Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/583 E. 2026/867 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/583
- Karar No
- 2026/867
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/583 Esas
KARAR NO: 2026/867
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 13/10/2023
NUMARASI: 2022/255 E. - 2023/245 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ....’ya ait şirketlerden olduğunu ve... olarak anıldığını, müvekkili ..., ...ibaresi içeren marka başvuruları yaptığında davalıya tescilli marka sebebiyle hem kurum incelemesinden hem davalının itirazları sebebiyle tescil alamadığını, müvekkilinin ... numaralı ile yaptığı ... girişli ...markası davalı markası sebebiyle tescil edilemediğini, davalının ... numaralı marka başvurusu, 13.02.2008 tarihinde 30. sınıfta yapıldığını, davalının marka başvurusu 12.08.2008 tarihinde yayınlandığını ve 23.09.2009 tarihinde tescil edilmiş olmasına rağmen, ilgili markanın tescil edilen sınıfta herhangi bir kullanımı olmadığını, davalıya ait markanın tescil tarihinin ardından 5 yıllık sürenin geçtiğini, bu madde doğrultusunda ciddi olarak bir kullanımı olmadığı takdirde iptalinin gündeme gelebileceğini, davalı, "..." markasını Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil ettirdiği şekliyle, tescilli markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden, markanın tescil edildiği şekilde kullanımı mevcut olmadığını, davalının internet üzerinden satış yaptığı bu kanallar detaylı olarak incelenmesine rağmen, "..." markalı herhangi bir ürün, özellikle de 30. sınıfta, tescil edildiği şekilde herhangi bir markasal kullanım söz konusu olmadığını, açıklanan nedenlerle, davanın kabulü ile 23.09.2009 tescil tarihli "..." markasının 30. sınıf için ciddi şekilde kullanılmadığı için iptal edilerek sicilden terkinine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1995 yılında sakız üretimiyle faaliyete başladığını, ilerleyen yıllarda BEBETO markası altında yumuşak şeker üretimine başladığını, markanın kullanım sayılan hallerinden biri de SMK m.9/2-a'da da açıkça belirtildiği üzere ayırt edici unsurunun değiştirilmeden kullanıldığı haller olduğunu, bu sebeple müvekkilince gerçekleştirilen "..." kullanımları da "..." kullanımları da markanın kullanımını gösterdiğini, müvekkilince iş bu kullanımlar tescil tarihinden beri devam ettiğini, davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "1-Davacının davasının KABULÜ İLE;
Davalıya ait ... tescil numaralı markanın kullanılmama nedeniyle İPTALİNE, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, karar verilmiştir
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait “...” markasının kullanmama nedeniyle iptaline ilişkin kararın kaldırılmasını talep ettiğini, markanın asıl unsurunun “...” ibaresi olduğunu ve SMK 9/2-a bendi uyarınca bu ibarenin farklı unsurlarla kullanımının markayı kullanma sayılması gerektiğini , bilirkişi raporunda 933 koli ürün satışının tespit edildiğini ve bu rakamın ciddi kullanım teşkil ettiğini, mahkemenin markanın şekerleme ve çikolata gibi emtialarda kullanıldığına dair bilirkişi görüşlerini dikkate almadığını , davacı tarafın Haribo firmasıyla bağını ispatlayamadığını ve davayı ikame etmekte hukuki yararının bulunmadığını , davacının müvekkiline karşı sürekli haksız davalar açarak kötü niyetli hareket ettiğini beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının kullanmadığı markasına ilişkin iptal kararının uygulamasını geciktirmek ve davacıyı zor durumda bırakmak için istinaf başvurusunda bulunduğunu ileri sürerek davalının istinaf talebinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, davalıya ait ... tescil numaralı markanın kullanılmama nedeniyle iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin ... grubuna bağlı şirket olduğunu, “...” ibaresini içeren marka başvurularının davalıya ait marka nedeniyle reddedildiğini, davalının ... tescil numaralı “...” markasının 30. sınıfta 23.09.2009 tarihinde tescil edildiğini, ancak bu markanın tescil edildiği sınıfta ciddi şekilde kullanılmadığını ileri sürerek markanın iptali ve sicilden terkinini talep etmiştir.
Davalı vekili ise, markanın ayırt edici unsurunun değiştirilmeden farklı biçimlerde kullanımının da kullanım sayıldığını, “...” ve “...” ibarelerinin kullanımının markanın kullanımını gösterdiğini, kullanımın tescilden beri devam ettiğini ve davacının hukuki yararının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
25/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda,“...” ibaresinin markanın baskın ve ayırt edici unsuru olduğu, “...” ibaresinin ise tanımlayıcı nitelikte olduğu “...” ibaresinin 28/11/2018 tarihli faturada 260 koli üründe, 4.459 USD, 30/01/2019 tarihli faturada 348 koli üründe, 5.968 USD, 25/04/2019 tarihli faturada 202 koli üründe, 3.199 USD, 22/05/2019 tarihli faturada, 3 koli üründe 47.51 USD, 21/01/2020 tarihli faturada 300 koli üründe 4.431 USD olmak üzere kullanımının tespit edildiği , bu kullanımın sınırlı olduğu, ancak “...” ibaresinin yoğun kullanımının bulunduğu, bu kullanımın markanın ayırt edici karakterini değiştirmeden kullanım sayılması halinde ciddi kullanım kabul edilebileceği, aksi halde markanın 30. sınıf emtialar bakımından ciddi ve kesintisiz kullanımının ispatlanamayacağı belirtilmiştir.
Mahkemece, davalının “...” ibaresini yoğun şekilde kullandığını ancak bu kullanımın davalının “...” ibaresinden oluşan ayrı bir markasının kullanımı olduğu, bu nedenle bu kullanımın davalının “...” ibaresini içeren markanın kullanımı olarak değerlendirilemeyeceği davalının ... tescil numaralı markasını ciddi biçimde kullandığını ispat edemediğigerekçesiyle , davanın kabulüne markanın kullanılmama nedeniyle iptaline karar verilmiştir. Davaclı vekili istinaf talep etmiştir.
Marka sahibinin tescilli markasını fiilen tescil kapsamındaki tüm emtialarda kullanma yükümlülüğü söz konusudur. 6769 sayılı SMK'nın 9. maddesi uyarınca tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği, düzenlenmiş olup, 5 yıllık kullanım süresi dava tarihinden geriye doğru 5 yılı kapsar. Söz konusu yasal düzenlemelerin amacı, markanın işlevine uygun şekilde tescilli olduğu tüm emtialarda kullanılması gerekliliğini sağlamak , marka sicilinin kullanılmayan markalarla işgal edilmesinin, marka ticareti ve stok yapılmasının önüne geçmektir.
Davacının aynı alanda faaliyet gösterdiği, yasada düzenlendiği üzere ilgili kişi sıfatıyla aktif husumete sahip olduğu ve davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu açıktır.
Dosya kapsamına göre, dava konusu ... “...” markasının 30. Sınıfta “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler. Mayalar, kabartma tozları; unlu mamullerin formunu, rengini iyileştirici, bayatlama süresini geciktirici doğal maddeler. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububat (tahıl) ve mamülleri.” emtialarında tescilli olduğu, davalıya ait ... “...” markasının da aynı emtia sınıfında tescilli olduğu ve bu markanın davalının en eski tarihli markası olduğu , ..... harflerle renk, şekil veya kaligrafik unsur içermeden kelime markası olarak tertip edildiği, davalının bu marka tescilinden sonra dava konusu marka dahil tamamı, 13.02.2008 başvuru tarihli olan ve 30. Sınıfta “...”, “...”, “... ...”, “...” ve “...” ibareli markaları tescil ettirdiği marka sicili kayıtlarından anlaşılmaktadır. Anılan markaların her birinde, “...” ibaresinin üst satırda büyük, kalın, yuvarlatılmış yazı karakteriyle konumlandırıldığı, alt satırlarda ise ürün türünü belirten ibarelerin daha küçük puntoda yer aldığı , markalarda..... ......ve ... renkler kullanılarak tertip edildiği tespit edilmiş, davalının ürün türlerine göre ayrı markalar tescil ettirdiği ve bunların ana markası olan ...numaralı “...” markasına göre farklı bir komposizyona sahip olduğu görülmüştür. Yukarıda belirtilen marka tescil sahibinin markasını kullanma yükümlülüğü , eski ve sonraki tarihli tüm markaları yönünden geçerlidir. Dolayısıyla davalının tescilli tüm markalarını kullanma külfeti altında olduğu, aynı emtiaları kapsayacak şekilde sonraki tarihli markaları tescil ettirdiği, bu emtialarda önceki tarihli farklı markasının kullanılmamış olmasının sonraki tarihli dava konusu markanın bu emtialarda kullanımı olarak kabul edilemeyeceği aksine kabulün 5 yıl ciddi kullanılmayan markaların kullanılan tek bir markaya bağlı olarak süresiz kullanmama durumunu beraberinde getireceği ve böylelikle kullanma yükümlülüğüne ilişkin emredici yasal düzenlemelerin işlevsiz kalması sonucunu doğuracağı açıktır.
Mahkemenin, her bir markanın ayrı ayrı kullanılması gerektiğine ilişkin gerekçesi isabetli olmakla birlikte, markanın tümden iptali şeklinde varılan sonucunun eksik incelemeye dayalı olduğu kanaatine varılmıştır. Şöyle ki ; davalı tarafından "..." şeklinde markasal kullanım delili olarak sunulan 28.11.2018, 30.01.2019, 25.04.2019, 22.05.2019 ve 21.01.2020 tarihli faturalar birlikte değerlendirildiğinde, toplamda 1.113 koli ürüne karşılık yaklaşık 18.104 USD tutarında ürün satışının gerçekleştirildiği, bu satışların belirtilen zaman dilimi içinde süreklilik arz ettiği ve sembolik nitelikte olmadığı, “ciddi kullanım” bakımından mutlaka yüksek ciro veya çok geniş pazar payı şartı olmadığı, her somut olayın özelliği ve markanın kullanıldığı ürün çeşidinin niteliğine göre değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu, somut olayda davacının ... esas unsurlu farklı marka ve ürün çeşitlerine sahip olduğu, davalının “...” markasının kola aromalı... (yumuşak şeker) ürününde kullanıldığı ve markanın yüksek hacimli olmasa da süreklilik arz eden kullanımı bulunduğu anlaşılmakla davacının ürün çeşitliliği gözetilerek dava konusu markalı ürünün tüm satışlar içindeki payı dava konusu ürünün yıllık ciro içerisindeki payı gözönüne alınarak pazar payı yaratacak yada pazar payını koruyacak kullanım olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılabilmesi için davalının ticari kayıtları üzerinde dava konusu dönem yönünden inceleme yapılması bakımından ek rapor alınarak hasıl olacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
2- ...... Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ...../10/2023 tarih, 2022/...E. 2023/.... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/05/2026