Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/572 E. 2026/854 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/572
- Karar No
- 2026/854
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/572 - 2026/854 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/572 KARAR NO : 2026/854 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/12/2023 NUMARASI : 2023/10 E. - 2023/460 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 04/12/2023 tarih ve 2023/10 Esas - 2023/460 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı tarafa ait 2021/099659 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna müvekkili tarafından "..." ibareli tescilli markalara dayalı olarak karıştırılma ihtimali ve tanınmışlık gerekçeleriyle itiraz edildiğini, davalı Kurum tarafından müvekkili itirazının reddine karar verildiğini, anılan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu marka başvurusu ile müvekkili markalarının iltibas oluşturabilecek düzeyde benzer bulunduğunu, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, gıda tüketicilerinin işbu davaya konu markayı incelediğinde öncelikli algılayacağı unsurun "..." ibaresi olacağını, davalının markasındaki esaslı nitelikte olmayan farklılıkların, gerek görsel gerekse işitsel unsurlar temelinde markaların ayırt edilebilmesini sağlayacak nitelik ve yeterlilikte olmadığını, müvekkiline ait "..." markasının hem ülkemizde hem de dünya çapında çok uzun bir süreden beri yaygın olarak kullanıldığını ve sektörü dışına taşacak derecede yüksek bir bilinirliğe ulaştığını, davalı markasını taşıyan ürünün, müvekkiline ait zannedilmesinin yüksek bir ihtimal olduğunu, markanın müvekkili markalarının kapsamlarında olan mallarda tescil edilmek istendiğini, davalı markasının müvekkili markalarının serisi zannedileceğini, müvekkilinin "..." markasının çeşitli şirketlerce önüne veya arkasına ayırt ediciliği olmayan çeşitli harfler, semboller veya şekiller eklenerek tescil edilmesi hallerinde mahkemelerin iltibasın mevcut olduğuna hükmettiğini, yine mahkemelerce "..." ibaresinin 05, 29, 30 ve 32. sınıflarda yer alan mal ve hizmetler bakımından tanımlayıcı olmadığı yönünde verdikleri kararların bulunduğunu, davalı şahsın herhangi bir çaba sarf etmeden müvekkilinin tüketicilerde yaratmış olduğu “...” marka imajından haksız bir kazanç elde etmeye çalıştığını, müvekkilinin "..." markasının çok uzun sürelerden beri piyasada olması sebebiyle ayırt edici niteliğinin yükseldiğini ve bahse konu markanın yüksek ayırt edici marka statüsüne ulaştığını, başvurunun kötü niyetli yapıldığını ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-15006 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, "..." ibaresinin İngilizce'de, bedenen ve ruhen sağlıklı, zinde, formda olmak anlamında kullanıldığını, 80'li yıllardan sonra spor, beslenme ve ruh sağlığını önceleyen yaşam biçiminin yaygınlaşmasıyla dilimizde de bu anlamıyla kullanılmaya başlanarak dilimize yerleştiğini, müvekkiline ait "..." markasının ve markanın kullanıldığı hizmetin, bedenen sağlıklı, formda kalmaya yönelik bulunduğunu, çoğunluğu spor/egzersiz hocaları ve diyetisyenler olan uzmanlarla nihai tüketiciyi buluşturan, uygulama üzerinde çalışan bir tür sosyal platform olduğunu, gıda ürünü satmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SM'nın 6/1 maddesi anlamında iltibasın bulunmadığı, yine taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşullarının da oluşmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunun kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, davalı şahsa ait marka başvurusu ile müvekkiline ait markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında benzerlik bulunduğunu, bu nedenle mahkemenin taraf markaları arasında iltibas oluşmadığı yönündeki kararının hukuka aykırı olduğunu, davalıya ait marka ile müvekkili markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, dava konusu marka başvurusunun, müvekkili markaları ile aynı tüketici kitlesine hitap ettiğini ve bu tüketici kitlesinin algılama ve dikkat düzeyinin düşük olduğunu, bu durumun da markaların karıştırılması ihtimalini artırdığını, müvekkili markalarının tanınmışlığı nedeniyle SMK'nın 6/5 maddesi uyarınca da başvurunun tescilinin mümkün olmadığını, başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira başvuru markasının bütünsel bir algı oluşturduğu, vurgunun"..." ibaresi üzerinde toplanmadığı ve "..." ibaresinin öne çıkarılmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2022 tarih ve 2021/1685 E.-2022/6319 K. sayılı ilamında "..." ibaresinin sağlıklı, zinde, formda, uygun vs. anlamlarına geldiğinin ve gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğunun, dolayısıyla koruma düzeyinin de düşük tutulması gerektiğinin belirtildiği, açıklanan nedenlerle dava konusu başvurunun davacının seri markalarından biri olarak algılanmayacağı, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından davacı markalarının tanınmış olmasının dava konusu markanın tesciline engel oluşturmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 304,40-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 24/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.