Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1150 E. 2026/654 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1150
- Karar No
- 2026/654
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/1150 - Karar No:2026/654 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1150 KARAR NO : 2026/654
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/02/2025 NUMARASI : 2021/124 E-2025/97 K
ASIL DAVADA DAVACI : ... -. VEKİLLERİ : Av. ... - E-TEBLİGAT Av. ...- E-TEBLİGAT
DAVALILAR : 1-... - ... 2-... - ... 3-... - ... 4-... 5-... - ... VEKİLLERİ : Av. ... - E-TEBLİGAT DAVALI : 6-... VEKİLİ : Av. ... - E-TEBLİGAT DAVALI : 7-... -... VEKİLİ : Av. ... - E-TEBLİGAT DAVALI : 8-... - ... VEKİLİ : Av. ... - A
10-... -... KARŞI DAVADA DAVACILAR : 1-... - ... 2-... - ... 3-... 4-... - ... VEKİLLERİ : Av. ... - E-TEBLİGAT DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. ... - E-TEBLİGAT Av. ...- E-TEBLİGAT
DAVALARIN KONUSU : Kat İrtifakı Kurulması İçin İzin Verilmesi - Tazminat (Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan KARAR TARİHİ : 03/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/06/2026 Asıl davada kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan kat irtifakı kurulması yönünde yetki verilmesi, karşı davada gecikme tazminatı istemine ilişkin davada mahkemece asıl davada karar verilmesine yer olmadığına karşı davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde asıl davada davalı vekili ile karşı davada taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili özetle; müvekkilinin ... köyünde ada parsele ilişkin olarak arsa sahiplerinden davalı ... ve ... ... ile 05.04.2000/8384 yevmiye numaralı ve ..., ..., ... (...) ve ... ile 14.03.2000/6514 yevmiye numaralı kat karşılığı inşaat sözleşmelerini akdettiğini, ... ...'ın arsa payını davalı ... ile dava dışı...'ın taşınmazları devrederek müvekkiline karşı yükümlülüklerini yerine getirdiğini, 11.09.2008/15104 yevmiye numaralı çekiliş tutanağı ile arsa sahiplerinin bağımsız bölümlerinin belirlendiğini ve teslim edildiğini, müvekkili kooperatifin 15.06.2008/10089 yevmiye numaralı kura çekilişi ile ortaklarının bağımsız bölümlerini tespit ettiğini, sözleşme gereğince kat irtifakı tesisi müvekkilinin yükümlülüğü olduğu halde davalıların vekaletname vermediklerini öne sürerek "...2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 11.09.2008 tarihli kura çekimleri işyeri dağılım listesi ile müvekkil kooperatif ortaklarının yapmış olduğu 15.06.2008 tarihli kura çekimi listesi doğrultusunda kat irtifakı kurulması için müvekkil kooperatife yetki verilmesine" karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili özetle; müvekkilinin sözleşmelerin tarafı olmadığını, ancak daha sonra taşınmazı satın alarak halefiyet yoluyla taraf olduğunu, davacının şahsi hak sahibi olduğunu, edimini ifa edip etmediğinin tespiti gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili özetle; davacı iskan izni almadığı için müvekkilinin taşınmazda tasarruf edemediğini, yüklenicinin fiilen teslim etmekle edimini ifa etmiş olmadığını, icra borçları nedeniyle doğrudan ortakları adına tescil istediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Karşı davacılar vekili özetle; davacının icraya intikal etmiş olan borçları nedeniyle bağımsız bölümlerin kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmeksizin doğrudan ortakları adına tescilini talep ettiğini, bağımsız bölümler 11.09.2008 tarihinde fiilen teslim alınmış olmakla birlikte iskan izni henüz alınmadığı için işletme ruhsatı verilmediğini, tasarruf edemediklerini, her iki sözleşmede teslim süresinin sözleşmeden itibaren 50 ay olarak belirlendiğini, her bağımsız bölüm için için aylık 400 DM, her işyerinin metrekaresi için 4 DM kira karşılığı ödeme kararlaştırıldığını, müvekkilleri...'nın teslim tarihine kadarki gecikme için sulh olduğunu, müvekkili ...'in teslim tarihine kadar olan gecikme tazminatı davasının devam ettiğini öne sürerek davanın reddi ile müvekkilleri ... için 11.09.2008 tarihinden ve müvekkili Mehmet için 14.05.2004 tarihinden itibaren hesaplanacak tazminatların tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Karşı davalı vekili özetle; müvekkilinin yapı kullanma izin belgesi almak için gerekli tüm işlemleri yaptığını, yol katılım bedeline ilişkin idari yargıdaki dava sonucunun beklendiğini, karşı davacıların 11.09.2008 tarihinden beri tasarruf ettiklerini, taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemesince asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/03/2018 tarih, 2012/71 E-2018/194 K sayılı kararı davacı ve karşı davacılar vekillerince istinaf edilmiş olmakla, Dairemizin 20/01/2021 tarih, 2018/1969 esas ve 2021/26 karar sayılı ilamıyla istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı üzerine ilk derece mahkemesince: İstinaf incelemesi sonrası kaydı yapılan işbu dosyanın yürütülen yargılaması kapsamında; taraf teşkiline dair usulü işlemler tamamlandığını ,Yargılama sürecinde ise iskan alınması nedeni ile asıl dava konusuz kaldığı için asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini , birleşen dava bakımından ise ... Belediye Başkanlığı'nın dosyada mevcut 11/10/2024 tarihli yazı cevabı içeriğine göre, dava konusu olan 43020 ada 2 parselde bulunan yapının arsa sahiplerinden 1 kişinin iskan alınması için müracaat etmesinin yeterli olduğunu , yapılmış iskan müracaatı olduğu tespit edildiği ve iskan alınabilmesi için evrak listesinde istenmiş olunan gerekli belgelerin tam olduğunun anlaşılması üzerine 02/06/2023 tarih ve 114/1-2-3 sayılı ile Yapı Kullanma İzin Belgesi ( İskan) düzenlendiği bildirilmekle, karşı dava bakımından karşı davalı Kooperatifin iskan alması şartı ve zorunluluğu bulunmadığı sonucuna varılmakla, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir. Asıl davada davalılar - karşı davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle: asıl dava yönünden; dava süreci içerisinde iskan ruhsatının alınmış olması nedeni ile asıl davanın konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığna dair karar verilmesi doğru ise de yargılama gider ve vekalet ücretinin aleyhlerine hükmedilmesinin doğru olmadığını ,dava dilekçesinde açıklandığı üzere; davacının iddiası müvekkilerinin iskan ruhsatının alınması ve kat irtifakının kurulması için vekaletname vermekten kaçındıkları temelinde olup savundukları üzere kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tanzimi ile zaten bu yetkileri içerir vekaletnamelerin çok önceden davacıya verildiğini, vekaletnamelerin tümü dosya kapsamına sunulduğunu ,esasen davacının iskan alamaması ve buna bağlı olarak kat irtifakı işlemlerinin yapılamaması vekaletnameden değil, davacının mevzuat gereği yükümlülüklerini layığı ile süresinde yerine getirmemesinden kaynaklandığını zira dava sürecinde içerisinde ki bu süreç 14 yıl kadar sürdüğünü bu süre içerisinde davacı kendisinden sadır olan eksiklikleri ortadan kaldırarak iskan ruhsatını alabildiğini iskan ruhsatının alınamaması ve buna bağlı kat irtifakının kurulamamasının sorumlusunun müvekkilleri olmadığını, bu durumun müvekkillerinin vekaletname vermemesinden kaynaklanmadığının açık olduğunu çünkü müvekkillerinin dava süreci içerisinde davacıya ayrıca bir vekaletname vermediğini davacının iskan ruhsatını ve kat irtifakı işlemlerini dava tarihindeki durum ne ise o şekilde yerine getirdiğini davadaki iddia vekaletname verilmemesi nedeni iskan alınamadığı ve dolayısı ile kat irtifakının kurulamaması olduğuna ve dava sürecinde müvekkillerinin davacıya ayrıca bir vekaletname vermediklerine göre dava tarihi itibariyle davacının haklı olmadığının sübut bulduğunu bu durumda ise yani dava tarihindeki haklılık durumu değerlendirildiğinde davanın esasen haklı olmadığı ortada olduğunu ve sonucunda yargılama gider ve vekalet ücretinden davacının sorumlu tutulması geretiğini dolayısı ile asıl dava yönünden yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin davacı aleyhine hüküm kurulması gerekir iken tam aksine bunlardan müvekkillerinin sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, karşı dava yönünden, karşı davanın tümünün ile reddinin doğru olmadığını ,tüm karşı davacılar yönünden işyerleri/dükkanlar için dosya safahatında açıklamaya çalıştıkları üzere; davacı/karşılık davalı Kooperatifin müvekkillerine iskan ruhsatı almak sureti ile teslim etmeyi yükümlendiği işyerleri/dükkanlar için iskan ruhsatı alınmaksızın fiili teslimi gerçekleştirmiş olmasının, hukuki teslim manasına gelmediğinden ve sonucu itibariyle işyerleri/dükkanlarda müvekkillerinin sınırsız bir şekilde tasarruf haklarını tam olarak kullanmadıklarından karşılık davanın bu yönden kabulüne karar verilmesi gerekir iken ilk derece Mahkemesinin aksi yöndeki red kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, karşı davacı ... yönünden konutları için: Mahkemenin BAM tarafından kaldırılan ilk kararında müvekkili ... yönünden verilmiş kısmen kabul kararının bu kez reddine karar verilmesinin hiç doğru olmadığını, Ankara BAM 27. Hukuk Dairesinin kaldırma kararında da açıkça ifade üzere sözleşmeye göre teslimi gereken tarihten itibaren bağımsız bölümün fiilen teslim edildiği veya satılarak devredildiği tarihe kadar gecikme tazminatı talep edilebileceğini ,müvekkili karşı davacı ...'e kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre 14.05.2004 tarihinde teslim edilmesi gereken 3 konutun ancak 11.09.2008 tarihinde teslim edilebildiğinin sabit olduğunu ,dosya kapsamındaki bilirkişi raporları ile de bu bölüm alacaklarının hüküm altına alınması gerektiğinin sabit olduğunu ,gerek kaldırma kararı öncesindeki ve gerekse kaldırma kararından sonra yaptırılan bilirkişi incelemeleri ile bu bölüme ilişkin alacağımızın 51 ay 17 gün gecikme karşılığı olarak 74.129,56-TL olduğu sabit olmak ile en azından bu miktar karar lehlerine hüküm kurulması gerekir iken bu bölümünün de reddinin yanlış olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Karşı davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının davanın esası yönünden usul ve yasaya uygun olmakla birlikte, reddedilen karşı dava bakımından müvekkili lehine her bir karşı davacı bakımından ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekir iken tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ,Karşı davacılara ait bila tarihli ıslah dilekçesi ile birlikte dava değeri, ... yönünden 53.760,80 TL,... yönünden 70.271,61 TL,... yönünden 3.221,61 TL, ... yönünden 85.056,52 TL'ye yükseltildiğini ve işbu tutarlar üzerinden davanın esası hakkında karar verildiğini, her bir karşı davacı yönünden ayrı ayrı talepte bulunulduğundan, davacılar arasında müteselsil borçluluk ilişkisi bulunmadığından ve her bir davacının davası ayrı ayrı reddedildiğinden, her bir davacının dava değeri üzerinden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyanla dosyanın daha önce istinaf incelemesinden geçmiş olması ve usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek, istinaf taleplerinin yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Mahkeme kararının karşı davaya ilişkin vekalet ücreti yönünden kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir. Dava ve karşı dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan gecikme tazminatı ve kat irtifakı kurulması yönünde yetki verilmesi istemine ilişki olup, mahkemece asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, karşı davada davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde asıl davada davalılar vekili ile karşı davada taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl dava davaya konu kat karşılığı inşaat sözleşmeleri kapsamında, kat irtifakı kurulması için yetki verilmesi, bir kısım arsa sahipleri tarafından açılan karşı dava ise gecikme tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemesince davacı ... ile davalılar olarak 22 numara altındaki kişilerin gösterildiği ,asıl davanın davacı kooperatif tarafından arsa sahipleri ile kat malikleri davalılar aleyhine açıldığı, karşı davanın ise arsa sahipleri ...,...,... ile ... tarafından ... aleyhine açıldığı ancak Mahkeme karar başlığında karşı davacılar ve davalının gösterilmediği tespit edilmiş, bu hususun maddi hata mahiyetinde olduğu anlaşılmakla Dairemizce re'sen düzeltilmiştir. Mahkemenin 16.09.2018 günü 2012/71 esas 2018/194 karar sayılı kararına ilişkin Dairemizin 20.01.2021 gün, 2018/969 esas, 2021/26 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere taraflar arasında davaya konu sözleşme kapsamında davacı yüklenicinin sözleşme tarihinden itibaren 50 ay içerisinde yapı kullanma izin belgesini de alarak teslimi üstlendiği ve teslimde gecikme halinde ödenecek gecikme tazminatına ilişkin düzenleme bulunduğu bu düzenlemenin cezai şart niteliğinde olmaması nedeniyle talep edilebilmesi için teslim alınırken ihtirazi kayıt konulmasının gerekmeyeceği, dosya kapsamı itibariyle karşı davada arsa sahiplerine düşen bağımsız bölümlerin fiilen teslim edildiği veya satılarak devredildiğinin tespiti halinde Yargıtay yerleşik içtihatları gereğince bu tarihlere kadar, gecikme tazminatının talep edilebileceği, fiilen teslim edilmediği veya satılmadığı( fiilen teslimde maksat bizzat veya kiraya verilerek kullanmayı ifade ettiği ) tarihlerin belirlenerek sözleşme gereği fiilen teslimi gereken tarihin tespiti ile yukarıda belirtilen şekilde belirtilecek tarihe kadar satım veya fiilen teslim yoksa dava veya davada talep edilen dönemi aşmamak kaydıyla iskan ruhsatı alındığı tarihe kadar gecikme tazminatının hesaplanması gerektiği belirtilmiş, mahkemece kaldırma kararı sonrası alınan bilirkişi raporunda bu ilkelere uygun herhangi bir tespit yapılmadığı gibi sözleşmedeki yüklenicinin iskan ruhsatı alma yükümlülüğünün davada talep edilen işyeri (dükkan) için bu bağımsız bölümlerin işyeri açılarak kullanıldığı noktasında yükümlülüğün olmadığı kabul edilerek değerlendirme yapılması da doğru olmamıştır. Karşı davada arsa sahipleri bir kısım bağımsız bölümleri 11.09.2018 tarihli tutanakla fiilen teslim aldıklarını kabul ederek iskan ruhsatı alınmadığından bu tutanağın düzenlendiği tarihten dava tarihine kadar gecikme tazminatı talep etmişlerse de , yukarıdaki açıklamalar kapsamında fiilen teslim edilen bu bağımsız bölümlere ilişkin fiilen teslim edildiği kabul edilen 11.09.2018 tarihinden sonrası için gecikme tazminatı talep edemeyecekleri, bunun dışında kalan bağımsız bölümler varsa bunlar yönünden gecikme tazminatı hesaplaması gerektiği hususunun dikkate alınması doğru olmamıştır.
Yine asıl dava yönünden davalı arsa sahiplerince kat irtifakı kurulması yönünde bu yetkiyi içerir şekilde vekaletlerini verdiklerini iddia etmiş olmakla ve yargılama sırasında kat irtifakı da kurulduğu belirtilerek asıl davada konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, davalıların asıl davanın açılmasına sebebiyet verip vermedikleri hususu gerekçelendirilmeden davalıların yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaları da doğru olmamıştır. Taraflardan birisinin dava açıldıktan sonra ölmesi halinde mirasçılarının davaya katılımı ile yargılamaya devam olunur, davalılardan ...'un karardan önce 05/08/2024 tarihinde vefat ettiği karar başlığında mirasçıların gösterilmediği anlaşılmakla taraf teşkili yönünden bu hususun değerlendirilmesi gerekirken karar içeriğinde gösterilmesi doğru olmamıştır. Tüm bu açıklamalar kapsamında mahkemece yapılması gereken iş, taraflar arasındaki davaya konu sözleşmeler kapsamında tarafların inşaatın yapımına ilişkin süreler konusunda beyanları da dikkate alınarak, inşaatın tamamlanarak arsa sahiplerine iskan ruhsatı da alınmak suretiyle teslimi gereken tarihin belirlenmesi, karşı davada arsa sahipleri bir kısım bağımsız bölümlerin fiilen 11.09.2018 tarihi de dikkate alınarak bu tarihten sonrası için gecikme tazminatı talep edilip edilemeyeceği değerlendirilmek suretiyle, bu tutanak dışında kalan bağımsız bölümler varsa yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde ve sözleşmedeki düzenlemeye uygun gecikme tazminatı talep edilip edilemeyeceği hususu , asıl dava yönünden de yukarıda belirtilen şekilde taraf teşkilinin sağlanarak ve davalıların vekalet verdikleri iddiası değerlendirilerek dava açmaya sebebiyet verip vermedikleri değerlendirilmesi yapılarak asıl davada yargılama giderlerine ilişkin HMK 297.Maddesine uygun hüküm kurulmasından ibarettir. Açıklanan nedenlerle asıl davada davalılar vekili ile karşı davada taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüyle mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine kaldırma nedenlerine göre karşı davada davalı vekilinin sair istinaf nedenlerinin incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl davada davalılar vekili ile karşı davada taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, 2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/02/2025 tarih ve 2021/124 E-2025/97 K sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Asıl davada davalılar tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine, 5-Karşı davada davacılar tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine, 6-Karşı davada davalı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 7-Taraflarca ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yaptıkları istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 03.06.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...