraflar arasındaki mandıra yapımı işi gereği protokol kapsamında teminat fonksiyonunun kalmadığı iddiasına dayalı iken, davacı, hukuksal sebebini HMK‘nın 176. maddesi gereğince hile hukuksal sebebine dönüştürmüştür. Davaya konu senedin 06/01/2017 tarihinde icra takibine konu edildiği, davanın da 27/02 /2017 tarihinde açıldığı gözetildiğinde davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmakla mahkemece işin esasına girişilerek yapılan inceleme sonucunda: Davacı vekilince; ıslah dilekçesi verilerek iddianın değiştirilmesi nedeniyle davacı vekilince açılan davanın maddi vakıalar değerlendirilmek suretiyle hile (aldatma ) hukuki sebebine dayalı olarak aldatmayı/hileyi ispat yükü, aldatılan tarafa aittir. Yanılma, aldatma ve korkutma senede bağlanması mümkün olmadığından senetle ispat edilmesinde maddi imkânsızlık vardır. Bu nedenle hukuki işlemlerdeki irade bozukluğu iddiaları, 6100 sayılı Kanun'un 203/1-ç maddesinde senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında sayılmıştır. Sözleşme resmî senetle yapılmış olsa dahi 4721 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi “Resmî sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı, kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça, her hangi bir şekle bağlı değildir” hükmünü taşıdığından, aldatma olgusunun tanık dâhil her türlü delille ispatı mümkündür. Tüm bu açıklamalar kapsamında eldeki dava değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince hile hukuksal sebebine dayalı nitelendirme yapılarak, davacıların dayandığı tüm deliller toplanmak suretiyle senedin mandıra yapımı işi nedeniyle nakit ihtiyacı için aldatılmak suretiyle düzenlendiği, iradesinin sakatlandığı yönündeki iddiasının usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55TL harcın istinaf eden davacılardan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 14/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan... e-imzalıdır

Üye... e-imzalıdır

Üye... e-imzalıdır

Katip... e-imzalıdır

NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/196, K. 2025/417, T. 14.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-196-e-2025-417-k-494d0df3dfb9