Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/442 E. 2026/585 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/442
Karar No
2026/585
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/442 Esas

KARAR NO: 2026/585

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 21/11/2023

NUMARASI: 2022/52 E. - 2023/237 K.

DAVANIN KONUSU: Marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/04/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ... tescil no’lu ... + şekil, ...tescil no’lu ... + şekil ve ...tescil no’lu ... ... + şekil markalarının birlikte sahibi olduğunu; müvekkilleri adına ayrıca ... no’lu ... ... + şekil, ... no’lu ...info ve ... no’lu ... ... ... + şekil markalarının da TPMK nezdinde 5. sınıfta tescilli olduğunu; bahsi geçen markaların müvekkillerince uzun yıllardır yoğun bir şekilde kullanılmakta olduğunu ve bu suretle tanınırlık kazandığını; müvekkillerinin 2019 yılında davalılardan ...’nın sahibi olan ...’in üzerinde tescilli seri markalarının esas unsurunu oluşturan “...”ibaresine yer verdiği ürünleri ürettirerek satışa sunduğunu öğrendiğini, bunun üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduklarını; yapılan soruşturma neticesinde davalı şirket yetkilisi ...hakkında kamu davası açıldığını, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda sanığın kullanımının müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespit edildiğini, Mahkemece de rapor doğrultusunda sanığın mahkumiyetine karar verildiğini; davalılar ... ve sahibinin en azından bilirkişi raporunun verildiği tarihte ve ceza mahkemesince verilen karar ile eylemlerinin markaya tecavüz suçu oluşturduğunu bilmelerine rağmen hukuka aykırı kullanımlarına son vermediklerini; müvekkillerinin, bir süre önce kendi ürünlerinin fason imalatını yapan diğer davalı .... Şti.’nin showroom dolaplarında, depolarında, kimyager, muhasebeci ve şirket müdürünün odasında üzerinde “... ... ...” ibareli ürünlerini gördüğünü; davalıların hiçbir hak ve yetkileri bulunmamasına rağmen müvekkillerinin markasını ürünler üzerinde kullanmaya, bu ürünleri üretip, pazarlamaya devam ettiğini, bu suretle de müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiklerini; müvekkillerinin markalarının 5. sınıfta tescilli olduğunu, ... ... + şekil markasının aynı zamanda 35. sınıfta da tescilli olduğunu; müvekkillerinin bu markalar ile uzun yıllardır gıda takviyesi ürünlerini üretip pazarladığını; davalılardan ...şirketi ve sahibinin, marka üzerinde hiçbir hakkı bulunmadığı halde, müvekkillerinin uzun yıllardır harcadığı çaba ve yaptığı masraf neticesinde tanınırlık kazandırdığı “...” markasından haksız olarak yarar sağlamak istediğini, Ceza Mahkemesince verilen mahkumiyet kararına rağmen markayı kullanmaya devam ettiğini; diğer davalı ...’nun da ürünlerde kullanılan markanın bir başkasına ait olduğunu bilmesine rağmen faaliyetlerine devam ettiğini belirterek marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespitine, men’i ve ref’i ile maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı...vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin yabancı uyruklu olduğunu, Bakırköy Başsavcılığında alınan ifadesinde kendi söylediklerinin net olarak yazılmadığını; müvekkilinin davaya konu ürünü ürettiğini ve pazarladığını kabul etmediğini; ...'nin kelime anlamı olarak canlılık anlamına geldiğini ve dünyaca tanınmış bir marka olmaması nedeni ile yabancı uyruklu olan müvekkilinin bilmesinin mümkün olmadığını; kelime olarak canlılık anlamı taşıması nedeni ile kelime anlamına uyarlanacak şekilde vitamin şeklinde üretebildiğini; müvekkilinin ilaçlarını ürettiği, satışa arz ettiği, pazarladığı vs. ile ilgili davacı tarafın elinde delil bulunmamasına rağmen müvekkilini zan altında bırakarak şikayet ettiğini; müvekkil açısından illiyet bağı bulunmadığını ve sadece kendisinin sahip olduğu şirketin davaya taraf olarak gösterilmesi gerekirken müvekkilinin taraf gösterildiğini; davacıların ek olarak göstermiş oldukları ürünlerin 2019 yılında söz konusu Bakırköy Başsavcılığı’na sunulan görsel olduğunu ve bu görselin müvekkili ile ilgisi bulunmadığını; kaldı ki Pharma Rossa'nın kendi vitrininde bulundurduğunu beyan etmiş olsa da burada müvekkilinin kimin ne ürettiğinden veya vitrininde neyi sergilediğini bilebilecek durumda olmadığını; müvekkilinin kendisinde ve şirketinde davacılara ait herhangi bir markaya ait bir ürün bulunmadığını; müvekkiline ait olan internet sitesinde davacıya ait marka ihlali oluşturacak bir ürün bulunmadığını; Pharmarossa'nın ürünün kendisine ait olduğunu, istediği gibi ürünü satabileceğini, kimsenin kendisine karışamayacağını beyan etmiş olsa da bu durumu müvekkilinin bilme durumu bulunmadığını; müvekkili ve şirketinin yapmış olduğu bir işbulunmadığını ve bu işten kazancının da bulunmadığını; davalı Phamarossa ile davacı arasında geçmişe dayalı bir ticaret olmasına rağmen müvekkilinin davacı tarafı tanımadığını; müvekkiline bu davanın açılmasının sebebi her ne kadar ceza yargılaması olmuş olsa da müvekkilinin ceza yemesinin tek sebebinin doğru bir çeviri yapılmadan ifadesinin alınması olduğunu; ... tescil numaralı marka tescil kaydının TPMK'dan istenilmesi üzerine gelen cevapta, müvekkilinin hukuka aykırı bir üretim yapmadığını belirtmekle birlikte ... isimli markanın müvekkiline ait olduğu tespit edildiğini; tespit edilen kutularda da müvekkilinin markasının yazdığını; söz konusu durumun bir ihlal oluşturmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ... .... Şti. beyan dilekçesinde özetle; davacı şirket ile müvekkili arasında fason üretim ve dolum adına bir çok ticari faaliyet gerçekleşmiş olduğunu; müvekkil şirketin ''fason dolum'' ve '''fason üretim'' alanında faaliyet gösterdiğini; müvekkili şirketin de tescilli markaları bulunup yalnızca kendilerine ait ürünlerin satış ve pazarlamasını gerçekleştirdiğini; müvekkili şirketin diğer davalıların ürünlerinin satışını veyahut pazarlamasını yapmadığını; işbu davada müvekkilinin de taraf olarak gösterilmesinin tek sebebinin davacı ile müvekkilinin arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı para uyuşmazlığının bulunması olduğunu; müvekkil şirketin ''fason dolum'' ve ''fason üretim'' işi ile iştigal ettiğini, bu kapsamda müvekkil şirketin müşterilerine talep doğrultusunda üretim, dolum, paketleme gibi işlemleri yerine getirdiğini; müvekkil şirketin diğer davalılar olan...ve ....... Şti. ile de 2019-2020 tarihleri arasında ticari faaliyeti olduğunu; anılan davalıların müvekkili şirkete üretim ve paketleme işlemi yaptırdığını; davalı ...ile müvekkili şirketin 2019- 2020 tarihinde fason üretim sözleşmesi çerçevesinde işlem gerçekleştirmiş olup davacı ...ile yaptıkları fason üretim sözleşmesinin yeni ve yakın tarihe dayandığını; müvekkilinin herhangi bir marka tecavüzü olup olmadığı, davalı tarafın mı davacının markasına tecavüz ettiğini veyahut davacının mı davalının marka hakkına tecavüz ettiğini bilebilecek durumda olmadığını; müvekkili şirketin davalı taraf ile üretim yaptığı yıl 2019-2020 yılı olup hali hazırda belirtilen ürünlerin müvekkili şirket tarafından üretimi yapılmadığını; müvekkil şirkete konu ile ilgili icra memuru ve marka vekili eşliğinde gidildiğini, müvekkil şirketin anılan ihlal durumu ile ilgili ihtilaftan bu şekilde haberi olduğunu; müvekkil şirketin taraf sıfatı bulunmadığını; müvekkili şirketin her iki şirketle üretim faaliyeti yapmış olduğu tarihler nazara alındığında müvekkili şirket açısından ürünler arasındaki benzerlik fark edilseydi dahi bu hususta davacının değil davalının marka hakkına ihlal olduğu zannına kapılması sonucunu doğuracağını belirterek davanın taraf sıfatı yokluğu nedeni ile usulden reddini, aksi halde esastan reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2022/52 esas, 2023/237 karar sayılı, 21/11/2023 tarihli kararı ile; "Davacı adına tescilli "..." asli unsurlu markaların seri marka olarak ... ibaresinin önüne, arkasına ek almak suretiyle seri markalar oluşturulduğu, bu markaların 5. Sınıftaki mal ve hizmetler yönünden tescilli oldukları, davalı davalı ... .... Şti. adına ... tescil numaralı ...+şekil markasının 3 ve 5. sınıflarda tescilli markasının bulunduğu, davacı ve davalı tarafa ait markaların insan ve hayvan sağlığına ilişkin reçeteye tabi olmayan takviye ürünlerin imal edilip pazarlanması faaliyetinde bulundukları, ... kelimesinin latince ...ve ...kelimesinin ise ingilizce saf/has/tertemiz/katkısız anlamını taşıdığı, bu iki kelimenin birleşimi ile davacı markasının ana unsurunun oluşturulduğu, TPMK kayıtlarında göre yine tarafların marka tescilleri ve kullanımları dışında farklı sınıflarda ... ... ...ve ... isimli 2011 tarihli tescilli marklar olduğu dikkate alındığında temiz hayat şeklindeki kullanımın ayırt ediciliği zayıf olduğu ve zayıf marka olarak nitelendirilmesinin mümkün olduğu, bu zayıf ibarenin davalı taraf adına tescilli ...+ŞEKİL markasının ... vatimins ... şeklinde ekleme yapılmak suretiyle kullanıldığı, bu haliyle marka hakkına tecavüzün oluşmayacağı kabul edilmiş ve davalı ... .... Şti. Yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Diğer davalılar yönünden marka hakkına tecavüz talepleri incelenmiş, davacı ile davalı ... ... Limited Şirketi ile arasında fason üretim sözleşmesi bulunduğu, davalı şirketin ticari kayıtlarında yapılan incelemede, davacı şirket dışında herhangi kişi ya da şirkete üretim yapıldığı ya da dava konusu ürünün satış ve pazarlamasına aracılık edildiği yönünde bir delil dosyaya sunulmadığından bu davalı yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... aleyhine dava ikame edilmiş ise de, marka hakkına tecavüz oluştuğu iddia edilen ürünün davalı ... .... Şti.' nin hükmi şahsiyeti altında ürünün üretildiği sorumluluğun bulunması halinde şirkete ait olacağı dikkate alındığında ve yine şirket ortağı ve temsilcisi olan ...' in marka hakkına tecavüz oluşturacak şekilde bir imalat ya da satışının olduğu ispat edilemediğinden bu davalı yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiş ve davanın REDDİNE" karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin "..." ibaresini zayıf marka olarak kabul edip davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıların tescilli markayı hiçbir değişiklik yapmadan aynen ve müstakil olarak kullandığı, söz konusu ibarenin 5. sınıf ürünler bakımından tanımlayıcı olmadığını, aksine ayırt edici niteliği yüksek güçlü bir marka olduğunu, nitekim 23.10.2023 tarihli bilirkişi raporunun da bu tespitin desteklendiğini, davalı tarafın "zayıf marka" savunmasını dahi ileri sürmediğini, mahkemenin re'sen bu yönde hüküm kurmasının hatalı olduğunu, kaldı ki zayıf markaların dahi Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) kapsamında koruma altında olduğunu ve Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, davalıların "..." markasının üzerini etiketle kapatarak veya bu ibareden bağımsız şekilde "..." adını kullanarak müvekkillerinin marka hakkına tecavüz ettiğini, ürünlerin yanına eklenen "vitamins ..." gibi ibarelerin ürünün cinsi olması sebebiyle ayırt edicilik katmadığını, dosyaya sunulan iki ayrı bilirkişi raporunda da iltibas tehlikesinin açıkça tespit edildiğini, mahkemenin bu raporların aksine karar vererek müvekkillerin haklarını ihlal ettiğini ve usul ekonomisine aykırı davrandığını, davalı...hakkında daha önce aynı eylem nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma neticesinde ceza mahkûmiyeti verildiği, davalıların markanın müvekkillerine ait olduğunu ve eylemlerinin suç teşkil ettiğini bilmelerine rağmen hukuka aykırı kullanıma devam ettiklerini, bu durumun açık bir şekilde kötü niyet göstergesi olduğunu, davalı ... yönünden davanın reddi gerekçesine itiraz ettiklerini, söz konusu davalının fason üretici olduğunun iş yeri incelemesi, çalışan beyanları ve kendi vekilinin ikrarı ile sabit olduğunu, bilirkişinin sadece "..." ibareli faturaları inceleyerek üretim ilişkisi kuramamasının hatalı olduğunu, davalının üretimleri "..." markası altında yaptığını, ancak markanın müvekkiline ait olduğunu bilmesine rağmen üretime devam ederek müşterek sorumlu hale geldiğini, mahkeme kararının dosyadaki somut delillerle, bilirkişi raporlarıyla ve yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla çeliştiğini, davalıların marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinin sübut bulduğu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulü ile davalıların marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitine, men’ine ve ref’ine, “...” ibaresini tek başına yahut tali unsurlar ile birlikte taşıyan ürünleri üretmelerinin, ürettirmelerinin, satmalarının, sağlamalarının, bulundurmalarının, satışa arz etmek üzere depolamalarının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanmalarının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımını yapmalarının önlenmesine, davalılara ait “... ... ...” ile, var ise “...” ibaresini taşıyan başkaca ürünlerin, ambalajların, ilan, reklam, broşür, afiş, tabela ve sair her türlü tanıtım malzemesinin, basılı evrakların, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakın hükmün kesinleşmesinden sonra imha edilmesine, toplanan ürünlerin üzerinden “...” ibaresinin silinmesi mümkün ise silinmesine, mümkün değil ise ürünlerin de imha edilmesine, fazlaya ilişkin haklarrını saklı kalmak kaydı ile 60.000,00 TL. manevi tazminatın, caydırıcılık unsuru da gözetilerek herhangi bir kesinti yapılmaksızın, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesine, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkillere ödenmesine, hükmün kesinleşmesini müteakip masrafı davalılardan alınarak tirajı en yüksek üç gazetede ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davalı ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; istinaf talebinde bulunan davacını herhangi bir malının müvekkili tarafından üretilmediğini, pazarlanmadığını veya satılmadığını, böyle bir bir durum söz konusu olmadığını, davacıların müvekkiline iftira atarak delil oluşturma gayesi ile hareket ettiğini, mahkeme "..." adlı markanın müvekkiline ait olduğunu gerekçe olarak göstermesine rağmen davacı taraf başka konulara cevap verdiğini, mahkeme zayıf tescil markalarını yok saymadığını, davacı tarafın iddia ettiği markanın ihlal edildiğini kanıtlayacak delillerin olmadığını, davacılara ait herhangi bir mal ile müvekkilinin ilgisi bulunmadığından davacının haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davacının istinaf isteminin reddini talep etmiştir.

Davalı .... Şti. vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının asılsız olduğunu, somut olaydaki uyuşmazlıkta davalı müvekkili açısından davanın reddinin markanın zayıf olması / olmaması ile ilgili olmadığını, davacının davasını ispatlayamadığını, mahkemede görülen yargılamada, dava dilekçesi ve tensip zaptı, davalı müvekkili şirketin ...hesabına tebliğ edildiğini, anılan dönemde müvekkili şirketin ...hesabından haberdar olmaması, tebligatı öğrendiğinde ise şirket yetkilisinin COVID temaslı olup taraflarına bilgi ve belgeleri ibraz edememesi nedeniyle ''Eski Hale İade'' talebi ile birlikte cevap dilekçesi ibraz ettiklerini, eski hale iade başvurularının reddedildiğini, davalıların eylemlerinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu / oluşturmadığını tespit etmek bilirkişinin değil mahkemenin görevi olduğunu mahkemece verilen red kararının usul ve yasaya uygun olduğundan kararın onanmasını, ayrıca davacının HMK m. 351 atfı ile HMK m. 329. hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacılar vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.

Dosyanın tetkikinde; ... tescil numaralı, ...tescil numaralı, ... tescil numaralı ... tescil numaralı "..." esas unsurlu markaların davacılar adına tescilli olduğu, 2019/61633 tescil numaralı "..." ibareli markanın davalı ... adına tescilli olduğu, davalı ...'in davalı şirketin yetkilisi olduğu, diğer davalı şirket .... Şti. 'nin tecavüz teşkil eden ürünlerin fason üretimini gerçekleştirdiğinin iddia edildiği taraf markalarının 5. sınıfta tescilli oldukları, davalı ...şirketi tarafından satışa sunulan ürünlerde ''... ...'' ile ''...'' ibarelerinin markasal olarak kullanıldığının teknik inceleme neticesinde belirlendiği, fiili kullanımlarda ''...'' kelimesinin renk ve punto olarak diğer kelimelere nazaran ön plana çıkarıldığı anlaşılmıştır.

İlk derece mahkemesi tarafından ''...'' kelimesinin Latince ...ve ''...'' kelimesinin ise İngilizce saf/has/tertemiz/katkısız anlamını taşıdığı, bu iki kelimenin birleşimi ile davacı markasının ana unsurunun oluşturulduğu, temiz hayat şeklindeki kullanımın ayırt ediciliğinin zayıf olduğu ve zayıf marka olarak nitelendirilmesinin mümkün olduğu, bu zayıf ibarenin davalı taraf adına tescilli ...+ŞEKİL markasının ... vitamins ... şeklinde ekleme yapılmak suretiyle kullanıldığı, bu haliyle marka hakkına tecavüzün oluşmayacağı kabul edilmiş ise de ''...'' ibaresinin markaların hitap ettiği ortalama tüketici açısından doğrudan yaygın bir kullanımının bulunmadığı, Latince ve İngilizce kelimelerin bir araya gelmesi ile dilimize temiz hayat şeklinde çevrilmesinin zihinsel bir çaba gerektirdiği, davacıların markalarının tescilli oldukları mal ve hizmetler için doğrudan tanımlayıcı olmadığı, bu nedenle davacıların markasının zayıf marka olarak nitelendirilemeyeceği anlaşılmıştır. Davalı ...şirketi tarafından satışa sunulan ürünlerde tescilli ''...'' markası ile birlikte ''...'' ile ''...'' ibarelerinin markasal olarak kullanıldığı, ayrıca markasal kullanımında davacıların tescilli markasındaki ''...'' kelimesinin renk ve punto olarak diğer kelimelere nazaran baskın şekilde ön plana çıkarıldığı ve aynı sınıfta (5. sınıf) kullanıldığı, böylece aynı ortalama tüketici kesimine hitap ettikleri, markaların aynı işletmeye ait markalar olarak algılanabileceği, bu nedenle karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenlerle mevcut delil durumuna uygun tespitler içeren bilirkişi raporlarının aksine dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile marka hakkına tecavüzün oluşmadığı tespitine varılması kanuna aykırı bulunmuştur. Ayrıca davalı şirket yetkilisi yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de 6102 sayılı TTK'nın 234. maddesi; ''(1) Şirketi temsil yetkisini haiz olan kimseler tarafından, açık veya zımni olarak şirket adına yapılmış olan işlemlerden dolayı, şirket alacaklı ve borçlu olur. (2) Bir ortağın şirkete ait görevlerini yerine getirirken işlediği haksız fiillerden şirket de doğrudan doğruya sorumludur.'' şeklinde düzenlenmiş olup tüzel kişinin iradesi organları aracılığıyla açıklandığından şirket yetkilisi olan davalı gerçek kişinin hukuki durumunun kanuna uygun şekilde değerlendirilmemesi isabetsiz bulunmuştur.

İlk derece mahkemesi tarafından davalı .... Şti. yönünden davacı şirket dışında herhangi kişi ya da şirkete üretim yapıldığı ya da dava konusu ürünün satış ve pazarlamasına aracılık edildiği yönünde bir delil dosyaya sunulmadığından işbu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de davacılar vekilinin istinaf sebebi yaptığı üzere, davalı .... Şti. vekilinin 25.05.2022 tarihli beyan dilekçesi içeriğinde, davalı ...şirketi ile 2019- 2020 yılları arasında fason üretim sözleşmesi çerçevesinde hukuki ilişkinin kurulduğu, davacı ...şirketi ile 2021-2022 yılları arasında fason üretim sözleşme ilişkisi bulunduğunun ifade edildiği görülmüştür. Ayrıca davalı iş yerinde icra memuru eşliğinde düzenlenen itiraza uğramayan 28.03.2022 tarihli tutanakta; ''1 adet şahit numune bulunduğu, bu şahit numunenin Tarım Bakanlığı denetimleri için bulundurulduğu, bahsi geçen ürünün tutanak tarihinden itibaren karantina altına alınacağının '' beyan edildiği görülmüştür. Bu itibarla bilirkişi incelemesi kapsamında yalnızca tescilli davacı markası yönünden faturalara ulaşıldığı gerekçesi ile tazminat hesabının yapılamadığı görülmüş ise de ulaşılan sonucun davalı ...şirketine fason üretim yaptığını kabul eden davalı şirketin beyanları ile örtüşmediği anlaşılmıştır. Bu itibarla yapılması gereken; davalı şirketlerin ticari defterleri üzerinde mâli bilirkişiye yetki verilerek davalı ...şirketinin ''...'' markası ile birlikte ''...'' ile ''...'' ibarelerini içerir ürünleri ile fason üretim ilişkisi kapsamındaki anılı ürünlerin ticari defterler ve faturalar üzerinde kayıtlı olan belgelerinin incelenmesi sağlandıktan sonra SMK'nın 151/2-b maddesi gereğince talep edilmesi mümkün maddi tazminat miktarının belirlenmesinden sonra hukuka uygun karar verilmesinden ibarettir. Tüm bu nedenlerle istinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemizin kararında açıklandığı şekilde inceleme yapılması için mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Davacılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;

2- İstanbul Anadolu .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../11/2023 tarih, 2022/.. E. 2023/.K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,

5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/442, K. 2026/585, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-442-e-2026-585-k-31de340cb570