Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/123 E. 2025/1497 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/123
- Karar No
- 2025/1497
T.C. ... BAM 13. HUKUK DAİRESİ T.C. ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A 13. HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : 2025/123 KARAR NO : 2025/1497
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KÂTİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ... TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : .../... KARAR NO : .../... KARAR TARİHİ : .../... İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : .../... (Davalı ... .... Ltd. Şti. ) DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : 1 -... -... VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : 2 -... - VEKİLİ : Av. ... - DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) B.A.M. KARAR TARİHİ : ... KARAR YAZIM TARİHİ : ...
Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın usulden reddine dair verilen karara süresi içinde davalı ... ... Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; ... tarihinde, davalı şirkete ait olup diğer davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, ana yolda seyreden müvekkiline ait ... plakalı araca tali yoldan kontrolsüz çıkarak çarpması sonucu maddi hasarlı bir trafik kazası meydana geldiğini, kazada davalı sürücünün tam ve asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin ise bir kusurunun bulunmadığını, kaza nedeniyle aracında oluşan hasarlar sebebiyle değer kaybı meydana geldiğini ve pazarcılık işinde kullandığı ticari aracının ... ile ..... tarihleri arasında tamirde kalması nedeniyle kazanç kaybına uğradığını, davalı şirketin sigortacısı olan ... A.Ş.'ye yapılan başvuruda, hasar bedeli olarak ... TL ödeme yapıldığı ancak değer kaybı talebinin limit yetersizliği gerekçesiyle reddedildiğini, taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 100,00 TL araç değer kaybı ve 100,00 TL kazanç kaybı olmak üzere toplam ... TL maddi tazminatın, haksız fiil tarihi olan ...'ten itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davacının talep ettiği değer kaybı ve kazanç kaybı zararlarının müvekkili şirket tarafından davacıya ..... tarihinde keşide edilen ... TL'lik çek ile haricen ödendiğini, bu ödemenin davacı ile yapılan WhatsApp yazışmalarıyla da sabit olduğunu ve bu nedenle davacının bakiye bir alacağı kalmadığını, ayrıca, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bakiye bir değer kaybı alacağı olması durumunda bu talebin müvekkilinin kasko sigortacısı olan ... A.Ş.'ye yöneltilmesi gerektiğini ve davanın sigorta şirketine ihbar edilmesini talep ettiklerini, mahkemece bir hesaplama yapılacaksa, davacının aracının önceki kazalarının değer kaybı hesaplamasında dikkate alınması ve kazanç kaybı belirlenirken aracın serviste kaldığı gerçek süre ile bu süredeki zorunlu giderlerin (yakıt vb.) mahsup edilmesi gerektiğini ve son olarak davacının reddedilen delil tespiti dosyası için yaptığı masrafları talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın sigorta şirketine husumet yöneltilmediği için mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı, nisbi ticari dava sayılabilmesi için ise her iki tarafın da tacir olması gerektiği, davalılardan şirketin tacir olmasına karşın davacının kaza tarihi itibariyle vergi mükellefiyetinin bulunmadığı ve aracının hususi kullanıma özgülendiğinin anlaşıldığı, bu nedenle davacının tacir sayılamayacağı ve davanın ticari dava vasfında olmadığı gerekçesiyle, görev dava şartı noksanlığı sebebiyle HMK 114/1-c ve 115. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine, dosyanın görevli mahkeme olan ... Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir. Davalı ... vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; yerel mahkemenin görevsizlik kararı vererek dosyayı Asliye Hukuk Mahkemesine göndermesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin kasko sigortacısına davanın ihbarı talepleri de dikkate alınarak görevli mahkemenin istinaf mahkemesince tespit edilmesi gerektiğini, ayrıca, ilk derece mahkemesi kararında, davanın süresi içinde görevli mahkemede açılmaması halinde yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında ne şekilde karar verileceğinin belirtilmemesinin ve talep ettikleri kötü niyet tazminatı hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç değer kaybı ve kazanç kaybı alacaklarına ilişkin maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, davanın ticari dava vasfında olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, davalı şirket vekili ise bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen diğer usuli itirazlar kapsamında yapılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bir davanın ticari dava olup olmadığı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 4. maddesine göre belirlenir. Anılan maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya kanunda sayılan mutlak ticari davalardan olması ya da her iki tarafın da tacir olup uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesiyle ilgili olmasından kaynaklanan bir nisbi ticari dava olması gerekir. Trafik kazasından kaynaklanan tazminat davaları, ancak davanın taraflarından birinin sigorta şirketi olması halinde TTK 4/1-a bendi uyarınca mutlak ticari dava niteliği kazanır. Somut olayda dava, sigorta şirketine karşı açılmamış olup, araç sürücüsü ile araç işleten şirkete yöneltilmiştir. Bu nedenle davanın mutlak ticari dava vasfı bulunmamaktadır. Davanın nisbi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için ise hem davacının hem de davalıların tacir olması şarttır. Dosya kapsamında davalılardan şirketin tacir olduğu, ancak mahkemece vergi dairesinden alınan yazıya göre davacı ...'ın kaza tarihi itibarıyla vergi mükellefiyetinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca dosyaya sunulan eksper raporunda da davacının aracının hususi kullanıma özgülenmiş olduğu belirtilmiştir. Bu deliller karşısında, davacının tacir olmadığı ve dolayısıyla davanın her iki tarafının tacir olması şartının gerçekleşmediği açıktır. İlk derece mahkemesinin, davanın ticari dava olmadığı ve görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu yönündeki tespiti usul ve yasaya uygundur. Davalı vekilinin, kendi kasko şirketine davanın ihbarı talebi nedeniyle davanın ticari mahkemede görülmesi gerektiği yönündeki istinaf sebebi yerinde değildir. Davacı vekilinin de cevap dilekçesinde belirttiği üzere, HMK'nın 66. ve devamı maddeleri uyarınca davanın ihbarı, ihbar olunan üçüncü kişiye taraf sıfatı kazandırmaz. Dolayısıyla, davalının kendi sigortacısına davayı ihbar etmesi, davanın taraflarını ve niteliğini değiştirmeyeceğinden mahkemenin görevini de etkilemez. Davalı vekilinin, kararda yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin eksiklik bulunduğu ve kötü niyet tazminatı talepleri hakkında karar verilmediği yönündeki istinaf sebepleri de haksızdır. İlk derece mahkemesi kararının hüküm fıkrasında, HMK'nın 331/2. maddesi gereğince yargılama giderleri ve harcın görevli mahkemece hüküm altına alınacağı açıkça belirtilmiştir ki bu, kanuna uygun bir uygulamadır. Davanın süresi içinde görevli mahkemede açılmaması halinde ne olacağı ise HMK'nın 20. maddesinde ayrıca düzenlenmiştir. Kötü niyet tazminatı talebi ise davanın esasına ilişkin bir talep olup, mahkemece işin esasına girilmeksizin usulden (görevsizlik nedeniyle) bir karar verildiğinden, bu aşamada esasa ilişkin bu talep hakkında bir hüküm kurulmamış olması da usule uygundur. HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesin kararı usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davalı ... .. Ltd. Şti. vekilinin istinaf taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- ... ... Ticaret Mahkemesi'nin .../... tarih ve .../... - .../... sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davalı ... ... Ltd. Şti. vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından bu yönde karar verilmesine yer olmadığına, 3-Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderinin istinafa başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-c. hükmü uyarınca kesin olmak üzere ... tarihinde oy birliği ile karar verildi.
... Başkan ... ... Üye ... ... Üye ... ... Katip ...