Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/691 E. 2026/949 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/691
- Karar No
- 2026/949
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/691 - 2026/949 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/691 KARAR NO : 2026/949 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/10/2023 NUMARASI : 2022/527 E. - 2023/277 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03/10/2023 tarih ve 2022/527 Esas - 2023/277 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2013/49254, 2009/60928, 2003/12021, 2011/32755, 2013/49248, 2013/49247 sayılı "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Kuruma başvurduğunu, 2021/15411 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, ret kararının haksız olduğunu, davacı adına tescilli ve itiraza mesnet olarak ileri sürülen markaların esas unsuru “...” iken, davalı adına tescil başvurusuna konu markanın esas unsurunun da “...” şeklinde bulunduğunu, davaya konu marka başvurusunun davacıya ait tanınmış olan “...” markasını birebir içerdiğini, tescil edilmek istendiği sınıf bakımından tanımlayıcı nitelikte olan “...” ibaresinin tali unsur olduğunu, bu halde dava konusu markanın, davacı markalarının esas unsurunu aynen içerdiğini, davaya konu markanın 29, 30 ve 43. sınıfta doğrudan davacı markalarının uzun yıllardır tescilli olduğu ürünler bakımından tescil edilmek istendiğini, "...'' markalarının tanınmış bir marka olup 6769 sayılı SMK m. 6/5 kapsamındaki korumadan yararlanması gerektiğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-13867 sayılı kararının iptaline, dava konusu 2021/15411 başvuru numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu davalı markası kapsamında yer alan 29, 30 ve 43. sınıftaki mal ve hizmetlerin tamamının davacının önceki tarihli ve tescilli markaları kapsamı ile aynı/aynı tür ya da benzer olduğu, davacı yana ait “...” ibaresinin sabit kılmak koşuluyla yarattığı seri marka ailesi ile dava konusu “...” markasının benzer olarak kabul edilebileceği, markalardaki ek sözcük ve şekil unsurlarının bu algıyı ortadan kaldırmayacağı, zira davalı markasında davacı yana ait “...” markasının aynı şekilde ayırt edici unsur olarak yer aldığı, başlangıcında yer alan “...” ibaresinin kavramsal karşılığı sebebiyle markaya belirgin bir ayırt edici nitelik katmayacağı, aksine davacı seri markalarının kompoze edilme şekli göz önüne alındığında bu haliyle davacı markalarının bir serisi, devamı ya da versiyonu olarak algılanması ihtimali olabileceği, dolayısıyla dava konusu markanın işbu davaya konu mal ve hizmetleri yönünden, taraf markaları arasında karıştırılma ve iltibas ihtimali şartlarının oluştuğu, Kanun'un 6/5. maddesindeki koşulların somut olayda meydana gelmediği, davalı şahsın kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK’nun 2022-M-13867 sayılı kararının iptaline, 2021/15411 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, ilk derece mahkemesince dava konusu başvuru ile davacı adına tescilli “...” ibareli markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali olduğu kabul edilmiş ise de bu tespitin haksız ve hukuka aykırı bulunduğunu, mahkeme kabulünün aksine davaya konu edilen marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında benzerlik veya karıştırılma ihtimali bulunmadığını, dava konusu markada bulunan “...” kelimesinin düşük seviyede ayırt ediciliği sahip olduğunu, markalar düşük seviyede ayırt ediciliği olan bir unsuru paylaşıyorsa, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde örtüşmeyen bileşenlerin markaların genel izlenimi üzerindeki etkisine odaklanılacağını, bu kapsamda dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı ve bu durumun markaların karıştırılmasına ya da başvurunun, davacının seri markalarından biri olarak algılanmasına yol açacağı, öte yandan bu ibarenin, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden tanımlayıcı ve tasviri bir yönünün de olmadığı, bu itibarla ayırt ediciliği haiz olduğu, HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf incelemesinin ancak istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılacağı, bu hüküm çerçevesinde her ne kadar marka başvurusuna itiraz aşamasında davalı gerçek kişi tarafından kullanım ispatı talep edilmesine rağmen mahkemece bu yönden bir inceleme yapılmamış ise de davalı Kurumun bu yöne ilişen bir istinaf itirazı ileri sürmemesi ve bu hususun kamu düzenine de aykırılık teşkil etmemesi karşısında ilk derece mahkemesi kararının bu nedenle kaldırılmasının mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı kurum tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalı kurumdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı kurum tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 30/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/05/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.