Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1063 E. 2026/1103 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1063
Karar No
2026/1103
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1063 - 2026/1103 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1063 KARAR NO : 2026/1103

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/05/2025 NUMARASI : 2023/1339 Esas - 2025/545 Karar

DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALI : VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 02/07/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 02/07/2026

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.06.2023 tarihinde, davalı “... Tic. Ltd. Şti.”nin işleteni olduğu ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu olarak davacıya ait ... plakalı araca çarparak davacıya ait aracın değer kaybına uğramasına neden olduğunu, davacının tamir süresi boyunca aracını kullanmaktan mahrum kaldığını, davacıya ait araç hasar gideriminin ise aracın kasko sigortalısı olduğu ...Şirketi tarafından karşılandığını, davacıya ait araçta değer kaybı ve yoksunluk kaybı için davacıya herhangi bir ödemenin yapılmadığını, bu husus için yapılan arabuluculuk görüşmesinin de anlaşamama ile sonuçlandığını belirtilerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik, 100,00TL değer kaybı ve 100,00TL tamir süresi boyunca aracı kullanamamasından kaynaklı ticari kazanç kaybı tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 18/03/2025 tarihli dilekçe ile bedel artırım talebinde bulunmuş, değer kaybı tazminatı talebini 25.000,00TL'ye, kazanç kaybı talebini 12.804,25TL'ye artırmıştır. Davalı Şirket, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, 24/06/2023 tarihinde, gece vakti saat 00.45 sularında yerleşim yeri dışı bölünmüş tek yönlü, dört şeritli ve emniyet şeridi de olan yol bölümünde, yakıtı bitmiş ve büyük kısmı emniyet şeridinde çok az bir kısmı sağ şeride taşacak şekilde park edilmiş ... plakalı aracın sağ yan tarafından, geriden aynı istikametten gelen davacı şirkete ait sürücü ...'in yönetimindeki ... çekici ve bağlı ... plakalı yarı römorkun çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, açıklanan şekilde meydana gelen kazada tüm dosya kapsamından tespit edildiği üzere park halinde olan aracın gerisinde reflektör bulunduğu ya da araç dörtlü ikaz lambalarının yandığının tespit edilememesi karşısında ... plakalı araç sürücüsünün %25 oranında tali düzeyde kusurlu olduğu, ... çekici ve bağlı ... plakalı yarı römorkun sürücüsünün ise dikkatli ve güvenli şekilde seyrine devam ederek park halinde bulunan araca çarpmaması gerekirken aksine davranışla kazaya sebebiyet verdiğinden %75 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiği, değer kaybının genel şartlardaki hesaplamaya göre değil reel piyasa hesabına göre hesaplanması gerektiği, bilirkişi raporunda bu yönde yapılan hesaplama sonucu oluşan değer kaybının 150.000,00TL olarak tespit edildiği, davacının maliki olduğu aracın sürücüsünün kusurunun tenzili ile davacının 37.500,00TL değer kaybı zararının bulunduğu, davacının maliki olduğu aracın hasarına göre makul tamir süresinin 21 iş günü olduğu ve oluşan mahrumiyet zararının 51.217,20TL olduğu, davacının maliki olduğu aracın sürücüsünün kusurunun tenzili ile davacının 12.804,30TL kazanç kaybı talep edebileceği, neticeten davanın kısmen kabulü ile, taleple bağlı kalınarak 25.000,00TL araç değer kaybının davalıdan olay tarihi olan 24/06/2023 tarihinden itibaren sigortalı aracın kullanım durumu gözetilerek işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, taleple bağlı kalınarak 12.804,25TL kazanç kaybının olay tarihi olan 24/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek sigortalı aracın kullanım durumu gözetilerek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, yargılama sonucu talep edilebilecek tutarın 37.500,00TL değer kaybı ve 12.804,30TL kazanç kaybı olarak tespit edildiği, 2024 yılı kesinlik sınırının 40.660,22TL olduğu, bu hali ile kararın kesinlik sınırının üstünde olduğu, her ne kadar davacının talebi kesinlik sınırının altında ise de, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmış olması ve tespit edilen tutarın kesinlik sınırının üstünde olması sebebiyle istinaf kanun yolunun açık olduğu değerlendirilerek bu şekilde karar verildiği gerekçesiyle; "1-Davanın kabulü ile, taleple bağlı kalınarak 25.000,00-TL araç değer kaybının davalıdan olay tarihi olan 24/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Taleple bağlı kalınarak 12.804,25-TL kazanç kaybının olay tarihi olan 24/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davalı şirketin maliki olduğu ... plakalı araç, ...'in sevk ve idaresinde iken yakıtı bittiğinden yolda kaldığını, aracın çok az bir kısmı sağ şeride taşacak şekilde emniyet şeridinde mecburen kaldığını ve yolda durduğunu, burada sürücüye atfedilmesi gereken kusurun, davacı şirkete sırf maliki olmasından ötürü atfedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı şirketin maliki olduğu aracın gerisinde reflektör konduğu veya araç dörtlülerinin yandığı hususunda bir beyan ve delil bulunmadığı gerekçeleriyle dava konusu trafik kazasında %25 oranında kusurlu olduğu gibi son derece haksız ve mesnetsiz bir tespit yapıldığını, öncelikle dörtlülerin yandığını, bunu ispatla kanıtlamak ise takdir edilmeli ki mümkün olmadığını, ayrıca arkadan gelen davacıya ait aracın, kanunda belirtilen takip ve mesafe kurallarına uyması, önünde oluşabilecek ani durumlarda dikkatli olup frene basması gerektiğini, aynı şekilde davacının kusur oranının da eksik ve hatalı hesaplandığını, Karayolları Trafik Kanunu'nda da belirtildiği gibi arkadan çarpan araç sürücülerinin asli kusurlu olduğunu, olayda fren izine rastlanmadığı da nazara alındığında davacıya ait aracın %75 yerine %100 oranında kusurlu olduğunu, bir diğer hususun ise, Kesin Kasko Ekspertiz Raporu'nda hasar onarım süresinin 1 (bir) gün olarak ifade edildiğini ve aracın 1 (bir) günde tamirden çıktığını, bilirkişi raporunda ise, makina mühendisinin tamir süresi için 21 iş günü yönünde görüş beyan ettiğini ve fazla araç değer kaybı ile kazanç kaybı hesaplaması yapıldığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Trafik kazalarından doğan hukuki sorumluluk 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda özel olarak düzenlenmiştir. 2918 sayılı yasanın 85/1. maddesinde; “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu, böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (..., Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; ..., Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Tehlike sorumluluğunun cari olduğu işletenin sorumluluğunun son bulması için de, anılan kanunun 86/1. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere, illiyet bağını ortadan kaldıracak mahiyette 3. kişi kusuru-zarar görenin ağır kusuru-mücbir sebep hallerinden birinin bulunması gerekmektedir. Bu üç halden birinin bulunduğu durumda dahi işletenin sorumluluğunun son bulması için, araçtaki bozukluğun ya da işleten ile eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurunun kazaya etki etmemiş olması gerekmektedir. Somut olayda, davalının işleten olarak sorumluluğu bulunduğu anlaşılmakla bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir. Kusura ilişkin olarak, Meydana gelen kaza, 24.06.2023 tarihinde gece vakti saat 00:45 civarında, yerleşim yeri dışı bölünmüş tek yönlü, 4 şeritli ve emniyet şeridinde olan yol bölümünde yakıtı bitmiş ve büyük kısmı emniyet şeridinde çok az bir kısmı da sağ şeride taşacak şekilde park edilmiş olan ... plakalı aracın sağ yan tarafından, geriden aynı istikametten gelen davacı şirkete ait ... plakalı Çekici ve bağlı ... plakalı Yarı Römork sürücüsünün aracının sağ yan tarafları ile çarpması şeklinde meydana gelmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ... plakalı aracın bir kısmı sağ şeride taşacak şekilde emniyet şeridinde park edildiği anlaşılmakla birlikte, dosya bütününe göre araç gerisinde reflektör konduğu ve de araç dörtlülerinin yandığı hususunda bir beyan ve delil bulunmadığı, davacıya ait ... plakalı Çekici ve bağlı ... plakalı Yarı Römork sürücüsü ...’in aracının hızını gece görüş şartları ve yol durumuna göre ayarlayarak dikkatli ve tedbirli şekilde seyretmesi ve yine aracının hızını farlarının aydınlatma mesafesi içinde görülen tehlike karşısında aracını emniyetle durdurabilecek bir hızda tutması ve de etkili fren tedbiri ile ön ilerisinde çok az bir kısmı da sağ şeride taşar vaziyette olacak şekilde park halinde olan ... plakalı araca çarpmaması gerekirken aksine hareketle müteyyakkız olmayarak seyri ile ... plakalı aracın sol yan kısımlarına hem de 4 şeritli yolda çarptığı kazanın oluşumunda, 2918 sayılı KTK'nın “Madde 47-Karayollarından faydalananlar aşağıdaki sıralamaya göre, d)Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere, uymak zorundadırlar.”, “Madde 52/b-Sürücüler; hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak, zorundadırlar.” ve “Madde 84-Araç sürücüleri trafik kazalarında, d)Arkadan çarpma, hallerinde asli kusurlu sayılırlar.” maddelerini ihlal etmiş olmakla %75 oranında kusurlu olduğu, davalı şirkete ait yakıtı bitmiş ... plakalı araç sürücüsü ...’in aracını tamamen emniyet şeridine park etmeden çok az bir kısmı da 4 şeritli yolun sağ şeridinde olacak şekilde aracını durdurmakla ve araç gerisine reflektör vb. koymamakla trafik güvenliğini tehlikeye düşürmüş olmakla meydana gelen kazanın oluşumunda, 2918 sayılı KTK'nın “Madde 59-Yerleşim birimleri dışındaki kara yolunda zorunlu haller dışında taşıt yolu üzerinde duraklamak veya park etmek yasaktır. Zorunlu hallerde gerekli önlemleri almadan duraklayan veya parkeden sürücüler ile zorunlu haller dışında duraklayan veya parkeden sürücüler 1.800.000 lira para cezası ile cezalandırılırlar.” maddesini ihlal etmiş olmakla %25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş olup, raporun kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Borçlar Hukuku’na göre, bir şey hasar gördüğü zaman, onun kullanılamamasından doğacak olan zarar, bu zarardan sorumlu kişiden talep edilebilir. Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre, Kanun'da aksine bir hüküm olmadığı takdirde, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Bu nedenle, araç mahrumiyeti sebebiyle olduğu iddia edilen zarara dair deliller ibraz edilmeli, zarar gördüğünü iddia eden tarafın ne iş yaptığı, aracını ne maksatla kullandığı, eviyle işi arasında kat ettiği mesafe belirlenmeli, araç kullanılırken yapılması gereken zorunlu giderler de belirlenecek olan zarardan indirilmelidir. Aracın ne kadar süre içerisinde tamir edileceğine dair, bilirkişi raporu da düzenlenmesi gerekmektedir. Eğer, araç mahrumiyetine dair delil sunulamıyorsa, bu durumda Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi 2. fıkrasına göre, hakkaniyete uygun bir bedel tayin ve takdir edilmesi gerekmektedir (T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.-2015/17333 K.-2016/3648 T.-23.3.2016). Yerleşik Yargıtay kararlarına göre, davacı, kaza neticesinde, aracın hasarlandığını ve kullanılamadığını kanıtlanması durumunda, aracın makul onarım süresince kullanılamaması nedeniyle oluşan araç mahrumiyet zararlarını talep edebilir. Davacıdan ayrıca bu dönem için araç kiraladığına yönelik belge sunması istenemez, mahkeme bilirkişiden alınacak rapor ile aracın makul onarım süresini tespit ederek, bu süre zarfında araç mahrumiyeti nedeniyle uğrayacağı zarar ve talep çerçevesinde davanın esası hakkında karar verilmelidir. Bilirkişi aracılığıyla aracın onarılabileceği makul sürenin belirlendiği anlaşılmakla bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerektiği vicdani kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 2.582,40 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 645,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.936,80 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1063, K. 2026/1103, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1063-e-2026-1103-k-8057c365d8d8