Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/689 E. 2026/947 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/689
- Karar No
- 2026/947
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/689 - 2026/947 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/689 KARAR NO : 2026/947 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/01/2024 NUMARASI : 2023/158 E. - 2024/1 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11/01/2024 tarih ve 2023/158 Esas - 2024/1 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 2018/36260, 2019/04273, 2019/04276, 2019/04277, 182582, 183178 sayılı "...", "...", "... ...", "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Kuruma başvurduğunu, 2021/176926 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, Kurum kararının yerinde olmadığını, dava konusu markalar ile mal/hizmetler arasında ayniyet/benzerlik koşullarının bir arada gerçekleştiğini, davacı markasının m. 6/5 kapsamında tanınmış olduğunu ve benzerlik incelemesinde bu husus dikkate alındığında hakkaniyetli bir sonuca ulaşılacağını, davalı markasının tescil edilmesi durumunda iltibas tehlikesi yaratacak olan itiraza konu markanın, davacı markasının ayırt edici karakterini zedeleyeceğini ve bundan haksız kazanç elde edeceğini, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2023-M-321 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, ''...'' markasının sağlık sektörüne uygun şekilde dizayn edilmiş ve yine sağlık sektörü tarafından kullanılacak, poliklinik, muayenehane, diyaliz merkezi, medikal vb. alanlar için tasarlanan ofis projesi markası olduğunu, davacı markası ile benzerlik içermediğini, davalı markasının “...” olarak değil “...” olarak bütünsel değerlendirilmesi gerektiğini, aksi halde ''...'' ya da ''...'' harfi yer alan tüm markalar, kelimeler ve kelime grupları üzerinde davacı tarafın hak iddia edebileceği yönünde bir sonuç ortaya çıkacağını, davacıya ait markada ''...'' logosu bulunduğunu ve markanın “...” olarak bilindiğini, tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğunu, ürünlerin birbirini ikame etme durumu olmadığını, ürünlerin bilinçli tüketici kitlesi tarafından kullanılacak ürünler olması nedeniyle iltibasa neden olmayacağını, ayrıca davalının haksız rekabet ve haksız kazanç sağlama amacı bulunmadığını, kaldı ki davacının da bu iddialarına ilişkin delil sunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı markasının tescilli olduğu 35/01,02,03 ve 04. sınıf hizmetlerin davacı markaları ile aynı, davalı markasının tescilli olduğu 35/05. sınıf kapsamında yer alan 09,14,15,16 ve 28. sınıf malların davacı markaları ile aynı/aynı tür, davalı markasının tescilli olduğu 35/05. sınıf kapsamında yer alan 09,14,15,16,28 ve 34. sınıf malların davacı markaları kapsamındaki 09,14,15,16,28 ve 34. sınıf mallar ile benzer, davalı markasının tescilli olduğu 35/05. sınıf kapsamında yer alan diğer mallar bakımından davacı markalarından farklı olduğu, dava konusu markalarda “...” ve “...” harfleri ortak ise de yapısı ya da doğası gereği yüksek ayırt ediciliği bulunmayan bu harflerin farklı bir kompozisyonla sunulmasının markalar arasında iltibas yaratmadığı, marka işaretleri işitsel, görsel ve kavramsal unsurları ile birlikte bir bütün olarak ele alındığında aralarında bir benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacının, dava konusu “...” markasını davalıdan önce, tescilsiz şekilde kullanmak suretiyle bu işaret üzerinde bir hak elde ettiğini gösterir delillerinin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla m. 6/3’e dayalı iddiaların ispat edilemediği, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, 6/6’ya dayalı iddiaların ispat edilemediği, davalı şahsın kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporundaki karşıt görüşün iddialarını teyit ettiğini, bu rapordaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, somut olayda SMK'nın 6/5 maddesinde düzenlenen şartların da gerçekleştiğini, müvekkiline ait markaların tanınmışlığının dikkate alınmadığını, SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında da dava konusu başvurunun tescilinin mümkün olmadığını, dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira harflerin kimsenin tekeline bırakılmasının mümkün olmadığı ve kısa harf markalarında, yapılacak küçük değişikliklerle ayırt ediciliğin sağlanabileceği, bu kapsamda görsel, işitsel ve kavramsal olarak dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, başvurunun, davacı markalarından farklı bir algı yarattığı ve taraf markalarının karıştırılmayacağı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, davacı vekilinin bilirkişi raporundaki çelişkinin giderilmediğine ilişkin istinaf itirazının da yerinde olmadığı, SMK'nın 6/3 maddesinde aranana koşulların gerçekleştiğinin ispat edilemediği, aynı Kanun'un 6/5 ve 6/6 maddesi koşullarının da somut olayda bulunmadığı, başvurunun kötü niyetli olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/05/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.