İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/719 E. 2025/1188 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/719
Karar No
2025/1188
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/719 Esas KARAR NO : 2025/1188

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 11/08/2025 KARAR TARİHİ : 23/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:dava dışı sigortalı ... Ortaklığı'na ait "... Mh .... Cadde Bina No 14 Dr 1 ... Köyü Beylikdüzü/ İstanbul" adresindeki iş yeri müvekkili şirket tarafından .... numaralı 05/10/2021-23/03/2025 başlangıç ve bitiş tarihli genişletilmiş İnşaat Bütün Tehlikeler Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığını, 18.11.2023 tarihinde, İstanbul ili ... ilçesinde yer alan .... Projesi şantiyesinde meydana gelen hırsızlık olayında; Sabah saat 06:55 sularında kimliği belirsiz 5 kişinin sahte plakalı bir araçla şantiye alanına geldikleri, satış ofisinin bulunduğu giriş kapısının kilidini kırarak içeri girdikleri, kapalı otopark kısmına geçerek araçlarını park ettiklerini ve ardından taşeron firmaya ait deponun alarm sistemini devre dışı bırakarak demir kapıyı levye ile açmak suretiyle depo içerisine girdikleri tespit edildiğini, güvenlik kamera görüntülerine göre hırsızlar, depo içerisinde bulunan çok sayıda ve yüksek değerdeki elektrik kablolarını makaralar halinde araçlarına yükleyerek şantiyeden ayrıldıklarını, söz konusu hırsızlık olayı sonrasında, müvekkili sigorta şirketine, dava dışı sigortalı tarafından oluşan zararın poliçe teminat kapsamında giderilmesi maksadıyla başvurulduğunu, işbu başvuru sonrasında, bağımsız ve uzman eksperlerce düzenlenen ekspertiz raporuna göre çalınan emtia bedeli toplam 588.908,06TL olarak belirlendiğini, muafiyet düşüldükten sonra sigorta şirketlerince toplam 517.130,81TL tazminat ödendiğini, müvekkili sigorta şirketi tarafından da işbu tutarın 103.426,16 TL'si dava dışı sigortalıya ödendiğini, somut olayda, sigortalı müvekkili şirket ile davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti. arasında, hırsızlık olayının gerçekleştiği projeye yönelik özel güvenlik hizmeti verilmesine ilişkin 01.08.2022 tarihli sözleşme mevcut olup, hırsızlık olayının meydana geldiği tarih itibarıyla bu sözleşme yürürlükte olduğunu, davalı güvenlik şirketi, söz konusu şantiyenin korunması ve üçüncü şahısların izinsiz girişlerinin engellenmesiyle yükümlü olmasına rağmen, güvenlik tedbirlerini yeterli şekilde yerine getiremediğini, ekspertiz raporunda da ifade edildiği üzere; 18.11.2023 tarihinde sabah saatlerinde kimliği belirsiz kişilerce şantiye alanının kapısı kırılarak içeri girildiğini, kamera görüntülerine göre alarm sistemi etkisiz hale getirilmiş ve taşeron firmaya ait depoda bulunan yüksek miktarda ve değerde kablolar çalındığını, tüm bu eylemler, uzun süreli ve dikkat çekici nitelikte olmasına rağmen herhangi bir müdahale gerçekleşmediğini, bu durum, davalı güvenlik şirketinin asgari dikkat ve özeni göstermediğini ve sözleşmesel yükümlülüklerini ihlal ettiğini ortaya koyduğunu, izah edilen nedenlerle davanın kabulü ile icra takibine yapılan haksız itirazın iptaline, kötüniyetli itiraz nedeni ile, davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;dava konusu hizmet sözleşmesine göre yetkili mahkemeler İstanbul İcra Daireleri ve Mahkemeleri olduğunu, HMK MADDE 17- (1) Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır” şeklinde düzenlendiğini, hukukumuzda borçtan kurtulma davası (İİK. m. 69/II, ) menfi tespit ve istirdat davaları (İİK. m. 72/VIII ve İİK. m. 89/III) için özel yetki hükümleri kabul edilmiş, bu davaların icra takibinin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği düzenlenmiş olmasına karşın, itirazın iptali davası için özel bir yetki kuralı düzenlenmemiştir. Bu nedenle itirazın iptâli davalarında HMK"nun yetkiye ilişkin düzenlemelerinin uygulanması gerekmektedir. Usul yasasında da bu davalar bakımından kesin bir yetki kuralı düzenlediğini, arıca icra takibi de yetkili icra dairesinde başlatılmadığından itirazın iptali davası açısından “yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibi” e bulunmadığını, bu açıdan davanın usulden reddi gerektiği, “Mahkemece icra dairesinin yetkili olmadığı kanaatine varılması halinde takip yetkili icra müdürlüğünde yapılmadığından itirazın iptali davasının dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davacı tarafın itirazının iptali talebinin yetki yönünden reddine, icra müdürlüğü dosyasının süresinde başvuru yapılması halinde yetkili Elazığ Nöbetçi İcra Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi şeklinde hüküm kurulması doğru değildir.” (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2013/14823 E. , 2013/16813 K. Sayılı kararı) bu kapsamda öncelikle davanın dava şartı yokluğundan aksi takdirde dava İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılması gerekirken yetkisiz mahkemede açıldığını, İstanbul Ticaret Mahkemelerinin yetkisine itiraz etiklerini, dava yetkisiz mahkemede ikame edildiğinden davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, İİK'nun 67. Maddesi gereğince itirazın iptali talebine ilişkindir. Mahkememizce yapılan yargılama, dava ve cevap dilekçeleri, taraf vekillerinin mahkememiz huzurundaki beyanları ve tüm kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı tarafın yetki itirazının bulunduğu anlaşılmıştır ve öncelikle bu hususun değerlendirilmesi gerekmektedir. Sigortalı ve davalı arasında düzenlenen sözleşme incelendiğinde taraflar arasında doğacak uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul Mahkemeleri'nin yetkili kılındığı anlaşılmıştır. HMK'nun 17. maddesinde; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" hükmüne yer verilmiştir. TTK nun 1472-(1)maddesi; "Sigortacının ,sigorta tazminatını ödediğinde ,hukuken sigortalının yerine geçer.Sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlululara karşı dava hakkı var ise, bu hak tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal eder.Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmış ise sigortacı mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin ,halefiyet kuralı uyarınca ,sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek ,dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir."şeklindedir. Halef olma (halefiyet ) bir kişinin hukuken diğerinin yerine geçmesi anlamına gelir. Davacının, kanuni halefiyet gereği davacı sigorta şirketinin sigortalının yaptığı yetki sözleşmesi ile bağlı olduğu, halefiyet kuralı gereği eldeki dava açıldığından davacının sigortalısının hangi hukuki yetkilere sahip ise davacı sigortalının da aynı durum ve koşullarda davada taraf olacağı, tacirler arasında imzalanan ve HMK 17 gereği geçerli bulunan sözleşmede, ihtilaflarda çözüm yerinin İstanbul Mahkemeleri olduğunun belirlendiği, davalının yetki itirazının süresinde ve usulüne uygun olduğu anlaşılmıştır. (aynı yönde İBAM 12 HD 2019/236 Esas 2019/192 Karar sayılı ilamı) Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2018/591 esas, 2019/6623 karar sayılı ilamındaki; "taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa, dava, yalnızca yetki sözleşmesi ile belirlenen (yetkili) mahkemede açılır. Bu durumda, yetki sözleşmesi, kanunen yetkili kılınan genel veya özel mahkemelerin yetkisini ortadan kaldırmaktadır." şeklindeki kararından yola çıkara tarafların aralarında çıkacak olan uyuşmazlıklarda sözleşme ile yetkili olacak mahkemeyi kararlaştırdığı, yetkili olacak olan mahkemenin İstanbul mahkemelerinin olduğunun anlaşıldığı, her iki tarafın tacir olması sebebiyle bu durumun yetki sözleşmesi olarak kabul edilmesi gerektiği, yetki sözleşmesinin kanunen yetkili kılınan genel veya özel mahkemelerin yetkisini ortadan kaldırdığı, davalı vekilinin cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunmuş olduğu da göz önüne alınarak yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu kanaatine varılarak HMK.nun 17. Maddesi uyarınca mahkememizin yetkisizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda yazılı olduğu üzere; 1-HMK'nın 114/1-ç ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, yetkisizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2-Yetkili mahkemenin İSTANBUL ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ olduğunun tespitine, HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının yetkili ve görevli İSTANBUL ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'ne gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına 3-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına Dair davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/12/2025

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/719, K. 2025/1188, T. 23.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-719-e-2025-1188-k-563d024ebc12