Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/634 E. 2026/861 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/634
Karar No
2026/861
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/634 - 2026/861 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/634 KARAR NO : 2026/861 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/11/2023 NUMARASI : 2022/436 E. - 2023/447 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20/11/2023 Tarih ve 2022/436 Esas - 2023/447 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı Şirket tarafından 2021/030812 sayılı "..." ibareli marka başvurusunun yapıldığını, müvekkilince adına tescilli "..." ibaresini içerir markalara dayalı olarak bu başvuruya yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, müvekkilinin 1960 yıllından beri gıda sektöründe faaliyet gösteren, İstanbul Sanayi Odası verilerine göre büyük ölçekli sanayi kuruluşları (500 büyük sanayi kuruluşu) arasında yer alan güçlü ve itibarlı bir şirket olduğunu, Amerika, Ortadoğu, Asya, Afrika, Avrupa ve CIS ülkeleri başta olmak üzere 1750'yi aşkın ülkeye ihracat yaptığını, birçok kalite sertifikasına sahip olduğunu, müvekkilinin "... ..." ve "... ..." ibareli markalarını yurt içinde üretim, satış ve pazarlama, yurt dışında ise satış ve pazarlama faaliyetlerinde yaygın olarak kullandığını, taraf markalarının sınıflarının da aynı olduğunu, davalının "..." ibareli markasının 29, 30, 31, 32 ve 35. sınıflarda tescili için başvuruda bulunduğunu, müvekkili markalarının ilk tescilinin çok eski yıllarda gerçekleştiğini, sektörde önemli bir tanınırlığa ulaştığını, müvekkilinin markaları ile davalı tarafın "..." ibareli markası arasında 6796 sayılı SMK hükümleri çerçevesinde mutlak ve nisbi red nedenlerinin mevcut olmasına rağmen YİDK tarafından itirazlarının reddine karar verilmesinin usule, yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu marka ile müvekkili markaları arasında işitsellik, görsellik ve biçimsellik gibi kavramlar temel alınarak yapılacak bir karşılaştırmada benzerlik bulunduğunu, dolayısıyla yanıltıcı düzeyde benzerlikten söz edilebileceğini, birbirleriyle bütünüyle karıştırılma olasılığının bulunduğunu, davalının "..." markası adı altında hiçbir kullanımı ya da haklı sebebe dayalı tescil hakkının söz konusu olmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-11817 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, davacı tarafa ait markalar ile müvekkili markası arasında bir ayniyet ya da ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadığını, müvekkiline ait "..." ibareli markanın 2009 yılından bu yana tescilli olduğunu, müvekkilinin markasının davacıya ait markalardan da daha önceki tarihte tescil edildiğini, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığını, başvurunun esaslı unsurunun "..." ibaresi olduğunu, davacı markalarının asli unsurlarının ise "..." ve "..." ibarelerinden oluştuğunu, markaların son derece farklı olduğunu ve aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "Şekil+... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... ... ... " ve "... ..." ibareli tescilli markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı, aynı nedenle SMK'nın 6/5 maddesinde öngörülen koşulların da oluşmadığı, başvurunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu "..." markası ile müvekkili adına tescilli markalar arasında işitsel ve görsel bakımdan benzerlik bulunduğunu, dolayısıyla yanıltıcı düzeyde benzerlikten söz edilebileceğini, markalar arasında bütünsel olarak karıştırılma olasılığının bulunduğunu, bu iki markanın birbiriyle ticari bir bağı olduğu kanaatinin doğacağını, müvekkili adına uzun yıllardan tescilli markalar ile dava konusu başvurunun kapsamları yönünden de benzer olduğunu, bu hususu mahkemece dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda yer verilen kısmi kullanıma ilişkin tespitlerin gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "... ...", "... ... ..." ve "... ... ..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinin, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin zayıf olduğu ve bu ibare nedeniyle taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali doğacağının söylenemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 304,40-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/634, K. 2026/861, T. 24.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-634-e-2026-861-k-5bba31ddeaf6