Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/542 E. 2026/1567 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/542
- Karar No
- 2026/1567
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/542 KARAR NO : 2026/1567
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11.01.2024 NUMARASI : 2023/304 E. - 2024/29 K. BİRLEŞEN MUĞLA 1.ATM'NİN 2023/463 E.SAYILI DOSYASINDA; DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 08.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 08.10.2026
Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.01.2024 tarih 2023/304 E. - 2024/29 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi birleşen davada davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : ASIL DAVA : Davacı vekili, 14.03.2015 tarihinde, müvekkili şirketin ZMMS sigortacısı olduğu.... plakalı araç ile davalı şirketin ZMMS sigortacısı olduğu ... plakalı aracın çarpıştıklarını, kaza neticesinde müvekkilinin sigortaladığı ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan ...'ın yaralandığını, kaza tespit tutanağında müvekkili şirket tarafından sigortalanan .... plakalı araç sürücüsü dava dışı ...'ın kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ... tarafından müvekkili şirkete başvurulması üzerine Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden alınan 04.11.2016 tarihli engelli sağlık kurulu raporuna göre şahsın %5 çalışma gücü kaybına uğradığının belirlendiğini, müvekkili tarafından ...'a 20.12.2016 tarihinde 12.200,00 TL ödeme yapıldığını, ancak Dokuz Eylül Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 07.08.2017 tarihli adli bilirkişi kurulu raporunda şahsın sürekli iş göremezlik oranının %31,2 olarak tespit edildiğini, bu sebeple müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğu iddiasıyla zararın tazmininin talep edildiğini, ancak müvekkili şirket tarafından alınan bilimsel görüşe göre bu oranın yüksek olduğunun belirlendiğini, müvekkili şirket tarafından %15 çalışma gücü kaybı oranı nazara alınarak daha önce yapılan 12.200,00 TL ödemenin rapor tarihi itibariyle güncellenmiş hali nazara alınarak zarar gören şahısta 31.048,91 TL zararın meydana geldiğinin tespit edildiğini ve bu tutarın 17.01.2018 tarihinde ödendiğini, zarar gören şahıs tarafından yapılan ödemelerin maddi zararı karşılamadığı, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"ne göre çalışma gücü oranının belirlenmesinin talep edildiğini, tıbbi mütalaa uyarınca bu kez %26 maluliyet oranı nazara alınarak yapılan hesaplama neticesinde 53.490,89 TL zararın meydana geldiğinin tespit edildiğini, 23.03.2018 tarihinde 53.491,00 TL daha ödeme yapıldığını, aynı kazada yaralanan dava dışı... tarafından müvekkili şirket aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti'ne müracaat edildiğini, talebin kabulü ile hak sahibine tazminat ödenmesine karar verildiğini, bu karara karşı itirazlarının İtiraz Hakem Heyeti tarafından reddedildiğini, temyiz yoluna gidilmesi üzerine Yargıtay 17. HD 2020/9202 E. 2021/66 K. sayılı kararı ile kusur durumunun netleştirilmesi içen bozulmasına karar verildiğini, bozma ilamı uyarınca İtiraz Hakem Heyeti tarafından alınan 28.05.2021 tarihli kusur raporunda, davalı şirketin sigortalısı olan .... plakalı araç sürücüsü dava dışı ....’ın, kazanın meydana gelmesinde %50 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin sigortalısı olan .... plakalı araç sürücüsü dava dışı....’ın %30 oranında, kazada yaralanan ....’ın ise %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirketin sigortalısının %30 kusur oranı ile sorumlu olduğunu, sorumluluğunu aşan miktarda tazminat ödemesi yaptığını, sigortalının tam kusurlu olduğu zannı ile ödenen toplam 96.740,00 TL tazminatın %70 kusur oranı nazara alınarak hesaplanan 67.718,00 TL'sinin rücuen tahsili için İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü’nün 2023/345 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını iddia ederek, itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. ASIL DAVAYA CEVAP: Davalı .... A.Ş. vekili, dava şartı eksikliği, husumet, hak düşürücü süre nedenleriyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, sigortalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, geçici iş göremezlik talebinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, maluliyet ve kusur oranlarının ATK'dan alınacak raporlarla tespit edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili, asıl davanın konusunu oluşturan trafik kazasında yaralanan davalı ...'nın emniyet kemerinin takılı olmadığını, müterafik kusurunun bulunduğunu, müvekkili şirketin sigortalısı olan .... plakalı araç sürücüsünün %30 oranında tespit edilen kusur oranı ile sorumlu olduğunu, sorumluluğunu aşan miktarda tazminat ödemesi yapıldığını, davalının müterafik kusuruna göre 19.348,00 TL fazla ödeme tutarının tahsili amacıyla davalı borçlu aleyhine Muğla 1. İcra Müdürlüğü'nün 2022/84 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını iddia ederek, itirazın kısmen iptali ile, 2.440,00 TL'nin 20.12.2016 tarihinden, 6.209,80 TL'nin 17.01.2018 tarihinden, 10.698,20 TL'nin 23.03.2018 tarihinden başlayarak tahsile kadar işleyecek T. Merkez Bankası’nın kısa vadeli krediler için öngördüğü avans faizi ile birlikte toplam 19.348,00 TL yönünden takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP: Davalı .... .vekili, asıl davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin 02.01.2024 tarihli beyan dilekçesinde müvekkili şirket alacağının davalı ..... A.Ş. tarafından kabul edildiğini ve icra dosyalarına vaki rücu alacağının haricen ödendiğini, asıl ve birleşen davaların konusuz kaldığını beyan ederek, taraflar aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini talep ettiği; birleşen dosyada davalı vekilinin 11.01.2024 tarihli duruşmada vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin devam ettiğini, davacı ile diğer davalı arasında yapılan protokol hakkında bilgilerinin bulunmadığını beyan ettiği, borcun takipten sonra haricen ödendiği, davanın açılmasına davalı taraf sebebiyet verdiğinden arabuluculuk giderinin davalıya yüklendiği, birleşen davanın konusunun davalının müterafik kusuru nedeniyle fazla yapılan ödemenin tahsili amaçlı başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, kazada davalı ....'nın kaza yapan araçta yolcu olduğu, aracın kamyonet olduğu ve ruhsat bilgilerinde 3 kişilik olduğu, ancak davalı ve beraberindekiler ile toplam 5 kişinin araçta bulunduğu, araçta istiap haddinin aşıldığı, koltuk sayısından fazla kişiyle yolculuk yapıldığı, zararın meydana gelmesinde davalının müterafik kusurunun bulunduğu, birleşen davada arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşmaya yanaşmayan davalı tarafın davanın açılmasına sebebiyet verdiği, birleşen dosyada davalı vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği sonucuna varılarak asıl ve birleşen davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davada arabuluculuk ücreti olan 1.560,00 TL'nin davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına karar verilmiştir. Karara karşı ... tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Birleşen davada davalı ... vekili, 6100 sayılı HMK'nın "Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri" başlıklı 331/1. maddesi ve 21.09.2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulhte ücret" başlıklı 6. maddesi gereğince karar verilmesine yer olmadığına dair karar verileceği durumlarda tarafların haklılık durumlarına göre yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiğini, somut olayda müvekkili ... lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, aleyhine ise arabuluculuk ücretine hükmedildiğini, 26.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda "...Araçta fazla yolcu bulunması ve yolcuların emniyet kemerinin takılı olmamasının olayın oluşumuna etkisi bulunmadığı ve yolcuların olayın oluşumunda kusursuz oldukları..." "..Davacı şirkete sigortalı araçta bulunan yolcuların olayda kusursuz bulundukları..." belirtildiğini, bilirkişi raporunda dahi müvekkilinin kusursuz olduğu ve eldeki davanın açılmasına sebebiyet vermediğinin tespit edilmiş olduğunu, müvekkili lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi, aleyhine ise arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Asıl ve birleşen dava, davacı şirketin ZMMS poliçesi kapsamında yapılan fazla ödemenin tahsili amacıyla başlatılan icra takiplerine itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. HMK'nın 331/1. maddesi gereğince davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin takdir edilecek olmasına, dava tarihi itibariyle asıl ve birleşen davalarda davacı şirket tarafından dava açılması haklı olup, davanın açılmasına asıl ve birleşen davalarda davalıların neden olduğunun anlaşılmasına, her ne kadar kaza tespit tutanağında birleşen davada davalı ...'ın emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olduğuna dair seçeneğin işaretlendiği anlaşılmakta ise de, ilk derece mahkemesince, kamyonet niteliğindeki araçta 5 kişinin yolculuk etmesi nedeniyle davalı ...'ın emniyet kemerinin takılı olmadığı yönündeki tespitin yerinde görülmesine, bu nedenle davacı sigorta şirketi tarafından müterafik kusur indirimi yapılmaksızın fazla ödeme yapılmış olduğu gerekçesiyle birleşen davanın açılmasında davacının haklı olduğunun, yargılama sırasında asıl davanın davalısı tarafından yapılan ödeme nedeniyle davanın konusuz kaldığının anlaşılmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Birleşen davada davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Birleşen davada davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın birleşen davada davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle birleşen davada davalı ... tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 08.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.