Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1386 E. 2025/1802 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1386
Karar No
2025/1802
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1386 KARAR NO : 2025/1802

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09.04.2025 NUMARASI : 2024/459 Esas 2025/347 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 12.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 12.12.2025

Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09.04.2025 tarih ve 2024/459 Esas 2025/347 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davalı ile 13/08/2021 tarihli dijital onaylı ticari kredi sözleşmesi, 12/02/2021 tarihli ticari kredi kartı sözleşmesi ve 12/02/2021 tarihli dijital onaylı esnek ticari hesap sözleşmesinin akdedildiğini ve sözleşmeler kapsamında davalıya kredi/kredi kartı kullandırıldığını, davalının borçlarını ödememesi üzerine hesap kat edilerek Beyoğlu 48. Noterliği'nin 12/01/2023 tarihli ve 12781 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiği, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İzmir Banka Alacakları İcra Dairesi'nin 2023/28077 Esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının ''borcun kim tarafından yapıldığının belli olmadığı, kendisinin bu borçtan haberdar olmadığını ve hesabın da kendisi tarafından kullanılmadığı, dolayısıyla bir borcunun olmadığı'' şeklinde borca itiraz ettiğini, sözleşmelerin bir kısmının davalının katılımı ile ıslak imzalı, bir kısmının ise dijital onaylı olarak yapıldığını, davacı bankanın güvenlik önlemlerini aldığını ve sorumluluklarını eksiksiz yerine getirdiğini, davalının icra dairesinin yetkisine de itiraz ettiğini, sözleşmelerin davacı bankanın İzmir/Bayraklı Şubesi'nde akdedildiğini, HMK'nın 10. maddesi uyarınca İzmir mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını beyan ederek davanın kabulü ile İzmir Banka Alacakları İcra Dairesi 2023/28077 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekiline dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edildiği, ancak davalının cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu icra takip dosyasında davalı tarafça yasal süresinde Karşıyaka İcra Dairelerinin yetkili olduğu belirtilerek icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 12.3.d maddesinde "Taraflar bu sözleşmeden doğacak her türlü uyuşmazlıkların çözümlenmesinde Türk Hukukunun uygulanacağını ve İstanbul (Çağlayan) mahkeme ve icra daireleri ile Bankanın genel müdürlüğünün bulunduğu yerdeki mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olacağını, kanunen yetkili mahkeme ve icra dairelerinin yetkilerinin saklı olduğunu kabul ederler." düzenlemesinin yer aldığı, sözleşmede kanunen yetkili olan icra dairelerinin yetkisinin devam ettiğinin kararlaştırıldığı, HMK'nın yetkiye ilişkin kurallarının uygulanacağı, ödeme emrinde ve dava dilekçesinde davalının adresinin Karşıyaka olarak belirtildiği ve bu adrese tebligat yapıldığı, yetki itirazında belirtilen Karşıyaka İcra Dairesinin yetkili icra dairesi olduğu, takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığı anlaşılmakla yetkili icra dairesine yapılmış geçerli bir takip olmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, mahkemece yetkili icra müdürlüğü nezdinde takip başlatılmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi sebebine bağlı olarak davalının kendisini vekil ile temsil ettirmesi nedeniyle AAÜT 7/2 maddesi uyarınca lehe vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken vekalet ücreti verilmemesinin yerinde olmadığı hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Katılma yolu ile davacı vekili, davalı borçlu ile temlik eden banka arasındaki genel kredi sözleşmesine dayalı ilişkinin bankanın Bayraklı şubesi aracılığı ile gerçekleştiği, olayda kesin yetki halinin söz konusu olmadığı, seçimlik yetki kuralının bulunduğu, sözleşmenin ifa edileceği yerde yahut yerleşim yerinde takip başlatılabileceği, bankanın Bayraklı şubesinde takip başlatılmasının yerinde olduğu hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı davalı yan itirazının iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Esasen taraflar arası ilişki genel kredi sözleşmesinden kaynaklanmakla birlikte davalı yan yönünden tacir araştırmasının yapılmakla dosyaya bir takım müzekkere cevapları kazandırılmış ise de ticaret sicile yazılan müzekkere cevabında ismi belirtilen şahıs ile davalının farklı kişiler olduğu, vergi dairesine yazılan müzekkere cevabına göre davalı işletme hesabına göre defter tutmakta ise de faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığının belli olmadığı, esnaf ve sanatkarlar odasından gelen yazı cevabına göre ise kaydının bulunduğu görülmekle dava mutlak nitelikte bir ticari dava ise de davalının tacir olup olmadığı hususu dosya kapsamına göre net olmadığından 6100 sayılı yasanın 17 maddesine göre yetki şartının davalıyı bağlayacağı hususundan söz edilmesi dosya kapsamına kazandırılan bilgi ve belgelere göre doğru olmayacak fakat genel kredi sözleşmesinin henüz dosyaya kazandırılmaması bir eksiklik ise de Mahkeme gerekçesine konu Digital TTK Kullandırma Sözleşmesi'nin 12.3-d bendinde genel yetki kuralının saklı olduğu yönündeki düzenleme karşısında yetki sözleşmesi ile münhasır yetkili yer belirlemesi yapılmadığından genel yetki kuralı çerçevesinde bir değerlendirilme yapılabilmesi mümkün görülmüştür. Takip dosyası kapsamından takip borçlusu olan davalının süresinde borca itiraz dilekçesi ile Karşıyaka İcra Müdürlüğü'nün yetkili icra müdürlüğü olduğunu belirtmek sureti ile borca ve yetkiye itirazda bulunduğu, bunun üzerine İzmir İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verdiği görülmektedir. İtirazın iptali davasına yönelik yasa ile özel bir yetki kuralı getirilmediğinden genel hükümler kapsamında gerek mahkemenin gerekse de icra müdürlüğünün yetkisi belirlenecektir. İcra dosyası açısından, genel kural icra takibinin davalının ikametgahı icra müdürlüğünde başlatılmasıdır (İİK: md 50, HMK. Md. 6). HMK'nın 10. maddesi uyarınca akdin ifa yeri icra müdürlüğü de yetkili kabul edilmiştir. Ayrıca yine HMK'nın 14 maddesi ile şubenin işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlık yönünden o şubenin bulunduğu yer icra dairesinin yetkili olduğu da kabul edilmektedir. Bununla birlikte Davaya konu edilen alacağın para borcuna ilişkin olduğu dikkate alındığında 6098 sayılı yasanın 89. maddesi kapsamında götürülecek borçlardan olduğundan ifa yeri olan davacı/alacaklının yerleşim yeri icra dairesinde davalı/borçlu hakkında icra takibi yapabileceği de kuşkusuzdur. (Yargıtay 3. HD'nın 24/10/2018 tarih ve 2017/13061 E. - 2018/10507 K., 15. HD'nın 01/11/2017 tarih ve 2016/5196 E. - 2017/3751 K., 20. HDBnin 20/09/2017 tarih ve 2017/8102 E. - 2017/6606 K) Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM'ce kazandırılan bilgi belgelere göre aksi yönde bir değerlendirme yapılmış ise de davalının iddia edilen ilişkiyi inkar ettiği göz önüne alındığında yetkili icra dairesinin tespiti bakımından 6100 sayılı yasa ile belirlenen diğer yetki hallerinin somut olayda uygulanması ihtimaline yönelik taraflar arası ilişkinin öncelikli olarak tespitinin gerekmesi, bu yönden iddia ön sorun kabul edilerek gerekir ise isticvap yolu ile sonuca gidilmesi, ilişki davacının iddia ettiği gibi (davalıya gönderilen ihtarnamede belirtildiği üzere) genel kredi sözleşmesinden kaynaklanmakta ise temlik eden banka müzekkere cevabı dosyaya kazındırılarak (var ise takip konusu yönünden başka sözleşme örnekleri de celp edilerek), sözleşmedeki yetkiye yönelik maddenin/maddelerin değerlendirilmesi, somut olayda temlik eden ile davalı taraf arası ilişkinin bankanın Bayraklı şubesi ile imzalanan genel kredi sözleşmesine dayanması halinde ise (dosya kapsamına kazandırılan müşteri bilgi formu ile Digital TTK Kullandırım sözleşmesindeki şube kodu ile ihtarnamedeki şube konunun aynı olduğu ve her ikisine göre şubenin Bayraklı/İzmir şubesi olduğu anlaşılmakla) 6100 sayılı HMK'nın 14. maddesi kapsamında alacaklı seçimlik hakkını doğru kullanmış olacağından borçlunun icra müdürlüğünün yetkisine ilişkin yetki itirazının yerinde görülmeyerek yargılamaya devam edilmesi gerekmekle yapılan açıklamalara göre dosya kapsamına uygun düşmeyecek şekilde yetkili icra müdürlüğünde yapılan bir icra takibi bulunmadığından bahsile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmeyerek alacaklı davacının istinaf itirazı yerindedir. Bununla birlikte davalının bankaya bildirdiği adresin tebligat adresi olarak kabul edildiği yönünde borçlu taahhüdünün varlığı halinde oluşan durumun da ayrıca yeniden yapılacak incelemede göz önünde bulundurulması gerekir. Kabule göre ise İDM'ce karar verilmezden evvel davalı yan kendisini mahkeme nezdinde vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm sonucuna bağlı olarak karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT 7/2 madde hükmüne göre davalı yararına vekalet ücrete takdir edilmesi gerekir iken hükümde vekalet ücretinden olumlu/olmsuz bahsedilmemesi de yerinde görülmemiştir. Bu itibarla; ilk derece mahkemesince dava şartı hakkında hatalı şekilde karar verilmiş olması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2- İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/04/2025 tarihli, 2024/459 esas ve 2025/347 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3- Dosya kapsamında, kaldırma hükümleri de dikkate alınmak suretiyle taraf iddia ve savunmaları çerçevesinde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi gereğince kesin olmak üzere 12.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/1386, K. 2025/1802, T. 12.12.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1386-e-2025-1802-k-339f92231525