Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/730 E. 2026/838 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/730
Karar No
2026/838
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/730 - Karar No:2026/838

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/730 KARAR NO : 2026/838

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/05/2024 NUMARASI : 2022/613 E-2024/344 K

DAVACI : VEKİLLERİ : Av.

DAVALILAR : 1 - VEKİLİ : Av.

2 - VEKİLİ : Av.

İHBAR OLUNAN : VEKİLLERİ : Av.

DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 13/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/07/2026

Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Müvekkilinin sorumluluk sahasında bulunan ... EİH’nin müvekkili ile davalı... arasında yapılan bağlantı anlaşması kapsamında diğer davalı yüklenici Şa-Ra firmasınca tesis edildiğini, 31.12.2013 tarihinde geçici kabul 11.07.2018 tarihinde ise kesin kabulün yapıldığını, hattın 49-100 nolu direkleri arası 2027mm2 özel bölge olarak ve 1-49, 101-241 nolu direkler arasının ise 3B1272 MCM iletkenin kullanıldığı 3PA serisi direkler kullanılarak tesis edildiğini, hattın kesin kabulü yapıldıktan sonra hattın 3B1272 MCM olarak tesis edilen kısmındaki direklerin kulelerinde OPGW iletkeni ve askı takımı hırdavatlarında arızalar yaşandığını, yanlış askı takımı seçiminden kaynaklanan kalıcı arızaların tekrar yaşanmaması için söz konusu askı takımlarının bila bedel değiştirilmesine karar verildiğini, bunun için davalıya yazı yazıldığını, oluşan arızaların giderilmesi isteğine cevap alınamadığını, sistem güvenirliliğinin riske atılmaması ve enerji kesintisine mahal verilmemesi için söz konusu askı takımlarının değiştirilmesi hususunda 2019 ve 2020 yıllarında müvekkilince ihaleler gerçekleştirildiğini, askı takımlarının yanlış seçilmesinden dolayı buz yüklerinin mukavemeti sağlamadığı için kesin kabulden sonra bu arızaların sıklaştığını, zaten projeyi davalı...’nın seçtiğini, malzelemeleri de kendi seçip teste getirdiğini, malzeme seçiminin tamamen davalılara ait olduğunu, davalı şirketlerin hatalı malzeme seçiminden dolayı arızaların meydana geldiğini, müvekkilinin bir an evvel duruma müdahale etmesi gerektiğinden ve zorunluluk arzeden değişimi derhal yapmak zorunda olması nedeniyle, ekipmanları değiştirdiğini, bundan sonra da arızanın vuku bulmadığını, 4735 Sayılı Kanunun 30.maddesi gereğince yüklenici kesin kabul tarihine kadar sorumlu olacağı gibi kesin kabul onay tarihinden sonra da imalatın fen ve sanat kurallarına uygun yapılmamasından sorumluluğu bulunduğunu, benzer düzenlemenin Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 20 ve 25.maddesinde de yer aldığını belirterek, fazla hakları saklı kalmak üzere davalıların yanlış malzeme seçimi sebebi ile askı takımlarının çift papuçlu askı takımlarıyla değiştirilmesi kapsamında enerji iletim hattı direklerinde hırdavat demontajı ve montajı işinde müvekkilince yapılan masraf olan şimdilik 607.149,53 TLnin 22.08.2019 hakediş tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı... ... AŞ vekili: Davacının iddialarının haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, taraflar arasında imzalanan bağlantı anlaşmasının ek -4"ü altında yer alan 16.08.2011 tarihli tesis sözleşmesinin 6098 Sayılı TBK’nun yürürlüğü tarihinden önce olup, dolayısıyla zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin eski kanun hükümlerine tabi olduğunu, taraflar arasında 16.08.2011 tarihinde bağlantı anlaşmasının akdedildiğini, müvekkili ile diğer davalı şirket arasında ise 14.11.2011 tarihinde iletim hattı proje ve yapım sözleşmesi imzalandığını, 31.12.2013 tarihinde davacının geçici kabul, 24.07.2018 tarihinde de kesin kabul yapılarak tutanak altına alındığını, dava konusu olayda gerek eser sözleşmesinden kaynaklanan 5 yıllık zamanaşımı, gerekse ayıba karşı tekeffül hükümlerine gidilebilmesi için gidilen 2 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, bağlantı anlaşması ek-4 altında yer alan tesis sözleşmesinin 3.5 maddesinde garanti hükmünün düzenlendiğini, geçici kabulden itibaren 2 yıllık garanti süresinin sözleşme kapsamında 31.12.2015 tarihi itibariyle dolduğunu, dahası kesin kabulle birlikte hattın tüm sorumluluğunun davacıya devredildiğini, dolayısıyla arızadan sorumluluğun davacıya ait olduğunu, süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı bulunmadığını, iddia olunan arızalara ilişkin müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun olmadığını, diğer davalı ile de müşterek sorumluluğun bulunmadığını, davacının iddia olunan ayıba ilişkin bedeli bizatihi kendisinin belirlemesinin de kabul anlamına gelmemekle birlikte mümkün olmadığını belirterek, davanın zamanaşımı ve esas bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...…AŞ vekili: Davacı tarafından ileri sürülen taleplerin zamanaşımına uğradığını, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davalarında 5 yıllık zamanaşımının uygulanması gerektiğini, 31.12.2013 geçici kabul tarihinden dava tarihine kadar yaklaşık 8 yıl geçmiş olmakla 5 yıllık süre içerisinde açılmayan davanın zamanaşımına uğradığını, davacının Borçlar Kanununda düzenlenen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmediğini, eseri kabul ettiğini, direklerin ayıplı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili ile davacı arasında doğrudan ticari bir ilişki olmadığını ve sözleşme ilişkisinin de bulunmadığını, müvekkili şirketin durumdan haberdar edildiği iddiasının da gerçek dışı olduğunu, davacının yaptığı iddia ettiği ihale sürecinin de denetlenmesi gerektiğini, müvekkilinin 22.08.2019 da temerrüde düşürüldüğü iddiasının da gerçek olmadığını belirterek, davanın husumet, zamanaşımı ve esas bakımından reddine ve ... AŞ 'ne ihbar edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Davanın, taraflar arasında imzalanan 16/08/2011 tarihli "Bağlantı Anlaşması" başlıklı sözleşme kapsamında, davalıların üstlendiği işin ne olduğu, davalılardan ... ile davacı arasında ne şekilde bir hukuki ilişki olduğu, dava konusu işin geçici ve kesin kabullerinin yapılıp yapılmadığı, yapılan işler yönünden eksik ve ayıpların bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarafın sorumluluğunda gerçekleştiği, ayıplı ifa olup olmadığı, varsa ayıbın açık veya gizli ayıp olup olmadığı ile davacının 3.şahıslara nama ifa kapsamında yaptırdığı işler olup olmadığı ve bu nedenle alacağa hak kazanıp kazanmadığı ve alacağı varsa miktarının ne kadar olduğunun belirlenmesine ilişkin olduğu, taraflarca delil olarak dayanılan 16/08/2011 tarihli sözleşme, ihale evrakı, davacı tarafından düzenlenen fotoğraflı arıza raporu, 3.kişilerle yapılan dava konusu işe ilişkin olduğu ifade edilen sözleşme ve bununla bağlantılı ödemeye dair fatura ve hakediş belgeleri, geçici ve kesin kabul tutanakları, karşılıklı yazışmalar ve diğer belgelerin dosyaya sunulduğu, yazılan müzekkerelerle temin edildiği, taraflarca delil olarak dayanılan tüm belgeler temin olunduktan sonra dava konusu sözleşme ve buna bağlı çekişme dikkate alınarak elektrik mühendisi bilirkişi seçilmek suretiyle 06/12/2023 tarihli rapor ve itirazları karşılar şekilde 19/03/2024 tarihli ek rapor aldırıldığı, bilirkişi tarafından davacı ...'ın tabi olduğu yasal mevzuat ve bu bağlamda taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin ve yine yüklenici davalı... ile diğer davalı ... arasında düzenlenen 14/11/2011 tarihli "Proje ve Yapım İşleri Sözleşmesi" içeriği de değerlendirilmek suretiyle, davalıların davacı ... görevlilerinin kontrolünde her türlü izin ve onay alarak bağlantı anlaşmasında yer alan koşullarla tesisin yapımını tamamladıkları, herhangi bir eksik olmaksızın eseri teslim ettikleri, eserin ... tarafından kullanıldığı ve geçici kabulünün 31/12/2013 tarihinde, kesin kabulünün ise 11/07/2018 tarihinde yapıldığı, ... TS'nin üretime başladığı 2016 yılından itibaren fiilen kullanıldığı tespitinin yapıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlık hat üzerinde dengesiz ve yoğun buzlanma sonucunda meydana gelen OPGW iletkeni ve hırdavat arızaları üzerine, arızaların giderilmesi ve önlenmesi amacıyla üçüncü kişilere yaptırılan iş bedellerinden oluşan zararın tanzimine ilişkin olduğu, bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak, taraflarca sunulan tüm belgeler bütün olarak değerlendirilmek suretiyle gerekçeli ve denetime elverişli olarak, davalıların fen ve sanat kurallarına uygun şekilde yer tesliminden kesin kabule kadar ...'ın belirlediği güzergahta ve onayladığı plan-projelere-malzemelere uygun şekilde edimlerini yerine getirdiği, meydana gelen davaya konu arızaların davacı ...'ın özel bölge sınırını hatalı tespit etmesi ve bu bölgelerde gerçekleşen olağan dışı iklim şartlarının gerçekleşmesi sonucu meydana geldiği, davalıların davaya konu arıza ve hasarlardan sorumlu olmayacakları gibi tamamen hattın emniyetinin arttırılması için 2020 yılında yapılan tadilatlarla ilgili bir kusur ve sorumluluklarının bulunmadığı tespitinin yapıldığı, iddia, savunma, taraflarca dayanılan deliller, bilirkişi raporu ve ek rapor bütün olarak değerlendirildiğinde, davalılardan... ... AŞ'nin davacı ile davacının bağlı olduğu yasal mevzuat kapsamında aralarında imzalanan 16/08/2011 tarihli Bağlantı Anlaşması kapsamında sözleşme konusu tesisin yapımını üstlenip, yine yasal mevzuat çerçevesinde davacının onayıyla diğer davalı ... ile tesisin yapımı konusunda 14/11/2011 tarihli, Proje ve Yapım İşleri Sözleşmesini akdettiği, davalılarca işin, davacı şirket yetkililerinin gözetimleri altında verilen talimatlara uygun olarak ikmal edildiği, söz konusu enerji iletişim hattının 31/12/2013 tarihinde geçici kabulünün yapılarak işletmeye alındığı, ... Termik Santrali'nin enerji üretimine başladığı 2016 yılından itibaren hattın fiilen kullanıldığı, davac...'ın ... Termik Santrali'nde üretilen ve iletim sistemine verilen enerji karşılığı yasal mevzuat gereği iletim sistem kullanım bedellerini tahsil etmekte olduğu, hattın kesin kabulünün kamulaştırma sorunları nedeniyle ancak 11/07/2018 tarihinde yapıldığı, sözleşme kapsamında garanti süresinin arıza tarihleri itibariyle dolmuş olduğu, mevcut tazminat davasına konu arızanın davalılar tarafından öngörülemeyen ve öngörülmesi mümkün olmayan hava koşullarından meydana geldiği, davalılara atfedilecek kusur bulunmadığı anlaşılmakla ve mahkemece de bu yönde kanaat edilmekle, davanın reddi cihetine gidildiği gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle:Hükme esas alınan rapor yeterli ve teknik bilgilerden uzak, hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi hem eksik incelemeye dayanmakta hem de objektiflikten uzak olduğunu, itirazlarına rağmen mahkemece dosyanın bilirkişi kurulu yerine sadece bir kişinin bulunduğu bilirkişiye tevdii edildiğini, bilirkişi raporunda dosyada yer alan bilgi ve belgelerle ilgili hatalı tespitler yapıldığını, dosyanın bütünü üzerinden ve tarafsız bir şekilde rapor hazırlamak yerine davalı taraf lehine olacak şekilde yorum yapıldığını ve neticede herhangi bir bilimsel geçerliliği olmayan raporun düzenlendiğini, bu nedenle mahkemece kurulan hükmün kaldırılarak itirazları dikkate alınarak dosyanın 2 malzeme ve metalurji mühendisi ve 1 elektrik mühendisi tarafından enerji iletim hatlarında alanında uzman oluşturulacak yeni bir heyete tevdii edilmesini talep ettiklerini, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan belge ve deliller incelenmeksizin eksik ve hatalı inceleme yapıldığını, hatlarınn kesin kabulü ile hatta oluşan ilk arıza tarihi arasında 9 ay gibi kısa bir süre bulunduğunu, tesisi yapılan hatların enerji arz güvenirliliği açısından uzun süreli olarak işletilmesi planlanmakta ve buna uygun kaliteli ve uzun ömürlü malzemeler kullanılarak arızaların minumum gerçekleşmesinin hedeflenmekte olduğunu, hatta oluşan 16.04.2019 tarihli ilk arızanın çıkması üzerine hızlı bir şekilde aksiyon alındığını ve OPGW iletenindeki arızanın giderilmesi için müvekkilince gerekli ihalenin yapıldığını, 22.08.2019 tarihinde arızanın giderilmediğini, daha sonra müvekkilince yapılan detaylı incelemede arızanın malzeme kaynaklı olduğunun 09.09.2019 tarihli arıza raporunda da belirlendiğini, OPGW askı takımlarında kullanılan kauçuk malzemelerin çok çabuk bir biçimde çürümeye başladığını ve arızaların başlamasına sebep olduğunu, aynı hattın özel bölge olarak tesisedilen 49-100 nolu direkleri arasında kullanılan OPGW askı takımlarında (çift pabuçlu askı takımı) bir sorun bulunmazken, hattın diğer kısımlarında kullanılan tek askı takımlarının çok çabuk bir biçimde deforme olması ve hasarlanmasının malzemelerin sorunlu olmasından kaynaklandığını, bu sebeple hattın sorunlu olarak belirlenen özel bölge dışındaki direklerindeki bu sorunlu OPGW askı takımı malzemelerin değişimin yapılması ve hatta oluşan OPGW iletkenlerindeki hasarların bedelinin yüklenici firmadan talep edildiğini, müvekkili teşekkülün kuruluş amacının elektriğin kesintisiz ve sürekli bir şekilde sisteme aktarılmasını sağlamak olduğundan bunun için gereken her türlü tedbiri ve önlemi almak ivedi bir hal olup bilirkişi tarafından davalılara bildirim yapılmadığından bahisle davalıların sorumlu olmayacağı yönündeki görüşleri hatalı olduğu gibi çelişki de içerdiğini, nitekim dosya kapsamında hatların kesin kabulü ile hatta oluşan ilk arıza tarihi arasında 9 ay gibi kısa bir süre bulunmakta olup bu süreçte gerekli bildirimlerin hepsinin yapıldığını, bilirkişi raporu 7. maddesi "1-30 ve 104-241 nolu direkler arasında arızaya konu direklerde olduğu gibi tek pabuçlu aynı askı takımı kullanıldığı halde bu bölgelerde her hangi bir arızanın ifadesi incelendiğinde yazımız ekinde örnek olarak verilen (Ek-1) hattın 200 numaralı oluşmadığı" direğinde askı pabuclarındaki erimeler tespit edildiğini, yani hattın tamamında kullanılan askı takımlarında sorunların başladığı ekiplerce yapılan bakımlarda tespit edilmiş olup dosya kapsamındaki fotoğraflarda ve tutanaklarda bu durumun açıkça görüldüğünü, bu nedenle bilirkişi raporunun hatalı olarak değerlendirilmiş olduğunu, bilirkişi raporu 8. maddesi "yüklenici ve alt yüklenici davalılar, yapının fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmaması, hileli malzeme kullanılması ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zarar ve ziyandan, kesin kabul onay tarihinden itibaren de on beş yıl süreyle müteselsilen sorumlu" olmakla birlikte, Söz konusu tesislerin yer teslimini müteakip , etüt, plan, proje çalışmalarının tamamen ... kontrol ve onayı ile gerçekleştiği, davalıların eseri fen ve sanat kurallarına uygun yapmadığına, hileli malzeme kullandığına veya benzeri nedenlere aykırı tesis ettiğine dair her hangi bir bulgu mevcut olmadığı, bu bağlamda Y.İ.G. Şartnamesinin 20. maddesine göre davalıların sorumluluğu oluşmayacağı" ifadesinde yüklenicinin hattın kesin kabulunden sonra 15 yıl süreyle sorumlu olduğunu, hattın kesin kabulu tarihinde yapılmış ve daha 5 yıl geçmeden hatta kullanılan malzemelerden kaynaklı hasarlar oluşmaya başladığını, kullanılan askı pabuçları içindeki kauçuk parçalar erimeye başlamış ve neticesinde OPGW iletkenlerinde liflenmeler meydana gelmiş olduğunu, hattın muhtelif direklerinde bu OPGW takımlarındaki hasarlar neticesinde direklerin profilden imal edilen kulelerinde eğilmeler oluştuğunu, söz konusu hattın yüklenici tarafından garanti edilen süre içerinde sadece 32-41 numaralı direkler arası değil, hattın diğer direklerinde de kusurlu malzeme kullanımından kaynaklı sorunlar yaşandığı ve tüm direklerde aynı sorun yaşanması olası görüldüğünden deforme olan tüm direklerde askı pabuçları değiştirilmiş olup askı takımlarında oluşan arızalara ait resimlerin dilekçe ekinde sunulduğunu, bilirkişi tarafından hatalı inceleme yapılarak davaya konu yapım işinin 4735 Sayılı Kanuna tabi olmadığı yönündeki görüşün hukuka aykırı olduğunu, 4735 Sayılı Kanunun 30. maddesi gereğince "Yapım işlerinde yüklenici ve alt yükleniciler,yapının fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmaması, hileli malzeme kullanılması ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zarar ve ziyandan, yapının tamamı için işe başlama tarihinden itibaren kesin kabul tarihine kadar sorumlu olacağı gibi, kesin kabul onay tarihinden itibaren de 15 yıl süreyle müteselsilen sorumludur.Bu zarar ve ziyan genel hükümlere göre (sulh yoluyla veya alacak davası açılarak) yüklenici ve alt yüklenicilere ikmal ve tazmin ettirilir. Yine Benzer bir düzenleme Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 20. ve 25. maddeleri son fıkralarında da düzenlenmiş olup buna göre yapım işlerinde yüklenici ve alt yükleniciler, yapının fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmaması, hileli malzeme kullanılması ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zarar ve ziyandan, yapının tamamı için işe başlama tarihinden itibaren kesin kabul tarihine kadar sorumlu olacağı gibi, kesin kabul onay tarihinden itibaren de on beş yıl süreyle müteselsilen sorumludur. Bu zarar ve ziyan genel hükümlere göre yüklenici ve alt yüklenicilere ikmal ve tazmin ettirilir. Ayrıca haklarında 4735 sayılı Kanunun 27'nci maddesi hükümleri uygulanır." hükümlerine uygun olarak müvekkilince dava sürecinin başlatıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalılara bildirim yapılmadığından bahisle davalıların sorumlu olmayacağı yönündeki görüşlerin hatalı olduğunu, tek ya da sayılı birkaç bölgede değil tüm hatta problem yaşanması ve müvekkili şirketin tek el kamu kurumu konumunda elektriğin iletiminden sorumlu olması sebebiyle bir an evvel müdahale edilmesi gerektiğinden zorunluluk arz eden değişimi derhal yapmak zorunda kalındığını, zaten tüm ekipmanlar değiştikten sonra başka bir arızanın da olmadığını, bu durumun da davalı şirketlerin hatalı malzeme seçiminden dolayı bu arızaya sebebiyet verdiğinin en önemli göstergesi olduğunu, davalı şirketlerin kullandığı askı takımının içindeki kauçuk malzemenin hızlıca deforme olduğunu, iklim şartlarına dayanıklı olmadığından tüm direklere ait görüntüler incelendiğinde tek ya da sayılı birkaç bölgede değil tüm hatta problem yaşandığı ve müdahalenin ne kadar elzem olduğunun görüleceğini, ancak bilirkişi tarafından ne yerinde inceleme yapıldığını ne de keşif mahallinde bilirkişi incelemesi safhasında temas kurulması için 21.03.2023 tarihli ön inceleme duruşma tutanağının 4 nolu ara kararı gereği mahkemeye bildirilen 03.04.2023 tarihli dilekçe ile sundukları çalışanlar ile iletişime geçildiğini, hükme esas alınan bilirkişi tarafından " Dünyada ve ülkemizde iklim şartlarında yıllara göre ani ve kısa süreli önemli farklılıklar oluşması her zaman mümkün olup, bu durumunun izlenmesi ve etüt edilmesi, buna göre gerektiğinde önceden her türlü tedbirin alınarak E.İ.Hatlarının emniyetli bir şekilde tesis edilmesi davacı ... uhdesindedir." şeklinde tamamen subjektif bir değerlendirme yapılmış olup bu değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu, nitekim her tacirin işini azami bir dikkatle yerine getirmek zorunda olup kullandığı malzemenin seçtiği projeye uygun olduğu, mevsim şartlarına dayanıklı olduğunu davalının kendisinin kanıtlaması gerektiğini,... ilemüvekkili arasında yapılan Bağlantı anlaşması madde 2.3 1. paragrafında “Madde 2-A'da belirtilen tesisler ilgili mevzuat ve genel hukuk hükümleri ile, ... teknik şartnamelerine, Şebeke Yönetmeliğine, Arz Güvenilirliği ve Kalitesi Yönetmeliğine uyulması koşulu ile Kullanıcı tarafından başlatılacak ve tamamlanacaktır.” denildiğini, buna göre; 4735 Sayılı Kanunun 30. maddesi gereğince “Yapım işlerinde yüklenici ve alt yükleniciler, yapının fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmaması, hileli malzeme kullanılması ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zarar ve ziyandan, yapının tamamı için işe başlama tarihinden itibaren kesin kabul tarihine kadar sorumlu olacağı gibi, kesin kabul onay tarihinden itibaren de 15 yıl süreyle müteselsilen sorumludur. Bu zarar ve ziyan genel hükümlere göre (sulh yoluyla veya alacak davası açılarak) yüklenici ve alt yüklenicilere ikmal ve tazmin ettirilir. "amir hükmünün düzenlendiğini, benzer bir düzenleme Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 20. ve 25. maddeleri son fıkralarında da düzenlenmiş olup buna göre yapım işlerinde yüklenici ve alt yükleniciler, yapının fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmaması, hileli malzeme kullanılması ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zarar ve ziyandan, yapının tamamı için işe başlama tarihinden itibaren kesin kabul tarihine kadar sorumlu olacağı gibi, kesin kabul onay tarihinden itibaren de on beş yıl süreyle müteselsilen sorumludur. Bu zarar ve ziyan genel hükümlere göre yüklenici ve alt yüklenicilere ikmal ve tazmin ettirilir. Ayrıca haklarında 4735 sayılı Kanunun 27’nci maddesi hükümleri uygulanır.” hükümlerine uygun olarak müvekkili haklarının korunması için dava sürecinin başlatıldığını, tüm bu açıklanan nedenlerle birlikte davalılar lehine hükmedilen vekalet ücreti de usul ve yasaya aykırı olup davanın niteliği gereği maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, mahkeme gerekçesinde belirtilen "Mevcut tazminat davasına konu arızanın davalılar tarafından öngörülemeyen ve öngörülmesi mümkün olmayan hava koşullarından meydana geldiği, davalılara atfedilecek kusur bulunmadığı" öngörülemeyen hava koşullarına yönelik yeterli araştırma yapılmaksızın hüküm kurulduğunu, nitekim bu konuda davalıların mevcut hava koşullarına uygun malzeme kullanma yükümlülüğü bulunduğu gibi bu konuda ayrıca Meteoroloji Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak gelen yazı cevabına göre alanında uzman bir bilirkişi tarafından istinafa konu yapım işi için kullanılan malzemelerin uygun olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş, incelemenin duruşmalı yapılması talep edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK)353. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinden ve 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemesince, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 13/07/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/730, K. 2026/838, T. 13.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-730-e-2026-838-k-6f58cf117c60